PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Haber


Sayfa : [1] 2

mavituna
31-08-2009, 21:21
Dış ticaret açığı 3.4 milyar dolar

Temmuz'da dış ticaret açığı %57.3 azalarak 3 milyar 398 milyon dolar oldu. Türkiye İstatistik Kurumu ve Gümrük Müsteşarlığı işbirliği ile oluşturulan geçici dış ticaret verilerine göre; 2009 yılı Temmuz ayında, 2008 yılının aynı ayına göre ihracat %28,3 azalarak 9.034 milyon dolar, ithalat %39,5 azalarak 12.431 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Aynı dönemde dış ticaret açığı %57,3 azalarak 7.962 milyon dolardan, 3.398 milyon dolara gerilemiştir. 2008 Temmuz ayında %61,3 olan ihracatın ithalatı karşılama oranı, 2009 Temmuz ayında %72,7'ye yükselmiştir. AB'ye ihracat %29,2 azaldı 2008 Temmuz ayında %48,5 olan Avrupa Birliği'nin (AB) ihracattaki payı 2009 Temmuz ayında %47,8'e gerilemiştir. AB'ye yapılan ihracat, 2008 yılının aynı ayına göre %29,2 azalarak 4.320 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. 2009 Temmuz ayında en fazla ihracat yapılan ülke Almanya olmuştur. Bu ülkeye yapılan ihracat 2008 Temmuz ayına göre %30,9 azalarak 851 milyon dolar olurken, Almanya'yı sırasıyla Fransa (626 milyon dolar), İngiltere (626 milyon dolar) ve İtalya (534 milyon dolar) takip etmiştir. İthalatta ise Rusya Federasyonu ilk sırada yer almıştır. Bu ülkeden yapılan ithalat %48,6 azalarak 1.618 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Rusya'yı sırasıyla Almanya (1.215 milyon dolar), Çin (1.028 milyon dolar) ve İtalya (741 milyon dolar) izlemiştir.

mavituna
31-08-2009, 22:13
İMKB-100 günü 1,009 puanlık ve %2.12 oranında değer kaybıyla 46,551 seviyesinden tamamladı. Endeks gün sonunda en düşük 46,308 puan seviyesini test etti. Gün sonunda gerçekleşen işlem hacmi 1,971 milyon TL oldu.

Teknik olarak destekler 46,500, 46,450 ve 45,600 dirençler ise 47,350, 48,100, 48,950 olarak izlenebilir. 46,500 seviyesinin aşağı yönlü kırılması durumunda, endeks 46,450 destek seviyesi altına geri çekilebilir. Yukarı yönlü hareketlerde endeks 47,350-48,100 bandında seyredebilir.Dolar 1,4990-1,5000 TL bandında işlem görüyor. Uluslararası piyasada euro/dolar paritesi 1,4334 sent seviyesinden işlem görürken, dolar/yen ise 92,80 seviyesinden işlem görüyor. İMKB Tahvil ve Bono Piyasası’nda gösterge 11 Mayıs 2011 vadeli tahvilin bugüne valörlü işlemlerde bileşik faizi %9.67 seviyesinden kapanırken, yarın valörlü işlemlerde yine bileşik faiz %9.70 seviyesinden işlem gördü.

erenerdi
02-09-2009, 10:23
0407] 02.09.2009 8:08:03 varlık barısı’na basvuruda 30 eylul’de bıtecek surenın uzatılması gundemde - star
star gazetesının haberıne gore; varlık barısı’na basvuruda 30 eylul’de
bıtecek surenın uzatılması gundemde. Ekonomı yonetımı, yıl sonuna kadar
uzatılması talebını ıncelıyor..

Gazetenın ınternet sıtesınde konuyla ılgılı olarak bugun yayınlanan
haber asagıda bulunuyor:

" abd ve fransa’nın gızlı hesapların acıklanması konusunda ısvıcre ıle anlasma
ımzalamasının ardından panıge kapılan ‘zulacı patronlar’ ıkıncı varlık barısı
projesı’nın suresını uzatmak ıcın lobı faalıyetıne basladı. Ubs’nın, paralarını
cekmek ıcın en az 3 ay sonraya gun vermesını gerekce gosteren turk ısadamları,
30 eylul tarıhınde dolacak olan son basvuru suresının en az 2009 yılı sonuna
kadar uzatılmasını talep ettıgı bıldırıldı.
Hukumet, yurtdısındakı
varlıkların yurda getırılmesını ongoren varlık barısı projesı’nın uzatılması
yonunde gelen yogun talepler nedenıyle, meclıs tatıle gırmeden once ıkıncı
varlık barısı projesı’ne ılıskın duzenlemeye uygulamaya koymustu. Soz konusu
duzenlemeye gore, ıkıncı varlık barısı projesı kapsamında yurtdısındakı
paralarını yurda getırmek ısteyen mukelleflerın en gec 30 eylul tarıhıne kadar
basvuruda bulunmaları gerekıyor. ıkıncı varlık barısı projesı’nın suresıne
dolmasına son bır ay kala, yurtdısında parası olan turk patronlarından surenın
uzatılması konusunda yenı talepler gelmeye basladı.
Bankacılar aracılıgı
ıle hukumete mesaj gonderen patronların, gerekce olarak ubs’nın hesaplardakı
paraları vermek ıcın 3 ay sonraya randevu vermesını gosterdıklerı bıldırıldı.
Ayrıca, bazı hesapların yıllık olarak acılması nedenıyle, patronların
zulalarını bozduramadıkları kaydedıldı.
Malıye bakanlıgı yetkılılerının,
ıkıncı varlık barısı projesı’nın suresının uzatılması konusunda gelen taleplerı
degerlendırdıklerı, son kararın ıse surenın dolmasına yakın verılecegı
belırtıldı. Bakanlık cevrelerınde surenın en az yıl sonuna kadar uzatılacagı
ıfade edılıyor.
Ote yandan abd’nın ve fransa’nın gızlı hesapların
acıklanması yonunde ısvıcre ıle anlasma yapmasının ardından harekete gecen
turkıye’nın de ısvıcre’den gızlı hesap sahıplerının acıklanması konusunda lıste
gonderme hazırlıgı, ‘zulacı patronları’ endıselendırdı. Lıstelerın acıklanması
halınde, malıye bakanlıgı yurtdısında bulunan hesaplarla ılgılı olarak
mukellefler hakkında, hem kara para hem de vergı ıncelemesı yapacak. Bu da,
mukellefın parasının tamamını kaybetmesıne neden olacak.
Bu nedenle,
bırcok mukelleflın gızlı hesapları turkıye’ye getırmek ıcın, varlık barısı
projesı’nden yararlanmak ıstedıgı bıldırıldı. Ancak gızlı hesaplarda,
tahsılatın ıse ıstenıldıgı zaman gerceklestırılemedıgı, ubs’ın ve dıger
bankaların, musterılerının hesaplarını bosaltmak ıstemelerı halınde ‘belırlı
gunlere randevu verdıgı’ ogrenıldı. Bu sıstemle, bankanın nakıt krızıne
gırmekten kurtuldugu kaydedıldı."

-matrıks-

erenerdi
02-09-2009, 10:27
[0439] 02.09.2009 8:24:08 merkezı kayıt kurulusu yerlı-yabancı saklama bılgılerı
merkezı kayıt kurulusu yerlı-yabancı saklama bılgılerı

pıyasa
hısse adedı degerı
tarıh uyruk hısse adedı oranı pıyasa degerı oranı
--------- ------ ------------- ------ -------------- -----
01.09.2009 yerlı 12,344,117,850 46.76 37,002,829,386 33.43
01.09.2009 yabancı 14,054,170,792 53.24 73,697,100,982 66.57

31.08.2009 yerlı 12,359,301,731 46.82 37,165,075,273 33.43
31.08.2009 yabancı 14,038,489,349 53.18 74,021,638,747 66.57

31.07.2009 yerlı 12,466,379,038 47.50 34,471,075,154 33.91
31.07.2009 yabancı 13,776,077,373 52.50 67,192,061,587 66.09

30.06.2009 yerlı 12,405,713,852 47.57 30,324,140,015 34.19
30.06.2009 yabancı 13,674,919,763 52.43 58,373,607,600 65.81

29.05.2009 yerlı 11,739,851,233 47.17 30,424,868,519 35.73
29.05.2009 yabancı 13,150,097,758 52.83 54,737,242,367 64.27

04.05.2009 yerlı 11,866,576,185 47.87 28,383,262,316 36.58
04.05.2009 yabancı 12,922,040,611 52.13 49,218,325,535 63.42

30.04.2009 yerlı 11,927,548,013 48.12 28,266,214,773 36.76
30.04.2009 yabancı 12,857,063,124 51.88 48,625,005,994 63.24

31.03.2009 yerlı 12,198,799,332 50.09 23,468,498,929 37.07
31.03.2009 yabancı 12,156,720,820 49.91 39,843,652,831 62.93

27.02.2009 yerlı 12,163,050,757 49.95 21,197,131,053 36.47
27.02.2009 yabancı 12,187,682,711 50.05 36,930,767,287 63.53

SELURK
02-09-2009, 16:01
Piyasalarda tarih tekerrür edecek mi?
S&P 500 endeksi kuruluşundan bu yana aylık bazda en düşük performansı hep Eylül aylarında sergiledi.
01 Eylül 2009 / 14:05Eylül'de piyasaları bir düzeltmenin bekleyip beklemediği sorusuna cevap aranıyor.

Marketwatch'ta yer alan bir haberde, Mart'tan bu yana hızlı bir yükseliş trendine giren piyasalarda yatırımcıların giderek daha da tedirgin hale gelmeye başladığı belirtiliyor.

Standard & Poors Baş Yatırım Stratejisti Sam Stovall, "Merak edilen şey tarihin tekerrür edip edemeyeceği. S&P 500 endeksinin kuruluşundan bu yana aylık bazda en düşük performans sergilediği ay Eylül oldu" diyor.

S&P 500'ün 1929'da kuruluşundan bu yana, Eylül aylarında ortalama 1.3 değer kaybettiği,, buna karşılık endeksin tüm aylara bakıldığı zaman, ortalama performansının aylık bazda yüzde 0.5 yükseliş olduğu ifade ediliyor.

ABD Bireysel Yatırımcılar Birliği'nin hazırladığı bir ankette, orta vadede piyasalar için yükseliş öngörenlerin oranı yüzde 34'e düşerken, düzeltme bekleyenlerin oranı yüzde 48.5'e kadar çıkmış durumda bulunuyor

mavituna
07-09-2009, 02:56
S&P 500
ABD borsaları, Ağustos ayında iş kayıplarında görülen yavaşlama ve teknoloji şirketlerinden gelen iyileşen kar görünümleriyle birlikte 2. günde de değer kazandı.

Sabah saatlerinde yatay seyreden piyasa daha sonra % 1'e varan oranda yükseliş kaydetti.

Teknoloji hisseleri önderliğinde kazançlar geniş tabanlı oldu. Yarı iletken hisseleri, Intel CEO'sunun PC harcamalarına ilişkin olumlu açıklamalarıyla değer kazandı.

Intel % 1.1 yükselirken Microsoft % 2.1 değer kazandı. PHLX yarı iletken hisseleri endeksi % 2.7 arttı.

Mevcut çeyreğe ilişkin beklentilerini yukarı yönlü revize eden Novellus'un hisseleri % 2.9 değer kazandı.

Rambus hisseleri, Samsung'un şirketi hisse başına 25-27.50 dolara satın alacağı beklentileriyle % 11.4 yükseldi.

Petrol fiyatlarında bu hafta kaydedilen % 6.5'lik düşüşe rağmen enerji hisseleri Exxon Mobil ve Chevron % 1 oranında artış gösterdi.

Dow Jones Sanayi % 1.03 değer kazanarak 9,441 seviyesinde, Standart & Poor's 500 Endeksi % 1.31 değer kazanarak 1,016 seviyesinde ve Nasdaq Bileşik Endeksi % 1.79 değer kazanarak 2,018 seviyesinde günü tamamladı.

Haftanın ilk 3 gününde yaşanan sert satışlar nedeniyle bu hafta Dow Jones % 1.1, S&P 500 % 1.2 ve Nasdaq % 0.5 değer kaybetti.

ABD'de Ağustos ayında yaşanan istihdam kaybı 1 yılda görülen en az azalışa işaret ediyor, ancak ülkede işsizlik oranı % 9.7 ile Haziran 1983'ten bu yana görülen en yüksek seviyeye çıktı.

Wall Street, iş piyasasındaki iyileşmeyi ekonomik toparlanmanın önemli bir tamamlayıcısı olarak görüyor.

SELURK
08-09-2009, 22:19
Ekonomide yeni kabus, borç ve deflasyon riski
ABD'den Japonya'ya Fransa'dan Çin'e kadar fiyatlarda ciddi düşüşler sürüyor. Gelir düzeyindeki gerileme reel borçları artırıyor
08 Eylül 2009 / 13:26Herkes gevşek para politikasından çıkmayı gündemine koymuşken aslında korkulan da olmaya ve deflasyon küresel ekonominin en merkezinden hiç beklenmedik bölgelere kadar yayılmaya başladı. Hatta işin ucu 2000'li yılların başında büyük krizler atlatmış olan Latin Amerika'ya kadar uzandı. En büyük endişe konusu hükümetlerin uyguladıkları teşvik programlarının etkisinin kalıcı olmayacağı ve programların sona erdirilmesi ile ekonomideki büyüme ve satışlardaki canlanma gibi iyi gelişmelerin yeniden sönükleşeceği yönünde. Uzmanlar ise teşviğin etkisi geçtiğinde 2010 ile 2011 yıllarında derin bir deflasyonist sürece girileceğini öngörüyor. Dolayısıyla son bir aydır konuşulan gevşek para politikasından çıkış stratejileri ile faiz artırımı beklentileri bir süre daha gerçeğe dönüşmeyecek.

Çekirdek enflasyon eksiye döndü
Deflasyonun ana belirtileri olan negatif enflasyon ve gelir düzeyindeki düşüşler artık iyice hissediliyor. Gelirler düştükçe de reel borç yükü biraz daha artmış oluyor. Bu yöndeki sinyaller giderek güçleniyor.
Japonya'dan ABD'ye Çin'den Fransa'ya kadar her yerde çekirdek enflasyon ilk kez eksiye geçmiş durumda. ABD'de enflasyon eksi yüzde 2,1, Çin'de eksi yüzde 1,8, İspanya'da eksi yüzde 1,4, Fransa'da eksi yüzde 0,7, Almanya'da eksi yüzde 0,6 civarında. Ekvador'da gıda ve alkolsüz içeceklerin fiyatındaki gerileme deflasyonu körüklüyor, ülkede ağustos ayında enflasyon yüzde 0,3 geriledi. Japonya ise deflasyonun en fazla hissedildiği ekonomi. Ülkede temmuz ayında tüketici fiyatlarında yüzde 2,2 ile rekor düşüş kaydedildi. Euro Bölgesi'nde ise tüketici fiyatları yüzde 0,7 düşünce bölgenin deflasyona sürükleneceği endişeleri hakim olmuştu. Buna karşılık ağustos ayında gelen rakamlar düşüş hızının yüzde 0,2 ile yavaşladığını ortaya koydu.

Fiyatlar gerilerken borçlar büyüyor
Diğer yandan ise borçlar çığ gibi büyüyor. Örneğin Japonya'da kamu borcunun bu yıl yüzde 215 büyümesi bekleniyor. Çin'de ise bankaların verdikleri borçlar ilk 6 ay içinde 1.1 trilyon dolara katlanmış durumda. Üstelik bu kredilerin önemli bir bölümü dünyanın henüz tüketmeye hazır olmadığı kadar fazla mal üretecek yeni fabrikaların ve şirketlerin kurulmasına harcandı.
Bugünkü krizle bağdaştırılan 1929 Büyük Dünya Bunalımı sonrası da aşırı borçlanmaların ardından deflasyon gelmişti. ABD'de işsizlik yüzde 30'lara fırlamış, sanayi üretimi ise yarı yarıya çakılmıştı. Borçlar artmış, fiyatlar genel düzeyindeki düşüş borçların reel değerini de yükselttiği için borç deflasyonu sürecine girilmişti. Ünlü ekonomist Irvin Fisher'in Borç Deflasyonu Teorisi de 1929 Büyük Buhranı sonrasındaki ortamda gündeme gelmişti. Fisher'in son krizle ilgili öngörülerine göre ise sadece mortgage kredisi borçlarının 10 trilyon dolar olduğu ABD'nin 800 milyar dolarlık bir teşvik paketi ile kurtulması neredeyse olanaksız.

1929'da dolar eridi şimdi ise yen
1929 Buhranı sonrası fiyatlar ile gelirlerdeki düşüşler borçların reel maliyetlerini artırmış ve bu durum "eriyen dolar" terimi ile tanımlanmıştı. Şimdi ise aynı şey Japon Yeni'nde yaşanıyor. Japonya'da enflasyonun ülke tarihinin en düşük seviyesine gerilemesi ile para birimi yen eriyor. Japon ekonomisi küresel piyasalarda açıklanan iyi şirket bilançoları ile bayram havasının estiği ikinci çeyrekte bir çok ekonomide olduğu gibi gözle görülür bir iyileşme kaydetti. Ancak bu iyileşme de devletin teşvik paketleri sayesinde gerçekleşti ve ekonominin çarkını döndüren gerçek dişlilere, yani tüketiciye aslında yansımadı. Örneğin temmuz ayında tüketicinin cebine giren gelir bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 4,8 geriledi. Primler ise yüzde 11 azaldı. Toptan satış fiyatları aynı ay yüzde 8,5 ile rekor seviyede çakıldı. Üstelik sanayi üretimi temmuz ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 23 aşağıda geldi.


Deflasyon enflasyondan daha da tehlikeli
Deflasyonda enflasyon oranları düşmeye devam ettikçe tüketici daha da cimrileşiyor. Çünkü bu kez de fiyatların daha da düşeceği psikolojisi ile alışveriş yapmayı erteliyor. Hal böyle olunca enflasyon düşerken ekonomik faaliyetler de artmayan talep yüzünden kilitleniyor. Ertelenen alımlar yüzünden şirketler mallarını satamıyor, kârları düşüyor, stok maliyetleri yükseliyor, maliyet kesintisi gerekince de ilk gözden çıkarılan emek gücü oluyor. Yani işsiz sayısı artıyor, alım gücü düşüyor, böylece ekonomik faaliyetler biraz daha yavaşlıyor. Ekonomistlerin ve merkez bankası yetkililerinin en çok korktukları senaryoların başında da bir süredir deflasyon geliyordu.

SELURK
08-09-2009, 22:22
Aydın Doğan'ın varlıkları vergi cezasını karşılar mı?
Maliye Bakanlığı Cumhuriyet tarihinin en büyük vergi cezasını Doğan Grubu'na kesti. Peki, şirketlerinin neredeyse tamamı halka açık grup bu yükü kaldırabilir mi?
08 Eylül 2009 / 14:50Doğan Grubu bünyesinde incelemelerini sürdüren Maliye denetmenleri 2005–2006 ve 2007 yıllarına ait incelemeleri sonucunda Doğan Yayın Holding'e 1.88 milyar TL vergi aslı, 1.88 milyar TL vergi zıyaı cezası, toplam 3 milyar 755 milyon TL ceza kesti. Maliye Bakanlığı yılın ilk aylarında yine Doğan Yayın Holding'e 2006'daki Doğan TV hisselerinin yüzde 25'nin 375 milyon Euro'ya satışını 2007'de yapmış gösterip vergi kaçırdığı gerekçesiyle 826 milyon lira ceza kesmişti. İki ceza toplamı 4 milyar 581 milyon lira yapıyor.
Gruba kesilen bu cezaya karşılık Maliye, Doğan Grubu'nun varlıklarının önemli bir kısmına tedbir koymuştu.
Peki, grup Cumhuriyet tarihinin en büyük vergi cezasını ödeyebilecek güce sahip mi? Bu sorunun yanıtını vermek için öncelikle şirketlerin değerini, yani bugün vitrine konulsa kaç liraya satılacağına bakmak lazım. Bunun için en önemli gösterge ise borsada oluşan değer. Yerli yabancı tüm yatırımcılar şirketin varlıklarını beklentilerle birleştirerek tek bir potada eritiyor ve borsada hisse fiyatı oluşuyor. Genellikle şirketler el değiştirirken de borsa fiyatına yakın bir değer biçiliyor.
Bu çerçeveden bakıldığında ceza kesilen Doğan Yayın Holding'in piyasa değeri sadece 1.1 milyar lira. Neredeyse kesilen cezanın dörtte biri.
Bu arada 5 ay önce söz konusu şirketin piyasa değerinin 400 milyon lira olduğu da unutulmamalı.

YABANCILARIN DA HİSSESİ VAR

Ve ayrıca Doğan Yayın Holding'in yüzde 34'ü da halka açık. Yüzde 10 da Alman Axel Springer'in kontrolünde... Ayrıca Axel Springer, grubun içerisindeki en değerli varlığı olan Doğan TV'nin de yüzde 20'sini elinde tutuyor. Yani Doğan Yayın Holding'in yaklaşık yüzde 51'lik kısmı Doğan Grubu'nun kontrolünde. Ayrıca şirketin yurtiçi ve yurtdışında irili ufaklı yüzlerce iştiraki bulunuyor. Şirketin bağlı ortaklıklarının başında yüzde 65 pay ile Hürriyet geliyor. Doğan Ofset'in yüzde 65'i, Doğan Haber Ajansı'nın yüzde 81'i, Doğan TV'nin yüzde 74'ü, Kanal D'nin yüzde 70'i Star TV'nin sahibi Işıl TV'nin yüzde 74'ü, Smile Holding'i yüzde 100'ü Doğan Yayın Holding'in en önemli iştirakleri arasında.

HİSSELER KREDİ KARŞILIĞINDA REHİN

Almanların hisseleri ve halka açık kısım da dahil olsa Doğan Yayın Holding'in piyasa değeri, bugünkü piyasa değeriyle bile kesilen verginin cezasını karşılayacak bir büyüklüğe sahip değil.
Bir önemli ayrıntı da Doğan Yayın Holding hisselerinin yüzde 15'i, Hürriyet hisselerinin yüzde 18.5'i ve Kanal D hisselerinin yüzde 49'u grubun uzun vadeli finansal borçları nedeniyle finansal kuruluşlarda rehin. Doğan TV'nin yüzde 54'ü ve 405 bin liralık teminat mektubu bir önceki vergi cezası nedeniyle Maliye'ye teminat olarak verilmiş durumda.

İKİ HOLDİNG BİLE YETMİYOR

Doğan Grubu'nun diğer halka açık şirketi ve amiral gemisi olarak bilinen Doğan Holding'in piyasa değeri ise ilk seans kapanışı itibarıyla 2.9 milyar lira. Bu rakam dün 3.3 milyar liraydı. Hisselerde sert düşüş devam ettiği sürece erimeye de devam edecek. Doğan Holding'in 6 ay önce 0.50 lira olan hissesi bugün 1.20 liradan işlem görüyor. Yani kısa sürede hissede yaşanan oldukça sert yükseliş şirketin piyasa değerini de yukarı taşıdı. Bugünkü değer bile baz alındığında Doğan Yayın Holding ve Doğan Holding'in piyasa değeri 4 milyar liraya denk geliyor. Doğan Holding'in de yüzde 34'ü halka açık. Yani hisselerin yüzde 64'lük kısmı grubun kontrolünde.

ÜSTÜNE HÜRRİYET'İ VERSELER DE KAPATMAZ

Diğer taraftan grubun üçüncü değerli varlığı ise yüzde 40'ı halka açık olan Hürriyet'in de borsadaki piyasa değeri 767 milyon lira. Yüzde 41'i halka açık olan Doğan Gazete'nin piyasa değeri 204 milyon lira. Belirttiğimiz gibi bunlar ilk seansta taban olan hisse fiyatları baz alınarak hesaplanan piyasa değerleri. Hisselerde yaşanacak her fiyat hareketi bu rakamı değiştirecek.

EN DEĞERLİ GAYRİMENKUL HİLTON

Grubun diğer şirketleri Ditaş Doğan, Çelik Halat, Mipaz'ın toplam piyasa değeri yaklaşık 100 milyon lira. Ray Sigorta'da ise holdingin yüzde 10 payı kaldı.
4 milyar lira gibi oldukça yüksek piyasa değerine sahip olan Petrol Ofisi'nin ise yaklaşık yüzde 41'i OMV'nin elinde. Ve OMV POAŞ'ın tüm paylarını almak için 800 milyon Euro'luk kaynak arayışını sürdürüyor. Piyasada kesilen ceza sonrası satış sürecinin hızlanacağı konuşuluyor. İşte bu söylenti açılışta taban seviyesine kadar gerileyen POAŞ hisselerini ilk seans kapanışa doğru neredeyse artı seviyeye taşıdı.
Geriye Doğan Ailesi'nin elindeki varlıklar kalıyor ki, bunların içerisinde de en önemli olanı Taksim'deki Hilton arazisi. Mecidiyeköy'de inşa edilen ve kısa bir süre önce satışa sunulan Trump Towers da grubun önemli gayrimenkul projeleri arasında yer alıyor. Bu projenin yüzde 50 ortağı olan Taşyapı'nın patronu Emrullah Turanlı geçtiğimiz günlerde Trump Towers'taki yüzde 50 payını 125 milyon dolara Doğan Grubu'na devretti.
Öte yandan, Maliye 2005–2006 ve 2007 yılı incelemelerini tamamladıktan sonra bu cezayı kesti, 2008 yılı incelemeleri bir ceza gerektirir mi bilinmez! Bu arada unutmadan hatırlatalım; grup vergi inceleme raporlarında yer alan tüm iddialara karşı uzlaşma dahil, her türlü yasal hak adı geçen bağlı ortaklıklar tarafından kullanılacağını açıkladı

SELURK
09-09-2009, 14:28
IFW, ALMANYA'DA GSYH'NIN BU YIL YÜZDE 4.9 DARALMASINI BEKLİYOR


IFW, ALMANYA'DA GSYH'NIN BU YIL YÜZDE 4.9 DARALMASINI BEKLİYOR

Almanya merkezli ekonomi kuruluşu IFW, ülke ekonomisinin bu yıl
yüzde 5'in altında daralmasının öngörüldüğünü, bütçe açığının da
hükümetin tahminlerin altında gerçekleşebileceğini bildirdi.
Buna göre, resmi beklenti olan yüzde 5-6 daralmaya karşın IFW
2009 yılında daralmanın yüzde 4.9 olacağını tahmin etti. Resmi
beklentinin yüzde 4 olduğu açığın GSYH'ya oranı beklentisi de
kuruluşça yüzde 2.7 olarak öngörüldü

Fantom
12-09-2009, 23:53
MSCI Gelişen Piyasalar Endeksi sıçradı
11.09.2009 22:03:37 Son Güncelleme:11.09.2009 22:11:55

Gelişen ülke hisse senetleri hızla tırmanırken, MSCI Gelişen Piyasalar Endeksi de Temmuz ayından bu yana en büyük haftalık kazancını kaydetti.

Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin ekonomilerinin yatırımcıların tahminlerinden hızlı bir şekilde küresel durgunluktan çıkmaya başladıkları yönündeki işaretler bu yükselişte etkili oldu.

MSCI endeksi, bugün % 0.8 yükselirken, endeksin haftalık kazancı % 4.8 oldu. Özellikle BRIC ülkelerinin hisseleri bu yükselişe önderlik etti.

Brezilya'nın 2. çeyrek GSYİH'sı beklentilerin üzerinde artış gösterirken, Rusya Maliye Bakanı Alexei Kudrin ekonominin bu çeyrekte sıçrama yapacağını belirtti.

Hindistan hükümeti teşvik harcamalarını sürdüreceğinin sinyalini verirken Çin'de bu sabah açıklanan veriler ülkede sanayi üretimi, kredi ve yatırım alanındaki artışı ortaya koydu.

SELURK
26-09-2009, 18:51
Dünya Bankası: 2010'da ekonomi daha kötüleşibilir
Dünya Bankası Türkiye Direktörü Ulrich Zachau, kendisi de dahil dünyada birçok insanın 2010 yılının, 2009'dan daha iyi olacağını düşündüğünü belirtti
26 Eylül 2009 / 00:17Dünya Bankası Türkiye Direktörü Ulrich Zachau, kendisi de dahil dünyada birçok insanın 2010 yılının, 2009'dan daha iyi olacağını düşündüğünü belirterek, "Ama şunu da düşünüyorum ki hala çok büyük bir belirsizlik de var. Ve hala dünya ekonomisinde ve finans sisteminde önemli bir risk var" dedi.
Zachau, TRT Türk'de katıldığı bir programda ekonomiye ilişkin soruları yanıtladı. Küresel krizde en kötünün geride kaldığına ilişkin gö rüşler bulunduğunun hatırlatılarak, "Siz, bu görüşlerin neresindesiniz?" sorusuna verdiği yanıtta Zachau, bu soruya verilecek cevaplardan birinin ekonomik göstergeler ve rakamlarla ilgili olduğunu söyledi.
Çok sayıda insanın, dünyada ve Türkiye'de büyük olasılıkla 2010 yılının, 2009'dan daha iyi olacağını, ekonomik büyümenin tekrar başlayacağını düşündüğünü belirten Zachau, kendisinin de böyle düşündüğünü ifade ederek, şöyle konuştu:
"Muhtemelen böyle olacak. Ama şunu da düşünüyorum ki, hala çok b üyük bir belirsizlik de var. Ve hala dünya ekonomisinde ve finans sisteminde önemli bir risk var. Yani bunun bu şekilde olmama ihtimali de çok yüksek. Elbette ki pozitife doğru gidecek şeyler var. Ama belirsizlik hala yerinde duruyor. Yani ülkeler ve insanlar daha da kötüleşirlerse şaşırmasınlar. Toplam rakamlara baktığınız zaman, ekonominin genel büyümesine baktığınız zaman birçok insan, birçok aile bundan sıkıntı çekti. Çünkü, işlerini kaybettiler. Ailede ekmek kazanan insanlar işini kaybetti. İnsanlar iş bulamıyorlar. Mesala Türkiye'de iş gücü piyasasına bu yaz girmiş olan insanlar şu anda iş bulamıyorlar. Ş u anda üniversiteye gidenler aslında üniversitede eğitimlerini devam ettiriyorlar. Çünkü, iş bulamayacaklarını düşünüyorlar. Üniversite düzeyinde bu böyleyken daha düşük düzeyde de bu böyle. Ailelere baktığınız zaman aile bireyleri işlerini kaybetmiş bu etki devam edecek. Görünen o ki bu 2010 yılında bu şekilde devam edecek."
Bir başka soru üzerine Türkiye'nin şu anda en büyük sorunun istihdam olduğunu belirten Zachau, ekonomik kriz olmadan önce de bunun önemli bir sıkıntı olduğunu kaydetti, bunun ana sebebi olarak Türkiye'nin çok genç bir nüfusa sahip olmasını gösterdi. Her yıl 700 bin kişinin iş gücü piyasasına katıldığını belirten Zachau, bu kişilere iş bulmanın kolay olmadığını vurguladı. Krizin işsizlik sorununu daha da derinleştirdiğini anlatan Zachau, "Peki Türkiye nasıl işsizliği azaltacak. Bunu söylemek oldukça zor. Dünyada ve birçok ülkede bu zaman alan birşey" dedi.
Daha önce OECD ortalamalarına göre Türkiye'de öğretmen maaşlarının yüksek olduğuna ilişkin bir açıklamasının bulunduğunun hatırlatılması üzerine o konuda yanlış anlaşıldığını belirten Zachau, çocukları iyi eğitebilmek için iyi öğretmenlere sahip olmak ve onlara da iyi maaş ödemek gerektiğini söyledi.
Bankacılık kesimine ilişkin bir soruya verdiği yanıtda da Zachau, Türkiye'deki bankalara bakıldığında güçlü bankaların daha iyi hizmet verdikleri ve kredi verirken çok dikkatli olduklarının görüldüğünü kaydetti.
Sağlam bankaların bulunmasının iyi olduğunu ancak, bunun yan etkisinin bulunduğunu belirten Zachau şöyle devam etti:
"Bankalar kredi verirken bazen biraz fazla dikkatli davranıp KOBİ'lere kredi verirken tereddüt edebiliyorlar. Belli şeyleri istiyorlar. Kredinin geri dönüşünün somut kanıtlarını istiyorlar ama KOBİ'ler için bunu kanıtlamak o kadar kolay değil. Bir taraftan bu iyi birşey. Çünkü, finans sektörü sıkıntı yaşamıyor. Diğer taraftan reel ekonominin kullanması için emre amade olan kredilere baktığınız zaman çok daha dar bir kapsam ortaya çıkıyor."

"TÜM DÜNYA KAYBEDER"
Dünyada kapalı ekonomiye doğru bir gidiş bulunduğuna ilişkin görüşler konusunda ne düşündüğünün sorulması üzerine de Zachau, krizden dolayı ülkelerin kendilerini düşünmeye başladıklarını, bu kapsamda gümrük tarifelerini yükseltmenin ihracatın önüne engel koymak olduğunu anlattı. Ülkelerin bunu kendi yurt içi üretimlerini korumak amacıyla yaptıklarını ifade eden Zachau, kısa vadede yerli üreticilerin bundan yararlanacağını ancak tüm ülkelerin diğerine tepki olarak bunu yapmaya başlaması sonucunda bunun da daha az ticaret, daha az ihracat anlamına geleceğini söyledi. Türkiye gibi ihracata dayalı büyüyen ülkelerin bundan olumsuz etkileneceğini ifade eden Zachau,"Bu işten tüm dünya orta ve uzun vadede kaybeder. Bazı ülkeler, bazı sanayiler, bazı şirketler kısa vadede faydalı çıksa da uzun vadede tüm dünya kaybeder" dedi.

ORTA VADELİ PROGRAM REALİSTİK
Türkiye'nin bundan sonra IMF'siz yoluna devam edep edemeyeceğine ilişkin soruya da Zachau, şu yanıtı verdi:
"Türkiye, orta vadeli ekonomik programını zaten açıkladı. Bence bu realistik bir program. Güvenilir bir program. Sıkıntı bunun uygulanmasında. Bunun iyi uygulanmasında. Bence bu mümkün. Ve Türk hükümetiyle dünya bankası olarak bu programın uygulanmasında biz birlikte çalışmak istiyoruz. Türkiye'nin parlak bir geleceği olduğu kanısındayım. Sıkıntılar var. Uzun vadeli sıkı ntılar var. İstihdam bunların başında geliyor. Ama şunu düşünüyorum ki Türkiye'nin bu sıkıntılarını çözebilecek gücü var. Dünya Bankası grubu olarak da Türkiye'nin bu bağlamda bir ortağı olmak istiyoruz."

SELURK
26-09-2009, 18:53
FED'in bundan sonraki yeni hamlesi ne olacak?
ABD Merkez Bankası'nın (Fed) son aldığı gösterge faizi değiştirmeme kararından sonra yapacağı hamleler için farklı senaryolar ileri sürülüyor.
25 Eylül 2009 / 20:28Marketwatch'da yer alan analizde, Fed'in Çarşamba günü ABD ekonomisinin iyileştiğini söylemesinden hemen sonra, bazı teşvikleri geri çekme ve para politikasını sıkılaştırması için bankanın üzerindeki baskının arttığına dikkat çekildi.

Analizde, Fed'i izleyenlerin şu anda bankanın sıkılaştırma planını ne zaman devreye sokacağı ve bunu ne şekilde gerçekleştireceği ile ilgili farklı görüşleri savunduğu belirtildi. Robb, analistlerin çoğunun Fed'in hamlelerinin yavaş olacağını düşündüğünü söylerken, bankanın sıra dışı teşvik programlarından çıkışının çok da kolay olmayacağını belirtti.

Fed, son toplantısından sonra yaptığı açıklamada ekonominin iyileşme emareleri gösterdiğini belirtmiş, ancak birinci çeyreğin sonuna kadar mortgage kredilerine dayalı menkul kıymetlerin satın alınmasının yavaşlatılması dışında önlem almamıştı.

Analizde, Economic Outlook Group baş ekonomisti Bernard Baumohl'un görüşlerine yer verildi. Robb, Baumohl'un "Eğer Fed'in ABD ekonomisini son 70 yılda yaşadığı en kötü resesyondan kurtarma stratejisini düzenlemede zorlanacağını düşünüyorsanız, sadece bekleyin" sözüne dikkat çekti. Robb, baş ekonomistin "Biz, bu sefer büyümeyi cesaretlendiren ve enflasyon beklentilerini iyi çapalayan bir planın ortaya çıkarılmasının çok daha karmaşık olacağını düşünüyoruz " görüşünün de altını çizdi.

BEYAZ SARAY VE YATIRIMCI ARASINDA

Analizde ayrıca Baumohl'un Fed'in parasal sıkılaştırmayı erken yapması durumunda Beyaz Saray ve Kongre'nin tepkisini çekeceğini söylemesine vurgu yapılırken, bu sürecin uzun tutulması durumunda ise ABD'li ve yabancı yatırımcıların tepki göstereceği görüşüne yer verildi.

Finansal krizin başlangıcından beri Fed'in bankacılık sistemine 800 milyar dolardan fazla kaynak aktardığının anımsatıldığı analizde, ABD Merkez Bankası'nın federal fonların faiz oranını sıfıra yakın tuttuğunu ve birçok Hazine tahvili ve mortgage'e dayalı menkul kıymet satın alarak bilançosundaki varlıkların değerini 2.4 trilyon dolara çıkardığı bilgisi de verildi.

ŞAHİNLER GÜVERCİNLERE KARŞI

Fed yetkililerinin alınacak önlemler konusunda şahinler ve güvercinler olmak üzere iki kanada ayrıldığı söylenen analizde, şahinlerin piyasaya sürülen aşırı miktardaki rezervin enflasyon korkusunu artırdığı ve bu nedenle parasal sıkılaştırmanın erken olmasını istediği belirtildi. Haber, buna karşılık güvercinlerin ise erken sıkılaştırma ile Büyük Buhran döneminde yapılan hatanın tekrarlanacağını düşündüğünü öne sürdü.

Analizde, gevşeme konusunda fikir birliği olan ekonomistlerin, Fed'in 2010 yılının ortasından önce ciddi hamleler uygulamaya başlamayacağını iddia ettiği söylendi. Habere göre, bu görüşte olanlar işsizlik oranında düşüş başlamadan önce ABD Merkez Bankası'nın bu kararı alamayacağını savunuyor.

Yazıda, bu fikir birliğinin yine de gerçek resmi göstermede yetersiz olduğu belirtilirken, bazı ekonomistlerin Fed'in atacağı adımların 2010 Ocak'ta başlayacağı, bazılarının ise 2011 yılından önce herhangi bir adım atılmayacağı görüşünde olduğu kaydedildi.

Daha önce Fed'de görev yapmış olan şimdi ise American Enterprise Institute uzmanı Vincent Reinhardt'ın, ABD Merkez Bankası'nın bilançosunu yavaş yavaş daraltacağı görüşüne yer verilen analiz şu ifadelerle sonlandırıldı:

"[Reinhardt], Merkez Bankası yetkilileri eylemlerini talep edilen rezerv üzerinden belirleyecektir, yorumunu yaptı. Fed, rezerv talebi düşerken, [para] arzını talebin üzerinde tutabileceği gibi aynı zamanda bilançosunu da daraltabilecektir.

Reinhardt, Fed için en kötüsünün ise piyasadakilerin sakinliklerini kaybedip, bankayı enflasyona karşı çözümler göstermeye zorlaması olacağını anımsattı. '[Fed] enflasyon kaygılarındaki bir artış ile baskı altına sokulursa bu sıkılaştırma için talihsiz bir zaman olacaktır

erenerdi
27-09-2009, 19:33
Türkiye, Devlerin Ar-Ge Üssü Oluyor!
27 Eylül 2009 Pazar 02:33
Küresel krizle birlikte artan yatırım maliyetleri ve personel giderleri, araştırma-geliştirmeyi (Ar-Ge) teşvik eden Türkiye'yi cazibe merkezi haline getirdi




Dünyanın dev şirketleri birbiri ardına ülkemizde yatırımlara başladı. Devletin teşvik amacıyla 2008'de çıkardığı yasadan sonra 55 firma iki yıl içerisinde Türkiye'ye 3,3 milyar liralık Ar-Ge yatırımı yapma kararı aldı. Bu rakam özel sektörün yatırım tutarının 5,5 katına denk geliyor. Almanya'da bir mühendisin firmaya aylık maliyeti 6 bin Euro iken, bu rakam Türkiye'de teşvikler sayesinde 2 bin Euro'ya düşüyor. Son bir yıl içerisinde Pfizer, Microsoft, Hewlett Packard, Enpay, CRH, Vision, Oschatz, Gates, Tafe ve Areva gibi dünya devleri Ar-Ge yatırım tercihlerini Türkiye'den yana kullandı. Pfizer, Hacettepe Üniversitesi ile birlikte yeni ilaçların geliştirilmesi için bir Ar-Ge merkezi kurma kararı aldı. Novartis, 25 kişilik ekibi ile Türkiye'de 80'i aşkın alanda klinik araştırma başlattı.

Abdi İbrahim 37 milyon dolarlık yatırımla dev bir araştırma geliştirme merkezi kurdu. Bilim İlaç, 52 bin metrekarelik yeni üretim tesisinde 110 Ar-Ge uzmanı çalıştırmaya başladı. Sanofi Aventis, 2009'da Türkiye'ye 10 milyon dolarlık Ar-Ge yatırımı yapacak. Bilim İlaç, ihracatını üç katına çıkarmak için Ar-Ge'ye 5 milyon dolar ayırdı. BSH Ev Aletleri 2010'da hizmete girecek merkeziyle 60 olan mühendisini 120'ye çıkararak şirketin Ar-Ge üssü olacak. Bu yoğun ilgi karşısında iki yıl içinde ciddi şekilde Ar-Ge elemanı açığı oluşacağını söyleyen Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Ar-Ge Genel Müdürü Ziya Karabulut, devletin üniversiteleri araştırma ve geliştirme alanında eleman yetiştirmesi için uyardığını belirtti. YÖK'ün de bakanlığın uyarısını dikkate alarak çalışma başlattığını aktaran Karabulut, önümüzdeki iki yıl içinde 10 binden fazla Ar-Ge elemanına ihtiyaç duyulacağını anlattı. Teşvik kanunu, yatırımcılara, sektör ya da faaliyet kolu ayırımı gözetmeksizin 2024 yılına kadar bazı teşvik ve destekler getiriyor. Kanuna göre, Ar-Ge faaliyetlerinin teşvikinde, en az 50 kişilik Ar-Ge personeli çalıştırma şartı aranıyor.

Sadece son iki yılda 9 bin Ar-Ge elemanı istihdam edildiği bilgisini veren Karabulut, 2010'da bu rakamın daha da artacağını belirterek, "Bu sebeple üniversitelerden yeni ve popüler teknolojik alanlara yönelik yüksek lisans ve doktora bölümleri açmalarını istedik. Kontenjanlarını da artırmalarını söyledik. Çünkü Türkiye şu an itibarıyla bu açığı kapatacak yeterlilikte değil." dedi. 5746 sayılı yasa gereği bakanlığa şu ana kadar 70 büyük firma başvuru yaptı. Bunların 55'i desteklenmeye değer bulundu, 4'ü ise reddedildi. Bu 55 firma, Türkiye'ye 2 yıl içinde 3,3 milyar liralık Ar-Ge yatırımı taahhüt etti.

Teşvik yasasından yararlanmak isteyen şirketler arasında dev ilaç firmaları ve sağlık malzemesi üreticileri dikkat çekiyor. Sağlık sektörünün önde gelen firmalarının bakanlığa başvuruda bulunduğunu ifade eden Karabulut, "Bu sebeple yıl sonuna kadar bakanlığa 20 civarında daha başvuru yapılacağını öngörüyoruz. Özellikle ilaç, eczacılık, biyomedikal ve sağlık malzemesi alanında faaliyet gösteren firmalar Türkiye'de önemli Ar-Ge yatırımı yapmak istiyor." diye konuştu.

TÜRKİYE'DE MALİYETLER DÜŞÜK

Ar-Ge teşviklerinden faydalanan firmalardan biri de Alman BSH Ev Aletleri. Türkiye'yi firmalarının Ar-Ge üssü yapmayı planladıklarını söyleyen BSH Ev Aletleri İcra Kurulu Başkanı Norbert Klein, şu anda 67 Türk mühendis istihdam ettiklerini, önümüzdeki yıl bu rakamı 120'ye çıkarmayı planladıklarını ifade etti. Bu yatırımları sayesinde şirketin merkezinden kendilerine daha çok iş verileceğini belirten Klein, "Biz de verilen işleri zamanında tamamlamak için daha çok kişiyi istihdam edeceğiz. Bugün Almanya'da bir Ar-Ge mühendisinin maliyeti 6 bin Euro. Türkiye'de ise 3 bin Euro. Bunun bin Euro'sunu da devlet veriyor. O halde neden firmalar buraya Ar-Ge yatırımı yapmasın ki! Biz Türkiye'deki Ar-Ge merkezimizi Almanya ve Çin'den sonra üçüncü önemli birim haline getiriyoruz." diyerek teşviklerin önemini anlattı.




--------------------------------------------------------------------------------

5746 sayılı Teşvik Yasası neler getiriyor?

Ar-Ge faaliyetlerinin teşvikinde, en az 50 kişilik Ar-Ge personeli çalıştırma şartı aranıyor.

Mükelleflere tanınan Ar-Ge harcamalarındaki yüzde 40'lık Kurumlar ve Gelir Vergisi indirimi yüzde 100'e çıkarıldı.

Ar-Ge ve yenilik projeleri ile rekabet öncesi işbirliği projelerine ilişkin yapılacak Ar-Ge harcamalarının tamamı; 500'den fazla Ar-Ge personeli çalıştıran işletmelerin her yıl, bir yıl önceye göre ek olarak yaptıkları Ar-Ge harcamalarının yarısı vergi matrahından düşülüyor.

Ar-Ge personelinin ücretleri üzerinden hesaplanan Gelir Vergisi'nin yüzde 80'i, doktoralı olanlarda ise yüzde 90'ı alınmıyor.

Ar-Ge personelinin ücretleri üzerinden hesaplanacak sigorta priminin işveren tarafından ödenmesi gereken miktarın yarısı, 5 yıl süreyle bütçeden karşılanıyor.

Yenilik ve Ar-Ge faaliyetleriyle ilgili düzenlenecek kâğıtlardan Damga Vergisi alınmıyor.

Teknoloji alanında sahip olduğu orijinal fikri hayata geçirmek isteyen ve teknik alanda eğitim görenlere, teminat aranmaksızın 100 bin TL'ye kadar tekno girişim sermaye desteği veriliyor.

Bu teşvik yasası sektör ya da faaliyet kolu ayırımı gözetmeksizin 2024 yılına kadar firmalara teşvik sağlayacak.


--------------------------------------------------------------------------------

İşte heyecan veren yatırımlar

Koltuk üreticisi Grammer, Bursa'yı Ar-Ge üssü ilan etti. Şu an 20 kişilik bir Ar-Ge ekibine sahip Grammer 3 yıl içerisinde çalışan sayısını 4'e katlayarak 80 kişiye çıkaracak.

Turkcell, bilişim ve iletişim teknolojileri alanında uluslararası başarılara imza atmak için teşvik yasasından sonra Gebze'de 15 milyon dolarlık bir Ar-Ge merkezi kurdu.

Türkiye'ye inovasyon merkezi kurma kararı alan Microsoft her yıl Ar-Ge'ye 7 milyar dolar ayırıyor.

Hollandalı yazılım devi Cat Logic de Türkiye'yi Ar-Ge üssü ilan etti. Türkiye'de kuracakları Ar-Ge merkezinde ilk etapta 50 kişiye iş imkanı sağlayacak.

Demirdöküm'ü satın alan Alman Vaillant Group Eşbaşkanı Dieter Müller ise Türkiye'nin, yenilenebilir enerji kullanan cihazların üretim üssü olacağını açıklamıştı.

Avea, Ar-Ge çalışmalarına hız vermek için mayıs ayında Ümraniye'de 18 milyon dolarlık yatırımla Avea Teknopark'ı açtı.

Bilim İlaç, son 3 yılda Ar-Ge bütçesini yüzde 275 artırdı ve 2008'de Gebze'de 60 bin metrekarelik bir fabrika kurdu. Burada Ar-Ge bölümü için 15 milyon dolar harcadı. 119 Ar-Ge mühendisi istihdam edildi. Şirketin 2009 toplam Ar-Ge harcaması da 5 milyon dolar olacak.

Abdi İbrahim, Türkiye'de Ekim 2008'de 37 milyon dolarlık yatırımla yeni bir Ar-Ge merkezi kurdu. Firma 2009'da da Ar-Ge yatırımları için 20 milyon dolar harcayacak.

Sanofi-Aventis, Türkiye'de 11 milyon dolarlık Ar-Ge yatırımı yaptı. 90 klinik istihdam etti. Her yıl dünya genelinde yaklaşık 6,5 milyar dolarlık Ar-Ge yatırımı yapan Novartis de, Türkiye'yi Ar-Ge merkezi yapmak için kolları sıvamış durumda.

Bayer 2008 yılında Ar-Ge'ye 2,8 milyar Euro'luk yatırım yaptı. 2011 yılına kadar Türkiye pazarına 6 yeni ürün sunacak olan şirket, 2009'da Türkiye pazarında yüzde 9 ile 12 arasında büyümeyi hedefliyor.

Pfizer, 7,9 milyar dolar ile dünyanın en çok Ar-Ge yatırımı yapan ilaç şirketi olarak biliniyor. Firma geçtiğimiz günlerde Hacettepe Üniversitesi ile ilaç Ar-Ge'sine yönelik stratejik işbirliği kararı aldı.

Roche Grubu, 2008'de dünya genelinde 7,5 milyar dolarlık Ar-Ge harcaması yaptı ve Türkiye'yi "bölgesel klinik araştırmalar üssü" olarak seçti. Bu sebeple tüm Roche birimleri Türkiye'ye bağlanacak.

Novartis, 25 kişilik ekibi ile Türkiye'de 80'i aşkın alanda klinik araştırma başlattı.

Avea, Turkcell ve Vodafone ile Üçüncü Nesil (3G) altyapı çalışmalarında işbirliği yapan Çinli Huawei, bu yıl içinde İstanbul'da Ar-Ge merkezi kuracak.

karakan06
30-09-2009, 13:15
Bernanke de İstanbul'a geliyor


IMF-Dünya Bankası toplantılarına katılacak 186 merkez bankası başkanı arasında Fed Başkanı Bernanke de yer alıyor. "Deflasyona engel olmak için Fed para basabilir" ifadesi "helikopterden para dağıtma" olarak tanımlanınca medyanın "Helikopter Ben" lakabını taktığı Bernanke, 4 Ekim'de İstanbul'da olacak


ABD Merkez Bankası (FED) Başkanı Ben Bernanke, 6-7 Ekim'deki IMF-Dünya Bankası Sonbahar Dönem Toplantıları için İstanbul'a geliyor. Amerikan diplomatik kaynakları Hazine Bakanı Timothy Geithner'ın başkanlığını yaptığı resmi delegasyonun 4 Ekim'de İstanbul'a geleceğini belirterek, delegasyonda Bernanke'nin de yer aldığını doğruladı.

FİNANS DEVLERİ GELİYOR
Bernanke'nin 4 Ekim'de İstanbul'a geleceği ve 8 Ekim'e kadar şehirde kalacağı öğrenildi. Şubat 2006'dan bu yana Amerikan Merkez Bankası'nı yöneten Bernanke, küresel kriz sırasında attığı adımlarla Amerika'yı iflasın eşiğinden kurtaran isim olmuştu. Küresel finansın zirvedeki isimlerini bir araya getirecek zirveye Avrupa Merkez Bankası Başkanı Jean Claude Trichet'in yanı sıra, İngiltere Merkez Bankası Başkanı Mervyn King, Fransa Merkez Bankası Başkanı Chrıstıan Noyer, Almanya Merkez Bankası Başkanı Axel Weber, Japonya Merkez Bankası Başkanı Masaaki Shirakawa, İtalya Merkez Bankası Başkanı Mario Draghi gibi önemli isimler de katılacak. Türkiye, ABD dışında IMF-Dünya Bankası dönem toplantılarına ikinci kez evsahipliği yapan ilk ülke olarak kayıtlara geçecek. İstanbul'da gerçekleşecek zirve birçok açıdan ilklere sahne olacak. Gelişmekte olan ülkelerin uluslararası sistemdeki artan rolü ve konumu ilk kez bu toplantıda gündeme alınacak. Gelişmekte olan ülkelerin IMF ve Dünya Bankası yönetiminde daha fazla söz sahibi olmasına yönelik adımların da bu toplantıda atılması bekleniyor. Toplantıda ayrıca küresel krizden sonra kurulacak yeni finansal düzenle ilgili fikir jimnastiği yapılacak.

LAKABI PARA SAÇMAKTAN GELİYOR

ABD Merkez Bankası Başkanı Ben Bernanke, 2002'de yaptığı bir konuşmada "Deflasyona engel olmak gerekiyorsa Fed para basabilir" açıklamasını yapmış; hemen ardından Nobel adayı Milton Friedman, açıklamayı helikopterden para dağıtma olarak tanımlayınca Ben Bernanke'ye medya, 'Helikopter Ben' ismini takmıştı.

Yazar: UFUK ŞANLI
Kaynak: SABAH

SELURK
03-10-2009, 18:34
Amerika'da 100 yıllık 3 banka daha kapatıldı!
ABD'de yaklaşık 100 yıldır faaliyette bulunan 3 banka daha kötü borçlanma ve likidite sorunlarını aşamadığı için kapandı.
03 Ekim 2009 / 13:50Türkiye'deki TMSF benzeri işlevi bulunan Federal Mevduat Sigorta Kurumu FDIC tarafından yayınlanan açıklamada, Michigan'daki Warren Bank, Minnesota'daki Jennings State Bank ve Güney Colorado'daki National Bank'ın kapandığı, mevduat ve aktiflerinin tasfiye işlemlerinin bölgelerindeki çeşitli bankalara devredildiği kaydedildi.
Söz konusu bankaların tüm şube ve bölümlerinin yarın açık olacağı, müşterilerinin bu bankalarda bankacılık işlemlerini yapabileceği de açıklamada yer alırken, 3 bankanın kapanmasının FDIC'in sigorta fonuna toplam 293 milyon dolara mal olması bekleniyor.
FDIC verilerinde 2009 ile 2013 yılları arasında bankaların iflası veya kapanmasından doğacak mali zararın, 100 milyar dolar olacağı öngörülüyor.

SELURK
03-10-2009, 18:37
Avrupa'nın ''en hızlı büyüyen'' ülkesi kim olacak?
IMF Avrupa Bölgesel Ekonomik Görünüm Raporu'na göre Türkiye'nin de içinde yer aldığı tablo nasıl olacak?
03 Ekim 2009 / 13:19IMF “Sonbahar 2009 Avrupa Bölgesel Ekonomik Görünüm Raporu açıklandı. Raporun özet bölümünde Avrupa ülkelerinin 2006-2010 yılları arasındaki büyüme, enflasyon rakamları ve tahminler yer aldı.
Buna göre gelecek yıl 42 Avrupa ülkesi arasında sadece Türkiye ve Slovakya yüzde 3.7'lik büyüme hızını yakalayacak. Türkiye bu oranla, yüzde 1.7 olarak tahmin edilen yükselen Avrupa ekonomileri ortalama büyüme hızının iki katından fazlasını da elde etmiş olacak. 2010 için Avrupa'nın genel büyüme hızı binde 8, AB ülkelerinin binde 5, Fransa'nın binde 9, Almanya'nın binde 3, İsveç'in yüzde 1.2, İngiltere'nin binde 9, Polonya'nın yüzde 2.2, İsrail'in yüzde 2.4, İtalya'nın binde 2 olarak tahmin edildi.

KİMLER KÜÇÜLECEK?

2010 yılında İrlanda'yı yüzde 2.5, İspanya'yı binde 7, Bulgaristan'ı yüzde 2.5, Letonya ve Litvanyayı yüzde 4, İzlanda'yı yüzde 2, Yunanistan'ı binde 1, Lüksemburg'u binde 2 küçülme bekliyor.

ENFLASYONDAKİ DURUM FARKLI!

Enflasyonda ise, Türkiye gelecek yıl yaşayacağı tahmin edilen yüzde 6.8'lik enflasyon oranıyla Avrupa ülkeleri arasında önde gelenlerden biri olacak. 42 Avrupa ülkesi arasında Türkiye'den daha yüksek enflasyon yaşaması beklenen ülkeler ve oranlar şöyle: Ukrayna yüzde 10.3, Rusya yüzde 9.9, Belarus yüzde 8.3, Moldova yüzde 7.7, Yükselen Avrupa Ülkeleri ortalaması yüzde 7.2, Sırbistan yüzde 7.3.

SELURK
03-10-2009, 18:41
Finans dersi geliyor borsacılar öğretmen oluyor
İstanbul’u uluslararası finans merkezi yapacak plan açıklandı. Plana göre ekonomi ve finans dersi ilkokul müfredatlarına girecek.
03 Ekim 2009 / 06:03İstanbul'un uluslararası finans merkezi olması yolunda ilk adım, açıklanan 'Eylem Planı' açıklandı. Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan tarafından IMF-Dünya Bankası toplantıları sırasında duyurulan plan, basit ve etkin bir vergi sisteminden okullarda eğitime kadar birçok alanda ciddi adımları içeriyor. 'İstanbul Uluslararası Finans Merkezi (İFM) Strateji Belgesi ve Eylem Planı' adıyla Resmi Gazete'de de yayımlanan yol haritasına göre İstanbul'un finans merkezi yapmak için hayata geçirilecek projeler arasında ilkokul müfredatlarına ekonomi ve finans dersi konulması da var.

İLK DERS 2010-2011'E YETİŞECEK

23 ayrı konuda 71 adet eylemi içeren plana göre Milli Eğitim Bakanlığı'nın sorumluğunda Merkez Bankası, SPK, Bankalar Birliği gibi kuruluşların da desteğiyle 2010-2011 eğitim öğretim yılında ilköğretim okullarına temel finans dersleri eklenerek öğrencilerin finans-ekonomi bilgisi için bir altyapı oluşturulacak. Eğitim sırasında uzmanların da derse girmesi sağlacak. Bu kapsamda ayrıca İngilizce eğitimine de ağırlık verilecek. Plana göre finans alanında üniversite-sektör işbirliği teşvik edilecek. Eylem planının ağırlığını ise hukuki altyapı ve vergi düzenlemeleri içeriyor. Plana göre 3 yıllık stratejide BSMV başta olmak üzere finans kurumlarının vergi yükleri kademeli olarak düşürülecek

erenerdi
04-10-2009, 15:36
04 Ekim 2009 07:34

2008 krizini önceden geleceğini her türlü yoldan sesini duyurarak bilen ve bunun için adı "Kriz Kahini" olarak anılan Prof. Roubini İstanbul'daki konferansta tünelin ucundaki ışığı gördüğünü söyledi.
İstanbul doğumlu Roubini, gün içinde çok bunaldığı için Boğaz kenarında soluklanarak dinlendi

Krize ilişkin öngörülerinin doğru çıkması nedeniyle adı 'kriz kahini'ne çıkan Prof. Nouriel Roubini, kötümserliği bir kenara bırakıp İstanbul'dan umutlu mesaj verdi:

Tünelin sonunda artık ışık görünmeye başladı. Önceki gün geldiği İstanbul'da toplantılardan bunalan Roubini, İş Yatırım'ın düzenlediği konferanstaki konuşmasından önce yanındakilere "Sabahtan beri toplantılardaydım. Kapalı alana kısıldım. Hava almak istiyorum" deyince Boğaz kenarındaki otelin bahçesine çıktı. İstanbul doğumlu Roubini, Boğaz havasını alıp manzarayı seyrederken İstanbul'u özlediğini belirtti. Boğaz havasını alan Roubini önceki gece yaptığı konuşmasında şu önemli öngörülerde bulundu:

BANA GÖRE 'U': ABD ekonomisinin düzelme şekli tartışılıyor. Bana göre 'U' şeklinde olacak. Trendlerin altında kalan bir düzelme olacak.

ÇIKIŞ STRATEJİLERİ: Asıl konu çıkış stratejileri. Merkez bankalarının ve hükümetlerin sağladığı para teşviki ne zaman ortadan kalkacak. Her ülke kendi çıkış stratejisini belirlemeli. Zamanlama çok önemli. Eğer erken çıkılırsa yeni bir daralmaya neden olabilirsiniz. Zaten 'W' tezini savunanların savunma nedeni de bu zamanlamanın yanlış yapılabileceğine dayanıyor. Geç çıkarsanız enflasyon ve stagflasyonla yaşayabilirsiniz.

DARALMANIN SONU: ABD'de daralmanın sonuna yaklaştık, birkaç yıl potansiyel büyümenin altında büyüyeceğiz. Çünkü işsizlik ağır. Durum vahim. İşsizlik oranı yüzde 9.8 ve part time çalışanlarla oran yüzde 16'larda.

YATIRIMLAR ZAYIF: Büyük olduğu için batmayacağı düşünülen ancak aşırı borç yapısında bulunan dev firmalar borçlarını yapılandırmak zorunda. Orta düzeydeki şirketler ise sermaye harcaması yapmayacak. Zaten kapasite kullanım oranları yüzde 69'larda. Yüzde 30 atıl kapasite ABD, Japonya, Çin ve Avrupa'da büyük sorun. Düşük kâr, atıl kapasite nedeniyle yatırım gerekmeyecek.

YÜKSELENLERDE 'BOĞA': Yükselen piyasalarda 'boğa'dan (yükselişi simgeliyor) bahsedebiliriz. Bu ülkelerin mali sistemleri daha iyi denetleniyor. Potansiyel büyüme oranı gelişmekte olan ülkelerde yüzde 5-8 arasında.

ÇİN LOKOMOTİF OLAMAZ: Önümüzdeki yıl ekonomiler ayrışamaz. Çin de dünyanın lokomotifi olamaz. Nasıl olsun Çin'in GSYH'si 3 trilyon ABD'nin 15 trilyon. ABD'de 10 trilyon dolarlık tüketim var. 1.3 milyar Çinli 1 trilyon dolar tüketiyor. 900 milyon nüfuslu Hindistan'da ise 600 milyar dolar harcanıyor.

Bana göre deflasyon
Deflasyon mu enflasyon mu derseniz bana göre sorun deflasyon olacak. Dünyada malı elden çıkarıp ucuza satma eğilimi var. Ayrıca pek çok gelişmiş ekonomide işsizlik yüzde 10'lara varacak. Buna bağlı olarak maaşlar da azalacak. Bu da deflasyon riskini artırıyor.

KAHİNDEN KEHANETLER:

DÜNYA
Bana göre çıkış 'U' şeklinde olacak.
Çıkış stratejilerini erken devreye sokan ülkelerde yeni dipler görülebilir. Bu da 'W'ya neden olabilir.
Çıkışta gecikenler ise bedelini enflasyon, stagflasyon olarak ödeyecek.
Kapasite atıl, talep düşük... Yatırımlar birkaç yıl yerinde sayacak.
Büyümeler birkaç yıl potansiyelin altında gidecek.
Bir ülke rezerv para gücünü hemen yitirmez. Ancak ABD eğer enflasyonu düşürmek için gücünü kullanırsa bu ülkeleri dolardan uzaklaştıracaktır.

TÜRKİYE
Orta vadede mali konsolidasyon şart
Teknik olarak IMF'ye ihtiyacınız yok ama...
IMF'yle anlaşmanın faydası, siyasilerin mali politikaya kendini adadığını tüm dünyaya göstermesi açısından önemli.
En iyi şartlarda bile büyüme yüksek olmayacak.

IMF'ye ihtiyacınız yok ama...

TÜRKİYE İÇİN AVRUPA ÖNEMLİ: Türkiye'nin makroekonomi ve mali temeller açısından sağlam bir ülke konumunda bulunuyor. Nedeni 2001'de yaptığı reformlar ve yapısal düzenlemeler.

BÜTÇE AÇIĞI YÜKSEK: Krizin etkisiyle bütçe açığında ciddi büyüme yaşanıyor. Orta vadede mali konsolidasyon şart. Mali çerçeve orta vadede önemli.

IMF: Teknik anlamda IMF'ye ihtiyacınız yok. Anlaşmanın faydası, siyasilerin böyle bir mali politikaya kendilerini adadığını gösterir. Bu da yatırımcılar ve piyasa açısından psikolojik olarak olumlu bir etki yaratır.

ESNEK ÇALIŞMA ÖNEMLİ: Vergilendirmedeki farklılıklar, kayıt dışının azalması ve esnek çalışma önem taşıyor.

SELURK
04-10-2009, 22:02
Tuzlu su, benzine alternatif bir yakıt olabilir mi?
Tuzlu sudan alternatif yakıt üreten ve eski bir radyo yayın mühendisi olan 63 yaşındaki John Kanzius, inanılmaz bir şey buldu.
04 Ekim 2009 / 09:22Tuzlu suyun yanmasının mümkün olmadığını düşünen bilim adamları, John Kanzius, icat ettiği bir radyo dalgası üreteciyle tuzlu suyu yaktığını duyurduğunda, onun bir aldatmaca olduğunu sanıldı.

Yakılan tuzlu suyla Stirling motoruna güç sağladıklarını söyleyen Kanzius, sistemin otomobillere güç sağlaması veya verimli bir yakıt olarak kullanılıp kullanılamayacağının araştırma sonuçlarına bağlı olduğunu söylüyor.

Tuzlu sudan alternatif yakıt üreten ve eski bir radyo yayın mühendisi olan 63 yaşındaki John Kanzius, inanılmaz bir şey buldu. Doğru koşullar altında tuzlu suyu yüksek sıcaklıkta yakmayı başardı.

YAKALANDIĞI LÖSEMİ HASTALIĞINA ÇARE ARARKEN KEŞFETTİ

Kanzius'un sürpriz bir ilhama uzanan yolculuğu, 2003 yılında teşhis edilen lösemiyle başladı. Kemoterapiyle yüzleşen Kanzius, kanser hücrelerini öldürmek için daha bir alternatif bulmaya karar verdi. Radyo dalgası üreteciyle- RFG (radyo dalgaları üreten ve onları yoğunlaştırılmış bölgeye odaklanan makine) gündeme geldi. Vücuduna enjekte ettiği bazı sıvı metallere radyo frekansları yollayan bu cihaz kanserli hücreleri sağlıklı hücrelere zarar vermeden yok etti. Bu cihaz tuzlu su üzerine yoğunlaştırıldığında suyu parçalayarak ortaya normalden çok daha fazla enerji açığa çıkaran bir yanma reaksiyonu meydana getirdi.


İlk testi boyunca, Kanzius şaşırtıcı bir yan etkinin farkına vardı. John Kanzius sınama amacıyla kanaldan aldığı tuzlu suyu deney tübünün içine koydu ve bir tutam kağıt havluyla tüpün ağzını tıkadı ve cihazın içine yerleştirdi. Cihazı çalıştırdığında hiç tahmin etmediği bir şey oldu ve tuzlu su dolu deney tüpünü tıkayan kağıt parçası alev aldı. Kanzius aynı deneyi tüpün ağzına kağıt havlu koymadan denedi ve aynı sonucu aldı --deney tüpünün içindeki tuzlu su yanıyordu. Test tüpü alev aldı ve RFG cihazı açıkken yanık kaldı.

Penn Eyalem Üniversitesi'nden kimyacılar, cihazı aldılar, kendi deneylerini yaptılar ve bunun gerçekten doğru olduğunu buldular. RFG tuzlu suyu tutuşturdu ve yaktı. Alevlerin sıcaklığı 1648 dereceye ulaşıyor.

TUZLU SU NASIL YANABİLİYOR?

Suyun yanması hidrojenle oluyor. Normal durumda, tuzlu su, öyle görünmesine karşın kendiliğinden yanmaz. Radyo dalgaları aslında tuzlu suyu oluşturan bileşenler arasındaki bağları zayıflatıyor-Sodyum Klorür,Hidrojen ve Oksijen- serbest kalan hidrojen, bir kez ateşlendiğinde, radyo dalgalarına maruz kaldıkça açığa çıkmayı sürdürerek yanmasını devam ettiriyor.

karakan06
09-10-2009, 13:57
Kriz kâhininden uyarı: Fazla köpük oluştu

Nouriel Roubini, Wall Street Journal'a verdiği demeçte ABD hisse senedi piyasalarında Mart ayından bu yana yaşanan yükselişten endişe ettiğini, bu yükselişin gerçekleşmesi muhtemel olmayan V şeklinde bir toparlanmanın fiyatlanması gibi göründüğünü söyledi.

Roubini, "Rallinin bir kısmı temel. Mahşerden kaçındık, tünelin uçunda bir ışık var ve risk algılamaları düşük. Ancak yükseliş çok hızlı ve çok kısa zamanda oluştu. Bu, yukarı hareketi destekleyen temel ekonomik göstergelerden ayrışıyor. Piyasalar bugün bir V şeklinde toparlanmayı fiyatlıyor ve U şeklinde bir toparlanmayı fiyatlamaya başlamalrı gerikiyor. Bu nedenle 2009 dördüncü veya 2010 ilk çeyrekte düzeltme görebiliriz" diye konuştu.

Para politikasının varlık fiyatı balonlarının oluşmasını engellemek için daha proaktif olması gerektiğini ifade eden Roubini, bununla birlikte, "Şuan faiz artırma zamanı değil. Ekonominin zayıf olduğu ortamda varlık balonu oluşmasını engellemek için bir başka araca, regülasyonlara ihtiyacınız var. Regülasyonları artırırız ya da bir başka problem yaratırız" dedi.

Piyasalarda köpük olduğunu, ciddi miktarda köpük bulunduğunu belirten Roubini, ancak toparlanmanın çok zayıf olmaya devam edeğini, FED'in yakın zamanda faizleri artırmasının yolunun olmadığını savunarak işsizliğin kesinlike yüzde 10'u aşacağını ve krizde kaybedilen işlerin bir kısmının sonsuza kadar geri gelmeyeceğini de ifade etti.

Kaynak: mynet finans

haskan
12-10-2009, 00:00
Endeks bankalarla rekora göz dikti, Borsa'nın geneli sessiz kaldı

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın IMF anlaşması beklentisi içinde bulunan piyasaları rahatlatan açıklamaları sonrası Borsa 50 bin puanı aşarken, döviz ve faiz değer kaybını sürdürdü.
Aslında geçen hafta oldukça zayıf bir kapanış yapan ve 48 bin 500'de bulunan direnç noktasını yukarı kırmakta zorlanan endeks yine klasik bir şekilde yükselişe geçti. Yabancı yatırımcıların halka açık bölümünün yüzde 90'ını elinde bulundurdukları üç bankada yaptıkları alımlar, endeksin hızlı bir şekilde 49 bin puanı aşmasını sağladı. Garanti Bankası, Akbank ve İş Bankası bu hafta 3 bin puan yükselen Borsa'ya iki bin puanlık bir katkı yaptı.

Genel piyasanın bu harekette oldukça tepkisiz kaldığı, hatta yükselişlerin zorlamayla olduğu görüldü. Endeks hesaplamasında yüksek sermaye ve halka açıklığı sebebiyle bu üç bankanın çok önemli bir etkisi var. Yükselişlerde veya düşüşlerde, hep bu hisselerdeki alım veya satımlar ön plana çıkıyor. Daha açık bir şekilde anlatırsak yaklaşık 330 hissenin piyasa değerinin neredeyse dörtte birini oluşturan bu üç hisse, bu haftaki yükselişe damgasını vururken, Borsa'daki kazançlar sanıldığı kadar yüksek olmadı. Bu haftaki hareket adeta endeksin bundan sonraki yönünü işaret etmek için yapılmış bir spekülasyon gibiydi.

Banka hisselerindeki yükselişin arkasında sadece spekülasyon var dersek haksızlık etmiş oluruz. Zira yüksek kârlılık beklentileri devam ediyor. Söylemek istediğim endeksin hesaplamasındaki tutarsızlık. Üç hisse yükseliyor, diğerleri yerinde sayıyor, Borsa rekorlar kırıyor. Borsa geneli veya en azından İMKB-100 endeksi hesaplanırken belirli hisselerin endeksi etkilemesine izin vermeyen bir yöntem uygulanmalı. Böylelikle yatırımcılar daha dengeli bir endekse kavuşacaktır.

Tahmin ediyorum birçok yatırımcı bu haftaki yükselişten bir şey anlamamıştır. Ama görünen o ki orta vadede çok olağanüstü bir gelişme olmazsa Templeton'un kurucusu Mark Mobius'un dediği gibi gelişmekte olan borsa endeksleri eski zirvelerini geçecek. Böylesi durumda ise endeks bu yıl sonu eski zirvesini yakalar ve 2010 yılı içinde belki de Euro bazlı rekor seviyesini görerek 70 bine bile ulaşabilir. Yatırımcılar bu hedefleri unutmadan ama bu hedeflere ulaşmanın iyi hisse seçimleriyle mümkün olduğunu bilerek strateji oluşturmalılar.

Şu ana kadar endeksin bir hayli yol kat ettiğini göz önüne alarak çok seçici bir şekilde Borsa'ya yaklaşılması artan riske rağmen kazançların büyümesini sağlayabilir. Büyük yükselişler büyük düşüşler sonrası başlar, demiştik. Şu ana kadar mart ayından bu yana dip seviyelerden gerçekten hatırı sayılır bir yükseliş yaşandı. Ama endeks 2007 yılındaki TL ve döviz cinsinden bakıldığında zirvede sayılmaz. Dahası ABD, Japonya ve Avrupa borsa endeksleri bu yıl sadece yüzde 12-18 arasında kazandırarak zirvelerinden çok uzaktalar. Bu durum da Türkiye gibi ülke borsalarına cesaret veriyor.

Peki büyük düşüş ne zaman başlar? Ekonomiler canlandığında, faiz oranları üst üste arttığında ve borsa endeksleri zirve noktalarına ulaştığında büyük düşüş hareketinin sinyalleri de gelmeye başlayacaktır. Değişmeyen düzen eski alışkanlıkları da sık sık gündeme getireceğinden sistem bir süre sonra 2008 krizini hatırlatacak ve geri dönüş başlayacaktır.
Daha kısa vadede bakılacak olursa 2009 yılının son çeyreği ve 2010 yılının ilk yarısına kadar ekonomiler yavaş yavaş resesyon sürecinden çıkarken borsalar yükseliş trendini sürdürecek ve ilk faiz artırımları iyileşmenin habercisi olarak görülecektir. Böylesi durumda zaman zaman düzeltmeler olsa da ekonomi trendlerindeki yavaşlığa aldırmadan borsalar son bir hamleyle zirve noktalarını görebileceklerdir. İstihdamdaki zayıf görünüm borsalar açısından risk olarak görünse de düşük faiz ortamı ve alternatif piyasalardaki durgunluk cazibesi yükselen borsalara ilgiyi önümüzdeki aylarda da canlı kılacaktır.

Hiç şüphe yok ki başkanlığının her iki döneminde de savaş tamtamlarını çalarak dünyayı savaş ortamına sokan ve her an yeni bir savaşı başlatacağı beklenen eski ABD Başkanı'nın ardından göreve gelen ve Nobel Barış Ödülü alacak kadar barışçıl görünen yeni başkanın dünyaya sunduğu 'Obama etkisi' dünya krizinden çıkış sürecinde başrolü oynuyor gibi gözükmektedir. Ancak, finans sistemi odaklı büyümeler ekonominin bütününe yansımadığı müddetçe yeni rekorlar ve zirveler, yeni krizlerin habercisi olacaktır.

Gelişmekte olan ülkelerin talepleri altını yükseltiyor
Dünyada ons fiyatları bugüne kadarki en yüksek seviyelere ulaşarak 1.061 doları gördü. Eski rekor 2008 yılında görülen 1.030 dolardı. Emtia fiyatlarındaki çöküş ve hemen akabinde doların hızlı yükselişi karşısında 700 dolara kadar gerileyen altın, 2009 yılında rekorlarına kaldığı yerden devam ediyor. Altın fiyatları 2001 yılından bu yana dolar bazında 4 kat yükselmiş durumda. Fiyatların yükselişinde Çin ve Hindistan başta olmak üzere gelişmekte olan ülkelerin güçlü büyümeleri etkili oluyor. Dünya ticaretinde fazla veren Uzakdoğu ve Körfez ülkelerinin fiziki talepleri yükselişte bir başka etken.

Daha önceleri yüksek enflasyondan korunmak amacıyla tercih edilen altın, son dönemde yüksek getiri elde etmek isteyen ve dolardan kaçan fonların da gözdesi oldu. Çin Merkez Bankası'nın 2008 yılına kadar 400 ton olan rezervini 1.000 tona çıkardığını açıklaması ve dolar satarak rezervlerinde altına yer vermek için 4 bin ton daha alabileceği spekülasyonları da bu yükselişin asıl sırrı olsa gerek. Ekonomilerde 2010 yılına yönelik olumluya dönen beklentiler doların önümüzdeki aylarda da değer kaybetmesine yol açacak gibi görünüyor. 2008 yılındaki gibi Euro/dolar paritesi bir kez daha 1,60 seviyelerini görecek olursa altın fiyatları en azından 1.000 doları taban yaparak 1.200 dolar hedefine doğru hareket edecektir.
SELİM IŞIKLAR

haskan
15-10-2009, 13:29
creditt suisse, turk bankalari icin tavsiyesini yukari cekti


creditt suisse tarafindan dun yayinalanan bri raporda turk bankalari icin 2009 ve 2010 yili kar beklentileri yukari yonlu revize edilirken, buna bagli olarak yeni hedef fiyatlarin eski tahminlere gore yuzde 45 daha yuksek olacagi ve bu fiyatlar uzerinde sektorde yuzde 27 oraninda deger kazanma potansiyeli oldugu ifade edildi.

Credit suisse'nin raporunda soyle denildi:

"boga piyasasi beklentimizi koruyoruz: Bankacilik sektoru icin hisse basina kar beklentimizi bu yil icin yuzde 28 ve 2010 yili icin yuzde 21 oraninda yukari cekiyoruz. Yeni hedef fiyatlarimiz ise onceki beklentinin yuzde 45 oraninda uzerinde olusuyor ve mevcut fiyat seviyelerinde ortalama yuzde 27 oraninda artis potansiyeli tasiyor

piyasa icin daha iyimser olmamizin nedenlerine gelince,

piyasalar sektorun direncini oldugundan daha kucuk degerlendirmis gibi gorunuyor. Henuz kayda girmemis ticari gelirler, yuksek provizyon ve kar gorunumu de bu degerlendirmeleri paylasiyor. Bankacilik sektorunde kredilerin 2010 yilinda yuzde 26 oraninda artmasini bekliyoruz.
Faiz oranlarinin en azindan onumuzdeki 6 ay boyunca dusuk seviylerde kalacagini ongoruyoruz. 3. Ve 4. Ceyrek karlarinin beklentilerin uzerine cikarak piyasalari yukari cekecegini dusunuyoruz.

Is bankasi ve devlet bankalari bizim tercih ettigimiz isimler arasinda bulunuyor.
is bankasi ve halk bank hisselerini "notral"den "piyasa ustu getiri" seviyesine revize ediyoruz.
vakifbank icin ise "piyasa ustugetiri" tavsiyemizi koruyoruz. Bu uc bankanin hisseleri icin mevcut fiyat seviyelerinden yuzde 41 oraninda artis potansiyeli ongoruyoruz.

Garanti bankasi icin ise tavsiyemizi "piyasa ustu getiri"den "notral"e
dusuruyoruz. Akbank ve yapi kredi icin tavsiyemizi "notral" olarak
koruyoruz.

Fantom
16-10-2009, 19:54
Stopaj kararı döviz ve bonoyu yükseltti
16.10.2009 11:11:26 Son Güncelleme:16.10.2009 12:24:08

Anayasa Mahkemesi'nin yurtdışında yerleşik yatırımcılar için stopaj için sıfır olan vergi oranı kararını iptal etmesi, dövizde ve tahvilde yükseliş getirdi.

Dolar 1.46'nın üzerine çıkarken gösterge tahvilin faizi % 8.2'nin üzerine çıktı.

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in iptal kararının ardından yeni bir düzenlemeye gidileceğini ve buradan bir vergi doğmayacağını açıklamasının ardından dolar 1.4550 civarına gevşedi.

İMKB-100 Endeksi de yüksek açılışın ardından 50.600 puan civarına geriledi.

Fantom
16-10-2009, 19:56
Zorunlu karşılık oranı indirildi
16.10.2009 09:25:10 Son Güncelleme:16.10.2009 11:11:49

TCMB, yüzde 6 olan Türk parası zorunlu karşılık oranını 1 puan
azaltarak yüzde 5 düzeyine indirdi.

Yapılan açıklamada, Türk parası zorunlu karşılık oranında yapılan
bu indirimle bankacılık sistemimize yaklaşık 3,3 milyar TL kalıcı
likidite sağlanmış bulunduğu belirtildi.

Açıklamada şöyle denildi:

"Küresel piyasalarda yaşanan krizin etkisiyle bankacılık
sektörünün yurtdışından fonlama imkânlarının daralması ve artan
ihtiyatlılık nedenleriyle kredi arzı azalmış, belirsizliklere ve
yavaşlayan iktisadi faaliyete bağlı olarak kredi talebi gerilemiş,
sonuç olarak kredi piyasası küçülmüştür.

Ancak, para politikası faiz oranlarında 2008 yılı Kasım ayından
beri devam eden indirimler son dönemde piyasa faizlerine daha fazla
yansımaya başlamış, Bankamızın Türk parası ve döviz likiditesine
ilişkin aldığı önlemler ile küresel piyasalarda risk algılamasındaki
olumlu gelişmelerin desteğiyle, kredilerde sınırlı da olsa bir
toparlanma gözlenmeye başlanmıştır. Bu dönemde aracılık maliyetlerini
azaltmak ve piyasaya kalıcı likidite sağlamak yoluyla Türk parası
kredilerde kaydedilen artış eğilimini desteklemek amacıyla, Bankamızca
şimdiye kadar alınan önlemlere ek olarak, hâlihazırda yüzde 6 olan
Türk parası zorunlu karşılık oranı 1 puan azaltılarak yüzde 5 düzeyine
indirilmiştir. Türk parası zorunlu karşılık oranında yapılan bu
indirimle bankacılık sistemimize yaklaşık 3,3 milyar TL kalıcı
likidite sağlanmış bulunmaktadır.

Piyasadaki likidite miktarını kalıcı olarak değiştirmek için
kullanılabilecek etkin araçlardan biri olan zorunlu karşılık oranları,
likidite koşulları ve kredi piyasası gelişmelerinin izleyeceği seyre
bağlı olarak gerekli görülmesi halinde, her iki yönde de tekrar
ayarlanabilecektir.

karakan06
20-10-2009, 01:44
Veri yağmuru başlıyor!



Piyasaların tüm umudunu bağladığı hatta yatırımcının beklentilerini biraz fazla abarttığı üçüncü çeyrek şirket bilançolarında en hareketli hafta başlıyor.


Bu hafta küresel piyasaların nabzını tutan gösterge S&P500 endeksinde izlenen 75 şirket yılın üçüncü çeyreğinde faaliyetlerinde toparlanma olup olmadığını ortaya koyacak.

Açıklanacak bilançolar reel sektörü temsil ettiği için küresel krizde iyileşme sürecine girilip girilmediği tartışmaları için de yön belirleyici olacak. Piyasaların yakından takibe alacaklarının başında ise Apple, Coca Cola, Dupont, Pfizer, Boeing, Morgan Stanley, Wells Fargo, Credit Suisse, Mc Donald's, Microsoft ve Merck gibi dev şirketlerin bilançoları var. Geçen hafta JP Morgan'ın bilançosu piyasalara umut vermiş, Dow Jones endeksi psikolojik 10 bin seviyesini aşmıştı.

Ancak sonrasında açıklanan Citi ve Goldman Sachs'ın bilançoları iyi gelmesine rağmen beklentiler aşırı yüksek olduğu için piyasalara moral vermek yerine satış getirmişti. Ayrıca Bank of America ile IBM ve GE'nin bilançoları da moral bozmuştu. Şu ana kadar S&P500 şirketlerinin 61'i bilançolarını açıkladı. Bunların yüzde 79'u analistlerin beklentilerinin üzerinde, yüzde 11'İ beklentiler doğrultusunda yüzde 10'u ise beklentilerin altında geldi. Üçüncü çeyrek bilançolarının yıllık bazda yüzde 22,6 daha düşük gelmesi bekleniyor. Marketwatch'a göre bu hafta şirket bilançolarından gelecek en ufak moral bozucu veri piyasalarda gözler görülür bir kar realizasyonuna yol açabilir.

Macaristan faizini yarım puan indirir

Sadece şirket bilançoları değil Avrupa genelinde açıklanacak bir çok makro veri de ABD'den daha kötü durumda olduğu düşünülen Avrupa ekonomisine ilişkin tüyo verecek. Hükümet ve merkez bankalarının izledikleri teşvik programları ve gevşek para politikalarının etkisinin hissedilip hissedilmediği de bu verilerle ortaya çıkacak. Özellikle İngiltere'de açıklanacak üçüncü çeyrek GSYİH büyüme rakamı ile eylül ayı ZEW endeksinde görülen düşüşün ardından Almanya'da açıklacak IFO endeksi önem taşıyor.

Fransa'da iş hayatının ekonomiye güveni önemli veriler arasında. Gelişmekte olan piyasaları en fazla ilgilendirecek gelişme ise Macaristan'da merkez bankasının bugün vereceği faiz kararı olacak. Türkiye gibi yüksek cari açığa sahip olan ve bu açığı için yabancı sıcak paraya ihtiyaç duyan Macaristan'ın küresel gevşek para politikasından çıkışın tartışılıyor olduğu bir dönemde gösterge faizini yüzde 7,5'ten yüzde 7'ye indirmesi bekleniyor. Son 17 yılın en kötü resesyonunu yaşayan Macaristan'ın 2009'un sonuna kadar faiz indirmeyi sürdüreceği öngörülüyor.

İngiltere ve Almanya moral verebilir

İngiltere,'de ekonominin eylül ayına kadar olan dönemde hiç büyüme kaydetmemesi beklenirken, perakende satışlarının eylülde hareketlenme göstermesi bekleniyor. Temmuzda yüzde 0,2'lik artışın ardından Ağustos ayına kıpırdamayan perakende satışların eylül ayında yüzde 2,5 artması bekleniyor. Çarşamba günü yayımlanacak olan İngiltere Merkez Bankası'nın (BoE) ekim ayı faiz toplantısı tutanaklarındaki vurgular ise İngiliz ekonomisinin geleceğine ilişkin sinyaller verecek.

BoE son toplantısında faizini sabit tutmuş, 175 milyar sterlinlik varlık laım programında değişikliğe gitmeyeceğini duyurmuştu. Faize dokunulmamasına rağmen varlık alım programının genişletilmemesi ise BoE'nin gevşek para politikasından ne zaman çıkacağı tartışmalarını beraberinde getirmişti.

Bu hafta açıklanacak kilit verilerden biri de Euro Bölgesi'nin en büyük ekonomisi olan Almanya'ya ait olacak. Salı günü açıklanacak olan Eylül ayı üretici fiyat endeksinin yine zayıf kalması bekleniyor. Ağustostan bu yana işletmelerin girdisi olan petrol fiyatlarında yaşanan aylık bazdaki düşüşlerin üretici fiyatlarını da düşürmüş olacağı öngörülüyor. C

Cuma günü açıklanacak olan Ekim ayı Ifo endeksinin ise yükseliş kaydetmesi muhtemel. Ifo iş hayatının ekonomiye duyduğu güveni yansıtıyor ve bu endeksteki yükseliş güven artışı ile beraber gelecek yeni yatırımları müjdeliyor. Euro bölgesinin bir diğer büyük ekonomisi Fransa'da da iş hayatının ekonomiye duyduğu güven endeksi açıklanıyor. Perşembe günü açıklanacak endeks eylül ayında 79 puandan 85 puana yükselmişti. Ancak son verilere göre Ağustos ayında ihracatta yaşanan düşüşler ekim ayı güven endeksine de düşüş şeklinde yansıyabilir. Beklenti eneksin 86 puan olması yönünde.

İtalya perakende satışları çakılacak

Moodys.com'un beklentilerine göre perşembe günü açıklanacak olan Ağustos ayı Euro Bölgesi ödemeler dengesi de artıda kalacak. Euro Bölgesi'nin ana dış pazarlarındaki toparlanmaların etkisiyle ürün ve hizmetlerde gelişme kaydedildiğini belirten Moody's.com'a göre ödemeler dengesi 2 milyar euro fazla verecek.

Euro Bölgesi'nde bu hafta en fazla can sıkan ise İtalya olabilir. Perşembe günü açıklanacak olan İtalya Ağustos ayı perakende satışlarının yıllık bazda yüzde 5,9 çakılması bekleniyor. Bu önceki ayki düşüşe kıyasla daha yavaş bir çakılma ancak perakendedeki kan kaybı ülkede artan işsizlik ve daralan kredi koşullarına bir kez daha dikkat çekecek. İşin ilginç tarafı ise ülkede tüketicinin ekonomiye duyduğu güven tüm bu koşullara rağmen Ağustos ayında tüm zamanların en yüksek seviyesindeydi.

Kaynak: Bigpara

SELURK
21-10-2009, 14:20
15. Uluslararası Ambalaj Endüstrisi Fuarı (ASD Ambalaj Sanayicileri Derneği ile birlikte hazırlanmaktadır.)

Tarih : 22-25 Ekim 2009
Yer : TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi
Şehir : İstanbul Avrupa



Fuar Kapsamı:
A - AMBALAJ MAKİNELERİ
• Ağırlık kontrol donatımı
• Dağıtıcı makineler
• Dolum Makineleri
• Doz ayarlayıcı makineler
• Etiketleme Makineleri
• Gıda ambalajlama makineleri
• Isıyla kapama makineleri
• Kasa / oluklu mukavva kutu kapatıcıları
• Kasa taşıyıcıları, boşaltıcıları
• Sap takma makinaları
• Şekerleme kağıtları sarma makineleri
• Şekillendirme / doldurma / kapama makineleri
• Shrink paketleme makineleri
• Skin (deri) paketleme makineleri
• Sleeve ile ambalajlama makineleri
• Soğuk kapama makineleri
• Stretch ile sarma makineleri
• Taşıma bantları ve taşıma sistemleri
• Teneke kutu kapaklama / kapama makineleri
• Thermoform vakum ambalajlama makineleri
• Toplayıcı taşıma bantları
• Torba dolum, kapama makineleri
• Twist ile ambalajlama makineleri
• Twist ile bağlama makineleri
• Vakum ve gaz yüklemesiyle ambalajlama
B- AMBALAJ ÜRETİMİ
• Plastik hammaddeler
• Masterbatchler, katkı maddeleri
• Yardımcı maddeler ve Boyar maddeler, mürekkepler
• Teneke, Aluminyum ve diğer metal Hammaddeler
• Plastik Filmler, folyolar, levhalar
• Kraft, Karton ve Diğer Hammaddeler
• Ambalaj malzemelerinin üretimi için gerekli makineler ve donanım
• Üretim Prosesleri ve Bitmiş Ürün Kontrol ve Tetkiki için her türlü Laboratuar Cihaz ve Donanımı
• Model Üretim Cihaz ve Donanımları
• Ambalaj Tasarım Hizmetleri
C- AMBALAJ VE AMBALAJLAMA İŞLEMLERİ
• Ahşap ambalaj
• Büyük Torbalar (FIBC) , dökme mamül taşıma kapları (IBC)
• Cam ambalaj
• Doğal elyaflı ambalaj
• Etiketler
• Fason Ambalajlama Firmaları
• Hermetik kompoze kutular
• Kağıt esaslı ambalaj
• Karton ambalaj
• Lamine çok katlı ambalaj
• Metal ambalaj
• Mukavva ve oluklu mukavva kutu
• Sert (rijit) plastik ambalajlar
• Fleksibıl (esnek) ambalajlar
• Plastik çuvallar
• Plastik torba
D- YARDIMCI AMBALAJ MAMÜLLERİ
• Ambalaj çemberleri
• File
• İp, sicim, halat
• Kapaklar ve çeşitli kapatmalar
• Koruyucu köşebent
• Separatör
• Yapışkan bantlar
• Yastıklama malzemesi
• Yükleme sapanı
E - AMBALAJ SANAYİİ İÇİN HİZMETLER
• İlgili eğitim kuruluşları
• İlgili sektörel yayınlar
• Danışmanlık hizmetleri
• Sektörel örgütler
• İlgili Test, Deney ve Geliştirme Laboratuarları

Yer: TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi
Tarihler: 22.10.2009-25.10.2009
Telefon: 0212 886 68 86
Adres: TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi, E–5 Karayolu, Gürpınar Kavşağı 34522 Büyükçekmece
İlçe: Büyükçekmece

mporter
21-10-2009, 23:34
Turkcell aboneleri dikkat

Turkcell'e, abonelerine belirlenen azami fiyat sınırlarının üzerinde tarife uygulaması nedeniyle soruşturulma açılmasına karar verildi.

Bugün gazetesinin haberine göre, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu, 'Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş'nin, abonelerine kurum tarafından belirlenen azami fiyat sınırlarının üzerinde tarife uygulaması nedeniyle, imtiyaz sözleşmesinin 13. maddesini, 5809 sayılı kanunun ilgili hükümlerini, GSM azami fiyat çizelgelerinin belirlenmesine ilişkin Kurul kararları hükümlerini ihlal ettiğinin tespit edildiğine' karar verdi.

Kurul, söz konusu uygulamadan dolayı abonelerden fazladan alınan konuşma tutarlarının, iade edilmesine ve şirkete soruşturma açılmasına karar verdi.

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun (BTK) internet sitesinde yer alan Kurul kararı şöyle:

'15 Ekim 2009 tarih ve 2009/İK–07/515 sayılı Kurul kararı ile 'Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş'nin, abonelerine Kurum tarafından belirlenen azami fiyat sınırlarının üzerinde tarife uygulaması nedeniyle, Kurumumuzla imzalamış olduğu imtiyaz sözleşmesinin 13'üncü maddesini, 5809 sayılı kanunun ilgili hükümlerini, GSM azami fiyat çizelgelerinin belirlenmesine ilişkin 25 Mart 2009 tarih ve 2009/DK-07/151 sayılı kurul kararı ile 25 Mart 2009 tarih ve 2009/DK-07/149 sayılı kurul kararı hükümlerini ihlal ettiği tespit edilmiştir. Bu çerçevede;

-Söz konusu uygulamadan dolayı abonelerden fazladan alınan konuşma tutarlarının iş bu kurul kararının ilgili işletmeciye tebliğinden itibaren en geç 1 ay içerisinde abonelere iade edilmesi,

-Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş'ye Telekomünikasyon Kurumunun Denetim Çalışmalarına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 13'üncü maddesi çerçevesinde soruşturma açılması, söz konusu soruşturmayı yürütmek üzere ilgili birim olarak Tarifeler Dairesi Başkanlığı'nın görevlendirilmesi,

-Soruşturma sonucunun, Kurul kararına dönüşmesi süresi boyunca söz konusu ihlale ilişkin olarak ihlalin boyutu, süresi, abonelik türleri, elde edilen haksız kazanç, etkilenen abone sayısı gibi hususlar dahil soruşturma sürecinde değerlendirilecek her türlü bilgi ve belgenin Turkcell İletişim A.Ş tarafından saklanması,

-İş bu Kurul kararının kurum internet sitesinde yayımlanması ve ilgili işletmeciye bildirilmesi hususlarına karar verilmiştir.'

erenerdi
22-10-2009, 10:56
22.10.2009 7:28:33 kktc cumhurbaskanı talat:"ılk pozısyonlarımıza bakacak olursak, bugun daha ıyı bır noktadayız"
kktc cumhurbaskanı mehmet alı talat, kıbrıs
muzakerelerınde ''ılk pozısyonlarına baktıklarında, ıkıncı turda daha ıyı bır
noktada olduklarını'' soyledı.
Talat, rum tarafı ıle ''dıs ılıskıler'' konusunda da, ''eskı onerılere
kıyasla daha yakın bır noktada olduklarını'' belırttı.
Cumhurbaskanı talat, kıbrıs rum yonetımı lıderı dımıtrıs hrıstofyas ıle
kıbrıs muzakerelerı cercevesındekı gorusmesının ardından cumhurbaskanlıgına
donusunde yaptıgı acıklamada, bugun ''dıs ılıskıler'' konusunu ele aldıklarını ve
karsılıklı bırbırlerının endıselerıne cevap veren onerılerı konustuklarını
soyledı.
Bu asamada ''dıs ılıskıler'' konusunun ertelenmesını kararlastırdıklarını
ve yarın ''mulkıyet'' konusuna gececeklerını ıfade eden talat, ''ertelemeden
kastın ne oldugunun'' sorulması uzerıne, muzakerelerın bırıncı turunda turk ve
rum tarafının ''dıs ılıskıler'' konusunda onerı yaptıgını anımsatarak, her ıkı
tarafın da karsı tarafın onerısıyle ılgılı endıse ve hassasıyetlerı oldugunu
kaydettı.
Tarafların ıkıncı turda, bırbırlerının hassasıyet ve endıselerını dıkkate
alan onerı yaptıgını kaydeden talat, soyle devam ettı:
''objektıf olarak bakarsanız her ıkı onerıye, daha oncekı
pozısyonlarımıza gore bırbırıne daha yakın, cok daha yakın onerılerdır. O nedenle
bu anlamda bır yakınlasma oldugunu soyleyebılırız, genel olarak. Ama uzerınde
anlastıgımız bır mekanızma henuz olusmus degıl.''
''bır ılerleme oldu'' demesının mumkun olmadıgını kaydeden talat, ''eskı
onerılerımıze kıyasla daha yakın bır noktada oldugumuzu soyleyebılırım'' dedı.

-eroglu'nun sozlerı-

cumhurbaskanı talat, bır gazetecının, basbakan dervıs eroglu'nun bugun
yaptıgı acıklamada, ''gorusmelerı takıp eden ve tutanakları okuyan bır kısı
olarak su anda uzlası noktasından oldukca uzaktayız'' acıklamasını anımsatması
uzerıne, ''uzak ya da yakın oldugunu soylemenın bır yorum oldugunu'' ıfade
ederek, basbakanın boyle bır yorum yapma hakkı oldugunu ve bunun dogal oldugunu
soyledı.
Kendısının de zaten, ''her sey mukemmel, tamamdır, ılerleme buyuk''
demedıgını kaydeden talat, ''ama bana gore, ılk pozısyonlarımıza bakacak olursak,
bugun daha ıyı bır noktadayız, ıkıncı turda dıyebılırım'' dedı.
Cumhurbaskanı talat, ''mulkıyet'' konusuyla ılgılı bır soru uzerıne,
ıkıncı turda bu konuda ılerleme olmasını bekledıgını sozlerıne ekledı.
Talat ve hrsıtofyas, yarın yenıden bır araya gelerek, ''mulkıyet'' konusu
ele alacak.

-aa-

erenerdi
22-10-2009, 10:57
22.10.2009 7:28:40 kıbrıs surecı 23-24 ekımde dısıslerı bakanı davutoglu baskanlıgında dısıslerı bakanlıgında degerlendırılecek
dısıslerı bakanı ahmet davutoglu
baskanlıgında ılgılı mısyon seflerı ve merkez bırımlerının katılımıyla, kıbrıs
surecıne ılıskın 23-24 ekımde dısıslerı bakanlıgında bır degerlendırme toplantısı
yapılacak.
Dısıslerı bakanlıgından yapılan acıklamada, kıbrıs'ta ıkı taraf arasında
kapsamlı cozum muzakerelerının 2008 eylul ayından bu yana devam ettıgı
hatırlatılarak, soyle denıldı:
Ada'da bır an once adıl ve kalıcı bır cozume ulasılmasının dogu
akdenız'ın bır barıs, ıstıkrar ve ısbırlıgı sahasına donusebılmesı ıcın de elzem
olduguna ınanan turkıye, garantor ve anavatan olarak, kapsamlı cozum
muzakerelerıne ve kıbrıs turk tarafının yapıcı tutumuna tam destek vermekte,
uluslararası toplumun da menfaatlerının bu noktada bırlestıgını
degerlendırmektedır.
Acıklamada, bu cercevede, devam eden muzakerelerın geldıgı asamanın ve
surecın sonuc alıcı bıcımde suratlendırılerek kapsamlı cozume onumuzdekı aylar
ıcınde ulasılmasını saglamak hususlarında atılabılecek adımların etraflıca ele
alınması amacıyla, 23-24 ekımde dısıslerı bakanlıgında, dısıslerı bakanı ahmet
davutoglu baskanlıgında ılgılı mısyon seflerı ve merkez bırımlerının katılacagı
bır degerlendırme toplantısının yapılacagı belırtıldı.

-aa-

SELURK
25-10-2009, 21:47
ABD'de 7 bankaya el konuldu
ABD'nin Tasarruf Meavduatı Sigorta Fonu gibi işlev gören Federal Deposit Insurance Corp. (FDIC), yedi küçük bankanın yönetimine el koydu.
25 Ekim 2009 / 01:05FDIC, ABD'nin Florida eyaletinde bulunan Partners Bank, Hillcrest Bank Florida ve Flagship National Bank ile Georgia'da American United Bank of Lawrenceville, Wisconsin'de, Bank of Elmwood, Minnesota'da Riverview Community Bank, İllionis'de First Dupage Bank'ın yönetimine el koydu.

ABD'de genellikle bir cuma günü öğleden sonra bankanın yönetimine el koyan FDIC, bankanın varlıklarını alıcılara satarak bankada hesapları olan

insanların mevduatlarını güvence altına almaya çalışıyor.

FDIC, ABD'de 2009 yılı başından bu yana 100'ün üzerinde bankanın yönetimine el koydu.

karakan06
26-10-2009, 01:17
Teknoloji hisselerindeki artış balon mu?

Financial Times’ta yer alan bir haber analizde, son dönemde teknoloji şirketlerinin açıkladığı kâr rakamları tüketici elektroniğine ilginin yine arttığını gösterirken, daha önce yaşanan internet balonu ile benzerlik gösterdiği belirtildi.

ABD'de son gelen kâr rakamları, tüketici elektroniğindeki son gelişmelerin resesyon döneminde alışverişi kısan müşterilerin yeniden ellerin cebine atmaya yönelttiğini gösterirken, sektördeki şirketlerin hisselerinde hızlı yükselişlere neden oldu.

FT'de yer alan haber analizde, online alışveriş sitesi Amazon.com'un hisselerinin, son çeyrekteki satışlarında elde ettiği yüzde 28 oranındaki artıştan sonra Cuma günü yüzde 27 değer kazandığına işaret edilirken, hisselerin ulaştığı seviyenin internet balonunun yaşandığı dönemdeki düzeyine ulaştığı uyarısı yapıldı.

Haber analizde, konuyla ilgili uzmanların da görüşlerine yer verilerek, bilgisayar satışlarındaki artışın Microsoft'un son açıkladığı kâr üzerinde etkili olduğu belirtildi ve tüketicilerin teknoloji ürünlerine yaptığı harcamalarını arttığına işaret edildi.

Geçen sene ilk defa satışlarında düşüş yaşayan ve bu nedenler geniş çapta eleman çıkarma yoluna giden Microsoft'un, son gelen rakamlarla yüzü güldü ve aynı zamanda sektörün kritik eşiği geride bıraktığını da gösterdi. Microsoft'un hisseleri de Cuma günü işlemlerinde gün içinde yılın en yüksek seviyesini gördükten sonra seansı yüzde 5 değer artışla kapattı.

KURUMSAL ALIM GEREKLİ

Ancak sektörün uzmanlarından bu noktada da uyarı geldi. Uzmanlar, kişisel teknoloji harcamalarında artış olmasının olumlu olmasına rağmen, sektörü yaşadığı durgunluktan tam anlamıyla çıkaracak olan gelişmenin şirketlerin yapacağı bilgi teknolojileri harcamalarının artması olduğunu söyledi. Uzmanlar, şirketlerin gerçekleştirdiği toplu alımların sektörünü esas motoru olduğunu ifade etti.

Microsoft finansman baş sorumlusu Chris Liddell konu ile ilgili yaptığı değerlendirmede, toparlanmanın en büyük belirleyici etkeninin kurumların teknoloji harcamalarının hızı ve gücü olacağını söyledi.

ABD borsalarında teknoloji hisselerine ilginin artmasını arkasında Apple'ın büyük ilgi gören iPhone gibi ürünler ile bilgisayarlara olan talep yatıyor.

APPLE ABD’NİN DÖRDÜNCÜ BÜYÜĞÜ

Özellikle, tüketici elektroniği alanında liderliğini kabul ettiren Apple'ın artan piyasa değeri 183 milyar dolarak çıktı. Şirket, Ekim başından beri JPMorgan ve Procter & Gamble gibi şirketleri gölgede bırakarak, ABD'nin en değerli dördüncü şirketi konumuna yükseldi. Apple'ın piyasa değeri 1997 yılında, iPhone ve iPod gibi ürünlerin piyasaya sürülmesinde büyük rolü olan Steve Jobs'un dönüşünden önce yaklaşık 2 milyar doların altındaydı.

Haber analizde, tüketici elektroniğine artan ilgiye bir diğer örnek de Amazon.com'un açıkladığı Kindle elektronik okuyucu cihazının satış rakamları gösterildi. Yaklaşık iki sene önce piyasaya sürülen ve 259 dolar satış fiyatına sahip Kindle'ın en çok satılan ve en çok gelir getiren ürünü olmasına işaret edilen analizde, bunu harcamalarında bütçelerinin kıtlığını göz önünde bulunduran tüketicilerin, gerekli cihazlara harcama yapmaya hazır olduğunun göstergesi olarak yorumlandı.


Kaynak: Finansgündem

erenerdi
26-10-2009, 09:39
26.10.2009 7:34:21 malıye kaynakları (dogan grubu) uzlasma saglanırsa cezanın 1.2 mılyara ınebılecegını belırttıler - star
star gazetesının haberıne gore; 4.8 mılyar lıralık rekor vergı cezası
ıcın malıye’ye uzlasmak ıcın basvuran dogan grubu’nun cezayı ne kadara
ındırecegı merak edılıyor. Malıye kaynakları uzlasma saglanırsa cezanın
1.2 mılyara ınebılecegını belırttıler..

Gazetenın ınternet sıtesınde konuyla ılgılı olarak 24 ekım'de yayınlanan
haber asagıda bulunuyor:

" dogan grubu’nun, malıye bakanlıgı gelırler kontrolorlerı tarafından kesılen
4.8 mılyar lıralık vergı cezası ıcın uzlasma basvurusunda bulunmasıyla bırlıkte
gozler, cezada ne kadar ındırıme gıdılecegıne cevrıldı. Cezanın 250-300 mılyon
lıraya kadar dusmesı beklenırken, malıye bakanlıgı ıse cezanın tum ındırımlerle
bırlıkte 1-1.2 mılyar sevıyesıne dusebılecegını tahmın edıyorlar. Uzlasma
talebıyle ılgılı surec soyle ısleyecek: Dogan grubu’nun uzlasma talebı gelır
ıdaresı baskanlıgı tarafından degerlendırılerek, uzlasma toplantısı ıcın gruba
bır tarıh bıldırılecek. Baskanlık, uzlasma ıcın daıre baskanlarından olusan uc
kısılık bır komısyon belırleyecek. Grup temsılcılerı ıle uzlasma ıcın tespıt
edılen gunde pazarlık yapılacak.

Malıye kaynaklarının verdıgı bılgıye
gore, merkezı uzlasma komısyonu’na gıren cezaların ne kadar dusecegıne ılıskın
net bır krıter yok. Ancak, merkez uzlasma komısyonu’nun bugune kadar aldıgı
kararlar, uzlasmalar ıcınde bırer krıter halıne geldı. Buna gore, vergı
cezalarının yuzde 90’ı, vergı asıllarının da ortalama yuzde 30 ıle yuzde 50
arasındakı kısmı sılınıyor. Bu krıtere gore, 4.8 mılyar lıralık vergı
cezasının 1 ıle 1.2 mılyar lıraya dusmesı beklenıyor. Grup cezayı, 18 esıt
taksıt halınde odeyebılecek.

Malıye bakanlıgı kaynakları, kamuoyunda
cezanın 250-300 mılyon lıraya kadar dusecegıne ılıskın ıddıaların ıse dogru
olmadıgını belırterek, kontrolorler tarafından hazırlanan vergı cezasıyla
ılgılı raporların saglam delıllere dayandıgını belırttıler. Kaynaklar, bu
nedenle dava acılması halınde ıdarenın kazanma sansının yuksek oldugunu
bıldırdıler. Malıye kaynakları, raporların saglam olması nedenıyle, cezanın
ıfade edılen rakamlara dusurulmesının mumkun olmadıgını bıldırdıler. Po’ya
kesılen 1.2 mılyar lıralık cezada da uzlasma hakkı kullanılmıs ve uzlasma
sonucunda ceza tutarı 275 mılyon lıraya dusurulmustu. "

-matrıks-


-matrıks-

erenerdi
26-10-2009, 09:59
26.10.2009 7:53:47 babacan:"(ımf ıle anlasma) bugun ıcın olmazsa olmaz dıyecegımız noktada degılız"
devlet bakanı ve basbakan yardımcısı alı
babacan, ''ımf ıle bır anlasma yapar, bunlardan ılave bır kaynak kullanırsak bu
turkıye'nın buyume hızını olumlu etkıleyecektır. Genel olarak rısk prımını de bır
mıktar daha asagıya cekecektır. Bugun ıcın olmazsa olmaz dıyecegımız noktada
degılız'' dedı.
Babacan, ntv'de katıldıgı soylesıde gazetecılerın sorularını yanıtladı.
ımf ıle bır anlasma yapılmasının gereklı olup olmadıgına ılıskın soru uzerıne
orta vadelı programı acıkladıklarını anımsatan bakan babacan, bu program
zemınınde anlasmaya varılması halınde, bır stand-by anlasması yapılmasının mumkun
olabılecegını kaydettı. Bunun yapılıp, yapılmamasının muzakerenın seyrıne baglı
oldugunu ıfade eden babacan, ''su anda hala o noktadayız. Muzakereler teknık
duzeyde devam edıyor. Herhangı bır yenı gelısme olursa da acıklayacagız'' dedı.
Orta vadelı program'ın kendı ıcerısınde tutarlı ve turkıye'nın kendı
ayakları uzerınde devam edebılecegı bır program olduguna vurgu yapan babacan,
''ancak, eger ımf ıle bır anlasma yapar, bunlardan ılave bır kaynak kullanırsak
bu turkıye'nın buyume hızını olumlu etkıleyecektır. Genel olarak rısk prımını de
bır mıktar daha asagıya cekecektır. Bugun ıcın olmazsa olmaz dıyecegımız noktada
degılız. Turkıye bu noktaya gelmıstır'' dıye konustu.
Amacın turkıye ekonomısını mumkun olan en hızlı sekılde zor donemden,
normal doneme tasıyabılmek oldugunu belırten babacan, ''eger bu gayretımızle ımf
ıle yapacagımız bır anlasma bıze yardım edecekse, bu gayretlerımızı
destekleyecekse, bu anlasmanın turkıye ıcın ıyı olacagını da dusunuyoruz. Ama
dedıgım gıbı, sart degıldır. Olmazsa olmaz noktasında degıldır. Ancak yaparsak
daha da ıyı olacagını dusunuyoruz'' dedı.

-avrupa'da en hızlı buyuyen ulke turkıye olacak-

buyumeye ılıskın bır soru uzerıne, ekonomıde temelın guven oldugunu ve
bunun saglanması halınde herseyın kolaylasacagını ıfade eden babacan, bu sene
sonunda buyume rakamının eksı yuzde 6 olacagı beklentısı ıcerısınde olduklarını
kaydettı. Ancak yılın ılk ceyregınde buyumenın eksı 14, ıkıncı ceyrekte eksı 7
oldugunu anımsatan babacan, ucuncu ceyrekte belkı eksı 3 veya 4 arası bır rakamın
gorulecegını anlattı. 4. Ceyrekte artıya donme ıhtımalının oldukca buyuk
gorundugunu belırten babacan sunları kaydettı:
''yanı bu yıl ortalamamız eksı 6. Ama yıl ıcerısınde artık ıkıncı
ceyrekten ıtıbaren de cıddı bır toparlanmayı beraberınde goruyoruz. Gelecek sene
yuzde 3,5 buyume. Cunku, agırlıklı olarak ıhracat pazarlarıyla ılgılı sorunlar
gelecek senede pek gıdecek gıbı gorunmuyor. Yanı yuzde 3,5 buyume aslında
avrupa'ya bakacak olursak ıyı bır oran. Yanı avrupa'da gelecek sene turkıye hemen
hemen en hızlı buyuyen ulke olacak. 2010 yılı sonu geldıgınde buyume rakamlarına
baktıgımızda, gelısmekte olan avrupa ulkelerıne baktıgımızda, yanı dogu avrupaya
ya da batı avrupaya baktıgımızda turkıye ya bırıncı ya ıkıncı sırada olacak. Bunu
bız soylemıyoruz. Pek cok uluslararası kurulus da bu gun ıcın bu tespıtı yapıyor.
2011, 2010 yılına gore daha ıyı bır yıl olacak.''

-erken secım yok-

2010 yılında erken secım senaryolarının bulunup bulunmadıgına ılıskın bır
baska soru uzerıne de bakan babacan, ''hayır. Su anda boyle bır planımız yok.
Senaryo soyle. Senaryo kontrolumuzde olmayan verıler olursa, dısarıdan gelecek
etkılenmeler, onunla ılgılı senaryo analızlerı yaparız. Yoksa kendı
kontrolumuzde, kendı bıldıgımız konularda bız bırsey yapacaksak, onun artık cok
fazla senaryosu olmaz. Hukumet olarak 2010 yılıyla alakalı (erken secımle ılgılı)
kesınlıkle herhangı bır ongorumuz yok. 2011'ın temmuzu. O da nedır bır ıkı ay
erkene alınır. Temmuz ayında cok sıcak oldugu ıcın. Kampanya cok zor oluyor''
dıye konustu.
Dısarıdan gelebılecek herseye karsı hazırlıklı olunması gerektıgını
belırten babacan, buna hazır olduklarını bu konuda en ufak bır tereddutun
bulunmaması gerektıgını anlattı. Babacan, aksı halde zor donemlerı ekonomı
yonetımı olarak rahat asamayacaklarını kaydettı.

-eve donus-

eve donusle ılgılı bır soruya verdıgı yanıtta babacan, sorunun cozum
yoluna gırdıgını, bazı somut gelısmelerın yasanmaya baslandıgını belırterek,
bunun altyapısının 2007 yılındakı daglıca baskınından sonra yapılan dıplomatık
calısmalarla basladıgını kaydettı. Son yasananların kendısını rahatsız edıp
etmedıgıne ılıskın soruya verdıgı yanıtta da babacan sunları kaydettı:
''bu yasananları kabul etmek mumkun degıl. Yanı olan bıten gercekten
rahatsız edıcı, son derece kaygı verıcı. Ve surecı de rıske sokan gelısmeler
bunlar. Burada adeta onu ıster gıbı... Bunun ıcerıde cok karmasık boyutları var.
Dıs boyutu var. Kendı kurumlarımız ıcındekı cok sayıda kurum bu ısın ıcınde cok
yogun bır kordınasyon ıcınde bu calısmalar yuruyor. Butun bu tabloya baktıgımızda
olan bıtenı cok farklı yansıtmaya yonelık bır calısma cabası goruyoruz. ısın ozu
var. ısın ozu, teror orgutu sılah bırakıyor.''
''bu devlet polıtıkası mı?'' sorusuna da ''kesınlıkle'' dıye yanıt veren
babacan, devletın en ust kademelerınde butun bu sureclerın konusulmus oldugunu
kaydettı. Orgute katılımın onlenmesı, orgutten ayrılmaların, dagdan ınıslerın
desteklenmesının cok onemlı olduguna ısaret eden babacan ''devlet polıtıkasıdır.
O sekılde baslamıstır zaten bu surec. Aksı halde zaten bu noktalara gelmesı
mumkun degıl. Yanı kurumlarımız arasında tam bır mutabakat, ısbırlıgı, dıyalog,
esgudum olmazsa bu noktaya gelmesı mumkun degıl'' dıye konustu.
Bunun karmasık bır surec oldugu, bu surec devam ederken zaman zaman
hataların olabılecegını belırten babacan, onemlı olanın turkıye'nın bu sorunu
artık gerıde bırakıp bırakmayacagı oldugunu soyledı. ''onemlı olan budur. Eger bu
surec bızı o noktaya goturuyorsa kı o konuda bır suphemız yok. Zaten amacımızda
o. O zaman bu surece sahıp cıkmamız lazım'' dedı.
Babacan, tum tarafların bu gelısmelerden ders cıkarması gereken bır
ornegın yasandıgını ıfade ederek, ''kımsenın boylesıne onemlı bır surece sıyası
polemık malzemesı yapmaması lazım. Ya da ıcerıde sıyası rant halıne getırme
cabası ıcerısınde olmaması lazım'' dıye konustu.

-sıcak para ve vergıler-

gelısmıs ulkelerden turkıye'ye sıcak para gırmeye basladıgına ılıskın
soru uzerıne, ısler ıyılestıkce turkıye'ye sermaye gırısı olacagını ve bunun
kacınılmaz oldugunu belırten babacan, ancak bu sermaye gırısıyle ılgılı neler
yapılacagını turkıye'nın daha once en yogun sekılde 2002-2007 donemınde
yasadıgını anımsattı. Bu konuyu sorumlu kurulusların en ıyı sekılde yuruttugunu
belırten babacan, bundan korkulmaması gerektıgını soyledı.
Yenı vergıler dusunulup dusunulmedıgıne ılıskın soru uzerınde ''su an
ıcın boyle bırsey gundemımızde yok'' dıyen babacan, daha oncekı donemde de buna
ıhtıyac duymadıklarını kaydettı.
Bundan sonrakı donem ıcın cok baglayıcı konusmak ıstemedıgını belırten
babacan, sunları kaydettı:
''ama boyle bır seye ıhtıyac olacagını su an ıcın zannetmıyorum. Vergıyle
alakalı su var kı bız daha once soyledık kurumlar vergısı, gelır vergısı, kdv
bunlardan herhangı bır oran artısı ongormuyoruz. Gelecek sene kı butce acıgı
ongorumuz yaklasık 50 mılyardır. Ama bu zaten pıyasaların ongordugunden daha az
bır acıktır ve zaten herkes hesabını, kıtabını yaparken bır mıktar acık olacagını
ve bunun da borclanmayla karsılanacagını zaten bılıyordu.''

-ermenıstan-

sorular uzerıne ermenıstan konusunun cok onemlı oldugunu belırten bakan
babacan, bu konuda turkıye'nın adeta ''ezber bozdugunu'' ıfade ettı. Ermenı
acılımının, turkıye'nın dunyadakı profılını cok yukselttıgını belırten babacan,
''yanı bunu cesaretle yapabılen turkıye, daha neler yapabılırı bır bakıma ortaya
koymustur'' dıye konustu.
Turkıye'nın, azerbaycan'la ılıskılerının cok ozel oldugunu ve buna bır
zarar gelmesını kesınlıkle ıstemedıklerını belırten devlet bakanı ve basbakan
yardımcısı alı babacan, bır zarar gelecegını de zannetmedıgını bıldırdı.
ılıskılerın bozulmasını ısteyen bazı lobıler bulundugunu ve onları da herkesın
bıldıgını kaydeden babacan, kafkaslarda barısı tesıs etmenın onemıne ısaret
ettı.

-aa-

SELURK
26-10-2009, 13:11
23 Ekim 2009





İMKB Hisse Senetleri Piyasası'nda 28 Ekim 2009 tarihinin yarım gün resmi tatil olması sebebiyle sadece 1. Seansın yapılacağı, 29 Ekim 2009 tarihinde ise seans yapılmayacağı bildirildi.


İMKB'den Kamuyu Aydınlatma Platformunda (KAP) yayımlanan duyuruda, 28 Ekim 2009 tarihinin yarım gün, 29 Ekim 2009 tarihinin tam gün resmi tatil olması nedeniyle borsa pazar ve piyasalarında uygulanacak işlem ve takas esasları hakkında bilgi verildi.

Duyuruda şöyle denildi:

“28 Ekim 2009 tarihinin yarım gün, 29 Ekim 2009 tarihinin tam gün resmi tatil olması nedeniyle Borsamız pazar ve piyasalarında uygulanacak işlem ve takas esasları aşağıdaki gibi olacaktır:
Tahvil ve Bono Piyasası Kesin Alım Satım ve Repo Ters Repo Pazarları'nda 28 Ekim 2009 tarihinde, saat 9.30-11.30 arasında işlem yapılacaktır. 28 Ekim
2009 tarihinde yapılan aynı gün valörlü işlemlere ilişkin nakit ve menkul kıymet takas yükümlülükleri en geç saat 12.30'a, repo karşılığı menkul kıymet bildirimleri ise en geç saat 11.50'ye kadar yerine getirilecektir.

Tahvil ve Bono Piyasası Kesin Alım Satım ve Repo Ters Repo Pazarları'nda 29 Ekim 2009 tarihinde işlem ve takas yapılmayacaktır.

Hisse Senetleri Piyasası'nda 28 Ekim 2009 tarihinin yarım gün resmi tatil olması sebebiyle sadece 1. seans yapılacak, 29 Ekim 2009 tarihinde ise seans yapılmayacaktır. 26 Ekim 2009 tarihinde gerçekleştirilecek işlemlerin takası 30 Ekim 2009 tarihinde, 27-28 Ekim 2009 tarihlerinde gerçekleştirilecek işlemlerin takası ise birleştirilerek 02 Kasım 2009 tarihinde yapılacaktır.

İMKB Yabancı Menkul Kıymetler Piyasası Uluslararası Tahvil Pazarı'nda 28 Ekim 2009 tarihinde, 09.30-11.30 saatleri arasında işlem yapılacaktır. 29 Ekim 2009 tarihinde işlem ve takas yapılmayacaktır.”

erenerdi
28-10-2009, 11:15
28.10.2009 9:01:49 jp morgan: Gelısmekte olan pıyasalar zırve sevıyelerını yenıden test edecek


jpmorgan chase & co. Tarafından yayınlanan bır raporda gelısmekte olan pıyasa
endekslerının onumuzdekı yıl ıcınde kredı pıyasalarındakı toparlanma ve ekonomık
buyumenın destegı ıle yukselısıne devam edecegı ongoruldu. Jp morgan gelısmekte
olan pıyasaların daha once gordugu en yuksek sevıyelere kadar yukselecegını ongordu.

Adrıan mowat onculugundekı jpmorgan stratejıstlerı yuksek sırket karı beklentılerının
onumuzdekı yıl pıyasalar acısından temel yonlendırıcı faktor oldugunu belırttıler. Jp
morgan bu ayın erken donemlerınde rusya pıyasaları ıcın tavsıyesını "overweıght"e
yukseltmıs ve orta avrupa ulkelerı olarak bılınen macarıstan, polonya ve cek cumhurıyetı
ıcın ıse "notral"a ındırmıslerdı.

Mscı gelısmeket olan pıyasalar endeksı bu yıl yuzde 65 oranında bır yukselıs yasadı.
Bu oran endeksın 1993 yılından bu yana yıllık bazda yasadıgı en keskın yukselıs oldu.
Bununla bırlıkte 22 gelısmekte olan ulkenın hısse senedı pıyasalarını kapsayan endeksın
2007 yılı 29 ekım tarıhınde gordugu rekor sevıyesıne yenıden yukselmesı ıcın yuzde 43
oranında daha deger kazanması gerekıyor.

Jp morgan bu oranda bır yukselısın beklentılerın uzerınde bır ekonomık buyume ve kredı
pıyasalarındakı rallının destegı ıle mumkun olabılecegını belırttı.

Jpmorgan’ın ıyımserlıgı 25 mılyar dolar buyuklugundekı templeton asset management ltd.'ın
yonetıcısı ve kurucusu mark mobıus tarafından da paylasılıyor. Mobıus bu ayın erken
donemlerınde yaptıgı acıklamada, gelısmekte olan pıyasaların daha once gordugu zırvelerı
gecmesını bekledıgını duyurmustu.


-matrıks-

erenerdi
28-10-2009, 11:18
28.10.2009 7:41:36 (tekrar) akbank'ın 9 aylık net kârı 2 mılyar tl'yı gectı

kurulustan konuya ılıskın olarak yapılan basın acıklaması asagıda
yer alıyor:

Akbank, 2009 yılının ılk dokuz aylık donemınde 2 mılyar 013 mılyon tl
net kâr elde ettı. Akbank'ın aynı donemdekı brut kârı 2 mılyar 505 mılyon tl,
brut kâr uzerınden ayrılan vergı karsılıgı da 492 mılyon tl oldu. Gecen yıl
aynı donem net kârı, olaganustu kalemler arındırıldıktan sonra, 1 mılyar 336
mılyon tl olan akbank'ın ılk dokuz aydakı konsolıde net kârı gecen yılın aynı
donemıne gore yuzde 51 arttı.

karakan06
28-10-2009, 11:52
Herkes FED'e bakarken 'şok' Asya'dan gelebilir


2010 yılında FED, ECB, BOE veya BOJ gibi önde gelen merkez bankalarının faiz kararları dikkatle takip edilecek. Ancak Asya merkez bankalarının ‘erken' faiz artırım kararları, bankalarımızın ve iş dünyasının hesaplarını zora sokabilir.

Mevcut makro göstergeler ve beklentiler, 2010 yılında küresel kriz sonrası toparlanma sürecinin güç kazanması için önde gelen merkez bankalarının gevşek para politikası uygulamalarının devam etmesi gerektiğine işaret ediyor. Ancak doların değer kaybının ivme kazanması, küresel emtia fiyatlarındaki yükselişin hız kazanması gibi gerekçelerle ABD Merkez Bankası (FED) "işaret fişeği"ni yakarsa yani beklenenden daha erken bir zaman diliminde politika faizini artırma sürecine girebileceği mesajı verirse hiç kuşkusuz Avrupa Merkez Bankası (ECB), İngiltere Merkez Bankası (BOE) ve Japon Merkez Bankası da (BOJ) bu sinyale tepkisiz kalmayacaktır. Bununla birlikte, FED'in şu an için yakın vadede böyle bir mesaj vereceği beklentisi zayıf gözükmekte.

İlk sinyal Brezilya'dan

Gelişmiş ekonomiler açısından, bankacılık sistemlerinde ve reel sektörde küresel krizden kaynaklanan kayıpların telafisi, diğer bir deyişle "yaraların kapanması" için zamana ihtiyaç duyulduğundan, gözler Batı'ya çevrilmişken beklenmedik sinyaller Doğu'dan gelebilir. Esasen, yakın vadede bir sinyal Latin Amerika'dan, Brezilya'dan geldi. Gelişmiş ekonomilerin düşük faiz ve genişletici para politikası tercihleri nedeniyle küresel piyasalarda giderek bollaşma eğilimi gösteren spekülatif fonlar ve carry-trade etkisi, Brezilya'yı aynı tehdit ve hataların tekrarlanmaması adına harekete geçirdi. Brezilya, yabancı sermaye girişini vergilendirme kararı aldı. Amaç, Brezilya'nın, gerek küresel krizi hızlı atlatması gerekse de derecelendirme notunun yükselmesi nedeniyle küresel sermayenin yoğun ilgisine maruz kalmasına bağlı olarak, realin aşırı değer kazanmasının ve Brezilya'nın dış ticaret dengelerinin olumsuz yönde etkilenmesinin önüne geçmek.

Asya'da balon riski

Bugünlerde, bu sürecin bir başka boyutu Asya ekonomileri açısından kendini gösteriyor. Konu, küresel krizin tetikleyicisi noktasındaki mortgage kredilerinin önde gelen gelişmekte olan Asya ekonomilerinde, bir gayrimenkul fiyat şişkinliğine yol açmaması. Kendi aralarındaki ticari ilişkileri sistematik bir şekilde 2006'dan beri geliştirmekte olan Asya ekonomileri, küresel kriz sürecinde birbirlerini destekleyebildikleri bir ekonomik alan oluşturmayı başardılar. Asya'nın küresel kriz sürecindeki başarısı, küresel yatırımcıların iştahını kabartmış durumda. Bu nedenle, söz konusu Asya ekonomilerinin varlıklarına, yani gayrimenkul ve hisse senetlerine yönelik olarak yoğun bir ilgi gözlenmekte ve bu durum, söz konusu ülkeler açısından "balon" (bubble) riskini de beraberinde getirmekte. Güney Kore, Hindistan, Hong Kong, Tayvan, Çin ve benzeri önceliği olan Asya ekonomileri için yakın vadede bir faiz artırım süreci kendini gösterebilir. Asya'nın faiz artırım sürecine başlaması, Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomiler açısından ise ‘şok' etkisi anlamına gelecek.

Büyümenin yol haritası belirsiz

Başta Brezilya olmak üzere, önde gelen Asya ekonomileri, risk oluşturacak sermaye hareketlerini, ekonomik aktiviteyi frenlemek için arayış içerisine girerken küresel kriz öncesinde dünya piyasalarında gözlenen aşırı fiyat şişkinliklerinin bir kez daha tekrarlanmaması için arayışlarını hızlandırırken bu amaçla yabancı sermaye girişlerine vergi uygularken ve yakın vadede para politikası faiz oranlarını yükseltmeyi hedeflerken Türkiye ise "Net Hata ve Noksan"dan medet umuyor. Yani, Türkiye'nin spekülatif amaçlı yabancı sermaye girişini kontrol etme veya varlık fiyatlarındaki artışları kontrol etmek adına, faiz oranlarını kademeli olarak artırma yönünde başlıkları konuşması, Türk ekonomisinin karşı karşıya olduğu gerçeklerin ışığında, trajikomik bir tablo oluşturuyor.

2010 yılında Türk ekonomisinin yeniden büyüme sürecine dönebilmesi için özel kesimin hem tüketim hem de yatırım harcamalarının ayağa kaldırılması, desteklenmesi gerekiyor. Ancak, tüketim ve yatırım harcamalarının finansmanı nasıl sağlayacak, halkımız tüketim harcamaları açısından 2007 düzeyine nasıl geri getirilecek, konunun bu boyutu halen karanlık. Orta Vadeli Program'ın ortaya koyduğu hedefler inandırıcı gözükse de ekonomi yönetimi, bu hedeflere ulaşılması açısından, özellikle özel kesimin ayağa kaldırılması için atılacak adımlar konusunda net bir strateji ortaya koyabilmiş değil.

Top artık bankalarda

Bankalarımız ise 2009 yılında bilançolarında ağırlık verdikleri Hazine kâğıtlarına yönelik yatırımları, 2010 yılı için reel sektöre yönelik kredi hacmini geliştirerek kendilerine yeni bir kulvar oluşturma arayışı içerisindeler. Konut kredileri bu süreçte önemli bir role sahip gözüküyor. Ancak reel sektör yatırımlarının finansmanı başta olmak üzere, tüketim harcamalarının finansmanına yönelik olarak bir açılım yakalamak zorundalar. Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz'ın geçen pazartesi günü gerçekleştirmiş olduğu Meclis Bütçe ve Plan Komisyonu'ndaki sunumu, bankaların reel sektöre kredi kullandırma süreci açısından, en önemli başlığın "rekabet" olduğunu gösteriyor. "Sektör ve ekonomiye ilişkin algılamaların" ve "bankaların likidite ve sermaye kısıtlarının" kredi hacmine olan etkisinin iyileştirilmesi gerekmekte. Olası bir IMF anlaşması bunu sağlar mı, artık bu konuyu dillendirmekten biz bile soğuduk.

Kaynak: Referans

SELURK
28-10-2009, 16:42
ABD piyasalarındaki yükseliş kalıcı olmayacak
Forbes dergisinde yayımlanan bir analizde Amerikan borsalarında son günlerde yaşanan yükselişin kalıcı olmayacağı yorumuna yer verildi.
27 Ekim 2009 / 17:16Robert Lenzer imzalı analizde borsalardaki hızlı yükselişe karşın emlak fiyatlarının durumundaki gerilemenin dikkat çekici olduğu, dolayısıyla varlıklardaki değerlenme trendinin ekonomik durumun kaldırabileceğinin çok üzerinde olduğu ifade edildi.

ABD'deki orta sınıf hala faturalarını ödemekte zorlanırken Wall Street'teki yöneticilere rekor düzeyde primler ödendiğini belirten Lenzer, “Öteki Amerika” tabirinin siyasi bir slogan değil gerçeğin ta kendisi olduğuna işaret etti.

Hisse senetleri, altın ve petrol fiyatları hızla yükselirken dolar diğer para birimlerine karşı en düşük seviyelerine inmiş durumda. Dolayısıyla Haziran ayında yapılan analizlerde dile getirilen asıl kaybedenin elinde nakit tutanlar olduğunu, Dow Jones'un yeniden 10,000 seviyesinin üzerine çıkacağı fikri doğrulanmış oluyor.

ABD ve Japon borsaları gelişmekte olan piyasalar tarafından köşeye sıkıştırılmış durumda. Rusya'da hisseler bu yıl yüzde 136 değer kazanırken Brezilya'da bu rakam yüzde 117 düzeyindeydi. Brezilya'da devlet tahvillerine yatırım yapanların kazanç hanesinde yüzde 8.75 yazarken, parasını dolarda tutanlar şu ana kadar yüzde 16'lık bir kayıp yaşadı.

İSTİHDAM TEHLİKE YARATIYOR
Diğer yandan ABD'nin emlak kredi kuruluşu FHA tüketicilere satılan evin yüzde 3.5'i değerinde bir peşinat karşılığı mortgage kredisi sunuyor. Bu oran emlak balonu ilk patladığında Bear Stearns'ın ve Lehman Brothers'ın sonunu getiren orana eşit.

İstihdam piyasasının durumu ayrı bir tartışma konusu. ABD'de bugün 15 milyon işsiz 2.5 milyon iş pozisyonu için mücadele ediyor. Kişilerin iş ararken geçirdikleri süre rekor seviyelerde. Borcun gayrisafi yurtiçi hasılaya oranı hala yüksek. Trilyonlar değerinde hane halkı geliri kaybedilmiş durumda.

Lenzer, bu kadar güçsüz bir toparlanma ortamında piyasadaki hızlı yükselişin kalıcı olmayacağını savundu. Yazar, milyarder yatırımcı George Soros'un ABD'de canlandırma programına karşın büyüme olmayacağı, faiz oranlarının da yükselmeyeceği yorumunu aktardı. Soros ABD'nin ikinci bir Japonya vakası olmasından endişe ediyor.

FARK NASIL KAPANACAK?
Obama'nın ekonomi danışmanı Lawrence Summers, finans sisteminin içindeki risklerden ziyade ekonomik faaliyetler ve işsizlik konularında kaygılı olduğunu ifade ediyor. Summers son dönemde karlılığı ihtiyatlılıkla birleştirme politikasını benimsese de hisse yöneticileri ile orta sınıf arasında bir varlık farkı olduğunu kabul ediyor.

Summers bu farkın kapatılması sözünü vermiş, bankaları finans reformuna engel olmakla suçlamıştı. Ancak Obama yönetiminin Wall Street'ten gelen yoğun baskı karşısında reform paketini nasıl uygulamaya koyabileceği konusu ise tartışılıyor. Dahası ABD Hazine Bakanı Timothy Geithner de finans sistemi için tek bir düzenleme kuruluşu oluşturulması fikrine karşı çıkıyor.

Lenzer durumu, “Piyasalar patlamış olabilir ama ekonomi patlamıyor. Portföyünüzdeki para katlanmış olabilir ama net kazancınız ortalama yüzde 15'te duruyor. Evinizin değeri hane halkı gelirinizin yaklaşık olarak yüzde 40'ına denk gelir, ama bu değer artmıyor” sözleriyle özetledi.

EMLAK, BÜYÜMEYİ YAVAŞLATIYOR
T2Partners LLC isimli hedge fonun kurucusu ve yönetici Whitney Tilson, önümüzdeki iki yıl içinde emlak fiyatlarında büyük bir kayıp yaşanacağını, sonraki üç yılda gerilemenin yavaşlayarak devam edeceğini belirtiyor. Fiyatların bu beş yıllık sürecin ardından normale döneceğini öngören Tilson, emlak fiyatlarının büyümeyi hızlandıran değil yavaşlatan bir faktör olacağını ifade ediyor.

Kısacası piyasalarda hisse senetleri hızla yükselirken yatırımcılar hiçbir şey kazanmıyor. Dolardaki değer kaybı da devam ediyor. Yabancı merkez bankaları ABD'ye ait hazine bonosu rezervlerini genişletiyor. Geçtiğimiz yıl 1.5 trilyon dolar değerinde olan bu hazine bonolarının değeri yüzde 33'lük bir yükselişle 2.1 trilyon dolara ulaşmış durumda.

Harvard Üniversitesi ekonomi profesörü Niall Ferguson doların altı ila 12 aylık süre içinde yüzde 20'lik bir değer kaybı daha yaşayacağını savunurken, Lenzer, bu koşullar altında analizini ,“Bu durum Standard & Poor's endeksinin 1,300 seviyelerine, Dow 30'un da 12,000'lere ulaşacağı anlamına mı geliyor?” sorusunu sorarak sonlandırdı

SELURK
28-10-2009, 16:43
Roubini: Dolardaki ters hareket çöküş getirebilir
Kriz kahini Nouriel Roubini dünya genelinde yatırımcıların çoğunun dolarla borçlanıp yatırıma yöneldiğini,
27 Ekim 2009 / 17:12CNBC'de yer alan bir haber analizde yatırımcıların son dönemde gerçekleştirdikleri işlemlerin tehlikeli noktaya doğru seyrettiği sözlerine yer verilen Roubini şunları kaydetti:

"[Şu anda] bir likidite bolluğu var... bu da varlık peşinde koşuyor... Şu anda bütün carry trade işlemlerinin anasını yaşıyoruz."

Roubini, ucuz kaynak bolluğunun nedeniyle varlık fiyatların arttığını ancak doların düşüş seyrini sonsuza dek devam ettirmeyeceğinin altını çizerken, doların ters yöndeki hareketinin tüm dünya piyasalarında çöküşe neden olabileceğini söyledi.

Ancak bunun kısa dönemde gerçekleşmesinin zor olduğunu söyleyen Roubini, reel ekonomideki kırılganlığının hâlâ ortadan kalkmamış olmasının ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz artırım silahını daha uzun bir süre kullanmaktan alıkoyacağını ifade etti.

BİR SÜRE DAHA ZAYIF KALACAK

Kriz kahini olarak da bilinen Roubini, "Gerçek şu ki, dolar carry trade işlemlerinin fonlama aracı durumunda. Bu yüzden, doların zayıflığı bir süre daha devam edecek" dedi.

Haber analizde, ünlü ekonomistin daha önce toparlanmanın yavaş olacağı yönündeki görüşlerini tekrarladığı belirtilirken, ABD'nin önümüzdeki iki sene içinde yıllık yüzde 1 ile 2 arasında büyüme göstereceğini, aynı dönemde Japonya ve Avrupa'nın büyüme oranının ise yüzde 1'den daha az olarak gerçekleşeceğinin de altını çizdiği ifade edildi.

Roubini piyasaların V tipi bir toparlanma gösterdiğini, gelen verilerde görülecek sürpriz bir gelişmenin büyük bir düzeltmeye neden olacağını da söyledi. Ünlü ekonomist, petrolde yaşanan son fiyat artışına da dikkat çekerek bu yükselişin reel ekonomideki gelişmeler ile kıyaslandığında fazla olduğunu belirtti.

BANKALAR İÇİN ZORLU DÖNEM

Gelecekte bankaları daha zorlu bir dönem beklediğini de ifade eden kriz kahini, konut sektöründeki yüzde 30, ticari konut sektöründeki yüzde 40 oranındaki daralmanın bunun en büyük nedeninin oluşturacağını belirtti.

Bu sektörlerden kaynaklanan kayıpların yansımasıyla, bunun bankalar için fazladan kayıp yaratacağına değinen Roubini, büyük bankaların küçük birimlere ayrılmasının finansal sektöre bağlı ekonomik kırılganlığın önlenmesinde doğru yöntem olacağını da söyledi.

Roubini altın fiyatlarıyla ilgili de değerlendirmelerde bulunarak, değerli madenin fiyatında yükseliş görülebileceği ancak bu artışın altında ralli yaşanmasını ve bin 500 dolar seviyesinin görüleceğini söyleyen analistlerin düşündüğü kadar sert olmayacağını savundu.

Altının iki senaryo çerçevesinde bin 500 dolar seviyesine çıkabileceğini ifade eden Roubini, bunun da dünyada yaşanacak bir enflasyon dalgası ile olabileceğini ancak böyle bir durumun görülmesinin önümüzdeki iki yıl içerisinde pek de muhtemel olmadığını söyledi.



Roubini ikinci senaryonun da yaşanacak bir ekonomik çöküş ile mümkün olduğunu ancak bu riskin ortadan kalktığını da sözlerine ekledi.



Haber analizin sonunda Roubini hükümetlerin uyguladığı para politikaların muhtemel yanlışları ile ilgili endişesinin devam ettiğini, bu politikalarda hata yapmadan dünyanın bu durumdan çıkmasının zor olduğunu vurguladı

SELURK
01-11-2009, 00:00
ABD'de, 9 banka daha kapatıldı
ABD'de, kredi borcunu ödeyememesi üzerine dün, 9 banka daha kapatıldı. Böylece bu yıl kapatılan banka sayısı 115'e çıktı.
31 Ekim 2009 / 19:18Federal Mevduat Sigorta Fonu (FDIC), dün, California, Illinois, Texas ve Arizona eyaletlerindeki 9 bankanın kapatıldığını, US Bancorp'a bağlı U.S. Bank'ın kapatılan bankaların varlıklarının çoğunu ve mevduatlarını üstleneceğini açıkladı.
Geçen yıl finansal krizin başlamasından bu yana ilk kez bir günde 9 banka kapatan FDIC, 153 şubesi bulunan bu bankaların Eylül ayı sonu itibariyle 19,4 milyar dolar varlığa ve 15,4 milyar dolar mevduata sahip olduğunu bildirdi.
FDIC, 9 bankanın kapatılmasının fona maliyetinin 2,5 milyar doları bulacağını açıklarken, bu yıl şimdiye kadar bankaların kapatılmasının maliyetinin 25 milyar doları aştığı ifade edildi. Yüzlerce bankanın daha kapanması ihtimalinin bu maliyeti 2013 yılına kadar 100 milyar dolara çıkarması bekleniyor.
ABD'de 2007 yılında 3, geçen yıl 25 ve bu yıl şimdiye kadar ise 115 bankanın kapısına kilit vuruldu. FDIC, ABD'de 1989 yılındaki tasarruf ve kredi krizi sırasında 534 bankaya el koymuştu.
FDIC'in sorunlu banka listesinde ilk çeyrekte 305 olan sayı Haziran ayı sonu itibariyle 416'ya çıkmış bulunuyor

SELURK
03-11-2009, 22:57
Amerika ve Japonya iflas bayrağını çeker mi?
ABD, Japonya gibi zengin ülkelerin iflas riskinin artık o kadar uzak bir ihtimal olmadığı belirtildi.
03 Kasım 2009 / 14:16The Washington Post'ta yer alan bir analizde, geçmişte düşünülmesi gülünç olmanın dahi ötesinde olan ABD, Japonya gibi zengin ülkelerin iflas riskinin artık o kadar uzak bir ihtimal olmadığı belirtildi.

Son döneme kadar gelişmiş ülkelerin kredi sağladıkları kurumlara borçlarını ödeyemeyeceklerini söylemesi gülünç bir iddiadan öteye gidemezdi. Rusya ve Arjantin gibi ülkelerin böyle bir durumla karşı karşıya kalmış olsa da ABD, İngiltere ya da Japonya'nın bu duruma düşmesi elbette tahmin dahi edilmezdi.

The Washington Post'ta yer alan "Could America go broke?" adlı makalede dünyanın lider devletleri için bu olasılığın yine çok uzak bir ihtimal olmasına rağmen düşünülemez bir şey olmadığına işaret edildi.

Robert J. Samuelson tarafından kaleme alınan makalede, kredi verenlerin varlığı ve devletlerin borçlarını geri ödeme döngüsünün bozulması halinde sonucun ne olacağı ve lider ülkelerin başına neler gelebileceği incelendi.

TOPLUMSAL PSİKOLOJİ BELİRLİYOR

Bu sorunun hiç tanıdık olmadığı bu yüzden de bu tür bir olayla karşılaşılması durumunda neler yapılacağıyla ilgili geçmişten alınacak derslerin az oluşuna da işaret edilen makalede, toplumsal psikolojinin belirleyici olduğu belirtildi.

Samuelson bu duruma doları örnek göstererek, yabancıların bu para birimine olan güveninin azalacağı korkusunun, doların yen, euro, altın ve petrol karşısında değer kaybına neden olacağını ve bunun birçok yatırımcı tarafından paylaşılan bir fikir olması durumunda ise ABD hisseleri ve bonolarında panik satışı doğuracağını söyledi.

Dolarda panik satışın henüz yaşanmadığını ancak insanların dolarda böyle bir gelişmenin olabileceğini on yıllardır öngördüğünü belirten Samuelson, bunun önleyen şeyin ise ABD'deki politik istikrar, açıklık, refah ve düşük enflasyon unsurlarının olduğunu söyledi.

YARIN YA DA 10 YIL SONRA

Bu noktada bir uyarıda bulunan Samuelson, ABD'ye duyulan bu güvenin, yarın ya da 10 yıl sonra kaybolma tehlikesinin bulunduğuna işaret etti.

Benzer bir mantığın aşırı derecede artan devletlerin borçları için de kurulabileceğini söyleyen yazar, artık bu borç verme işlemlerinin devamında da grafiklerden çok psikolojinin ağır bastığı bir dönemin yaşandığının altını çizdi. Örnek olarak Japonya'nın gösterildiği makalede, bu ülkenin hali hazırdaki açığının GSYH'sına oranının yüzde 10'un üzerinde olduğu, hükümetin toplam borcunun GSYH'nin iki katına yaklaştığı belirtilirken, bu borcun büyümeyi yavaşlattığına da vurgu yapıldı.

Makalede Japonya'nın toplam borcunun GSYH'e oranın 2019 yılında üç katına çıkmasının beklendiğini de belirtilirken, eğer bu öngörü 20 yıl önce yapılmış olsaydı bunun faiz oranlarını yükselteceğini ve bu ülkenin borçlarını ödemekte zorluk çekebileceğini ancak şu anda ise tam tersi bir durumun yaşandığı ifade edildi.

Samuelson, bu ülkede faizlerin artmamasının arkasında ülkedeki yatırımcıların yeterince tasarrufa sahip olmasıyla yeni ve vadesi gelen borçların finanse edileceğine olan güven yattığına işaret etti.

Makalede ABD'nin de aynı durumla karşı karşıya olduğu belirtildi. Bu ülkede de 10 yıl vadeli Hazine tahvillerinin faizlerinin hala yüzde 3.5 düzeyinde seyrettiği hatırlatılarak bunun da arkasında küresel kriz döneminde bu tahvillerin güvenli liman olarak görülmesinde yattığı vurgulandı.

SONSUZA DEK SÜRMEZ

Ancak bu ülkelerin sonsuza kadar kolay borçlanmasının tamamıyla yine bu ülkelere olan güvene bağlı olduğu ve bu güvenin kaybolması durumunda işlerin eskisi gibi olmayacağını söyleyen Samuelson, böyle bir şeyin olup, olmayacağını ya da ne zaman olacağını bilmediklerini söyledi.

Zengin ülkelerin her yerde benzer sıkıntıyla karşı karşıya olduğunu, borçların katlanarak arttığını ve bunun yarattığı tehlikelere değinen seren Samuelson, bu borçları kapatmak için harcamaların kısılması ve vergilerin artırılmasının ise ekonominin zayıflamasına neden olup açıkları daha da artıracağı uyarısında bulundu.

Makalede, zengin ülkelerin bu önlemleri alıp ekonomilerine yönelik riski artırmak yerine her ne kadar dehşet verici bir düşünce olsa da borçlarını kısmen ya da tamamen ödememe yolunu tercih edebileceği görüşüne de yer verildi.

Samuelson makalesinin sonunda, geçmişte borcunu ödeyemeyen ülkelerin uluslararası ve iç piyasada borç musluklarının kesildiği anımsatıldı ve bunun ekonomik çöküş ve hiper enflasyon problemlerine neden olduğunu söyledi. Yazar, makalesine, her ne kadar insanlar zengin ülkelerin bu kaderi paylaşmayacaklarını söylese de, bu olasılığın varlığının dahi şu anda yaşanan durumun tehlikesine göstermek açısından önemli olduğunu tespitiyle son verdi.

SELURK
06-11-2009, 22:29
ABD'de son 26 yılın işsizlik rekoru
ABD'de işsizlik oranı 1983 yılından bu yana ilk kez yüzde 10'u geçti
06 Kasım 2009 / 16:10Çalışma Bakanlığı, Ekim ayında 190 bin kişinin işini kaybettiğini, böylece geçen ay işsizlik oranının yüzde 10,2'ye yükseldiğini açıkladı. Eylül ayında işini kaybedenlerin sayısını 219 bin olarak revize eden bakanlık, Ekim ayında işsizlik oranının yüzde 10,2'ye çıkarak, 1983 yılından bu yana ilk kez yüzde 10'u aştığını bildirdi.

Geçen ay işini kaybedenlerin sayısının 175 bin ve işsizlik oranının yüzde 9,9 olması bekleniyordu.

ABD'de üst üste 22 aydır istihdam kaybı meydana gelirken, Eylül ayında işsizlik oranı yüzde 9,8 olmuştu.

ABD'de resesyonun başladığı Aralık 2007'den bu yana işini kaybedenlerin sayısı 7,3 milyon oldu. Resesyonda işini kaybedenlerle birlikte toplam işsiz sayısı ise 16 milyonu buldu.

Geçen ay eğitim, sağlık hizmetleri ve hizmet sektörleri dahil bütün sektörlerde istihdam kaybı oldu.

ABD ekonomisi Temmuz-Eylül döneminde yıllık bazda yüzde 3,5 büyümüştü.

SELURK
06-11-2009, 22:41
Fannie Mae devletten yardım istiyor
ABD'li tutsat (mortgage) şirketi Fannie Mae, 15 milyar dolar tutarında yeni hükümet yardımı istedi
06 Kasım 2009 / 14:54Şirket, yardım isteğini, temmuz-eylül döneminde 19 milyar dolar zarar açıklamasından ardından duyurdu.

Zararda, hükümetin konut piyasasını destekleme planının bir parçası olarak tutsat destekli batık kredilerin satın alınmasının artan maliyeti etkili oldu.

Şirket, hükümetten 4. kezdir yardım talebinde bulunuyor.

Geçen yıl hem Fannie Mae hem de Freddie Mac hükümet kontrolü altına alınmıştı.

Fannie'nin son talebiyle birlikte iki şirketin hazineden istedikleri yardım miktarı 100 milyar doları aşmış olacak.

Şirket, ek hükümet yardımını, gelecekteki batık tutsat kredilerini kapatmanın yanı sıra 3. çeyrekteki zarar için de kullanılacağını bildirdi.

Fannie Mae ve Freddie Mac, ABD'deki tüm tutsat kredilerinin yarısından fazlasını elinde bulunduruyor ve bu da 5 trilyon dolardan fazla ediyor.

Konut sektöründe yaşanan patlamada kredi kriterlerini düşüren bu şirketler çok büyük güçlükle karşı karşıya kaldı.

Geçen yıl temmuz ayında Kongreden geçen kurtarma planıyla hükümet iflaslarını önlemek amacıyla iki şirkete de limitsiz likidite sağlama ve hisselerini satın alma hakkında sahip oldu

SELURK
07-11-2009, 01:46
İKMİB: Kimya sektörü krizi yendi!
Kimya sektörü ihracatı, ekim ayında miktar bazında yüzde 1.94, değer bazında ise yüzde 0.67 oranında artış gösterdi
06 Kasım 2009 / 17:06Ekonomik krizden çıkış sinyalleri veren kimya sektörü ihracatı, ekim ayında miktar bazında yüzde 1.94, değer bazında ise yüzde 0.67 oranında artış gösterdi. İKMİB (İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamülleri İhracatçıları Birliği) Yönetim Kurulu Başkanı Murat Akyüz, kısa süre önce yılın son üç aylık döneminde kimya sektörü ihracatında bir iyileşme olmasını beklediklerini ifade etmişti. Krizin yavaş yavaş etkisini azaltmaya başladığı bu süreçte kimya sektörü ihracatında yaşanan bu iyileşme, moral veren bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Global ekonomik krizle birlikte hızlı bir kan kaybı yaşayan kimya sektöründe yılın ikinci yarısı itibariyle olumlu sinyaller görülmeye başlanmıştı. Sektörün ihracatı aylar bazında incelendiğinde, özellikle yakın coğrafyamızda yer alan ülkelere ve Afrika'ya ihracatımızın arttığı görülüyordu. Pazar çeşitlemesine önem verilmesi, kimya sektörünün komşularımıza ihracatını artırmasının en önemli nedenlerinden biri olarak değerlendiriliyor.

Ekim ayı kimya sektörü ihracatı bir önceki ayla kıyaslandığında, miktar olarak yüzde 1.94, değer olarak ise yüzde 0.67 oranında bir artış gerçekleştiği görülüyor. Ekim ayında yapılan ihracattan 1 milyar doların üzerinde gelir elde edildi.

Yılın on aylık dönemi karşılaştırıldığında ise önceki yılın on dönemine göre kimya sektörü ihracatımızda düşüş olduğu görülüyor. On aylık süreçte miktar olarak kimya ihracatımızın düşüşü yüzde 30.78, değer olarak düşüşü ise yüzde 35.03 olarak gerçekleşti.

İKMİB Başkanı Murat Akyüz, sektörün ihracatının artıya geçmesi ve AB üyeliğiyle ilgili olarak şunları söylüyor: “Geçtiğimiz yıl, her ay 1 milyar doların üzerinde gerçekleşen ihracat rakamlarına tekrar ekim ayı itibariyle kavuşmak, sektöre büyük moral verdi. İhracatımızın AB haricindeki ülkelere de yaygınlaştırılması, Türkiye ekonomisini AB'ye gerçek anlamda bağlayacak. Doğrudan AB ile ticaretin haricinde, Türkiye üzerinden yapılan AB pazarının daha az ulaştığı pazarlara Türkiye üzerinden ulaşılması, gerek ekonomik gerekse politik olarak Türkiye'yi AB'ye daha da yakınlaştıracak. Bu çeşitlilik Türkiye'nin AB sürecini daha da hızlandıracak.”

Asmacali
09-11-2009, 18:46
Gıdaya yüzde 20 zam kapıda
Türkiye’ye getirilen gıda ürünlerinin GDO analizinden geçirilmesi zorunluluğu ithalatı kilitledi.
Tüm Gıda İthalatçıları Derneği Genel Sekreteri Özkan, “Ürünler gümrükte kaldı, bu gıda ürünlerini kullanarak üretim yapan tüm fabrikalar durdu. Tam bir kaos yaşanıyor. Analiz çok pahalı ve 10 gün sürüyor. Bu maliyet fiyatlara yansıtılacak” dedi.
Genetiği değiştirilmiş organizma (GDO) yönetmeliği 1 haftada Türkiye’nin gıda ithalatını kilitledi. GDO karşıtları ve savunucuları tartışa dursun, ithal edilen gıda ürünlerine ülkeye sokulmadan önce GDO analiz raporu alma zorunluluğu getiren yönetmelik sonrasında gümrükler gıda maddeleriyle doldu.
Mal bekleyen gıda ithalatçılarının büyük sıkıntı yaşadığını anlatan Tüm Gıda İthalatçıları Derneği Genel Sekreteri Melahat Özkan, “Yönetmelik, gıda ithalatçılarını vurdu. Bütün mallar gümrükte kaldı. Türkiye ekonomisi bunu kaldıramaz. Hammaddesi ithal gıda ürünü olan tüm fabrikalar durdu. Hepsinin ana maddeleri kapıda kaldı” diye konuştu. Özkan, en düşüğü 1.300 TL olan analiz faturasının ithalatçılara yüklendiğini, bu bedelin etiket fiyatlarına ister istemez yansıtılacağını söyledi. Özkan, “Hem ithalat süresi hem de maliyet artınca gıda fiyatları en az yüzde 15-20 artacak. Başka türlü büyük firmaların da bu ek maliyeti kaldırabilmesi çok zor” dedi.
3 LABORATUAR YETMİYOR

İthalatçıların yaşadığı sıkıntının nedeni, yönetmeliğin Türkiye gerçekleri ile uyumlu olmaması. Gıda ürünlerine analiz zorunluluğu getiriliyor ancak Türkiye’de halen sadece 3 laboratuar bulunuyor ve bu merkezler ithal edilen ürünlerin analizini yapacak kapasitenin yanına bile yaklaşamıyor.

Gıda İthalatçıları Derneği Genel Sekreteri, “Var olan 3 laboratuarda Türkiye’ye gelen gıda ürünlerinin analiz edilebilmesi mümkün değil. İthal edilip gümrüklerde bekleyen gıda maddelerinden bozulanlar olacak, siparişler gecikecek. Tam bir kaos yaşanıyor” dedi. Sertifikalı organik bebek mamalarını bile analize gönderdiklerini anlatan Özkan. “Anlaşılamaz bir güvensizlik söz konusu” yorumunda bulundu.
BİZE HİÇ SÜRE VERİLMEDİ
Özkan, GDO ile ilgili bir düzenlemeye karşı olmadıklarını, sorunun yönetmelikten kaynaklandığını vurguladı: “Türkiye bir duruş ortaya koydu ve yıllardır denetimsiz olarak zaten tükettiğimiz GDO’lu ürünlere etiket konulması kuralını getirdi. Bu yönetmelikle artık vatandaşlarımız GDO’lu ürünlerin hangileri olduğunu görerek tercih yapma hakkı kazanacak. Ancak yönetmelik teknik olarak uygulanabilir boyutta değil. Sektör hazırlanmadan, belirli bir süre verilmeden yönetmelik uygulamaya konuldu. Bu çok ciddi bir sıkıntı yaratıyor.”
İTHAL MUZ TARİH OLUR

Tüm Gıda İthalatçıları Derneği Genel Sekreteri, yönetmeliğin yol açacağı diğer bir sıkıntıyı şu sözlerle anlattı: “Bundan sonra Türkiye’de ithal meyve sebze yenilemez. Örneğin ithal muz tarihe karışacak. Çünkü bu gıdaların analizi 10 gün sürüyor ve sebze meyvenin bu sürede taze kalması imkansız.”
KÜÇÜK BOYUTTA GIDA İTHALATÇILARI İFLAS EDER

* “Bu yönetmelikte değişikliğe gidilmezse, küçük gıda ithalatçıları iflasa sürüklenecek. Çünkü gıda analizi için çıkarılan fatura tamamen şirketlerin sorumluluğunda. En düşük GDO analizi 1.300 TL’ye çıkıyor. İthal ettiği gıdanın fatura değerinden yüksek analiz faturası ödemek durumunda olan pek çok üyemiz var.”
Gıda ihracatçısını da sıkıntılı günler bekliyor
* “Türkiye tüm ürünlerde GDO aramaya başladığı için mütekabiliyet esasına göre pek çok ülke de Türkiye’den giden gıda mallarında GDO analizleri istemeye başlayacak. Bu gıda ihracatımıza da önemli bir darbe vurabilir. Bunu kim çözecek?” (VATAN)

SELURK
15-11-2009, 20:48
Tüm dünya Çin'in küresel liderlik kararını bekliyor
Çin’in 600 yıllık içe kapanıklığın ardından bir kez daha dünya liderliğine oynayabilecek konuma geldiği ifade ediliyor
15 Kasım 2009 / 08:59Wall Street Journal gazetesinde Andrew Browne imzasıyla yayımlanan analizde Çin'in 600 yıllık içe kapanıklığın ardından bir kez daha dünya liderliğine oynayabilecek konuma geldiği ifade edildi.

Çin 15'inci yüzyılda dünyanın bir numaralı kaşif ülkesiyken bir anda bu özelliğini kaybetti. Ming Hanedanı'nın finansal kaynaklarının tükenmesi ile Çin'in deniz aşırı ticareti ve gemicilik sanayisi de bir anda öldü. O günden sonra Çin içine kapanık bir ülke haline geldi.

Bugün, bütün dünyanın gözü Çin'in üzerinde. ABD'nin konumu gün geçtikçe zayıflarken, Çin'in küresel liderlik konumuna gelmesi yönündeki beklentiler artıyor.

Önümüzdeki hafta Çin'e gidecek olan ABD Başkanı Barack Obama iklim değişikliğinden Kuzey Kore'nin nükleer tehdidinin önlenmesine kadar her alanda Pekin'in yardımını isteyecek. G20 ülkeleri zirvesinde Çin'in bankacılık reformu ve yöneticilere ödenen ücretlerle ilgili görüşleri büyük ilgi görmüştü.

Ancak Browne, Çin'i liderliğe ikna etmenin zorlu bir süreç olacağını belirtti. ABD'nin aksine Çin yeni bir dünya düzeni kurmak için çaba sarf etmiyor. Pekin uzun yıllardır “müdahale etmeme” politikalarını sürdürüyor.

HİÇ DÜNYA HAKİMİYETİ PEŞİNDE KOŞMADI

Mao Zedong'un yönetimi altında bile Çin dünya hakimiyeti peşinde koşmamıştı. Bugün ise sosyalizmi büyük oranda bir kenara atan Çin'de ideoloji, dünya görüşü ve değerler adına geriye ne kaldığını söylemek zor.

Çin'in dünyadan kopukluğu 1793'te kapıları Batı tarafından çalındığında bir nebze olsun duraklamaya uğramış ancak, ülkenin Pekin Olimpiyatları'ndaki inanılmaz performansı dolayısıyla unutulsa da, Çin sonradan tekrar kendi dünyasına geri dönmüştü.

Çin'de 1949'da başlayan Komünist yönetimin ilk 30 yılında vatandaşların vize almaları hem çok zordu. Çin'in devlet görevlileri nadir olarak Batı'ya giderlerse bu sadece şahsi meraklarından kaynaklanırdı.

Ülkeyi dış ticarete ve yatırıma açma kararı Çin'in güçlü ekonomik büyümesinin başlangıcı oldu. Bugün Çin'in kısa süre içinde dünyanın ikinci büyük ekonomisi olan Japonya'nın yerini alması bekleniyor.

GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERE ÖRNEK

Çin'in başarıları gelişmekte olan ülkeler için bir örnek yaratıyor: 300 milyon kişi fakirlikten kurtuldu, hastalıklarla ve cehaletle mücadelede önemli adımlar atıldı, teknoloji yatırımları sayesinde Çin uzaya astronot gönderdi. Bütün bunlar yanı başında kişisel özgürlüklerin de genişlemesi sonucunu getirdi.

Bugün küresel ekonomi İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana yaşanan en büyük krizden yavaş yavaş çıkarken Çin'e duyulan hayranlık artıyor. Batı dünyası krizde dibe vurmuşken Çin temkini elden bırakmıyordu. Ekonomi krizden daha da güçlenmiş olarak çıktı, bankalarda zehirli varlıklar yoktu, ulusal tasarruf havuzunda çok küçük bir dalgalanma yaşandı.

Çin'in yeni stratejik ağırlığının dünyanın başına bela olan en büyük güvenlik sorunlarını çözmek için işe yarayabileceği umut ediliyor.

G20'NİN YERİNE G2

G20'nin yerine geçmesi istenen G2'nin (ABD ve Çin) İran ve Kuzey Kore'deki nükleer tehditle başa çıkma, İsrail-Filistin meselesi, Hindistan-Pakistan gerginliği ve iklim değişikliği gibi konularda çok daha etkin olabileceği ifade ediliyor.

Geçen ay Çin Halk Cumhuriyeti'nin 60'ıncı doğum günü kutlamaları dolayısıyla yapılan askeri yürüyüşle Çin'in 1.3 milyar vatandaşına güçlü bir mesaj verildi: Çin sadece güçlü bir ülke değil, aynı zamanda gücünü karasularının dışına taşıma potansiyeline de sahip.

Dolayısıyla bugünlerde dünya çapında şu soru soruluyor: “Çin bugün elde ettiği güçlü konumla ne yapmayı düşünüyor

SELURK
15-11-2009, 20:50
IMF, ABD'de çifte durgunluk beklemiyor
IMF Başkanı Strauss-Kahn, ABD'de çifte durgunluk beklemediğini söyledi.
13 Kasım 2009 / 21:46Asya Pasifik Ekonomik İşbirliği Forumuna katılan Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Dominique Strauss-Kahn, burada basın toplantısında yaptığı açıklamada, ABD ekonomisindeki toparlanmanın yavaş olacağını, ancak durgunluğun çifte dip yapmasını beklemediğini vurguladı.

Strauss-Kahn, sadece ABD'nin değil, dünyanın tüm ekonomilerinin, gelecek yıl toparlanacağını söyledi.

IMF Başkanı, Çin başta olmak üzere, Asya para birimlerinin değerlerinin altında olduğunu ve özellikle de yuanın değerinin yükseltilmesi gerektiğini vurguladı.

SELURK
15-11-2009, 20:51
Ekonomideki dengesizlikler yeni krize yol açabilir
ABD Başkanı Barack Obama, dünya ekonomisindeki dengesizlikler yüzünden yeni krizlerin çıkabileceği uyarısında bulundu.
15 Kasım 2009 / 09:19ABD Başkanı Barack Obama, dünya ekonomisinin düzelme sürecine girdiğini belirterek, ''ancak dünya ekonomisindeki dengesizliklerin giderilmesini amaçlayan politikaların başarısız olması durumunda yeni krizlerin çıkabileceği'' uyarısında bulundu.

Obama, Asya ziyareti kapsamında gittiği Singapur'da düzenlenecek Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği forumundan önce yaptığı açıklamada, ''dünya genelinde ekonomiler tekrar büyümeye başladı. Düzelme yolundayız. Ancak geçmek üzere olan krize de yol açan ani yükseliş ve düşüşlerin bulunduğu döngüye tekrar dönemeyiz'' dedi.

Dünya genelinde ekonomilerde dengesizliğe yol açan politikaların tekrarlanmaması gerektiğini vurgulayan Obama, ''aynı şeyi yaparsak, krizden krize yuvarlanırız. Bu son kriz, zaten vatandaşlarımız, işimiz ve hükümetlerimiz için yıkıcı sonuçlara yol açtı'' diye konuştu.

Obama, açıklamasında, ülkesinde uzun süreli bütçe açığını azaltmak için gerekli adımları atacaklarını da kaydetti.

Singapur'da bugün Obama ile bölge ülkelerinin liderlerinin katılımıyla Asya-Pasifik Emonomik İşbirliği forumu, daha sonra da ABD-ASEAN (Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği) zirvesi yapılacak.

ABD-ASEAN toplantısında Myanmar yönetimine yönelik olarak ''ülkede gelecek yıl yapılacak seçimlerin özgür, adil ve şeffaf yapılması, siyasi tutukluların serbest bırakılması'' çağrısının da yer alacağı ortak bir bildirinin kabul edilmesi öngörülüyor.

Obama'nın Singapur'da Rusya Devlet Başkanı Dimitri Medyedev ile ikili bir görüşme yapması ve ayrıca ortak toplantılara katılmaları öngörülüyor. Görüşme ve toplantıların gündeminde ise silahlanmanın azaltılması, İran'ın nükleer programı ve Afganistan'daki gelişmeler yer alıyor.

SELURK
15-11-2009, 20:59
Türkiye'nin AB üyeliği için onlarca yıl gerek"
Avrupa Parlamentosu Başkanı Jerzy Buzek, "kültürel mirasının, Türkiye'nin AB sürecini zora soktuğunu" öne sürdü.
15 Kasım 2009 / 00:17İspanya'nın El Pais gazetesinde yayımlanan röportajında Buzek, AB'nin genişleme sürecinde "Türkiye'nin farklı bir yeri" bulunduğunu belirterek, "Türkiye'nin katılım kriterlerini tamamlaması için onlarca yıl gerektiğini ifade etti.

Türkiye'nin önemli tarihi bulunan büyük bir ülke olduğunu söyleyen Buzek, "Ama kültürel mirası, Türkiye'nin AB sürecini zora sokuyor" dedi.

Buzek, AB'nin Balkanlar'daki genişleme sürecinin her ülkeye göre tek tek ele alınması gerektiğini de kaydederek, "Balkan ülkelerini demokrasiye sıkı sıkıya bağlayıp AB'ye katmak, yeniden aralarında kavga etmelerini önlemeye yarayacaktır. Ama başka ülkeler de var. Ukrayna, Gürcistan ve bir gelecekte Rusya. Bunlar, Avrupa'nın istikrarı için çok önemli" diye konuştu.

SELURK
15-11-2009, 21:35
287 sanayi şirketinin kârı 17 bankayı zor yakaladı

EKONOMİ SERVİSİ
güncellenme zamanı 15.11.2009


Krizle gelen talep daralması şirketlerin cirolarını düşürdü. İstanbul Borsası’nda işlem gören sanayi şirketlerinin toplam kârı 11.8 milyar lira olurken 17 bankanın toplam kârı 11.2 milyar liraya çıktı

Borsada işlem gören şirketler için 9 aylık bilançolarını açıklamak için verilen süre önceki gün doldu. Açıklanan bilançolar krizin, sanayi şirketleri üzerindeki tahribatını ortaya koyarken 287 sanayi şirketinin toplam karının borsada işlem gören 17 bankanın toplam karını ucu ucuna yakaladığı görüldü.
287 sanayi şirketinin kar ve zararların toplandığında 11.8 milyar liralık net kar ettiklerini belirlendi. Borsada işlem gören 17 bankanın toplam karı ise 11.2 milyar lira olarak hesaplandı. Sanayi şirketlerinin toplam karı geçen yılın ilk dokuz aylık dönemine göre yüzde 27.95 azalırken bankaların karı yüzde 39.52 arttı.

Küçükler atakta
Büyük şirketlerin cirolarındaki daralma karlarının azalmasına neden olurken, azalan faaliyet dışı finansal giderler küçük şirketleri atağa geçirdi. Dolar ve faizlerdeki düşüş şirketlerin borçlanma maliyetine olumlu yansıdı.

Kârdan zarara dönüşte gübre dikkat çekiyor
Gübre sektöründeki kârlılık zarara dönüştü. Gübre şirketleri kârdan zarara geçti. 2008 yılında yüksek cirolar ve kârlılıkla ön plana çıkan gübre sektörü, güç kaybediyor. Gübre sektörü, 2008 yılında ürün fiyatlarındaki sert yükselişlerle birlikte iyi ciro ve kâr rakamlarıyla öne çıkmıştı. 2009 yılı ise 2008'in son çeyreğinde yaşanmaya başlayan ve emtia fiyatlarındaki dalgalanmayla sıkıntılı geçiyor.
En yüksek kâr artışları gıdada
En yüksek kâr artışı Kerevitaş Gıda'da oldu. En yüksek kârı açıklayan 10 şirketin kârı toplam kârın yüzde 51'i olarak gerçekleşti. Kerevitaş Gıda'nın satış gelirlerinde yüzde 27 oranında artış olmasına rağmen, faaliyet giderlerinin azalması ve faaliyet dışı finansal giderlerin düşmesi kârdaki yüksek artışı getirdi.
En yüksek kâr artışı gerçekleştiren şirketler arasında gıda şirketleri dikkat çekiyor. Kerevitaş Gıda, Banvit, Konfrut Gıda en yüksek kârı gerçekleştiren üç şirket oldu. Bu şirketlerin esas faaliyet dışı finansal giderlerindeki azalma kârlarının artmasını sağladı.

Şampiyonlar kan kaybetti
En yüksek kârı açıklayan 5 şirketin kârlarında düşüş var. En yüksek kârı açıklayan şirketlerin cirolarındaki daralma ve gider kalemlerindeki yükseliş kârlarında azalmaya neden oldu.
En yüksek kârı Turkcell açıkladı. Türkiye'nin en büyük GSM operatörü Turkcell, en yüksek kâr açıklayan şirket olmasına rağmen kârı düştü. Firmanın kârının düşmesinin nedeni, maliyet kalemlerindeki artış ve iştiraklerinden gelirlerin azalmasından kaynaklanıyor.

En fazla zararı Erdemir açıkladı
En yüksek zararı Ereğli Demir Çelik açıkladı. Türkiye'nin lokomotif şirketleri arasında yer alan Ereğli Demir Çelik'in kârındaki düşüş satışlarının azalmasından ve maliyetlerin yüksekliğinden kaynaklandı. Emtia fiyatlarındaki hareketlenme ile Ereğli'nin üçüncü çeyrek beklentileri yükselmişti. Maliyetlerinde cirodaki düşüşe paralel bir iyileşme yakalayamayan şirket yılın üçüncü çeyreğinde en yüksek zararı yaptı

SELURK
15-11-2009, 21:44
Bernanke’nin hareket alanı daralıyor



Wall Street Journal13 Kasım 2009



































Yatırımcılar, ABD Merkez Bankası Başkanı (Fed) Ben Bernanke’nin geniş hareket alanı olduğuna inansa da, Fed’in son hamleleri başkanın köşeye sıkıştığını gösteriyor.







The Wall Street Journal’da (WSJ) “Tight maneuvering for Bernanke” başlığıyla yayımlanan haber analizde, ABD ekonomisini yeniden rayına oturtmak için hareket alanını bir hayli genişleten Bernanke’nin son hamlelerinin, yatırımcıların inandıkları kadar geniş hareket olmadığına işaret ediliyor.



Haber analizde, Fed’in faizleri indirmek gibi geleneksel araçlar ve büyük miktarlarda menkul satın alma gibi alışılmışın dışındaki kararlar aracılığıyla uyguladığı gevşek para politikasının kamuoyunun Fed’e olan güvenini canlandırdığı dile getiriliyor.



Piyasaların Fed’i genelde desteklediğine dikkat çeken WSJ yine de altın fiyatının yükselmesini ve doların değer kaybetmesini şüpheciliğin göstergeleri olarak gösteriyor.



PİYASADA İYİMSERLİK YÜKSELİYOR

ABD piyasalarının en önemli göstergelerinden biri olan S&P 500 endeksi operasyon kazançlarını 17 katına çıkaracak bir düzeyde işlem görmeye başladı.



ABD piyasalarının bu dönemde ortalamanın üzerinde yükseliş yaşarken, bu durum yatırımcıların istikrarlı bir ekonomik büyüme beklentisiyle piyasa girebileceklerini de gösteriyor.



ABD’nin bir diğer önemli piyasası olan mortgage destekli menkul kıymetler de iyimser görünüyor. Fed’in varlık satın alımlarında, ABD’nin büyük mortgage kurumları olan Fannie Mae ve Freddie Mac tarafından çıkarılan menkul kıymetlere odaklanmasıyla şimdi bu iki kuruma ait tahviller hazine bonolarından biraz daha fazla gelir getiriyor.



Bu gelişme sonucunda yatırımcılar, Fed’in varlık satın almalarını durdurmasına dört ay kalmış olsa da merkez bankasının piyasadan çekilmesinden endişe etmiyor gibi görünüyor.



RİSK DEVAM EDİYOR

Ancak Fed için devam eden bir risk var. Bernanke teşviki keserse, ekonomi yeniden çökebilir. Bu durumda Fed daha zor bir seçenekle karşı karşıya kalabilir.



Son verdiği varlık alımlarını yeniden başlatmak zorunda kalırsa, Merkez bankasının güvenirliği sarsılabilir ve bu hareketle bazı piyasalar merkez bankasının likiditesine daha fazla bağımlı hale gelebilir. Ya da Fed herhangi bir hamle yapmadan ekonomiyi yeniden büyük bir resesyona sürükleyebilir.



Perşembe günü açıklanan işsizlik rakamları gibi ekonomiye yönelik gerçek veriler, Fed’in desteğini çekmesine rağmen ekonominin kendi temellerine sağlam bir şekilde tutunabileceğini gösteriyor. Ancak bankaların verdikleri kredilerde yaşanan düşüş her geçen gün daha da kötüye gidiyor.



Geçtiğimiz altı ayda, tam da ekonomiye yönelik umut ışıklarının belirmeye başladığı süreçte, ticari bankaların verdiği krediler toplamda yüzde altılık bir düşüş yaşadı.



FED PİYASADAN ÇEKİLİRSE...

Fed ayrıca parasal teşvikini resesyondan sonra beklenenden daha erken bir sürede azaltmayı planlıyor.



2000-2001 yıllarındaki ekonomik durgunluğun ardından, Fed faizleri yükseltmek için işsizlik rakamlarında önemli bir düşüşün yaşanmasını bekledi ve 2004 yılında faizleri yükseltti. Bu yüzden Fed’in kısa bir zamanda faizleri yükseltmesi beklenmiyor ancak merkez bankası tahvil alımlarını işsizlik rakamlarında büyük bir düşüş yaşanmadan önce sonlandırmayı planlıyor.



Ancak Fed’in tahvil alımları düşük faizlerin yarattığı para canlılığına önemli bir katkıda bulunduğu için alımların durdurulması beklenenden daha kısa bir sürede piyasada bir daralma yaratabilir.



Fed’in alımlarını durdurması beklenmedik bir tepki yaratırsa, merkez bankası büyük bir açmazın içine girebilir. Fed’in bu hamlesi piyasaların ve ekonominin acil teşviklere ne kadar bağlı olduğunu ortaya çıkarabilir. Bununla birlikte, satın almaları durdurduktan sonra merkez bankası yeniden tahvil alımına başlarsa, yatırımcılar Fed’i takip etmekten çekinebilir.

SELURK
18-11-2009, 23:06
Waltt Street'in cadısından borsaları ürküten uyarı!
Wall Street’in ünlü bankacılık analisti Meredith Whitney, hisse senetlerinin aşırı değerli olduğunu belirterek..
18 Kasım 2009 / 12:34Wall Street'in ünlü bankacılık analisti Meredith Whitney, hisse senetlerinin aşırı değerli olduğunu belirterek, “Bir yıldır hiç bu kadar düşüş eğilimli olmadım. ABD ekonomisi gelecek yıl yeniden resesyona girecek. Bankalar 2010'da daha fazla sermaye artırmak zorunda kalabilir” dedi

Krizi önceden tahmin ederek büyük bir şöhrete kavuşan Wall Street'in ünlü bankacılık analisti Meredith Whitney, hisse senetlerinin aşırı değerli olduğunu ve ABD ekonomisinin gelecek yıl muhtemelen tekrar resesyona gireceğini söyledi. “Bir yıldır hiç bu kadar düşüş eğilimli olmadım” diye konuşan Whitney, “Tahtaya baktığımda Tiffany, Bank of America ve Caterpillar artıda. Ancak bu şirketlerin neden yükseldiğini ortaya koyacak temel yönlendirme yok” diye konuştu. Ülkede tüketici kredilerinin bugüne kadar görülmemiş daralma yaşamakta olduğunu ifade eden Whitney, “Kredi daralması hızlanıyor, bu noktada gizlenmek için hiçbir yer yok” dedi.

Bankalara hâlâ sermaye gerek

Bankacılık sektörünün hala yeterli oranda sermayelendirilmediğini savunan Whithey, bankaların önümüzdeki yıl daha fazla sermaye artırmak zorunda kalacaklarını belirtti. Konut piyasasında da kötüleşmenin muhtemel olduğunu ifade eden Whitney, “ABD ekonomisinde ikili bir dip görmeyi bekliyorum” diye konuştu.

ABD'de enflasyon da sanayi üretimi de beklentilerin altında

ABD'de üretici fiyatları Ekim ayında yüzde 0.3 artış ile beklentilerin altında kaldı. Gıda ve enerji dışındaki fiyatlardan oluşan çekirdek endeks ise artış beklenirken yüzde 0.6 düştü. Uzmanlar endekslerde sırasıyla yüzde 0.5 ve yüzde 0.1 artış tahmin ediyordu. Verinin açıklanmasının ardından dolar, euro ve yen karşısındaki kazanımlarını artırdı. ABD'de dün açıklanan bir diğer veri ise Ekim ayı sanayi üretimi. Sanayi üretimi Ekim'de yüzde 0.1 artışla beklentilerin altında geldi. Kapasite kullanımı ise yüzde 70.7 olarak gerçekleşti. Ekonomistler ABD sanayi üretiminin yüzde 0.4 artmasını, kapasite kullanımının ise yüzde 70.8 olmasını bekliyordu. ABD'ye Eylül'de net toplam sermaye girişi ise 133.5 milyar dolar oldu.

İMKB YÜZDE 3.14 DÜŞTÜ

Meredith Whitney'in açıklamalarının yanısıra Bernanke'nin ekonominin önündeki risklere dikkat çekmesi borsaları düşürdü. Avrupa borsalarında yüzde 1'e varan düşüşler oldu. İMKB, yüzde 3.14 geriledi. Faiz indirimlerinde fazla yerin kalmaması, IMF ile anlaşmanın olmayacağı beklentisi, büyüme ve istihdamda olumlu sinyallerin gelmemesi ve telefon dinleme nedeniyle AKP'ye yeniden bir kapatma davası açılabileceği söylentileri İMKB'yi dışarıdan ayrıştırdı

SELURK
19-11-2009, 21:38
Merkez Bankası faiz oranlarını çeyrek puan düşürdü
Merkez Bankası faiz oranlarını çeyrek puan düşürdü
19 Kasım 2009 / 19:06Merkez Bankası faiz oranlarını çeyrek puan düşürdü

SELURK
19-11-2009, 22:00
İsrail ekonomisi çöküyor barış geliyor
İsrail ekonomisi sallantıda. Çöküş Ortadoğu'ya barış mı getirebilir. Bu iddianın sahibi Taraf yazarı ekonomist Süleyman Yaşar, İsrail'in ilginç ekonomik durumunu analiz etti.
19 Kasım 2009 / 18:59İSRAİL EKONOMİSİ ZORDA

Dünyada pek çok ekonomist tarafından hızlı kalkınma ve refah artışına örnek gösterilen İsrail ekonomisinin gerçek fotoğrafının farklı olduğu ortaya çıktı. Filistin topraklarında işgal edilen bölgelerin maliyeti İsrail ekonomisine büyük bir borç yükü getirdi. Borçlardaki artışa rağmen İsrail hükümeti, önceki gün ABD'nin itirazını dikkate almadan Doğu Kudüs'teki yerleşim merkezinde 900 ek konut inşasına onay verdi.

İsrail, dünyaya, hep güçlü bir ekonomiye sahip olduğunu gösterdi. Makroekonomik verilere göre fert başına gelirin yüksek olduğu ileri sürüldü. Yıllardan beri Tel Aviv borsası iyi durumda, enflasyon düşük oranlı ve bütçenin denk olduğu ileri sürüldü. Ama gerçekler farklı. İsrail, Filistin'de işgal edilen bölgeler için yıllık 9,3 milyar dolar harcama yapıyor. Halbuki ABD'nin İsrail'e yıllık yardımı iki milyar dolar. Aradaki fark borçlanmayla kapatılıyor. Aşırı borçlanma nedeniyle devlet borçlarının ulusal gelire oranı yüzde 81'e yükseldi. Borçların, ulusal gelire oranı önümüzdeki yıllarda daha da yükselecek.

İsrail özel sektörüne gelince... İsrail'in Filistin topraklarını işgal altında tutması nedeniyle, İsrail firmaları küresel olarak boykot ediliyor. Ayrım ve baskıya maruz kalıyorlar. Bu nedenle satışları düşüyor. İsrail ekonomisine katkıları azalıyor. İsrail'in ihracatı 2008'de yüzde 6,4 oranında geriledi. Ulusal gelir, 2009'un ilk üç ayında yıllık yüzde 4,2 oranında azaldı. Ayrıca turizm gelirleri Gazze işgali nedeniyle 2009'un ilk sekiz ayında bir önceki yıla göre yüzde 24,7 oranında geriledi.

İsrail'de fakirlik ise ayrı bir sorun... İşgal nedeniyle İsrail'de fakirlik ve ırk ayrımcılığı da artıyor. İşsizlik oranı 2009'un ilk üç ayında yüzde 7,9 oldu. Yahudi çocukların durumu iyi ama İsrailli Arap çocuklarının yüzde 60'ı fakirlik sınırının altında yaşıyor. Bu durumu düzeltecek sosyal yardımlar kısıtlı. Çünkü işgalin yıllık masrafı bütçenin yüzde 13'ünü götürüyor. 2030 yılında işgal altındaki Filistin toprakları ile Doğu Kudüs'ün maliyeti İsrail bütçesinin yüzde 50'sine ulaşacak. Bu veriler bize İsrail'in sürdürülemez bir kamu maliyesi olduğunu gösteriyor.

Peki, İsrail bu durumda ne yapacak? İşgal nedeniyle İsrail'in ülke içi ve ülke dışı kaynaklardan elde ettiği gelirleri azalıyor. İşgal masrafları sürekli artıyor. Ekonomik bir mucize olmadığı takdirde İsrail'in işgali sürdürmesi mümkün değil. Çünkü İsrail'in bütçesi işgalin uzun süre devamına izin vermiyor. O halde İsrail parasızlık nedeniyle barışa evet diyecek. Anti-Siyonist lobi grupları da zaten ekonomik nedenlerle epeydir barış istiyorlar. O halde Ortadoğu'da barış yakın diyebiliriz. Tabii bunun Türkiye'ye de faydası olacak. Türkiye'nin kendi iç barışını demokratik açılım süreciyle gerçekleştirmesi ve Ortadoğu'da barışın sağlanması Türkiye ekonomisini güçlendirecek. İşte hâlâ "Demokratik açılımın içinde ne var, anlayamadık" diye soranlara açılımın bir başka boyutu... Ortadoğu'da ticaret ve refah artacak. Yaşam koşulları daha iyi olacak

SELURK
20-11-2009, 22:37
Borsalarda satış yapanlar dolar borcunu kapattı
Dolar, Güney Kore ve Brezilya’nın sıcak paraya sınırlama düzenlemesiyle yükseldi
20 Kasım 2009 / 11:33Dolar pozisyonlarını kapatmak isteyenlerin satışları dünya borsalarına satış getirdi

Güney Kore ve Brezilya'nın sıcak paraya sınırlama getiren tedbirler açıklamasının ardından dün dış piyasalarda dolara alım geldi. 1.49'ın altında işlem gören euro/dolar paritesi 1.49'u aşınca dolar pozisyonlarını kapatmak isteyenlerin satışları da borsaları düşürdü.

İçerde ise 1.48 liranın altına gerileyen dolar, 1.3 Kr yükselişle 1.4938 liraya yükseldi. Dün euro da TL karşısında değer kazanarak 2.2220 seviyesine yükseldi. Liranın hem sepet bazında hem de dolar bazında değer kaybettiği dikkat çekti.

Brezilya, ABD'de işlem gören ADR'leri satıp Brezilya hisselerine girmek isteyen yabancı yatırımcılara yüzde 1.5 vergi getirirken, Güney Kore ise likidite rasyolarını düzenlemek için bankalardaki döviz varlıklarının çabuk likidite edilmesine yönelik düzenlemeler yaptı. Bu önlemlerin yayılabileceği endişesi dün global borsalara sert satış getirdi. Merill Lynch'in bazı teknoloji hisselerinde sat sinyali vermesi ve ABD'de açıklanan CB öncü ekonomik göstergeler verisinin beklentilerin altında gelmesi satışları destekledi.

BORSA KORİDORLARINDA KOMPLO TEORİLERİ
Son günlerde dünya piyasaları iyiyken İMKB'nin kötü olması piyasalarda çeşitli söylentilerin yayılmasına da neden oluyor. Bunların en ilginci ise Türk piyasasının Yunan hükümetinin satışlarıyla düştüğü. Bu söylentiye göre: 'Yunan hükümeti daha önce Türk varlıkları aldı. AB Yunanistan'a verdiği birtakım paraları geri istedi, Yunan hükümeti Türk varlıklarında satışa geçti.

'Diğer bir söylenti ise Yunan bankalarının lidikite sorunu olabileceği. Bu bağlamda, 'AB Merkez Bankası'nın Yunan bankalarına açtığı kredi limitini kapatabileceği...' Uluslararası piyasalara hâkimiyetiyle tanınan Bender Portföy Yönetimi'nin Genel Müdürü Murat Gülkan söylentileri değerlendirirken, “Piyasada böyle bir dedikodu var. Ancak veriler bunu teyit etmiyor, bakıyorsunuz bonolarda satış yok” dedi.

SELURK
21-11-2009, 21:33
Dünya ekonomisi üç dört senede zor toparlanır
Merkez Bankası eski Başkanı Gazi Erçel, "Dünya ekonomileri, önümüzdeki üç dört senede toparlanıp kendine gelecek durumda değil." dedi.
21 Kasım 2009 / 19:20İşadamlarının daveti üzerine Çanakkale'ye gelen eski Merkez Bankası Başkanı Gazi Erçel, "Dünya ekonomileri, önümüzdeki üç dört senede toparlanıp kendine gelecek durumda değil." dedi. Erçel, Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası (ÇTSO) tarafından Truva Otel'de düzenlenen, "Türk ve Dünya Ekonomisi Nereye Gidiyor?" konulu konferansa konuşmacı olarak katıldı.

Dünya ekonomilerinin önümüzdeki üç dört senede fazla toparlanabilecek ve kendine gelebilecek durumda olmadığını belirten Erçel, bunun şartlarının başında da ABD ile Çin arasındaki dengesizliğin ortadan kaldırılmasının geldiğine dikkat çekti. Erçel, ABD Başkanı Barack Obama'nın bununla ilgili olarak Çin'le müzakere ettiğini de hatırlattı. Erçel, küresel krizin daha da büyüyeceğinin öngörüldüğünü, ancak bu durumun sanayileşmiş ülkelerde yaşanmadığını kaydetti. Konuşmasında sık sık ABD ekonomisinden örnekler vererek kıyaslama yapan Erçel, krizin en kötü döneminde, birçok ülke için "battı batacak" denildiği sırada böyle bir olay yaşanmadığını, hattâ belirli bir seviyede iyileşmenin ortaya çıktığını vurguladı. Erçel şunları söyledi:

"Çok daha kötüsü ortaya çıkabilirdi. Özellikle kriz sırasında en çok korkulan, Amerikan sisteminde konut alanlara sağlanan ayrıcalıktı. Konutu alıyorsunuz, ödeyemediğiniz zaman bankaya götürüp veriyorsunuz. Banka da size, 'Tamam, borcunuz bitti.' diyor. Bütün konutlar, gayrimenkuller bankanın bilançosunda toplanıyor. Banka kime satacak bunu? Alacak kimse yok ki. İşte bu da yaklaşık 8 trilyon dolara yaklaşan bir risk oluşturuyor. ABD halkı buna pek fazla girmedi. Evlerini geri verenler oldu ama çok sayıda değildi. Bu arada Avrupa Merkez Bankası da çok iyi çalıştı. Enflasyon rakamı onun için çok önemli olmasına rağmen çok aşağılarda sürdürüyor. Avrupa ülkeleri de bütçelerinden gerekli parayı verdi. Şimdi bekleme ve bir nevi rehabilitasyonun sonucunu alma zamanı."

SELURK
21-11-2009, 21:35
Borsada 'Ukrayna' kabusu
Goldman Sachs'ın Ukrayna'nın borç yükümlülüklerini yerine getiremeyeceği şeklindeki açıklaması piyasaları sarstı
20 Kasım 2009 / 22:01Son dönemde sıkıntılı günler geçiren ve her olumsuz habere daha fazla tepki veren İMKB, Goldman Sachs'ın Ukrayna'nın default (yükümlülüklerini yerine getiremem) riski ile karşı karşıya olduğunu açıklaması ile yıkıldı. Hafta içerisinde kapatma korkusu, Yunanistan'da yaşana sıkıntılar ve faizlerdeki yukarı hareketin etkisiyle sert düşüşler kaydeden İMKB, olumlu başladığı günün ikinci yarısında yüzde 3'e yakın kayıplara sahne oldu. Endeks ağustos ayından bu yana ilk kez 44 binli rakamları gördü.

MORALLERİ BOZAN AÇIKLAMA


Bugünkü düşüşün en önemli nedeni olarak Ukrayna'nın Default olma riskine yönelik dedikodular gösteriliyor. Goldman Sachs kaynaklı habere göre Ukrayna Demiryolu Kurumun teknik olarak iflas etti. Ve piyasa şu an bu durumun Ukrayna'nın default etmesine sebep olup olmayacağı konusunu tartışıyor. Ukrayna ve bölge ülkelerde yaşanan sıkıntının Almanya başta olmak üzere diğer Avrupa ülkelerini etkileyeceği yönündeki kaygıların borsalardaki satış baskısını artırdığı belirtiliyor.
Bu arada Merkez Bankası'nı çeyrek puan faiz indirimi ve borsadaki geri çekilme döviz cephesinde çok fazla yankı bulmadı. 1.4950 lira seviyesine yükselen dolar gün boyu yatay bir seyir izledi. Euro ise hafif bir artışla 2.2200 lira seviyesine ulaştı.

SELURK
21-11-2009, 21:37
Claude Trichet: 'Krizin bittiğini söylemek için erken'
Avrupa Merkez Bankası Başkanı Trichet, finansal sistemi destekleyen önlemleri geri çekmenin zamanının geldiğini söyledi
20 Kasım 2009 / 21:59Avrupa Merkez Bankası Başkanı Jean-Claude Trichet, her ne kadar krizin bittiğini söylemek için çok erken olsa da kredi krizinde finansal sistemi destekleyen önlemleri geri çekmenin zamanı geldiğini söyledi.

Finansal sistemi iyileşmekte olan hastaya benzeten Trichet, ''eğer hasta ayağa kalkmışsa ilacı geri çekmenin zamanının geldiğini'' kaydetti.

Trichet, bir bankacılık konferansında yaptığı konuşmada, enflasyon tehdidine neden olmamak için Avrupa Merkez Bankası'nın kısa süre sonra likidite sağlayıcı olağanüstü önlemlerin bazılarını çekebileceğini belirtti.

Finansal sistemin Avrupa Merkez Bankası'nın yardımı olmadan çalışabileceğini kanıtladığını ifade eden Trichet, politika yapıcıların geçmişteki hataları tekrarlamaktan kaçınması gerektiğine işaret etti.

''Krizin sona erdiğini söylemek için gerçekten çok erken'' diyen Trichet, ancak geleceğe bakmanın ve geçmişten ders çıkarmanın zamanı olduğunu söyledi.

Trichet, bankalara da daha fazla kredi sağlamaları ve eğer gerekliyse çeyrek yıl karlarıyla rezervlerini güçlendirmeleri çağrısında bulunurken, primlerin de kontrol altına alınmaya ihtiyacı olduğunu bildirdi. Jean-Claude Trichet, vergi verenlerinin yeni bir kurtarma turu kabul edemeyeceğini belirtti.

Aynı konferansta konuşan Almanya Maliye Bakanı Wolfgang Schaeuble de bu yıl söz konusu olduğunda Almanya ekonomisi için en kötünün geçtiğini, ancak sıkıntılı dönemin ve risklerin devam ettiğini söyledi.

Schaeuble, borsalarda son zamanlarda yaşanan yükselişler, artan finasal aktivite ve banka karlılıklarındaki iyileşmelerinin cesaret verici olduğunu buna karşılık önlemleri azaltmanın zamanı olmadığını belirtti.

SELURK
21-11-2009, 21:42
Yanlış tahminler, kriz starlarının şöhretini baltaladı
Küresel kriz, küresel starlar da yarattı. Kimi kahin, kimi sarışın bomba, kimiyse bilge adam oldu.
21 Kasım 2009 / 06:54ABD'de emlak sektöründe patlak veren ve kısa sürede tüm dünyayı saran ekonomik kriz daha önce adı sanı duyulmamış pek çok ekonomist, gazeteci ve finansçıyı da ünlü yaptı. Hatta bu isimler uzman, kâhin, sarışın bomba gibi sıfatlara layık görüldü, ağızlarından çıkan her söz büyük bir dikkatle değerlendirildi. Krizin gidişatı, hangi hisselerin kazandıracağı, hangi ülke endekslerinin ya da para birimlerinin yatırımcıyı uçuracağı yönünde yorum yapan binlerce kişinin arasından öne çıkan 3 önemli isim var: Nouriel Roubini, Meredith Whitney, Jim Cramer.

Krizin popstarları olarak nitelendirilebilecek bu isimler neredeyse her gün yaptıkları değerlendirmelerin bir kısmında haklı çıkarak yatırımcılara kazandırırken bazı yorumları ise gerçekleşmekten çok uzak kaldı. Tahminleri yanlış çıktıkça bu ün yapan isimler eleştirilmeye başlandı. Çünkü artık kurumlar ve veriler konuşuluyor. ING'den Goldman Sachs'a pek çok banka ve finans kuruluşunun hazırladığı raporlar daha az sansasyonel ve daha güvenilir bulunurken krizde starlaşan ekonomistlerin şöhretlerini korumak için tahminlerinde uçtukları düşünülüyor.

Roubini kâhin oldu
New York Üniversitesi Nouriel Roubini ilk olarak 2005 yılında subprime mortgage kredilerinde şişme olduğu ve bu balonun patlayabileceği yönünde yorumlar yapmıştı. Gerçekten de 2 yıl sonra balon patladı önce ABD sonra dünya büyük bir ekonomik krize sürüklendi, bankalar battı, şirket iflasları yaşandı.

Bunun sonucunda da Roubini, 2007 yılında "Krizde dibi görmeye 12 basamak kaldı" demiş, gerçekten de bir yıl sonra 12 basamağın 10'u çökmüş, Roubini "kriz kâhini" lakabına layık görülmüştü. Ancak Roubini, bu yıl küresel piyasalarda mart ayında yaşanan dipten sonra başlayan ralli ile ilgili yaptığı yorumlarda en büyük yanılgılarını yaşayınca ağır eleştiriler almaya başladı.

Roubini, Dow Jones endeksi 6 bin 469 puanla dibe vurduğunda yüzde 12'lik bir düşüşün daha geleceğini söylemiş, ancak düşüş bir yana haziran ortasına kadar endekste kesintisiz sayılabilecek bir yükseliş gerçekleşmişti. Nisan ayı sonunda, endeks 7 bin 800 puan seviyelerindeyken piyasaların mart diplerini test edeceğini öngören Roubini bu tahmininde de yanıldı zira Dow Jones o günden 5 ay sonra 10 bin puanın üzerine çıktı.

Ayrıca Roubini, hafta başında ABD'de Ulusal Enflasyon Birliği tarafından enflasyon ve deflasyonun ne anlama geldiğini bilmemekle suçlandı. Ancak Roubini krizde sahip olduğu ünü kısa zamanda nakde çevirdi. Bugün dünyanın dört bir yanında kriz temalı konferansların aranan ismi oldu, konferans başına binlerce dolar kazanıyor. Üstelik sosyal paylaşım ağı Facebook'ta birbirinden güzel genç kızlarla partilerde çektirdiği fotoğrafları yayınlayan Roubini, ününün tadını çıkarıyor.

Sarışın bomba Whitney
Kriz sürecinde yaptığı analizle hayatı değişen bir diğer isim ise 39 yaşındaki analist Meredith Whitney. Whitney, 31 Ekim 2007'de Oppenheimer & Co'da çalışırken yazdığı Citigroup raporu ile tanındı. Bugün finans sektöründe bir "efsane" olarak nitelendirilen bu raporda Whitney, Citigroup'un dağıtacağı temettü miktarının kârını aştığına dikkat çekmiş, bankanın yatırımcılarına, müşterilerinden aldığından fazla ve hızlı para verdiğini belirtmişti.

Whitney'nin bu açıklamayı yaptığı gün Citibank'ın piyasa değeri 15 milyar dolar eridi. 1 Kasım 2007'de ABD borsalarından 369 milyar dolar buhar olup uçtu. Whitney bu yıl da 13 Temmuz'da CNBC'de bir programa katılarak Goldman Sachs ve Bank of America hisselerinin alım için en uygun zamanında olduğunu söylemiş, Dow Jones günü yüzde 2'nin üzerinde kazançla kapatmış, Goldman Sachs'ın hisseleri yüzde 5,3, Bank of America ise yüzde 9,3 yükselmişti.

Ancak Whitney'nin "banka hisseleri kısa vadede yüzde 15 yükselir" tahmini yatırımcıyı hayal kırıklığına uğratınca sözleri daha sonra dikkate alınmadı, bu hafta başında hisselerin çok değerli olduğu ve düşüşe geçeceği uyarısına ise dönüp de bakan olmadı.

Bilgi eğlendiricisi Cramer
CNBC'nin Mad Money programının yapımcısı ve eski hedge fon yöneticisi Jim Cramer'ın da yıldızı krizde parladı. "Bilgi verirken eğlendiren" anlamına gelen "infotainer" lakabı verilen Cramer, daha çok hisse önerileri ile tanınıyor. Önerdiği hisselerin yüzde 40'a varan, hatta kimi zaman bu oranı da aşan getiriler sağladığını iddia eden Cramer'ın çok zaman yanıldığı belirtiliyor. Cramer'a yapılan en büyük eleştiri ise hesaplamaları yanlış yaptığı ve yatırımcıyı yanılttığı yönünde. Hatta Cramer'ın tavsiyelerini izleyenlerin martta başlayan piyasa rallisini kaçırdığı, zaten yaptığı tahminlerin hep yüzde 50 olasılık taşıdığı, böylece de kendisini garantiye aldığı iddia ediliyor

SELURK
21-11-2009, 21:57
İran'dan Türkiye'ye uranyum için 'şartlı' evet
İran'daki zenginleştirilmiş uranyumun Türkiye'ye depolanması konusunda İran'ın UAEK Daimi Temsilcisi Ali Asker Sultaniye anlaşmaya şartlı "Evet" dedi.
21 Kasım 2009 / 19:45İran'ın Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'ndaki (UAEK) Daimi Temsilcisi Ali Asker Sultaniye, Türkiye ile zenginleştirilmiş uranyumun depolanması konusunda bir anlaşmayı düşünmeden önce "garantilerin" gerekli olduğunu söyledi.

İran'ın Uluslararası Atom Enerjisi Kurumundaki (UAEK) Daimi Temsilcisi Ali Asker Sultaniye, Alman Der Spiegel dergisine yaptığı açıklamada, İran'da 200 hastane için zenginleştirilmiş uranyuma ihtiyaç duyulduğunu belirterek, Tahran yönetiminin, karşılığında yakıt alması yönünde garantiler verilmediği sürece zenginleştirilmiş uranyumunu Türkiye'nin geçici bir süre depolamasına izin vermeyeceğini kaydetti.

İran'ın yaklaşık 200 hastanenin ihtiyacını karşılamaya yönelik radyoizotoplar için Tahran'daki araştırma reaktörüne yüzde 20 zenginleştirilmiş uranyum satın almak istediğini UAEK'ye bildirmesinden sonra, kurum ev sahipliğinde 19-21 Ekim arasında Viyana'da ABD, Rusya ve Fransa ile müzakerelerde bulunulmuştu.

Görüşmelerden sonra UAEK'nın taraflara sunduğu anlaşma taslağına ABD, Rusya ve Fransa olumlu cevap verirken, Tahran yönetimi ayrıntılı bir şekilde ele aldığı taslağa nihai cevabını sonra açıklanacağını bildirmişti.

UAEK'nın ABD, Rusya ve Fransa tarafından da kabul edilen önerisi, İran'ın düşük ölçekte zenginleştirdiği uranyumun yüzde 80'ini iade etmek kaydıyla yüzde 20 oranında zenginleştirmek için Rusya'ya, yakıta dönüştürülmesi için de Fransa'ya gönderilmesini öngörüyor.

SELURK
21-11-2009, 23:09
Ukrayna piyasaları korkuttu

AYFER YILDIZ
güncellenme zamanı 21.11.2009





Ukrayna devlet demiryolları şirketinin, Barclays’a olan 110 milyon dolarlık borcunu ödeyememesi ‘Doğu Avrupa, tekrar Avrupa’ya yük mü olacak?’ endişesi yarattı

Ukrayna devlet demiryolları işletmesi Ukrzalyznitsya’nın, yatırım bankası Barclays’a olan 550 milyon dolarlık borcunun, kasım ayı 110 milyon dolarlık taksidini ödeyememesi ve söz konusu borcu yeniden yapılandırmak istemesi üzerine, Ukrayna’ya ilişkin kaygılarla borsalara sert satış geldi.

Dolara yöneldiler
Borsalarda satış yapan yatırımcılar dolara yöneldi. Dolar hem yurtiçinde hem yurtdışında değer kazandı. Yurtiçinde dolar, 1.50 lirayı aştı. Dolar, euro karşısında da 1.48’le son iki haftanın en yüksek seviyesine ulaştı.
Global krizin etkisiyle geçen mart ayında Ukrayna iflasın eşiğine gelmişti. Avrupa Birliği’nin Doğu Avrupa’da faaliyet gösteren bankalarına yardımda bulunmamasıyla birçok banka el değiştirmişti. Ukrayna’da da bankalar el değiştirmiş, para birimi değer kayderken, Polonya ve Macaristan’a ilişkin kaygılar borsalarda sert satışlara neden olmuştu.
Ancak, daha sonra ekonomilerini biraz olsun toparlayan bu ülkeler Avrupa ülkelerinin gündemlerinden çıkmıştı. Ancak dün Ukrayna’dan gelen haber piyasalar da yeniden, “Doğu Avrupa, Avrupa’yı etkileyecek mi?” endişesi yarattı.

Riskten kaçtılar
Uzmanlar, “Ukraynalı şirketin borcunu geri ödeyemeyeceği konuşuluyor. Devletin, bu şirketin borcuna garantör olduğu söylentisi var. Geçen günlerde de Ukrayna’nın yine kamuya ait doğalgaz şirketi borcunu ödeyememişti. Piyasalarda tekrar Doğu Avrupa korkusu oluştu” yorumunda bulundu. Gelişmenin arkasından riskten kaçınma eğilimiyle Avrupa borsalarındaki kayıplar yüzde 1’i aştı.
Güne sakin başlayan İMKB de yurtdışı borsaların negatife dönmesiyle ikinci seansta sert satışlarla günü yüzde 1.92 düşüşle 45 bin 230 puandan tamamladı. Bono faizi de yüzde 8.93’e kadar yükseldi ancak, günü yüzde 8.80 seviyesinden kapattı.

Dell’in bilançosu üzdü
Öte yandan ABD borsaları, bilgisayar üreticisi Dell ile konut inşaat şirketi D.R. Horton’un açıkladığı olumsuz bilançıların etkisiyle ekonomide toparlanmanın beklendiği kadar sorunsuz olmayacağı endişeleriyle düşüşle açıldı.
Avrupa borsalarının değer kaybında Ukrayna’nın yanı sıra Avrupa Merkez Bankası Başkanı Jean-Claude Trichet’nin piyasalara verilen likiditenin kademeli olarak çekileceğini açıklaması da etkili oldu.




Yuanın değeri dolara karşı yüzde 20 düşük
Reuters anketinden, Çin para birimi yuanın değerinin dolara karşı yüzde 20 düşük olduğu çıktı. Analistlere göre, Çin’in para birimini serbestleştirme girişimleri de yuanın, 2020 yılına kadar serbest işlem görür konuma geleceğini gösteriyor.
Hong Kong’daki Barclays Capital’dan ekonomist Wensheng Peng, “Çin yönetiminin uzun vadede yuanı uluslararası bir para konumuna getirme isteği, liberalizasyon için bir teşvik olur ama bence bu birdenbire değil, tedricen yapılacak” dedi.
ABD Başkanı Barack Obama, Çin liderlerinden yuanın değerini artmaya bırakmalarını istemiş, ancak beklentiler sonuçsuz kalmıştı. Analistler, yuanın değerinde büyük bir artışın ülkenin ihracatına zarar verebileceğini, istihdamda kayıplar yaratacağını ve Çin’in en büyük endişesi olan toplumsal çalkantılara neden olabileceğini düşünüyorlar

SELURK
22-11-2009, 21:14
Tanrı’nın işini yapanlara kişi başı 717 bin dolar prim
CEO’sunun “Tanrı’nın işini yapıyoruz” sözleri eleştirilere neden olan Goldman Sachs, çalışanlarına toplam 20 milyar dolar prim dağıtmaya hazırlanırken bu kez de hissedarların oklarını üstüne çekti
22 Kasım 2009 / 08:47

Yatırım bankası Goldman Sachs'ın hissedarları, çalışanlarına yüksek prim dağıtmaya hazırlanan bankaya 'Açgözlü olma, kazandığını bizimle de paylaş' uyarısında bulundu. Geçen hafta, çok bol kredi dağıtarak küresel krizde rol oynadığı gerekçesiyle resmi olarak 'özür dileyen' Goldman Sachs, şimdi de hissedarlarıyla karşı karşıya geldi.
Wall Street Journal gazetesinin haberine göre, son çeyrekte net kârını dörde katlayan Goldman Sachs, çalışanlarına bu yıl sonunda 20 milyar dolara yakın prim dağıtmaya hazırlanıyor. Bu haber, bankanın büyük hissedarlarını da harekete geçirdi.

Net geliri 3 milyar dolar
Banka hissedarları, büyük bir çıkış yaşayan Goldman Sachs'ın kendilerine daha bonkör davranması gerektiğini belirterek primlerden pay istedi. Küresel kriz sırasında ABD hükümetinden aldığı 10 milyar dolar borcu temizleyen Goldman Sachs'ın son çeyrekteki net geliri 3 milyar doları geçti.
Hissedarlar, Goldman Sachs'ın işe aldığı geçici çalışanlar ve danışmanlarla birlikte personel sayısını şişirmesinden de şikâyetçi. Bankanın böylece dağıttığı yüksek primi bir nebze olsun saklamaya çalıştığı iddia ediliyor.
Yeni elemanlarla birlikte, Goldman Sachs çalışanlarının 2009 yılında kazanacağı prim kişi başına ortalama 717 bin doları bulacak. Geçici çalışanlar ve danışmanlar hariç prim ise kişi başı 775 bin dolar.

Primler eskiye döndü
ABD'de bürokratlar ve siyasiler arasında bankacıların aldığı yüksek primlerin kriz öncesi seviyelere tırmandığı endişesi yayılıyor. Banka hissedarlarının haklarını savunan lobiler de bu ödemelerin dikkatle incelenmesi çağrısı yapıyor.
Yüksek primlerin bankacıları riskli yatırımlara yönelttiği endişesiyle dünyanın en büyük ekonomilerinin liderlerinin bir araya getiren G20 toplantılarında bankaların kısa dönemli kârlar yerine uzun dönemli performansa göre prim dağıtması üzerinde görüşbirliğine varılmıştı.
Goldman Sachs CEO'su Lloyd Blankfein, kısa bir süre önce verdiği röportajda son dönemde küresel krizin nedeniyle bankaların üzerine çok gidildiğini ve banka yöneticilerine verilen maaşlar nedeniyle çok fazla eleştiri aldıklarını söylemişti.
Bu eleştirileri fazla bulduğunu belirten Blankfein işlerinin sosyal bir sorumluluk olduğunu ve hatta “Tanrı'nın işini” yaptıklarını söylemişti. Daha sonra bir açıklama daha yapan Blankfein, bu sözleri şaka yollu söylediğini belirterek özür dilemişti.

SELURK
24-11-2009, 16:39
1.68 maliyetli 18 milyar dolar pusuda bekliyor!
Kur şubatta zirveden düşüşe geçince ‘nasıl olsa yükselir’ diyenler 17.7 milyar dolar aldı. Faiz de eklenince 1 doların maliyeti 1.68 liraya geliyor.
24 Kasım 2009 / 08:00Döviz kurunun zirve yaptıktan sonra düşüşe geçtiği şubat sonundan itibaren oluşan 'yine yükselir' beklentisi, yatırımcıya 17.7 milyar dolarlık döviz aldırdı. Bankalardaki döviz hesapları son 9 ayda hızla tırmanarak 83.5'ten 101.3 milyar dolara çıkarken yatırımcıların maliyeti mevcut seviyelerin çok üzerinde gerçekleşti. Şubat sonundan kasım ortasına kadar 17 milyar 752 milyon dolarlık yeni alım yapan döviz yatırımcısının her dolar için ortalama maliyeti 1.58 lira oldu.

Dolar/TL kuru dün 1.49 seviyesinden kapanırken, şubat ayından bu yana döviz biriktiren yatırımcılar aldıkları her dolar başına ortalama 9 kuruşu zarar yazdı. Tabii bu zarar sadece alış kuru maliyetine göre ortaya çıkan rakam. Alternatif maliyet, yani döviz yatırımcısının dövizde beklediği süre içinde elde edebileceği faiz geliri de göz önünde bulundurulduğunda zarar daha da büyüyor.

TL'den çıkıp dövize geçen yatırımcı en iyimser ihtimalle ayda 0.8 puanlık bir TL getirisinden de mahrum oluyor. Bu durum döviz yatırımcılarının maliyetini ortalama 5-6 puan artırıyor.

EURO ALAN DAHA ŞANSLI

Kaba bir hesap faiz maliyeti de eklendiğinde yatırımcıların ortalama maliyetinin her dolar başına 1.68 lirayı bulduğunu gösteriyor. Yani kur yeniden yükselir beklentisiyle şubattan bu yana döviz toplayan yatırımcının kâr edebilmesi için dolar kurunun en az 19 kuruş artması gerekiyor.

Bu hesap özellikle dolar alan yatırımcılar için geçerli. Euro ya da dolara karşı güçlenen başka bir dövizi satın alan yatırımcılar ise parite hareketinden kaynaklanan yükselişler nedeniyle dolar yatırımcılarına göre daha şanslı.

Çünkü Euro'ya yatırım yapanların faiz dahil ortalama maliyetleri 2.27 seviyesinde gerçekleşirken mevcut 2.23'lük kur seviyeleri bu yatırımcıların zararını dolar biriktirenlere göre çok daha düşük bir seviyede tutuyor.

FISILTI GAZETESİ DEVREDE

Dövizde milyarlarca dolar park eden yatırımcılar aynı zamanda kurların yükselip tıpkı bu yılın ilk iki ayında olduğu gibi yüksek fiyattan satış yapma fırsatını bekliyor. Ancak bu bekleyişin çok da pasif bir süreç olarak geçirildiği söylenemez.

Hem halk arasında hem piyasalarda hem de basın yayın organlarında ortaya atılan spekülasyonlar döviz yatırımcısının en çok sevdiği puslu havanın sinyallerini veriyor. Küçük yatırımcılar arasında 'kriz geliyor' söylentileri çıkarılırken, piyasalarda da basın yayın organlarında yer alan haberlerin etkisiyle 'AK Parti'ye yeni kapatma davası açılıyor' dedikodusu yayılıyor.

Önce gazeteler ve televizyonlarda yer alan spekülatif haberler ardından piyasadaki fısıltı gazetesiyle büyüyerek döviz yatırımcısının sevdiği karmaşık ortamın oluşmasına yardımcı oluyor

SELURK
24-11-2009, 19:57
Geri dönmeyen kredilerin oranı yüzde 51 arttı
Ziraat Bankası Genel Müdürü Can Akın Çağlar, "Takipteki krediler yüzde 3'lere kadar gerilemişti. Yani verdiğimiz kredilerin yüzde 3'ünü tahsil edemiyorduk." dedi
24 Kasım 2009 / 12:36Ziraat Bankası Genel Müdürü Can Akın Çağlar, Bankaların verdiği kredilerin geri dönmeme oranının yüzde 51 arttığına dikkati çekerek, "Bankaların tahsil edilemeyen kredisi bugün 21 milyarlık rakama ulaştı. Takipteki krediler yüzde 3'lere kadar gerilemişti. Yani verdiğimiz kredilerin yüzde 3'ünü tahsil edemiyorduk. Bugün büyük sıkıntı yaşamamıza rağmen bu oran yüzde 5'ler seviyesinde kendisini koruyor. Bu oranın yüzde 3'ten ten yüzde 5'e çıkması bankacıları çok rahatsız eden bir husus değil. Toplam mevduat ise yüzde 8 artarak 500 milyar liraya çıktı." diye konuştu.

Batı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme Vakfı ile Antalya Ticaret Borsası işbirliğiyle düzenlenen ''Batı Akdeniz Sohbetleri- Tarım Toplantıları''na katılan Ziraat Bankası Genel Müdürü Can Akın Çağlar, şunları söyledi: 2008'den bugüne kadar sektördeki kredi artışı sadece yüzde 2 iken, Ziraat Bankası'nda bu yüzde 10 oldu. Türkiye'de en fazla kredi kullandıran ikinci banka konumuna geldik. Bireysel kredilerde Türkiye'de her dört kişiden biri ihtiyaç kredisini bankamız tarafından karşılıyor. Son beş yılda 237 bin kişiyi konut sahibi yaptık.

murataltin
26-11-2009, 21:22
Kaç gündür dünya piyasasını sıkıştıran konu açıklığa kavuştu. Dubai world isimli Duabinin en büyük emlak satıcısı ve liman işletmecisi borçlarını 6 ay öteleme kararı almış.Şirketin borcunun 30 milyar dolar civarında oldugu söyleniyor. Avrupa ve Asyadaki düşüşün sebebi buymus.

noir
27-11-2009, 15:39
yeni kredi krizi?
...................
Dubai ile birlikte neredeyse bir haftaya sıkışan tüm bu olaylar (ukrayna,yunanistan ve alman bankaları), aslında likidite vermenin çözüm için tek başına yeterli olmadığının açık kanıtı. Madem piyasalarda likidite var; neden yatırımcılar Ukrayna’ya ya da WestLB’ye ya da Dubai emirine borç vermiyor? Yarın öbür gün Ukrayna’ya krediyi açmış olan Barclay’s ya da Dubai’ye borç vermiş olanların da kredibiliteleri sorgulanacak. Bu seferde bu piyasalardaki muhtemel kayıpları için onlara kredi verilmeyecek.

Sistem yeniden kilitlenme riski ile karşı karşıya kalabilecek. Kökten çözüm üretilmediği, iyi banka kötü banka ayrılmadığı, “zombi” hale gelmiş finansal kurumlar sistemden “atılmadığı” için halen daha bu problemlerle uğraşıyoruz. Korkarım daha da uğraşacağız.

Dün piyasaların önemli bir kısmı kapalıydı. Yine de açık olan varlık piyasalarında önemli düşüşler yaşandı. Dolar da euro karşısında yeniden 1.50’nin altına geriledi. Varlık piyasalarında pozisyonlarını azaltanlar, borç aldıkları dolarları geri iade edeceklerinden dolayı dolar değer kazandı. TL’de bundan etkilendi. Her ne kadar bizim piyasalarımız kapalı olsa da; tüm bu hengame içinde uluslararası piyasada dolar, TL karşısında 1.5330’a kadar yükseldi.

SELURK
30-11-2009, 00:04
Dubai'den yükselen moratoryum sesi tsunami yaptı
Dubai World şirketinin borçlarını ödemeyi erteleyeceği açıklaması Asya borsaları ve Avrupa borsalarında kayıplara yol açtı.
27 Kasım 2009 / 19:00RÜYALARIN ÜLKESİ DUBAİ FOTOĞRAFLARLA DUBAİ

Dubai World şirketinin borçlarını ödemeyi erteleyeceği açıklaması Asya borsaları ve Avrupa borsalarında kayıplara yol açtı. Dubai'nin erteleme talebi özellikle Asya borsaları olmak üzere ciddi kayıplara da sebebiyet verdi.

Birleşik Arap Emirlikleri'ni (BAE) oluşturan yedi emirlikten biri olan Dubai'nin ağır borç yükünü erteleme talebi, finansal kriz korkularını canlandırdı. Dubai World şirketinin borçlarını ödemeyi erteleyeceği açıklaması Asya borsaları ve Avrupa borsalarında kayıplara yol açtı.
Dubai'nin hızlı kalkınmasında önemli bir rol edinen ve hükümetin sahip olduğu Dubai World ile bu şirkete bağlı Nakheel şirketi dün, yeniden yapılanmanın ilk adımı olarak milyarlarca dolarlık borcunun ertelenmesini isteyeceğini açıkladı. Dubai World'ün, Ağustos ayı itibariyle 59 milyar dolar borcu bulunuyor ve bu borcun ödemelerinin gelecek yıl Mayıs ayına kadar ertelenmesi talebinde bulunuyor. Dubai'nin toplam borcu ise 80 milyar dolar tutarında.




Borç erteleme talebi, palmiye ağacı şeklindeki adayı inşa eden Dubai World'ün yan kuruluşu emlak şirketi Nakheel için de geçerli bulunuyor. Nakheel aynı zamanda 'The World' (Dünya) projesinin arkasındaki şirket olarak da biliniyor.

Dubai şirketlerinin borç erteleme talebini yorumlayan Westpac Global Markets Group'dan uzman Robert Rennie, 'Bu, kredi krizinin unutulduğu, ancak geçmediğini gösteren önemli bir hatırlatma' dedi. Hong Kong'da Fulbright Securities şirketinin genel müdürü Francis Lun da, 'Panik düğmesine yeniden basıldı' diye konuştu.

Uzmanlar, yabancı sermaye ve dev inşaat projelerine dayanan gösterişli büyüme modelinin bedelini ödeyen Dubai'nin, BAE'nin en büyük emirliği ve petrolün en fazla üretildiği Abu Dabi'den finansal destek almasını beklediklerini söylediler.


BANKALARIN KAYBI BÜYÜK OLABİLİR

Bankacılık kaynaklarına göre, uluslararası bankaların Dubai World şirketinde 12 milyar doları risk altında bulunuyor.

Asya bankacılık uzmanı Daniel Tabbush, Dubai krizinin bankalar üzerinde 'anlamlı etkisi' olabileceğine dikkati çekerek, bu bankalar arasında özellikle HSBC, Standard Chartered ve Singapur'un DBS Group'unu saydı.

Dubai World'un ödemediği 5,5 milyar dolarlık krediye aracılık eden kurumlardan biri olan HSBC'nin hisseleri yüzde 7'den fazla ve Standard Chartered'ın da yüzde 6 geriledi. DBS'nin hisseleri, Singapur'da piyasanın tatil olması nedeniyle işlem görmedi.

Goldman Sachs uzmanlarının ilk tahminlerine göre, Orta Doğu'da önemli operasyonlar yürüten HSBC ile Standard Chartered, sırasıyla 611 milyon dolar ve 177 milyon dolar zarar edebilir.

Japonya'nın 3 numaralı bankası Sumitomo Mitsui Financial Group'un da zararı birkaç yüz milyon dolara çıkabilir. Güney Kore hükümeti de, ülkenin finansal kurumlarının Dubai'de sadece 88 milyon dolarının risk altında olduğunu açıkladı.

Dubai'nin son dönemdeki kalkınmasında önemli rol oynayan Japon, Güney Kore ve Avustralya inşaat firmalarının da güç duruma düşebileceği yorumları yapılıyor.

Shanghai Securities'den Cai Junyi, bu durumun yatırımcılarda kaygıya yol açtığına işaret ederek, 'Dünya, bunun önemli bir etkisi olup olmayacağını izliyor. Dubai World sadece, diğer bir finansal tsunamiyi gösterebilecek küçük bir pencere gibi' dedi.


BORSALARDA BÜYÜK KAYIPLAR

Dubai'nin borç erteleme talebi özellikle Asya borsaları olmak üzere ciddi kayıplara da sebebiyet verdi.

Asya'da Tokyo Borsası yüzde 3,2, Avustralya Borsası yüzde 2,9, Şanghay Borsası yüzde 2,4, Hong Kong Borsası yüzde 4,8 ve Güney Kore Borsası yüzde 4,7 değer kaybetti.

Avrupa'da da Londra, Frankfurt ve Paris'te borsalar yüzde 1'den fazla kayıpla açıldı. Avrupa'da şu sıralar Londra'da FTSE 100 Endeksi yüzde 0,12 gerilerken, Frankfurt Dax Endeksi yüzde 0,02 ve Paris Cac 40 Endeksi yüzde 0,11 yükseldi.

Öte yandan, uluslararası piyasalarda ham petrol fiyatları Dubai'deki gelişmeler nedeniyle 74 doların altına geriledi.

ABD ham petrolünün varil fiyatı Ocak ayı teslimi 4,17 dolar (yaklaşık yüzde 4,5) değer kaybederek 73,79 dolara indi. Londra Brent tipi ham petrolün varil fiyatı Ocak ayı teslimi de 1,26 dolar gerileyerek, 75,73 dolar oldu.

ABD ham petrolünün varil fiyatı bir ara yüzde 6'dan fazla değer kaybederek 72,39 dolara indi.

SELURK
30-11-2009, 00:06
Ortadoğu'daki yabancı bankalarda Dubai paniği!
Yabancı bankalar, hisseleri önemli ölçüde değer kaybedince, milyarlarca dolar zarar etme riskiyle karşı karşıya...
27 Kasım 2009 / 18:41Orta Doğu bölgesine yatırım yapan bankaların hisseleri önemli ölçüde değer kaybederken, bu bankalar milyarlarca dolar zarar etme riskiyle karşı karşıya...

Dubai'nin iki şirketinin borçlarını ertelemesini istemesi üzerine dünden bu yana özellikle Orta Doğu bölgesine yatırım yapan bankaların hisseleri önemli ölçüde değer kaybederken, bu bankalar milyarlarca dolar zarar etme riskiyle karşı karşıya bulunuyor.

Birçok banka risk altındaki kredilerinin miktarına ilişkin açıklama yapmazken, Avrupa'nın en büyük bankası HSBC, 2008 yılı sonu itibariyle 17,03 milyar dolar olan kredi miktarının, Haziran ayı sonu itibariyle 15,9 milyar dolara indiğini bildirdi.

BAE Bankalar Derneği'nin verilerine göre, 2008 yılı sonu itibariyle Birleşik Arap Emirlikleri'nde (BAE) 10 yabancı bankanın risk altındaki kredi tutarları şöyle sıralanıyor:

HSBC 17,03 milyar dolar
Standard Chartered 7,77 milyar dolar
Barclays 3,58 milyar dolar
ABN AMRO 2,24 milyar dolar
Arab Bank 2,09 milyar dolar
Citigroup 1,92 milyar dolar
Bank of Baroda 1,78 milyar dolar
Bank Saderat Iran 1,74 milyar dolar
BNP Paribas 1,69 milyar dolar
Lloyds 1,57 milyar dolar

SELURK
30-11-2009, 00:14
Çelik devi ThyssenKrupp 20 bin işçi çıkarıyor
Alman çelik devi ThyssenKrupp, çalışan sayısını 20 bin kişi azaltmayı planlıyor.
27 Kasım 2009 / 18:46Merkezi Duesseldorf'da bulunan ThyssenKrupp, 30 Eylül'de sona eren 2008-2009 mali yılında 1,87 milyar avro zarar ettiğini açıkladı. Şirket, zararın küresel ekonomik krizin çelik endüstrisindeki olumsuz etkileri ve bir dizi yeniden yapılanma maliyetlerinden kaynaklandığını bildirdi. Şirket, 2007-2008 mali yılında 2,3 milyar avro kâr etmişti.
Şirketin önceki mali yılda 53,4 milyar avro olan gelirleri ise yüzde 24 azalışla, 2008-2009 mali yılında 40,5 milyar avroya geriledi.
ThyssenKrupp Üst Yöneticisi Ekkehard Schulz, gazetecilere, şirketin 5 bin kişiyi işten çıkarmayı ve 15 bin kişiyi istihdam eden bazı birimlerini de satmayı planladığını söyledi.
Şirket, dünya ekonomisinin, resesyonun en kötüsünü geride bıraktığının görüldüğünü, 2009-2010 mali yılında en iyi ihtimalle düşük ekonomik düzelme olacağını belirtti

SELURK
30-11-2009, 00:25
Kapalıçarşı’da iflaslar başladı, Ocak ayı çok kritik
Altın fiyatlarındaki rallinin ardından Kapalıçarşı altın piyasasında al-sat yapan 5 kişinin 5-10 milyon dolar civarında para batırdıkları söyleniyor
26 Kasım 2009 / 07:08Altın fiyatlarındaki rallinin ardından Kapalıçarşı altın piyasasında al-sat yapan 5 kişinin 5-10 milyon dolar civarında para batırdıkları söyleniyor. Sektöre yakın kaynaklar, “Ocak'ta büyük oyuncuların kredi dönüşleri var. Bu krediler yenilenemezse daha büyük iflaslar yaşanabilir” dedi

Altın fiyatlarında yaşanan rekor tırmanış Türkiye'de altın piyasasının kalbi olarak bilinen Kapalıçarşı'yı vurmaya başladı. Özellikle altın piyasasında al-sat yapan 5 kişinin iflas bayrağını çekmek zorunda kaldığı söyleniyor. Toplam batıkların ise şu anda 5-10 milyon dolar olduğu tahmin ediliyor.

Batanların küçük ve orta ölçekte iş yapan kişiler olduğunu belirten piyasaya yakın bir kaynak, “Altın fiyatlarındaki yükseliş ilk aşamada açığa satış yapan al-satçıları olumsuz etkiledi. Fiyatlar böyle yükselmeye devam ederse iflasların büyük oyunculara da sıçrama ihtimali var. Ocak ayı kritik. Çünkü imalat yapan büyük oyuncular, genelde yılbaşlarında bankalaradan 1 yıl vadeli kredi kullanır. Aldıkları kredilerle altın alıp ziynet imalatı yaparlar. Ancak fiyatlarda yaşanan ralli nedeniyle satışlar bıçak gibi kesildi. Eğer yılbaşında alınan krediler yenilenemezse büyük iflaslar yaşanabilir” dedi. Altın fiyatlarındaki hızlı tırmanışın ardından bankaların bu sektöre yeni kredi açma konusunda çekimser davrandığı da belirtiliyor.

Kapanmayan işlem arttı

Kuyumcular cephesinde durumun ne olduğunu sorduğumuz sektör yetkilileri ise şu yanıtı veriyor: “Eğer altında açığa satmadıysa kuyumcuların para batırması zor. İşlerin kötü olması nedeniyle satış yapamayan kuyumcular en kötü ihtimal dükkanı kapatabilir. Dükkanı kapatırken de elindeki ziynetleri külçeye çevirip satabilir. Bu durumda da çok büyük zararlar olmaz.”

Kapalıçarşı'da ayaklı altın borsasında kapanmayan işlemlerin sayısının arttığı ifade ediliyor. Ayaklı borsada vadeli işlem yapanların fiyatların yükselmesiyle ödeme yapmadıkları söyleniyor. İşlemler şu şekilde yapılıyor: “Bir hafta sonra ödemesi yapılmak üzere bugünden örneğin 3 kilo altın alımı yapılıyor. Ancak altının hergün yeni bir rekora imza atınca ödeme gününde alım emri veren ödemeyi yapmıyor.”

Altın 'Hindistan alıyor' haberiyle 1.180 doları da aştı

AltIn fiyatlarındaki yükseliş durmak bilmiyor. Altının ons fiyatı dün de uluslararası piyasalarda 14.8 dolar (yüzde 1.26) artarak 1183.70 dolarla yeni zirvesine çıktı. Böylece altın fiyatlarında yılbaşından bu yana yaşanan artış yüzde 34.81'e ulaştı.

Altın fiyatlarda dün yaşanan çıkışta Hindistan Merkez Bankası'nın rezervini çeşitlendirmek amacıyla altın alımlarına devam edebileceğine yönelik haberler etkili oldu. Hindistan, geçtiğimiz haftalarda IMF'den 200 ton altın almıştı. Quantitative Commodity Research'ten Peter Fertig, “Merkez bankalarının altın alacağı beklentisi son rallide etkili” dedi. Doların, euro karşısında 15 ayın dibine inmesi de dün altın fiyatını yükseltti.

Altın Mayıs 2010'a kadar yükselir sonra düşer

Türk Mücevhercileri Birliği Başkanı İmam Altınbaş, altın fiyatlarının 2010 yılı 5'inci ayına kadar yükseleceğini sonra düşeşe geçeceğini söyledi. “Dünya piyasalarında 1.180 doları üzerini gören altının ons fiyatının 3 ile 6 ay arasında 900 dolarlara gerilemesini bekliyorum” diyen Altınbaş, mücevherat sektöründe iç pazarda Ekim ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 25'e varan bir daralma yaşadığını, ihracatta ise aynı dönemde yüzde 36 gerileme olduğunu söyledi.

'Vergiler kalkmazsa kaçakçılığa devam'

İstanbul Kuyumcular Odası Yönetim Kurulu Başkanı Alaattin Kameroğlu, İthalatın düştüğünü belirterek, “Kaçak işler düştü çünkü. Ama işler canlansa, eğer vergi olursa gene kaçak girecek. 'Gene kuyumcular vergi vermiyor, kayıtdışı' denilecek. Bu vergiyle kayıt altına girmesi mümkün değil. Vergi kalkmazsa, biz kaçakçılığa devam edeceğiz, bunun başka şıkkı da yok” diye konuştu.

İAB Başkanı Marx gibi konuştu:

Active Academy tarafından düzenlenen 2. Uluslararası Altın Zirvesi'nde konuşan İstanbul Altın Borsası (İAB) Başkan Vekili Osman Saraç, Marx'ın Kominist Manifesto'nun sonunda söylediği “bütün dünya işçileri birleşsin” sözüne atıfta bulunarak “İdeolojik olarak katılmasam da bir düşünürün dediği gibi, bütün dünya borsaları birleşsin” açıklamasını yaptı.

SELURK
30-11-2009, 00:30
30 saniye sırrı
30 saniye içinde müşterisine cevap vermeyen çağrı merkezine ceza geliyor...
29 Kasım 2009 / 14:59Bankalar başta olmak üzere müşteri hizmetlerini arayanların dakikalarca bekletilip, yüksek telefon faturaları ödemek zorunda kalması Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nu (BTK) harekete geçirdi.

Kurum, vatandaşı yakından ilgilendiren, operatörlerin de hizmet kalitesini yükseltmesini sağlayacak yeni bir düzenleme için düğmeye bastı. Düzenleme, sabit ve mobil görüşmelerin yanı sıra, internet hizmetlerini de kapsıyor.

Zaman Gazetesi'nin haberine göre; BTK tarafından hazırlanan ve tüm sektör oyuncularının görüşüne açılan "Hizmet Kalitesi Yönetmeliği" sabit, mobil iletişim ve internet hızına standart getiriyor. Buna göre, sabit telefonla yapılan aramalar en geç 1,2 saniyede, cep telefonuyla yapılan aramalarda ise en geç 5 saniyede çalmaya başlayacak. Bu süre internet sayfaları için ise 40 saniye ile sınırlı tutulacak. Yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden 6 ay sonra, operatörlerin belirlenen kıstaslara ulaşması isteniyor. Aksi halde, hizmet kalitesini belirlenen sürelerde yerine getirmeyen operatörlere, bir önceki yıl yaptığı net satışın binde 3'üne varan para cezası kesilecek. Bu da milyonlarca lira ceza demek.

Yönetmelikte, sadece sabit, mobil ve internetle ilgili düzenleme yok. Operatörlerin çağrı merkezleri de düzenleme kapsamına alınmış. Çağrı merkezleri de müşterinin telefonlarına 30 saniyede cevap vermek durumunda. Yönetmelikte ayrıca, Türk Telekom, Turkcell, Avea, Vodafone ile TTNet ve diğer operatörler, standartlara uyduklarını gösteren 3 aylık raporları hazırlayacak. Raporlar, her yıl ocak, nisan, temmuz ve ekim aylarında BTK'ya gönderilecek. Raporların doğruluğu BTK tarafından operatörlere yapılacak şikâyetler veya re'sen denetlenebilecek. Yönetmelik, müşteri lehine birçok yenilik daha getiriyor. Operatörlerin, kendi internet sitelerinde, aboneler için gerekli tüm bilgilerin ayrıntılı şekilde bulundurulmasını zorunlu kılıyor. Bağlantı ücreti, kira ücreti, tarifeler, tarife değişiklikleri, abonelik, talep ve şikayet başvuru şekilleri, bağlantı ve veri aktarım hız standartları, arıza giderme süresi, geri ödemeye ilişkin usuller istenilen bilgiler arasında yer alıyor.

BTK, sabit telefon hizmetinde hakim operatör olan Türk Telekom'a yeni birçok standart getiriyor. Buna göre, aramaların yüzde 95'i 1,2 saniyeden uzun olmayacak. Yurtiçinde numara çevrildikten en geç 1,5 saniye içinde karşıdan çalma veya meşgul sesi gelecek. Yurtiçi aramalarda hattı düşmeyenlerin oranı toplam aramanın binde 8'ini geçmeyecek. Geçerse ceza uygulanacak. Sabit telefon bağlatmak isteyenlerin talepleri de en geç 6 gün içinde karşılanacak. Türk Telekom, abonelik taleplerinin yüzde 95'ini 4 günde, yüzde 99'unu 6 günde karşılayacak.

TÜKETİCİ ŞİKÂYETLERİ BİR GÜNDE ÇÖZÜLECEK

Çağrı merkezleri arandığında müşteri dakikalarca bekletilip, yüksek telefon faturaları ödemek zorunda bırakılmayacak.

Müşteri hizmetleri arandığında en geç 30 saniyede cevap verilecek. Müşteri hizmetlerinin aramalarının en az yüzde 85'i 20 saniyede cevaplanacak.

Abonelerin fatura şikâyeti, toplam abonenin binde 5'ini geçmeyecek.

Tüketici şikâyetlerinin yüzde 80'i 24 saatte, yüzde 95'i 48 saatte çözülecek. Toplam şikâyetin en az yüzde 95'i çözülecek.

CEP TELEFONU ARAMALARI 5 SANİYE İÇİNDE KARŞIYA ULAŞACAK

Aramaların yüzde 98'i başarıyla sonuçlanacak. Bir aramada numara çevrildikten sonra aranan telefonda çalma, meşgul ya da ulaşılamıyor sesi gelmeksizin bekleme olmayacak. Telefon çevrildikten sonra hiçbir ses gelmeyen aramaların oranı binde 5'ten fazla olursa para cezası verilecek.

Cep telefonuyla numara çevrildikten en geç 6 saniye içinde çalma sesi gelecek. Aramaların en az yüzde 95'i numara çevrildikten 5 saniye sonra çalmaya başlayacak.

Kısa mesajlarda başarısızlık olmayacak. Kısa mesajların yüzde 99'u başarılı bir şekilde karşıya ulaşacak.

Numara taşıma talepleri hemen karşılanacak. Taşıma talebinin en az yüzde 99'u sorunsuz şekilde sonuçlandırılacak.

İNTERNET SAYFASI EN GEÇ 40 SANİYEDE AÇILACAK

İnternet kullanımında hız artacak. İnternet kullananların yüzde 99'u başarılı bir şekilde oturum açabilecek. Oturum açmada 30 saniyenin üzerinde olanların oranı yüzde 20'yi, 40 saniyenin üzerinde olanların oranı yüzde 5'i geçerse ceza uygulanacak.

İnternet servis sağlayıcı abonelerine taahhüt ettiği hızın altında kalınırsa para cezası kesilecek. Aboneye taahhüt edilen veri aktarım hızını karşılama oranı yüzde 90'ın altında olmayacak.

İnternete abone taleplerinin yüzde 95'i bir günde, yüzde 99'u 2 günde karşılanacak.

SELURK
30-11-2009, 21:13
Dubai - Abu Dabi borsalarında büyük düşüş
Dubai ve Abu Dabi'de borsa, bayram tatilinin ardından haftaya büyük düşüşle başladı.
30 Kasım 2009 / 15:55Dubai ve Abu Dabi'de borsa, bayram tatilinin ardından haftaya büyük düşüşle başladı.
Borsadaki düşüşte, Dubai Yönetiminin, sahibi olduğu yatırım şirketi Dubai World'deki borçların ödemesini erteleme krizinin ortaya çıkmasının ardından, şirkete bağlı gayrimenkul firması Nakheel'in Müslümanlar için çıkarttığı bonoların da ödemesini ertelemek istemesi etkili oldu.
Birleşik Arap Emirlikleri Merkez Bankası, dün yayınladığı açıklamada, bankalara ekstra likidite sağladığını bildirmişti.
Dubai'da borsa 4 günlük Kurban Bayramı'nın ardından bugün haftanın ilk işlem gününe yüzde 6,9, Abu Dabi'de de yüzde 7,4 düşüşle başladı .
Dubai World'ün hisseleri de yüzde 15 değer kaybetti.
Dubai'deki borç krizi nedeniyle Ortadoğu'da borsalarda hisse senetleri hızla değer kaybetti. Ancak Birleşik Arap Emirlikleri Merkez Bankası'nın müdahale açıklamasının ardından Dubai'deki krizin dünya genelinde finansal piyasalara yayılmayacağı umuduyla Asya'da borsalar yükselişle günü tamamladı.
Tokyo'da borsa yüzde 2,9 yükselirken, Hong Kong yüzde 3,6 ve Şangay'da yüzde 2,5 değer kazandı.
Güney Kore'de ise maliye bakanının ülkelerinin bankalarının Dubai borçları konusunda sınırlı riski olduğunu açıklaması üzerine, para birimi won yükseldi.
Öte yandan, geçen hafta Dubai ekonomisine yönelik endişeler nedeniyle düşen petrol fiyatları da yüzde 1'den fazla değer kazandı.
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Merkez Bankası, BAE bankalarıyla birlikte emirliklerde faaliyet gösteren diğer bankalara da ek likidite desteği sağladığını belirtmişti.
Merkez Bankası, BAE'deki bankacılık sisteminin bir yıl öncesine göre daha sağlam olduğunu da ekledi.
Geçen hafta içinde Birleşik Arap Emirlikleri'ni oluşturan yedi emirlikten biri olan Dubai Yönetiminin sahibi olduğu Dubai World'ün borçlarını ertelemek istemesi dünya borsalarının değer kaybetmesine neden olmuştu.

SELURK
30-11-2009, 21:22
Türkiye’yi sarsacak kara para dosyaları geliyor
Kara parada önemli bilgilere ulaşıldı. Bir MASAK yetkilisi, yeni bilgileri “Türkiye uzun bir süre bunu konuşacak” sözleriyle anlattı
30 Kasım 2009 / 15:29Kısa adı MASAK olan Mali Suçları Araştırma Kurulu, çalışmalarını sezsiz ve derinden sürdürüyor. Son dönemde çalışmalarını PKK'nın finans kaynakları üzerinde yoğunlaştıran MASAK uzmanları, çok önemli bilgi ve belgelere ulaştı. Özellikle gizli hesapların açıklanması yönündeki anlaşmalardan yararlanan MASAK, ABD'nin de desteğinden faydalanarak, örgütün Türkiye'deki finans bağlantılarının şifrelerini çözdü. Önümüzdeki günlerde, tamamlanan dosyalar Cumhuriyet Savcılıkları'na gönderilecek. Dosyaların ayrıntıları konusunda hiçbir bilgi verilmiyor. Ancak üst düzey bir MASAK yetkilisinin verdiği bilgiye göre “Türkiye uzun bir süre MASAK'ın dosyalarını konuşacak.”

Dubai krizi 'Sülün Osman'ları da yaktı

Petrol zengini Dubai'nin 80 milyar liralık borcunu ertelemek istemesiyle birlikte finans piyasalarında ortaya çıkan deprem dünya piyasalarını titretirken, Türkiye'de bazı bankacıları ise sevindirdi. Dubai krizini değerlendiren bir banka yöneticisi, Dubai krizinin olumlu yönünü bizlere şöyle anlattı: “Krizle birlikte Dubai sermayesi efsanesi de çöktü. Küresel kriz nedeniyle ABD ve Avrupa'dan ortak bulamayan Türk yatırımcıları, 'arkamızda Dubai sermayesi var' diyerek bize proje sunuyorlardı. Araştırdığımızda bir çoğunun Dubai'de paravan şirket kurduğunu tespit ediyorduk. Artık arkamızda Dubai sermayesi var diyerek, kimse kredi talebinde bulunamayacak. Yani bir anlamda Dubai krizi, Dubai sermayesini kullanan Sülün Osmanları da engellemiş oldu.”

Maliye zulacıların izini buldu

Maliye Bakanlığı, İsviçre'deki bankalarda bulunan Türkler'e ait gizli hesapların izini buldu. Söz konusu tespit, banka hesapları üzerinden uzun süredir yapılan incelemeler sonucunda gerçekleşti. Varlık Barışı Projesi kapsamında araştırmalar yapan Maliye Bakanlığı denetim elamanları, İsviçre başta olmak üzere, vergi cenneti olarak bilinen ülkelerle para transferi yapan mükellefleri belirledi. Bu çerçevede, yapılan transferlerin sırdaş hesaplardan mı yoksa, bu ülkelerde yapılan işlerden dolayı mı gerçekleştiği bilinmiyor.

Ancak Maliye Bakanlığı, bu ülkelerden para transferi olan mükelleflere birer uyarı mektubu gönderdi. Söz konusu mükelleflere gönderilen mektuplarda, yurt dışındaki varlıkların yurda getirilmesini öngören Varlık Barışı Projesi'nin yararları anlatıldı. Mektuplarda, mükelleflerin yurtdışındaki paralarını yurda getirmeleri halinde sadece yüzde 2 oranında vergi ödeyecekleri vurgulanarak, barış projesinden yararlanarak yurtdışında paralarını getirmeleri istendi. Mektupta, barış projesinin sona ermesinden yararlanmayan mükelleflerin ileride yapılacak incelemelerde zor durumda kalabilecekleri konusunda da uyarıda bulunuldu.

Türkiye ile İsviçre arasında paraflanan sırdaş hesap bilgilerinin Türkiye'ye verilmesini öngören anlaşmanın imzaları 2010 yılı başında atılacak. Bu tür anlaşmaların paraflanmasının ardından üç aylık sürenin geçmesi gerekiyor. Ancak anlaşma üç ay sonra da imzalansa, Maliye Bakanlığı'nın geriye dönük beş yıllık süre için bilgi isteme hakkı bulunuyor. Dolaysıyla, Türkiye 2005 yılından bu yana olan tüm bilgileri isteyebilecek.

BİLGİ İSTENECEK

Maliye, İsviçre ile imzalanan anlaşma çerçevesinde, devlete olan vergi borçlarını ödemeyen mükelleflerin hesap bilgilerini İsviçre'den isteyecek. Bu çerçevede, devlete yüksek miktarda vergi borcu bulunan mükellefler, denetim dairesi tarafından tek tek taranıyor. Bu işlem sonucunda, İsviçre'den bilgileri istenecek mükellefler belirlenerek bir liste oluşturulacak. Anlaşmanın imzalanmasının hemen ardından da listeler İsviçre'ye gönderilerek, bu kişilerin hesap bilgileri istenecek.

Stand-by IMF Şefi'ni zora soktu

Son dönemde IMF ile stand-by anlaşması yapılmasına ilişkin beklentiler iyice azaldı. Türk ekonomisinin küresel krizi IMF'siz atlatması, yerli ve yabancı bir çok yatırımcının da övgüsünü kazandı. IMF'siz dönem ekonomi yönetimi için de bir sınav oldu. Bu dönemin kazasız belasız atlatılması ekonomi bürokratlarının kendilerine olan güvenin yeniden sağlanmasını yol açtı. IMF ile anlaşma yapılmamasının, IMF'de de rahatsızlığa neden olduğu bildirildi. Ekonomi kulislerinde dolaşan bilgilere göre, Türkiye ile anlaşma yapılmaması IMF içinde de tartışmalara neden oldu. Bu tartışmalarda ise tüm gözlerin IMF Türkiye Masası Şefi Rachel van Elkan'a çevrilmesine yol açtı. IMF içinde, Türkiye ile anlaşma yapılamamasında, IMF Şefi Elkan'ın sorumlu tutulduğu konuşuluyor. IMF içinde parlak bir kariyere sahip olan Elkan'ın, üç yıllık görev süresi dolmadan bir başka görev atanabileceği ifade edildi. IMF yönetiminin, Elkan'ı ekonomi yönetimi ile iyi bir iletişim kuramamasından rahatsız olduğu belirtiliyor. Şimdiye kadar Türkiye Masası şeflerinin tamamı, görevlerinin ardından IMF içinde üst düzey görevlere getirildi. Bu nedenle, Türkiye Masası şefliği IMF içinde en kıymetli koltuklardan birisi olarak görülüyor. Dolaysıyla, her dönemde şeflik için bir çok aday bulunuyor. IMF şeflerini ise adaylar arasından Türkiye seçiyor.

Benzin istasyonlarına bayram operasyonu

Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK), Kurban Bayramı öncesinde akaryakıt şirketlerine sürpriz bir operasyon düzenledi. İki gün süren operasyon, 23 şehirde 41 ekibin katılımı ile gerçekleşti. Operasyon kapsamında Türkiye'de faaliyet gösteren akaryakıt dağıtım ve üretim şirketlerinin 93 tesisine baskın düzenlenerek marker ölçümü yapıldı. Yapılan ölçümlerde Türkiye'nin önde gelen bazı akaryakıt şirketlerinin depolarında, 'sıfır' marker çıktı. Mevzuata göre içinde marker bulunmayan akaryakıt, kaçak kapsamına giriyor ve akaryakıta el konulması gerekiyor. Ekipler de içinde sıfır marker çıkan akaryakıt depolarını mühürleyerek satışını engelledi. Depolarında sıfır marker çıkan akaryakıt şirketlerinin Türkiye'nin önde gelen akaryakıt şirketleri olması ise EPDK uzmanlarını şaşkına çevirdi. Ayrıca operasyon sırasında depolardan numunelerde alındı. Bu numuneler TÜBİTAK'a gönderildi. Operasyona EPDK'nın dışında Maliye Bakanlığı, Sanayi Bakanlığı, Gümrük Müsteşarlığı ile güvenlik birimleri de katıldı.

Bürokrasi kabinede revizyon iddialarını satın alıyor

Ankara kulislerinde, kabinede revizyon iddiaları yeniden dolaşmaya başladı. Kabinede revizyon yapılacağına ilişkin iddialar, siyasetçilerin yanı sıra bürokratların da ana gündem maddesi halinde geldi. Ekonomi ile ilgili kararları alırken, gelecek ile ilgili her türlü olumlu ve olumsuz beklentiyi dikkate almasıyla tanınan ekonomi bürokratları, sanırım kabine revizyonuna göre pozisyon almak istiyor. Bu nedenle, kabinede revizyon yapılıp yapılmayacağı son dönemde en çok konuşulan konuların başında geliyor. Kulislerde dolaşan kabine revizyonu ile ilgili iddialar ise şöyle: “2010 yılının başında kabinede mini bir revizyon yapılacak. Bu revizyon sırasında bazı ekonomi bakanları da değiştirilecek. Kabine de yapılacak revizyonun ardından da ekonomi bürokrasisinde bazı değişiklikler yapılacak.”

mporter
09-12-2009, 23:05
Beyaz et sektörüne büyük ceza!

Rekabet Kurulu, beyaz et sektöründe faaliyet gösteren 9 firmaya, rekabeti sınırlayıcı eylemleri nedeniyle 2008 mali yıl sonunda oluşan gayri safi gelirlerinin takdiren yüzde 0,8'i oranında olmak üzere toplam 27 milyon 568 bin 149,69 lira idari para cezası verdi.

AA

Rekabet ihlalini belirleyici etkisi nedeniyle, Pak Tavuk Gıda San. ve Tic. AŞ'nin Yönetim Kurulu Başkanı ve BESD-BİR Başkanı Zuhal Daştan'a ayrıca 35 bin 227 lira idari para cezası uygulanacak.

Rekabet Kurulu'nun beyaz et sektöründe 27 teşebbüs ve Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçılar Birliği Derneği (BES-BİR) hakkında yürüttüğü soruşturma sonuçlandı. Kurul'un kararı, taraflara bugün iletildi.

Rekabet Kurulu, geçen yıl Ağustos, Eylül ve Aralık'ta aldığı kararlar ile beyaz et sektöründe faaliyet gösteren 27 teşebbüs ve teşebbüs birliği olan BESD-BİR tarafından Rekabet Kanunu'nun ihlal edilip edilmediğinin tespiti için soruşturma başlatmıştı. Soruşturma sonucunda, tespitler ve ilgili tarafların savunmaları, toplanan tüm bilgi ve belgeler ile Soruşturma Raporu, Ek Yazılı Görüş ve Sözlü Savunma toplantısındaki açıklamalar değerlendirilerek, 25 Kasım'da yapılan toplantıda nihai karar alındı.

Karar uyarınca, 9 firmanın “rekabeti kısıtlayıcı eylem” niteliğinde hareket ettiği belirlenirken, bu firmalara 2008 mali yılı sonunda oluşan gayri safi gelirlerinin takdiren yüzde 0,8;i oranında olmak üzere, toplam 27 milyon 568 bin 149,69 lira idari para ceza uygulanması kararlaştırıldı.

Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik uyarınca, Abalıoğlu Yem Soya Tekstil San. AŞ;ye 3 milyon 851 bin 895,19 lira, Banvit Bandırma Vitaminli Yem San. AŞ'ye 5 milyon 82 bin 204,90 lira, Beypi Beypazarı Tarımsal Üretim Paz. San. ve Tic. AŞ'ye 2 milyon 990 bin 852,43 lira, CP Standart Gıda San. ve Tic. AŞ'ye 4 milyon 204 bin 541,59 lira, Erpiliç Entegre Tavukçuluk Üretim Paz. ve Tic. Ltd. Şti.'ne 3 milyon 172 bin 80,82 lira, Keskinoğlu Tavukçuluk ve Damızlık İşlt. San. ve Tic. AŞ'ye 2 milyon 940 bin 910,95 lira, Pak Tavuk Gıda San. ve Tic. AŞ'ye 1 milyon 174 bin 233,50 lira, Şeker Piliç ve Yem San. ve Tic. AŞ'ye 1 milyon 654 bin 773,09 lira, Şenpiliç Gıda Sanayi AŞ'ye 2 milyon 496 bin 657,22 lira tutarında idari para cezası verilmesine oyçokluğu ile karar verildi.

Pak Tavuk Gıda San. ve Tic. AŞ'nin Yönetim Kurulu Başkanı ve BESD-BİR Başkanı Zuhal Daştan'a, Rekabet Kanunu ile Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik uyarınca; ihlalin oluşmasında belirleyici etkisi olması nedeniyle Pak Tavuk Gıda San. ve Tic. AŞ'ye verilen cezanın takdiren yüzde 3;ü oranında olmak üzere ayrıca 35 bin 227 lira idari para cezası uygulanacak.

Böylece, kurul, rekabeti kısıtlayıcı eylemleri nedeniyle sektördeki 9 firmaya toplam 27 milyon 603 bin 376,69 milyon lira ceza uygulamış oldu.

Rekabet Kurumu Başkanlığı, ayrıca, BESD-BİR'e “rekabeti kısıtlayıcı eylemleri kolaylaştırıcı davranışlardan kaçınması gerektiği” yönünde görüş bildirecek.

Kurul, haklarında soruşturma yürütülen diğer teşebbüsler bakımından herhangi bir işlem yapılmasına gerek olmadığına karar verdi.

Kurulun kararı için firmalar Danıştay'a başvurabilecek. Gerekçeli karar daha sonra tebliğ edilecek.

mporter
10-12-2009, 23:06
Haber 10.12.2009 15:59
RAPOR-PAMUK FİYATLARI, GİYİM VE TEKSTİL SEKTÖR ENDEKSİ, AKAL TEKSTİL TEKNİK ANALİZİ(ANADOLU YATIRIM)




Anadolu Yatırım ( www.anadoluyatirim.com.tr ) Tarafından
Hazırlanan Teknik Analiz Raporu:
"DUNYA PAMUK FIYATLARINDAKI YUKSELIS TARIM EMTİALARINDADA DİKKAT
ÇEKMETE.
ÖZELİKLE DİP BÖLGEDEN ÇOK GEÇ TEPKİ VEREN TARIM EMTİALARI
SON 2.5 AYDA YÜKSELİŞE GEÇTİLER VE KADEMELİ YÜKSELEN TRENDLERİNİ
KORUMAKTALAR
DİP BÖLGEDEN YAŞANAN YÜKSELİŞTE PAMUK FİYATLARI YÜZDE +85 PRİM
YAPARKEN
AYNI ZAMANDA KRİZ ÖNCESİ SEVİYELERİNE YAKLAŞMIŞ DURUMDA
2004 YILI ZİRVESİNE YAKIN FİYATLAREDAN İŞLEM GÖRÜRKEN
ÖNÜMÜZDEKİ SÜREÇTE DÜNYA FİYATLARINDA OLUMLU ETKİSİNİN DEVAM
EDECEĞİ SÖYLENEBİLİR.
PAMUK FİYATLARINDA YAŞANAN BU YÜKSELİŞİN İÇERİDE ENDKESLER
YANSIMASINI İNCELEDİĞİMİZDE
TEKSTİL SEKTÖRÜNDEDE SON DÖNEMDE ENDEKSTEN DAHA GÜÇLÜ BİR YÜKSELİŞ
SEYRETMESİNİN
DÜNYA PAMUK FİYATLARIYLA PARALELİK GÖSTERMESİ ÖNEMLİ
BU NEDENLE İÇERİDE ENDEKSİN 2008 ZİRVE SEVİYELERİNE DOĞRU GÜCÜNÜ
KORUDUĞUNU DÜŞÜNMEKTEYİZ.
HİSSE BAZINDADA UZUN YILLARDIR DEVAM EDEN DÜŞÜŞ TRENDLERİNİN
SONUNA GELİNDİĞİNİ GÖSTEREN KIRILMALAR OLDUĞUNU SÖYLEYEBİLİRİZ.
SÜREÇ OLARAK BİRAZ DAHA ENDEKS BAZINDAN HİSSE BAZINA
YÖNELDİĞİMİZDE ORTA VE UZUN VADELİ DÜŞÜNEN YATIRIMCILAR İÇİN
FIRSATLAR OLDUĞUN SÖYLEYEBİLİRİZ.
SEKTÖR İÇİNDE ENDEKSE GÖRE UZU VADEDE DÜŞÜK KALMIŞ VE DÖNÜŞ
İŞARETLERİ KUVVETLENEN HİSSELERDEN 1-2 SİNE GÖZ ATTIĞIMIZDA AKAL VE
ALTINYILDIZ HİSSELERİNDEKİ FİYATLAMALAR CANLANMANIN BELIRTILERİ OLARAK
YORUMLANABİLİR.

GIYIM VE TEKSTIL SEKTOR ENDEKSINDE YUKSELIS DIKKAT CEKIYOR

AKAL : HİSSEDE GÜÇLÜ YÜKSELİŞ SONRASI SON 1 AYDA DİNLENME VE ADETA
YÜKSELİŞİ SİNDİRME GÖRÜNTÜSÜ DİKKAT ÇEKMEKTE
1.92 KISA VADEDE ÖNEMLİ BİR DESTEK OLARAK GÖZÜKÜRKEN BU SEVİYE
ÜZERİNDE 3-4 SEANS DAHA KALMASI VEYA YUKARIDA 2-3 SEANS İÇİNDE 2.03
SEVİYESİNİ GEÇMESİ İLE BERABER YÜKSELİŞ HIZ KAZANABİLECEĞİ GİBİ IKINCI
KADEMEDE 2.14 VE BUYUK IKINCI ADIMDA İSE 2. 26 HEDEF SEVİYESİNE DOĞRU
YÜKSELİŞ GETİREBİLİR.ZARARKES 1.85 "


******

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeler yatırım
danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti,
aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen
bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı
sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve
tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine
dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk getiri
tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer
alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize
uygun sonuçlar doğurmayabilir.

*******

Foreks Haber Merkezi

mporter
10-12-2009, 23:13
Merrill Lynch`ten Türkiye`ye iyi haber

Merrill Lynch Doğu Avrupa, Orta Doğu ve Afrika (EEMEA) Ekonomisti Türker Hamzaoğlu, EEMEA bölgesi için önümüzdeki sene dış finansman ihtiyacının sorun olmaktan çıkmasını beklediklerini belirterek, bu nedenle artık Türkiye'nin IMF ile bir stand by anlaşması yapmaya ihtiyacı kalmadığı görüşünde olduklarını bildirdi.

Merrill Lynch'in 2010 yılı yatırım stratejilerine genel bakış raporuna ilişkin olarak düzenlenen basın toplantısında konuşan Hamzaoğlu, 2010 yılında toparlanmanın gücü açısından olumlu beklenti içinde olduklarını belirterek, toparlanma sürecinin zayıf ve yavaş olacağını, ancak ikinci bir dip beklemediklerini kaydetti.

Bölgede enflasyonun düşük kalacağını ve gelişmekte olan ülkelerin merkez bankalarının bu süreçte daha proaktif olacağını tahmin ettiklerini söyleyen Hamzaoğlu, “Bölgede büyümenin genel olarak kredisiz olmasını bekliyoruz. Bunun dışında kalan tek ülke Türkiye. Türkiye'de kredi büyümesinin kuvvetli olacağını öngörüyoruz” dedi.

Krizin Türkiye'ye getirdiği daha düşük cari açık, düşük reel faiz ve düşük enflasyon ortamının Türkiye için bir yeniden değerlendirme fırsatı yaratabileceğine işaret eden Hamzaoğlu, “Bu durumu 2001 sonrası Brezilya'ya benzetiyoruz. Türkiye yeni bir Brezilya olabilir. Fitch'in not artırımı da bizi bu konuda umutlandırdı” diye konuştu.

Hamzaoğlu, diğer reyting kuruluşlarından da önümüzdeki bir sene içinde not artışları beklediklerini ifade etti. Türkiye'nin önümüzdeki 5 sene içinde yüzde 4-5 reel faizle devam etmesi durumunda ciddi büyüme potansiyeli yarattığına işaret eden Hamzaoğlu, bunların yapılabilmesi için Türkiye'ye olan güvenin tesis edilebilmesinin önem taşıdığını vurguladı.

2010 yılında EEMEA bölgesinde bir “büyüme sürprizi” beklediklerini ve büyüme tahminlerinin, genel beklentilerin ortalama bir puan üzerinde olduğunu ifade eden Hamzaoğlu, Türkiye için de yüzde 4,5'luk bir büyüme öngördüklerini belirtti.

“TÜRKİYE 'BÜYÜME SÜRPRİZİ' YAPMAYA AÇIK”

Bu büyüme beklentisinin kaynağına ilişkin olarak ise Hamzaoğlu, imalat sanayisine yönelik beklentilerin yukarıya döndüğünü ifade ederek, “Geçen sene küçülmenin yarısı stokların kullanılmasından kaynaklandı. 4. çeyrek itibariyle tersine dönecek diye bekliyoruz. Stokların en büyük zararı verdiği Türkiye, toparlanma sırasında da büyüme sürprizi yapmaya açık” diye konuştu.

Hamzaoğlu, tüketici tarafına ise biraz daha temkinli yaklaştıklarını dile getirerek, genel olarak dünyada işsizlik sorunun devam edeceğini, borçluluk oranlarının düşüklüğü ile Türkiye'nin diğer ülkelerden ayrıldığını kaydetti.

Merkez Bankasının faiz oranlarını artırmayacağına yönelik açıklamalarına karşın faiz artışı beklediklerini söyleyen Hamzaoğlu, bunun enflasyondan değil, ekonomik aktivitede yukarı yönlü bir sürpriz yaşanması durumunda bunun teyidi olarak gerçekleştirileceğini, sene sonunda faiz oranlarının yüzde 8 seviyelerine ulaşmasını beklediklerini dile getirdi.

IMF ANLAŞMASI

Bölge ülkeleri için önümüzdeki sene dış finansman ihtiyacının sorun olmaktan çıkacağı beklentilerini ifade eden Hamzaoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye için de bu böyle olacak. Onun için biz artık Türkiye'nin IMF ile bir standby anlaşması yapmasına ihtiyaç kalmadığını düşünüyoruz. 2010 senesinde eğer gelişmekte olan ekonomiler toparlanıyorsa, biz bölgemizde yüzde 4,5-5'lik büyüme yaratıyorsak ve gelişmekte olan ekonomilere sermaye akımları geri dönmeye başlıyorsa bir IMF anlaşmasına ihtiyaç olmadığını düşünüyoruz. İşlerin kötüye gitmesi durumunda da IMF'nin zaten sunduğu esnek kredi imkanı var. Türkiye'nin bunu da sağlayabilecek seviyede olduğunu düşünüyoruz. Burada da mali kural çok önemli.”

Hamzaoğlu, geçen senenin koşullarında bir IMF anlaşmasını savunduklarını kaydederek, “Önümüzdeki dönemde dış dünyada daha kuvvetli büyüme olacaktır. Türkiye de bundan yararlanacaktır. Ayrıca Türkiye'de hane halkının borçluluk seviyesi de yüksek değil ve bankacılık sektörü kuvvetli” diye konuştu.

Türkiye'nin tek zayıf noktasının cari açık olduğunu söyleyen Hamzaoğlu, düşük enflasyon ortamında Türkiye'nin doğrudan yabancı yatırım çekebileceğine inandıklarını ifade etti.

“2010'DA YÜZDE 4,3 BÜYÜME BEKLENİYOR”

Merrill Lynch Varlık Yönetimi EMEA Portföy Stratejisti ve “2010 Yılı Yatırım Stratejilerine Genel Bakış” raporunun yazarı Bill O'Neill'e göre, 2009 yılındaki yaklaşık yüzde 1'lik ekonomik küçülmenin ardından küresel ekonominin, işsizlik tehlikesinin azalması ve hane halkı gelirinin canlanması ile birlikte 2010 yılında yüzde 4,3 büyüyeceği tahmin ediliyor.

O'Neill, 2009 yılında hükümetlerin, merkez bankalarının ve işletmelerin çeşitli önlemler aldığını, 2010 yılında ise büyümeyi sürüklemesi için bayrağı tüketicilere devredeceklerini belirterek, “Bu devir teslimin başarılı olup olmadığına dair ilk işaretleri ise yılın ortalarında görmeye başlayacağız” dedi.

Rapora göre küresel ekonomik canlanmaya sırasıyla yüzde 10 ve yüzde 7 civarında ekonomik büyüme ile Çin ve Hindistan'ın öncülük etmesinin beklendiğini kaydeden O'Neill, 2010 yılında, ABD'nin yüzde 3, euro bölgesinin ise yüzde 2 oranında büyümesinin öngörüldüğünü bildirdi.

2010 yılının hisse senetleri için iyi bir yıl olacağına inançlarını dile getiren O'Neill, “Tahminimiz 2010 yılında hisse senetlerinin performansının hem şirket hem de devlet tahvillerini geride bırakacağı yönünde” dedi.

Gelecek yıl enflasyonun bir sorun yaratmasını beklemediklerini bildiren O'Neill, ABD ekonomisindeki güçlü ve istikrarlı büyüme ve ABD Merkez Bankasının faiz artırımlarının desteği ile 2010 yılında doların değer kazanması beklentisini de dile getirdi.

2010 yılında hükümetlerin karşılaşacağı temel zorluğun, küresel ekonominin canlandırma paketlerine muhtaçlığının azaltılması olacağına dikkati çeken O'Neill, “2010 yılının küresel ekonomik canlanmanın sürdürülebilirliğinin test edileceği belirleyici bir yıl olacağına inanıyoruz ve bu testi geçmesini bekliyoruz” diye konuştu.
Bu habere yorum ekle

mporter
11-12-2009, 02:10
Maden ocağında göçük
Bursa'nın Mustafakemalpaşa İlçesi'nde Bükköy Madencilik İşletmesi'ne ait kömür ocağında şiddetli bir patlamanın ardından meydana gelen göçükte ilk belirlemelere 19 işçi mahsur kaldı, kurtarma giden 2 kişi gazdan zehirlenerek tedavi altına alındı.

Patlamanın ardından yangının çıktığı maden ocağına Bursa Büyükşehir Belediyesi Sivil Savunma ekibi ile AKUT'tan ekipler sevkedildi, Zonguldak ve Tunçbilek'ten destek istendi. Olayın duyulmasında sonra ocağa akın eden işçi yakınlarının endişeli bekleyişi sürüyor.

Mustafakemalpaşa İlçesi'ne 30 kilometre uzaklıktaki Alpagut Köyü yakınlarında bulunan Bükköy Madencilik İşletmesi'ne ait kömür ocağında bugün saat 19.30 sıralarında vardiyada 32 işçinin çalıştığı bir sırada şiddetli bir patlama meydana geldi. Yerden 250 - 350 metre derinlikteki patlamanın ardından oluşan göçükte ilk belirlemelere göre 19 işçi mahsur kaldı. Patlamanın ardından ocakta çıkan yangınla ortalık cehenneme döndü. Patlamanın hemen ardından ocağa giren 2 kişi, içerideki yoğun gazdan zehirlenince güçlükle dışarı çıkabildi. Oksijen verilen 2 kişi tedavi altına alındı.

1985 yılından beri faaliyette olan ve daha önce meydana gelen grizi patlaması sonucu 4 işçinin hayatını kaybettiği ocaktaki patlamadan sonra bölgeye jandarma, Bursa Büyükşehir Belediyesi Sivil Savunma ve AKUT Bursa Şubesi'nden ekiplerle ambulanslar sevk edildi. Mustafakemalpaşa Kaymakamı Kazım Karabulut ile Belediye Başkanı Sadi Kurtulan da olay yerine gelerek bilgi aldı. Başkan Sadi Kurtulan, yetkilerden alınan ilk bilgilere göre 19 kişinin göçükte mahsur kaldığını ve ocağa ulaşan ilk ekiplerin hemen arama kurtarma çalışması başlattığını bildirdi. Göçüğün meydana geldiği yerde yoğun gaz kokusu nedeniyle ekiplerin müdahalede güçlük çektiği ve bu nedenle ocağa sürekli hava verildiği bildirildi.

Metan gazı sıkışması sonucu meydana geldiği sanılan patlamanın duyulmasından sonra işçi yakınları da ocağa geldi. Ocak çevresinde toplanan işçi yakınlarının endişeli bekleyişi sürüyor. Jandarma ekipleri, can güvenliği ve kurtarma çalışmalarının rahat sürdürlebilmesi için olay yerinde toplanan işçi yakınları ile basın mensuplarını, ocaktan yaklaşık 3 kilometre uzaklaştırdı.

ZONGULDAK VE TUNÇBİLEK'TEN YARDIM İSTENDİ
Bursa Valisi Şahabettin Harput ise Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile iletişim kurularak, bu tür olaylarda daha deneyimli olan Zonguldak ve Tunçbilek’ten takviye ekiplerin de bölgeye hareket etmesinin sağlandığını açıkladı. Vali Harput, “İlk bilgilere göre, 15-20 işçinin göçük altında olduğu ifade edildi. Umarım, kurtarma çalışmaları başarılı olur. Bunun için elimizden geleni yapıyoruz” dedi.

mporter
12-12-2009, 02:27
Haber 11.12.2009 17:03
RAPOR-DÜNYA BUĞDAY FİYATLARI TEKNİK ANALİZİ(ANADOLU YATIRIM)
Anadolu Yatırım ( www.anadoluyatirim.com.tr ) Tarafından Hazırlanan Teknik Analiz Raporu: "EKMEK FİYATLARINDA FİYAT AYARLAMASI ZAM DEĞİL, İNDİRİM OLARAK VATANDAŞA YANSIMALI DÜNYA BUGDAY FİYATLARI SON 1 AYDA YÜZDE -12 GERİLEDİ. RESESYON SÜRECİ İLE BERABER SON 2 YILDA YÜZDE -67 DÜŞÜŞ GÖSTEREN BUGDAY FİYATLARINDA SON İŞLEM FİYATLARI 540 DOLARDAN İŞLEM GÖRÜRÜKEN, 2008 ZİRVE SEVİYESİNE GÖRE YÜZDE -60 DİP SEVİYEDE. EGER 4 YIL GERIYE GİDECEK OLURSAK 2006 YILI FİYATLARI KARŞILAŞTIRMASINDA BUGDAY 550 DOLARDAN İŞLEM GÖRMEKTEDİR. YİNE DÖVİZ KURLARI 2006 EKİM AYINDA, DOLAR FİYATININ 1.500 OLDUĞUNU GÖRMEKTEYİZ.DÖVİZ KARŞILAŞTIRMASI SONRASI FAİZLERDE DURUM ,GÖSTERGE FAİZ FİYATLAMASI, YÜZDE 22 LERDE, BUGUNE GELDİĞİMİZDE GÖSTERGE FAİZLER YÜZDE 9 AYNI ZAMANDA PETROL FİYATLARI İSE AYNI DÖNEMDE 70-75 DOLAR ARALIĞINDA SEYRETTİĞİNİ GÖRMEKTEYİZ BUGUN PETROL FİYATLARI SON İŞLEMLERDE 72 DOLARDAN İŞLEM GÖRMEKTEDİR. DOĞAL GAZ FİYATLARINI İŞİN İÇİNE KATTIĞIMIZDA DÜNYA DOĞAL GAZ FİYATLARI SON 15 YILIN DİP SEVİYELERİNDEN İŞLEM GÖRÜRÜKEN 2006 FİYATLARI 5.45 OLARAK GELİŞMİŞTİ. BUGUN DOĞALGAZ FİYATLARI YİNE DİKKATE ALDIĞIMIZDA 5.25 SEVİYESİNDEN İŞLEM GÖRMEKTE Kİ 2008 ZİRVE SEVİYESİNDEN YÜZDE -62 AŞAĞIDA EĞER BİR KARŞILAŞTIRMA DAHA YAPACAK OLURSAK ENFLASYON ORANI 2006 YILINDA YÜZDE 8.3 GÖSTERİRKEN, BUGUNKU ENFLASYON SON DURUMDA YÜZDE 5.08 . BU KARŞILAŞTIRMALARI YAPTIĞIMIZDA SIK SIK GEÇMİŞTE EKMEK FİYATLARINA YAPILAN ZAMLARA ALIŞIK BİR TOPLUM OLMAMIZ SEBEBİ İLE ENFLASYON TRENDİNİN DÜŞÜŞTE OLMASI SEBEBİ İLE ZAN YİNEDE BU SÜREÇ İÇİNDE 1-2 DEFA OLDU. BURADA İLGİNÇ OLNA NOKTA İSE BUGDAY ANBARIOLAN KONYADA EN YÜKSEK ZAM ORANI OLDUĞUNU GÖRMEKTEYİZ. DOĞAL GAZ FİYATLARINI İŞİN İÇİNE KATTIĞIMIZDA DÜNYA DOĞAL GAZ FİYATLARI SON 15 YILIN DİP SEVİYELERİNDEN İŞLEM GÖRÜRÜKEN 2006 FİYATLARI 5.45 OLARAK GELİŞMİŞTİ. BUGUN DOĞALGAZ FİYATLARI YİNE DİKKATE ALDIĞIMIZDA 5.25 SEVİYESİNDEN İŞLEM GÖRMEKTEKİ 2008 ZİRVE SEVİYESİNDEN YÜZDE -62 AŞAĞIDA. ANCAK SON RESESYON SÜRECİ İLE ADETA DÜŞÜK GELİR GRUBUNA SAHİP TOPLUMUN BİR BÖLÜMÜ EKMEK ADEDİNDE DAHİ AZALTMAK ZORUNDA OLDUKLARINI BASIN VE MEDYA ARACILIĞI İLE GÖRMEKTE VE DUYMAKTAYIZ. DOLAYISI İLE DÜNYA KRZİNİN HALİ HAZIRDA BELİRTİLERİ DEVAM EDERKEN TOPARLAMANIN YAVAŞ VE ZAMANA YAYILMIŞ OLMASI SEBEBİ İLE SON GUNLERDE EKMEK FİYATLARINA KİMİ ÇEVRELER TARAFINDAN ZAM YAPILMASI İSTEĞİ ESKİ ALIŞKANLIKLARIN DEVAM ETTİRİLMEK İSTENDİĞİNİ GÖSTERMEKTE BU NEDENLE ÜSTTE SON 4 YILI VE RESESYON SÜRECİNİ DİKKATE ALDIĞIMIZDA EKMEK FİYATLARINDA ZAM DEĞİL İNDİRİM YAPILMASI GEREKTİĞİNİ SÖYLEMEK İSTERİZ. ABD EKONOMİK TEDBİRLER ÇERÇEVESİNDE KRİZDE İLK MÜDAHALENİN ARDINDAN EKONOMİK OLARAK ZAYIFLAMIŞ KESİMİN BAŞTA DÜŞÜK GELİRLİLERİN VE İŞSİZ KESİMİN GEREK SOSYAL YARDIMLAR İLE GEREKSE VERGİ İNİDİMLERİ İLE DESTEKLENMESİ GEREKEN BİR NİYATLA, POLİTİKALAR GEREĞİ EKONOMİNİN TOPARLANMASINDA FAKİR VE DÜŞÜK GELİRLİ KESİME VERİLECEK DESTEKLER ÖNEMLİ .BU SÜREÇ BİRAZDA OLSA HAFİF ATLATILMAYA YÖNELİK POLİTİKALAR İÇERMEKTEDİR. EKONOMİK TEDBİRLER ÇERÇEVESİNDE DÜNYA BANKASININ DÜŞÜK GELİRLİLERE ÖZELLİKLE FAKİR ÜLKELER DESTEK LERİ OLDUĞUNU PROGRAMLARINDA GÖRMEKTEYİZ VE HATIRLATMAKTA FAYDA VAR. EKMEK FİYATLARINA ZAM DEĞİL İNDİM GEREKTİĞİNİ BEŞ ÖNEMLİFİYATLAMA İLE AÇIKLAMIŞ OLALIM." ****** Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeler yatırımdanışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti,aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyenbankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum vetavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerinedayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. ******* Foreks Haber Merkezi

SELURK
12-12-2009, 23:38
Kurulumuzun 11.12.2009 tarih ve 35/1064 sayılı Kararı

Son günlerde elektronik ortamdaki farklı kaynaklarda yer alan sermaye piyasası araçlarına ilişkin yorum ve tavsiyelere
dayanarak işlem gerçekleştiren yatırımcıların mağduriyetlerine ilişkin olarak Kurulumuza ulaĢan çok sayıda şikâyet üzerine,
Kurulumuzca yatırımcıların uyarılması ve kamuoyunun bilgilendirilmesi ihtiyacı doğmuştur.

internet kullanımının yaygınlaşmasıyla, sermaye piyasası araçlarıyla ilgili bilgi, yorum ve öneriler içeren, web sitesi,
forum ve e-posta grubu gibi birçok sanal platformun ortaya çıktığı görülmektedir.

Söz konusu ortamlarda yer alan yorum ve
tavsiyeler çoğu zaman takma isimler kullanılarak yapılmakta, tavsiye ve yorum sahibi şahısların kimlikleri, sermaye piyasası
konusundaki bilgi ve tecrübe düzeyleri ve en önemlisi de yorumların kötü niyetle yapılıp yapılmadığı konularında
yatırımcıların fikir sahibi olmaları mümkün bulunmamaktadır. Yatırımcıların sanal ortamda tanımadıkları şahıslar tarafından
yapılan değerlendirmeleri dikkate alarak işlem yapmaları durumunda zarara uğramaları söz konusu olabilmektedir.

Yatırım Danışmanlığı: Yapılan tavsiyeler karşılığında herhangi bir ücret ya da menfaat alınıyorsa faaliyet yatırım
danışmanlığıdır. Yatırım danışmanlığı ise aracı kurumlar, mevduat kabul etmeyen bankalar ve portföy yönetim
şirketlerinden yatırım danışmanlığı yetki belgesi olanlar tarafından yapılabilmektedir. Diğer kurum ya da şahısların yatırım
danışmanlığı yapmaları yürürlükteki düzenlemeler kapsamında kesinlikle mümkün değildir. Yetki belgesi olmadan yatırım
danışmanlığı yapmak 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasını ve elde edilen menfaatin üç katından az olmamak üzere para
cezasını gerektiren bir suçtur.

Site sahiplerinin ve forum yöneticilerinin de site ve forumlarında yapılan yorumların yatırımcıları yönlendirici
nitelikte olmaması hususunda gereken dikkati göstermeleri gerekmektedir.

Bununla birlikte, mağduriyetlerin oluşmasının baştan engellenmesi için yatırımcıların;

(1) Sanal ortamda yer alan bilgi, yorum, görüş ve önerilere dayanarak işlem yapmaktan kaçınmaları,

(2) Kendisini yatırım uzmanı olarak göstermeye çalışan yetkisiz şahıs, şirket, internet sitesi ya da forumlar
tarafından yapılan yorum, tavsiye ve iddialara inanmamaları,

(3) Zarara uğramamak için gerekli basiret, dikkat ve özeni göstermeleri, sanal ortamdaki dedikodu ve
yorumlara güvenerek iĢlem yapmaları durumunda uğradıkları zararı tazmin etmeleri imkânının bulunmadığı,

(4) Yatırım tavsiyelerini sadece yatırım danışmanlığı yetki belgesine sahip olan kurumlardan almaları,

(5) Yatırım kararlarını yatırım danıĢmanlığı yetki belgesine sahip aracı kuruluşlar veya diğer piyasa
profesyonelleri tarafından yapılmış analiz ve araştırmaları değerlendirerek vermeleri,
gerekmektedir.

Yatırımcılara önemle duyurulur.


(spk haftalık bültenden)

SELURK
13-12-2009, 20:44
Büyük manipülatörü biliyoruz birşey yapamıyoruz
SPK Başkanı Akgiray “Hangisi büyük hangisi küçük manipülatör biliyoruz. Yeni yasayla sesi gür çıkan SPK göreceğiz” dedi
13 Aralık 2009 / 12:12Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Vedat Akgiray, borsadaki manipülatörlerin hangisinin büyük hangisinin küçük olduğunu bildiklerini ancak yasal yetkilerinin kısıtlı olduğu için birşey yapamadıklarını söyledi. Akgiray, Finans Kulüp'ün düzenlediği yemekte bir konuşma yaptı. Akgiray, bir katılımcının ''Manipülasyonlar tam olarak tanımlanmadı ve herkes suçlu muamelesi görebiliyor. Bunu nasıl engelleyebiliriz?'' sorusunu şöyle yanıtladı: “Emekli olunca, insan bir hobisi yoksa onunla bununla uğraşmaya başlar. Bir kurum da asli işinde başarılı değilse incik boncukla uğraşır. Bunu önlemek de adliyeden geçmiyor. Herkesi izliyoruz. Gözetim fonksiyonunu artırdık. Bazı şeyler gözümüzden kaçmıyor. Ama yasal yetkilerimiz sınırlı olduğu için bir şey yapamıyoruz. Hangisi büyük hangisi küçük manipülatör biliyoruz. İnşallah bu yeni yasayla da sesi gür çıkan bir SPK görmek istiyoruz.” Yeni Sermaye Piyasası Kanunu Taslağı'nın hazır olduğunu belirten Akgiray “Ocak-şubat gibi meclise sokabileceğimizi düşünüyorum” dedi.

PİYASADA DEMOKRASİYE GEREK YOK

Akgiray, SPK'nın çok önemli bir kurum olduğunu, ancak 'Ankara lobisi'nde öyle bir etkisi olmadığını gördüklerini dile getirerek, artık seslerinin daha fazla çıktığını söyledi. Çok başlı düzenleme ve denetimin çok iyi bir koordinasyonu gerektirdiğini belirten Akgiray “Finans piyasalarını yönetirken çok da demokrasiye gerek yok. Çünkü teknik bir şey. Adam bir tuşa basarak kararını veriyor. Bitiriyor işi. Yeni bir yapılanma gerekiyor” diye konuştu. •

5 trilyon dolarlık borsa hayali

Akgiray, sermaye piyasalarının doğru şekilde geliştirildiği takdirde, Türkiye'ye fon gelişinin artacağını belirterek “Birkaç milyar dolardan değil, birkaç yüz milyar dolardan bahsetmek istiyorum” dedi. Akgiray, uzun vadeli hedeflerinde çocuklarına, süper bir SPK binası yapıldığını ve 5 trilyon piyasa değeri olan bir borsa anlatmak istediğini dile getirdi. ”Sermaye tabanının büyümesi lazım” diyen Akgiray, Türkiye'nin sermaye piyasalarının çok küçük kaldığını bildirdi. Akgiray şunları söyledi: “Halka açık firma sayısı 15 yıldır 300 civarında. Sermaye piyasalarını büyütmek zorundayız. Birkaç tane yeni örnek, Sabancı Holding, Koç Holding değil, bilinmeyen örneklerle bu işi duyurabilirsek başarıyla bu işi yapabiliriz.”

SELURK
13-12-2009, 20:47
İnternet bankacılığında tek kullanımlık şifre!
Bireysel İnternet Bankacılığında ''Tek Kullanımlık Şifre'' uygulamasının 1 Ocak 2010 tarihinden itibaren başlayacağı bildirildi.
13 Aralık 2009 / 12:07AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, bankalar yaklaşan yeni yıl öncesi şubelerinde hesapları bulunan ve internet bankacılığını kullanan müşterilerine e-posta göndererek, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun (BDDK) Bankalarda Bilgi Sistemleri Yönteminde Esas Alınacak İlkelere İlişkin Tebliği uyarınca, 1 Ocak 2010 tarihi itibariyle Bireysel İnternet Bankacılığına giriş için SMS ile tek kullanımlık şifrenin zorunlu hale geleceği belirtildi.

Bu tarihten itibaren Türkiye'deki tüm bankaları kapsayan uygulama ile hesap sahiplerinden müşteri numarası, parola ve şifre bilgilerine ek olarak ''tek kullanımlık şifreleri''ni girmeleri de isteneceği kaydedildi.

Yeni uygulamada müşterinin internet şubesine girmek istediğinde bankanın kendisine kısa mesaj aracılığıyla ''Tek Kullanımlık Şifre''yi göndereceği vurgulandı.

Gönderilen uyarılarda, internet şubesi kullananların işlerinin aksamaması için 1 Ocak 2010 tarihine kadar kayıtlı ve güncel bir cep telefonu numarasını ilgili bankalara teyit ettirmeleri veya bildirmeleri istendi.

Uygulama ile İnternet Bankacılığı'na girişlerin daha güvenli hale geleceği ve müşterilerin artık şifrelerini hatırlamalarına gerek kalmayacağı kaydedildi.

SELURK
13-12-2009, 21:17
Enerji devleri Karadeniz'de köşeye sıkıştı
Karadeniz enerjisi için lisans alan Limak, Çalık, Aksa ve Sanko'nun yatırımları zora girdi.
13 Aralık 2009 / 14:51KARADENİZ bölgesine milyar dolarlık hidroelektrik santralları (HES) kurmaya hazırlanan enerji devleri, yargı kıskacında. EPDK'dan lisans aldıkları için kazanılmış hak haline gelen HES yatırımlarını açılan davalar nedeniyle hayata geçiremeyen Limak, Çalık, Aksa ve Sanko gibi devler, hükümetin kapısını çaldı. Kara kara 2 milyar doları bulacak 4 bin megavat kapasiteli santrallerın yapımı için çare arayan şirketler, SİT alanlarına da HES kurulabilmesi için kanuni düzenleme yapılmasını talep ediyor.

LİSANS VERİLDİ, YATIRIM BAŞLADI
Limak, Çalık, Aksa ve Sanko başta olmak üzere pek çok enerji devi, Doğu Karadeniz'de HES projelerini yapmak için kolları sıvarken, bölgedeki santral projelerinin yüzde 90'ı özel sektöre açılarak, EPDK tarafından lisansları da verildi. Enerji şirketleri, teker teker yatırımlarına başlarken, bölge halkından gelen tepkiler üzerine, bu yatırımların durdurulması için davalar açıldı. Açılan davalardan, doğal SİT alanlarına yatırım yapılamayacağı gerekçesiyle teker teker durdurma kararları çıkarken, enerji şirketleri de zor durumda kaldı.

Çevre konusunda hassas davranırız
KONUYA yönelik olarak AKŞAM'a değerlendirmede bulunan Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürü Haydar Koçaker, bu santralların çevreye verdiği zararlar konusunda yaşanan gelişmelere de dikkat çekerek, DSİ'nin de hassasiyet gösterdiğini aktardı.
Koçaker, 'Kısa süre önce, Su Yapıları Denetim Yönetmeliği'ni çıkardık ve buna ilişkin tebliğin yayınlanması ile ilgili çalışmalar devam ediyor. Bundan sonra, gerçekleştirilecek olan bütün su yapılarının, daha sağlıklı, kontrollü, fen ve sanat kaidelerine uygun olarak gerçekleştirme imkanını sağlayacağız' diye konuştu

SELURK
14-12-2009, 23:03
Bu hafta piyasalara Ben Bernanke yön verecek
Ata Yatırım Başekonomisti Nurhan Toğuç bu hafta piyasaları etkileyecek en önemli gelişmenin FED Başkanı'nın konuşması olduğunu söyledi.
14 Aralık 2009 / 12:55Ata Yatırım Başekonomisti Nurhan Toğuç, piyasalarda bu haftaki beklentilere ilişkin yaptığı açıklamada, bu hafta piyasaların yönünün belirlenmesi konusunda birkaç tane faktör olduğunu belirtti.

ABD Merkez Bankası (FED) Başkanı'nın, çarşamba günü yapacağı konuşmanın ön planda olacağını dile getiren Toğuç, şunları kaydetti:

''O konuşmada, zaten ABD'de faiz oranlarının 2010 yılı boyunca sabit bırakılacağını biliyoruz ama, piyasalardaki ekstra paranın ne zaman çekileceğiyle ilgili önemli bir açıklama olacak. O da bütün piyasaların yönünü belirleyecek diye düşünüyoruz. Şu noktadan baktığımız zaman ABD'deki riskler daha az görünüyor. Avrupa tarafında artan riskler görünüyor.

Avrupa tarafında, özellikle Almanya ile ilgili kredi krizi beklentileri başladı. Yunanistan ile ilgili riskler fazla. Avrupa bölgesi ile ilgili riskler ve beklentiler daha kötüleşmeye başladı. Bunun sonucu olarak da euro-dolar paritesinde yeniden bir fiyatlama söz konusu olacaktır avro aleyhine. O da tabii ki doların değer kazanmaya avronun değer kaybetmeye başladığı bir trende girmeye başladığımızı gösteriyor. Böyle olunca TL'nin de dolar ve avro karşısında yeniden fiyatlandığı bir süreç olacak.''

Nurhan Toğuç, İMKB'de düzeltme hareketinin beklenmesi gerektiğini ifade ederek, bu düzeltme hareketinin bir-iki haftadır beklendiğini, ancak piyasaların yukarı yönlü seyrettiğini hatırlattı.

Bu risklerin fiyatlanacağı bir nokta olacağına değinen Toğuç, ''O zaman bütün dünyada gelişmekte ülke sermaye piyasalarındaki para dolar borçlanarak yatırılmış paralardı. Oralarda bir miktar onların satılarak çıkıldığını görebiliriz. Bu da İMKB'de biraz daha aşağı seviyeleri tespit edecektir diye düşünüyorum'' şeklinde konuştu.

Toğuç, DTP'nin kapatılmasına da değinerek, bu konuda bir takım belirsizlikler bulunduğunu, piyasanın olay netleşene kadar bekleyeceği kanısında olduklarını, piyasada çok sert düşüşler beklememek gerektiğini söyledi. Nurhan Toğuç, ''Ama olumsuz haber akışının daha yoğun olduğu bir hafta diye düşünüyorum, temkinli olmak gerekiyor'' dedi.

Bu hafta piyasaları etkileyecek en önemli gelişmenin FED Başkanı'nın konuşması olduğunu vurgulayan Toğuç, FED'in ekstra likiditeyi çekmesi durumunda bunun doların değerlenmesine ve bütün gelişmekte olan ülke para piyasalarından bir miktar paranın çıkmasına neden olacağını sözlerine ekledi

mporter
30-12-2009, 03:01
`İMKB 10 Banka` endeksi start alıyor
İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) yeni yılla birlikte yeni bir endekse daha kavuşuyor.

İMKB-100’de işlem gören 10 bankanın yer aldığı ‘İMKB 10 Banka’ endeksi, 4 Ocak 2010 tarihinden itibaren hesaplanmaya başlanacak.

İstanbul Menkul Kıymetler Borsası tarafından Kamuoyu Aydınlatma Platformu’na (KAP)yapılan yazılı açıklamaya göre, 2010 yılının ilk çeyreğinde endekste Akbank, Asya Katılım Bankası, Türkiye Garanti Bankası, Türkiye İş Bankası, Şekerbank, Türkiye Halk Bankası, Türk Ekonomi Bank (TEB), TSKB, Türkiye Vakıflar Bankası ve Yapı Kredi Bankası yer alacak.

Yine sözkonusu ilk çeyrek dönem için Albaraka Türk ve Fortis Bank ise, yeni endekste yedek hisse senetleri arasında bulunuyor

mporter
05-01-2010, 01:16
Haber 04.01.2010 07:08
SÖNMEZ ŞİRKET YÖNETİMİ, SPK'DAN ‘MANİPÜLASYON UNSURLARI'NIN İNCELENMESİNİ İSTEDİ-REFERANS




Halka açık şirketlerin hisse senetlerinde yaşanan sert fiyat
hareketleri patronları zora sokmaya devam ediyor.
Referans Gazetesinin haberine göre, Hissede yaşanan olağan dışı
fiyat hareketleri karşısında çok kez İstanbul Menkul Kıymetler
Borsası'na (İMKB) "özel durum"un olup olmadığı ile ilgili açıklama
yapmak zorunda kalan şirket patronları son yıllarda çareyi kendi
hisselerini ihbar etmekte buluyor. Yönettiği şirketin hisse
senetlerindeki sert fiyat hareketleri nedeniyle sıkıntı yaşayan ve
SPK'dan inceleme isteyen şirketler arasına Sönmez Pamuklu da girdi.
İMKB, son 5 işlem gününde yüzde 88, 2.5 ayda ise yüzde 125 yükselen
Sönmez'den "Olağandışı fiyat ve miktar hareketleri" ile ilgili
açıklama istedi. Salı günü KAP'a özel bir durumun olmadığıyla ilgili
yanıt yollayan Sönmez, SPK'dan inceleme istedi. Sönmez'in
açıklamasında, olası manipülasyon unsurlarının SPK'nın ilgili
maddeleri gereğince yapılacak incelemelerle tesbit edilmesinin hem
şirket hem de yatırımcılar için bir güvence unsuru olacağı vurgulandı.
Sönmez Holding daha önce, tekstilde küçüleceğini açıklamıştı.
Sönmez Grubu'nun diğer şirketi Sönmez Pamuklu bu karar nedeniyle,
Kasım 2008'den beri üretimin yapmıyor. Fakat Pamuklu hisseleri fabrika
kapalı olmasına rağmen rekor yükselişle herkesi şaşırtmıştı.
Hisselerde yaşanan sert fiyat hareketi son olarak Zorlu Grubu'nun
patronu Ahmet Nazif Zorlu'yu zor duruma sokmuştu. Zorlu Enerji
hisseleri 18-22 Haziran arasında yüzde 30 yükselmişti. 23 Haziran'da
Referans'a konuşan Zorlu Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Nazif
Zorlu, hisselerdeki fiyat hareketlilikleriyle ilgili "töhmet altında
kaldık" diyerek, yükselişin nedeninin araştırılması için arkadaşlarına
talimat verdiğini söylemişti. Varlık Yatırım Ortaklığı Yönetim Kurulu
Başkanı Tan Egeli de şirketin hisselerinin borsada gerçek değerinden
pahalı işlem gördüğünü belirterek, yatırımcıları uyarmıştı. Ağustos
2006'da Konfrut hisselerindeki yükseliş şirketin patronlarında
şaşkınlık yaratmıştı. Konfrut patronları, bir haftada yüzde 134
yükselen Konfrut'taki çıkışa anlam verememişti. Viking Kâğıt'ın
hisseleri de bu yıl, bir aydan daha kısa bir süre içinde yüzde 1.200
yükselmişti. Şirketin bağlı bulunduğu Yaşar Grubu inceleme
başlatılması çağrısında bulunmuştu. 2006'da Koza hisseleri 2.5 ayda
yüzde 160 yükselmişti. Yönetim ise durumdan çok rahatsız olduklarını
ve SPK'ya suç duyurusunda bulunulduğunu belirtmişti.

http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=134858&KTG_KOD=279

Foreks Haber Merkezi
tavsıye degıl haber nıtelıgındedır

Asmacali
05-01-2010, 11:47
Türkiye'nin en çok kazandıran borsacısı


Eren Güler / hurriyet.com.tr 5 Ocak 2010


Strateji Menkul Değerler'in fon yöneticisi Bülent Topbaş, Türkiye'nin açık ara en fazla kazandıran borsacısı. Onun yönettiği Strateji Menkul Değerler'in A tipi fonu geçen sene tam yüzde 202.5 getiri sağladı. Yani fondaki bin lira 3 bin lirayı geçti En yakın rakibinin getirisi ise yüzde 137'de kaldı.

Fon getirilerine daha uzun vadeli baktığımızda ise sonuçlar çok daha çarpıcı. Bülent Topbaş'ın fonunun 5 yıllık getirisi yüzde 369. On yıllık getiride de yine lider. Kazanç tam yüzde 1431.

Yönettiği fonla açık ara önde giden Bülent Topbaş ile aslında 2008 yılında da konuşmuştuk. Endeks 22 binlerde iken yaptığımız konuşmada ısrarla dolardan uzak durulması gerektiğini ve borsaya yatırımın tam zamanı olduğunu söylemişti. Peki şimdi ne diyor dersiniz? Topbaş'ın borsa ile ilgili öngörülerini yarın okuyacaksınız. Bugün ise nasıl hisse seçtiklerini, işin sırlarını ve favori sektörlerini bulabilirsiniz...

- Siz bu seneyi yüzde 200'ün üzerinde bir getiri ile tamamladınız. Bunun bir sırrı var mı?

Yüzde 200 anormal bir getiri ama bu sene borsa çok fırsat verdi. Özellikle yabancı fonlara gelen bozumlar ve panik satışları inanılmaz fırsatlar yarattı. Eğer sinirleriniz sağlamsa ve satmak zorunda değilseniz bu dönemde çok uygun fiyata şirketler alabiliyordunuz. Biz borsa 22 binlere indiğinde de 'tam alma zamanı' dedik, çünkü herkes satıyordu. Biz çok satılmış olan şirketleri aldık, çok satılmış ama aslında faaliyet o kadar bozulmamış olanları bulduk. Geri dönüşü iyi olacak hisseleri yakaladık.

- Nasıl yakalıyorsunuz?

Bizim diğer fonlarla farkımızı yaratan iki sebep var aslında. Birincisi hisse senedi seçimi. Biz şirketlerin faaliyetlerini, sektörlerini devamlı inceliyoruz. Bunu da birebir şirketlere giderek yapıyoruz. Her hafta mutlaka görüşmemiz oluyor.

Borsada 310 şirket var ve hepsi birbirinden farklı. Her bir şirketin bilançosu ayrı bir dünya. Bunları bilebilmek kolay değil. Ama biz gidip görüyoruz, yöneticilerini tanıyoruz, sektörü onların gözünden anlamaya çalışıyoruz. Bunu dışarıdan yapamazsınız.

- Küçük yatırımcılar da bilgi alabilir mi?

Evet ama bu küçük yatırımcının işi değil. Biz bile yetişemiyoruz. 310 şirketin en fazla 150 tanesi ile ilgilenebiliyoruz açıkçası.

Şirketlerin bütün haberlerini, uluslararası benzerleri ile birlikte takip ediyoruz. Ürün fiyatları, girdi fiyatları, sektör organizasyonlarının satış rakamları, ihracat rakamları ne bulabiliyorsak sektör ve şirket faaliyetini tahmin etmek için kullanıyoruz. Bu çok karmaşık bir süreç ve sağlıklı bir şekilde değerlendirmek çok zor. Biz hepsini değerlendirip hisseleri bulmaya çalışıyoruz. Bunu da şimdiye kadar iyi yaptık.

- İki sebep demiştiniz. Diğeri nedir?


Eren GÜLER YAZIYOR

İkincisi biz zamanlama yapmaya çalışmıyoruz. Mesela 2008'de krize yakalandık ve düştük. Endeksin 58 binden 20 bine geleceğini kimse tahmin edemezdi. Aynı şekilde 50 bine çıkacağını da tahmin edemezsiniz. Piyasa zamanlaması yapmak kulağa çok hoş gelir ama çok zordur. Yapabiliyorsanız çok iyi, çünkü piyasa sizin kontrolünüzde değil.

Ama hangi sektör daha iyi, hangi şirket daha iyi, biraz da olsa bizim kontrolümüzde. İşte biz buna odaklanıyoruz. Çok fazla piyasa zamanlaması yapmıyoruz.

Zaten o kadar fazla gürültü var ki. Bakın gazete haberlerine, içiniz kararıyor. Her bir habere göre alıp satmaya kalkarsanız işi tamamen kaçırırsınız.

- Yani piyasa düşer çıkar yerine daha çok hisse seçmeye odaklanıyorsunuz öyle mi?

Aynen öyle. Çok fazla piyasa zamanlaması yapmak uzun vadeli potansiyeli yok eder. Biz hisse seçimine odaklanıyoruz, ama yatırımcıyı da endeks düşerse kaybedebilirsiniz diye uyarıyoruz. O nedenle 'paranızın bir kısmını buraya koyun, hisse senedi riskleri olan bir yatırımdır, kısa vadeli ihtiyaçlarınız varsa koymayın' diyoruz ve ona göre bir portföy yapıyoruz.

Hisse senedi uzun vadeli tutulduğu zaman kazanır. Yüzde 20 yaptığında satmak ve kârı cebe koymak iyi ama şirketler uzun vadede büyür. Biz 3 senedir bazı hisseleri tutuyoruz ve çok iyi kazandık.

- Mesela?

Mesela THY. Üç senedir portföyümüzde. Biz geçen sene piyasa değeri 600-650 milyon dolarken portföyümüzdeki oranını iyice artırdık. Zaten o dönem şirketin sadece bankadaki mevduatı 1.2 milyar lira idi. Uçaklardan filan bahsetmiyorum. Şirket krize rağmen kâr rekoru kırıyordu. Biz bunu görünce THY'de yüklü alımlar yaptık.

- Şimdi piyasa değeri nedir?

Şimdi 3.5 milyar dolara geldi. Hâla da iyi ve büyüyor.

- Geçen sene başka hangi hisseden kazandınız?

Arçelik'ten de iyi kazandık. Piyasa değeri 500 milyon liraya kadar düşmüştü. Arçelik'i o fiyattan görürseniz alırsınız. Hisseyi o fiyattan satan ya mecbur kalmıştır ya da Türkiye'de hiçbir eve girmemiştir.

- Başka?

Mesela Sinpaş GYO. Kriz oldu tamam ama Sinpaş metrekaresi 3 bin liradan çatır çatır konut sattı. Aynı varlığı hisse olarak alsanız 100 liraya filan geliyordu. Biz de topladık doğal olarak. Ayrıca Reysaş'tan da iyi kazandık. O da çok borçlu diye bir fon tarafından satıldı ama çıkın Zincirlikuyu'dan Gebze'ye kadar gidin, o şirketin neden satılmaması gerektiğini anlarsınız. Her 3-4 tırdan birisi Reysaş ve çok stratejik yerlerde depoları var.

Şirketleri bilmek bu yüzden önemli. Yabancı dışarıdan bu ayrıntıları göremez ama biz görürüz. Şirketin sahibi ile konuştuğunuzda krizi yönetip yönetemeyeceği ile ilgili de gözlem yapabiliyorsunuz.

- Bilgi akışı çok önemli...

Aynen öyle. Biz o yüzden mümkün olduğunca gidip şirketleri tanıyoruz. Çoğu şeyi mali tablodan göremezsiniz. Detaylar tesislerde, yönetimde, çalışanlarda saklı.

- Geçen sene herkes sattığı bir dönemde siz nasıl sakince hisse toplayabildiniz? Hiç korkmadınız mı?

Bu durum şirketleri biliyor olmakla ilgili. Şirketler bizim için borsa ekranındaki sembollerden ibaret değil. Birer mali tablo da değil. Biz onları tesisleri ile biliyoruz, o tesisleri kurmak için ne kadar harcayacağımızı biliyoruz. Kafamızda bir değer var ve bunun çok altına inerse hiç düşünmeden alırız.

- Sadece İMKB 100'den mi hisse seçiyorsunuz?

Evet İMKB 100 hisseleri alıyoruz ama eğer çok uzun vadeli ve inandığımız İMKB 100 harici bir hisse bulursak da alırız.

- Borsaya ilgi artıyor mu?

Aslında beklenen düzeyde değil ama biraz artıyor. Açılan hesap sayısında artış olduğunu görüyoruz. Fakat şimdi de borsa çok yükseldi psikolojisi ve siyasi riskler, gerginlikler var. Eğer bu riskler azalırsa piyasaya ilgi artarak devam edecek.

- Neye dayanarak bunu söylüyorsunuz?

Çünkü paranın getirisi yok artık. Şöyle çarpıcı bir örnek vereyim; Türkiye'de 22 milyar liralık likit fon var. Bunlar sadece para piyasasında, yani repoda değerlenen paralar. Ve bu likit fonlar yatırım fonu pazarının yüzde 70'ini oluşturuyor. İşte bu çok anormal bir durum. Bütün dünyada hisse fonların payı yüzde 35-40 arasıdır. Bizde halen yüzde 3.

- Niye böyle?

Çünkü bizim yerli yatırımcılar hisseye çok rağbet etmiyor. Ama bu pozisyon bir şekilde değişecek. Seneye bazı likit fonlarda eksi reel getiriler bile görebiliriz. Birçok fon yüzde 5.5'luk komisyon oranını çıkaramayabilir.

- Ne yapılabilir? Mevduat mesela...

Tamam mevduat. Yüzde 8-9 getirisi var. Tahvil ve bonolarda da aşağı yukarı aynı. Ama bu kadar...

Bu getiri dağılımına çok fazla gözünüzü kapatamazsınız. Açıkçası ben önümüzdeki dönemde yatırım dağılımda bir kayma bekliyorum.

- Yani yatırımcı borsaya yönelecek öyle mi?

Yurtiçindeki küçük yatırımcıdan borsaya ilgi var zaten ama bu hep tüyo boyutunda. Kısa vadeli kumar türünde bir yatırım anlayışı var. Ama hisse senedi yatırımı o değil. Yurtdışında da öyle değil. Hisse senedinde ancak uzun vadede ve doğru kağıtlarda kalırsanız çok iyi getiriler elde edebilirsiniz. Bunun birçok örneği var.

- Ne mesela?

Mesela Enka. 1997 yılında 100 milyon dolardan halka arz edildi. Bir de şimdi bakın. (12.4 milyar dolar) Garanti Bankası'nın 10 sene önce piyasa değeri ne kadardı, şimdi ne kadar? Acıbadem'in geçmişi ne kadar? Halka 100 milyonlarda açıldı ama ben onu piyasadan 30-35 milyon dolara aldığımı hatırlıyorum. Önceki sene 1 milyar dolardan körfez sermayesine satıldı.

Bu tip bir sürü hikaye var borsada. Hisse senedinden yararlanmak da böyle olur

Asmacali
06-01-2010, 12:02
Parayı nereye yatırmalı

Paylaş





Eren Güler / hurriyet.com.tr 6 Ocak 2010

Türkiye'nin borsada en çok kazandıran fon yöneticisi Bülent Topbaş ile dün başlayan röportaj devam ediyor.

- Borsadaki yükselişlerden yerli yatırımcılar ne kadar yararlanabiliyor?

Şimdiye kadar hep yabancı fonlar yararlandı. Özellikle de yabancı emeklilik fonları. Ama onların yatırım kültürü zaten bu. Türkiye'nin büyümesini satın alıyorlar. 6 aylık veya 1 aylık yükselişi satın alanlar da var ama esas olarak bu büyük fonlar önemli. Hep uzun vadeli yatırım yaparlar. Maalesef Türkler de bu yükselişlerden yeterince yararlanamaz.

- Ve siz artık bu tablo değişecek diyorsunuz öyle mi?

Evet öyle, paranın alternatif getirisi düşük olduğu müddetçe yatırım tercihleri değişecek. Mesela Türkiye'de 1 milyon lira üzerinde parası olan birçok tasarruf sahibi var. Ama bunların hisse senedi yatırım kültürü çok zayıf.

- Şirketlerden mi bahsediyorsunuz bireylerden mi?

Bireylerden bahsediyorum. Bunlar şimdiye kadar faizden, repodan iyi kazandılar. Aslında borsaya niye ilgi duymadıkları da ortada. Ben olsam ben de duymam, zaten hazır bir getiri var ortada. Ama şimdi yatırımcıların artık borsa ile tanışma zamanı. 2010'da nereden kazanacağız? Bu en önemli soru...

- Siz faizlerin düşük kalmasını bekliyorsunuz değil mi?

Evet öyle. Bence düşük kalacak.

- Bu kadar bütçe açığına rağmen mi?

Bütçedeki bozulma bana göre geçici. Zaten küçülen bir ekonomi iseniz bütçenin bozulmama gibi bir şansı yok, çünkü tüm gelirleriniz düşüyor. Diğer ülkelere de bir bakın, en iyi borçlanma dinamiği ve mali performans Türkiye'de. Fitch'in iki puanlık artışı boşuna gelmedi...
Bence bütçe artık dibi gördü, daha kötü olmaz. Veriler büyüme sürecine girildiğini gösteriyor. Hazine'nin de borçlanmalarda sorun yaşayacağını düşünmüyorum, çünkü halen yurtdışında en iyi faizi veren ülkeler arasındayız. Faiz bu seviyelerde kalır.


Eren GÜLER YAZIYOR

- Dolar ne olur?

Türk Lirası'nın sepete karşı değer kaybı konusunda kötümser değilim, bence TL güçlü kalmaya devam edecek. Euro bölgesinde de dolar bölgesinde de ciddi sorunlar var. Bu nedenle 2010'da ne eurodan ne de dolardan umut beklemeyin.

- Borsada ne olacak?

Borsada 2009'daki gibi bir performans olmaz. Geçen sene 2008'deki aşırılıkları düzelttik. Bu sene daha mütevazi getiriler olacağını tahmin ediyorum. Yani yüzde 20'ler seviyesinde...
Ama şöyle bir aşırı değerlenme riski var: Eğer dışarıda büyümeye ilişkin iyileşme görülür ve içeride siyaset rahatlarsa burası over shoot (aşırı yükseliş) yapabilir. Değerlemeler, olması gerekenin de üzerine çıkar. Bence bu aşırı yükseliş riskini gözden uzak tutumamak lazım.

- Ne olursa dediğiniz aşırı yükseliş yaşanabilir?

Burada tasarruf dağılımına geri dönüyoruz. Piyasada şirketlerin halka açık kısmı 100 milyar lira civarında. Bunun büyük kısmı da ana sermayedarlarda, yani piyasada işlem görmüyor. Kala kala 10-15 milyar dolarlık bir bölüm kalıyor. İşte bütün işlemler de burada gerçekleşiyor.
Türkiye'de 500 milyar lira tasarruf var. Bunun 140 milyarı döviz tevdiat, 280 milyarı TL mevduat, 60-65 milyarı Hazine bonusu, 20-22 milyarı da likit fonda. İşte eğer burada ufak bir kayma olursa bir anda borsada aşırı değerlenme ile karşı karşıya kalabiliriz. O zaman alacak hisse de bulamazsınız.
Ama bu uç senaryo. Esas senaryomuz daha mütevazi getirilerin oluşacağı bir yıl şeklinde.

- Borsa için en büyük risk nedir?

Bence faizlerin yükselmesidir. Faizlerin düşük kalması piyasayı üç yönlü etkiliyor.
Birincisi, biz artık şirket bilançolarında düşük faizin olumlu etkilerini görüyoruz. Finansman maliyetleri giderek düşüyor. İkincisi finansal varlık olarak şirket değerleri yükseliyor. Reel faizler yüzde 15-20 ise sizin 10 olan fiyat/kazanç oranınız pahalı görülebilir. Ama faizler bu seviyede iken 15 fiyat/kazanç oranı bile bir şirket için ucuz olabilir. Artık yeni fiyat seviyeleri oluşacak ve biz bunu ilk kez yaşayacağız. Üçüncü olarak da alternatif getirilerin düşmesi hisse senedini olumlu etkiliyor.


- Faizlerin düşmesi ile bankaların kârlarının da düşeceği görüşüne katılıyor musunuz?

Bankalara ilişkin genel bir olumsuz beklenti var. İşte şimdiye kadar Hazine'ye para sattılar ama şimdi gerçek bankacılık başlıyor ve kârlar düşecek diye. Bence bu o kadar basit değil. Bizim bankacılık sektörü gayet iyi bankaların olduğu bir sistem. Bankalar artık ücret ve komisyonlara yükleniyorlar. Faizler düştükçe tüketici kredileri artıyor ve penetrasyonlar yükseliyor.
Tamam, eskiden 5-6 puanlık faiz farkların vardı ve şimdi onlar daralıyor. Verimli olmayan bankalarda ciddi problemler oluşabilir. Bu dönem iyilerin öne çıkacağı, kötülerin arkaya düşeceği bir dönem oklacak. Ama bankacılık sektörünün toplam kârında bir gerileme beklemiyorum. Sadece bir ayrışma bekliyorum. Eskiden herkes kazanırdı artık verimli olan kazanacak.

- Hangi sektörlere yönelik olumlu beklentiniz var?

Dört sektörde iyi beklentim var. Enerji sektörünü beğeniyorum. Sigortaya yönelik iyi beklentimiz var ama kârlılık sıkıntısı sürüyor. Lojistik sektörünü ve savunma sanayini de beğeniyorum.
Bunların yanında oto yedek sanayiyi izlemek lazım. Sektör çok kan kaybetti, hırpalandılar ama toparlayabilir. Burada Avrupa pazarı çok önemli

perplex
24-01-2010, 15:44
İş Dünyası: Bırakın Kalkınmayı, Ekonomiye Balyoz İndiriyorlar

Ülke Gündemine Bomba Gibi Düşen 'Balyoz' Darbe Planı İddiasının Ekonomiyle İlgili Bölümü İş Dünyasının Çatı Örgütleri Tarafından Tepkiyle Karşılandı. Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu (Tuskon) Başkanı Rızanur Meral, Planda Yer Alan İfadeleri, "Yoruma İhtiyaç Duymayacak Kadar Dehşet Verici.

Ülke gündemine bomba gibi düşen 'balyoz' darbe planı iddiasının ekonomiyle ilgili bölümü iş dünyasının çatı örgütleri tarafından tepkiyle karşılandı. Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu (TUSKON) Başkanı Rızanur Meral, planda yer alan ifadeleri, "Yoruma ihtiyaç duymayacak kadar dehşet verici." diye değerlendirirken, Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler Derneği (KOBİDER) Başkanı Nurettin Özgenç, "Ekonomiye balyoz indiriyorlar. Kalkındırmayı bırak, bu ülkeyi yerle bir etmektir. Türkiye'yi darmadağın etmektir." ifadelerini kullandı.

'Borsa'nın kapatılması, dönemin faizsiz bankacılık yapan katılım bankalarına el konulması ve mallarının Hazine'ye devredilmesi, iç ve dış borçların faizlerinin silinmesi, özel teşebbüsün imkanlarına bedeli sonra ödenmek üzere yüzde 40'a varan oranda el konulması, özelleştirilen KİT'lerin yeniden kamulaştırılması ve emeklilik yaşının erkeklerde 70, kadınlarda 65'e çıkarılması' gibi ekonomik tedbirler içeren 'Balyoz' darbe planı iş dünyasının tepkisini çekti.

Söz konusu 'tedbirler'in uygulanmasının, Türkiye'yi ortaçağ karanlığına götüreceğini ifade eden TUSKON Başkanı Rızanur Meral, "Maalesef böyle durumlar yüzünden Türkiye kaşıkla topladıklarını bir anda kepçe kapçe kaybediyor." dedi. İş dünyasının yıllarca çalışıp çabalayıp elde ettiği birikimleri bir 'darbe' ile anında kaybettiğini vurgulayan Meral, darbe söylentilerinin bile ülkeye çok büyük zarar verdiğinin altını çizdi. Meral, tepkisini şöyle dile getirdi: "Bunun söylentisi bile birikimleri kepçe kepçe kaybettiriyor. Öngörülen ekonomik model çağ dışı, akıl dışı. Bunun konuşulması dahi Türkiye'nin imajını zedeler. Dünyada artık bu modeli benimseyen bir ülke mevcut değil."

Balyoz'un öngördüğü ekonomik tedbirlerin 'asla kabul edilecek bir tarafı olmadığını' kaydeden Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler Derneği (KOBİDER) Başkanı Nurettin Özgenç, söz konusu planı yapanların öncelikle Türk Silahlı Kuvvetleri'ni yıprattığını söyledi. Planı son derece 'vahim' olarak niteleyen Özgenç, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Böyle bir şeyin olması mümkün değil. Asla kabul edilecek bir tarafı yok. Üçüncü dünya ülkelerinde dahi olmayan bir şey bu. Ekonomiye balyoz indiriyorlar. Bu Türkiye'yi yerle bir etmek demek. Bırakın ülkeyi kalkındırmayı, yerle bir etmektir. TSK da kendisini bu şekilde yıpratan çürükleri ayıklamalı."

(CİHAN) (Cihan Haber Ajansı) 23.01.2010 15:50

KaaRGa
29-01-2010, 15:03
Bu tür suçlamalara inanmak istemiyorum;ama asker inkar etmekten başka bir delil ortaya koymadı.En azından böyle bir seminer gibi seminer örneklerini(daha önceki tarihlerde yapılan) kamu oyuna isbatlı bir şekilde açıklamalı ve ''bizim seminerlerimizde bu tür kurgular olur,fakat eylem olmaz'' diyebilmeliydi.Eğer doğruysa kabullenerek,içindeki dejenerasyonu gidermelidir.

erenerdi
31-01-2010, 17:01
Asbakan recep tayyıp erdogan, ''2011 secım yılıdır. Secımın tarıhı de

basbakan recep tayyıp erdogan, ''2011 secım yılıdır. Secımın tarıhı de
temmuz ayının mevsım kosulları sebebıyle belkı bıraz oncesıne alınabılır. Onun
dısında bır sey asla dusunulemez'' dedı.
31.01.2010
(a.a)
13:06 31/01/10

--aa--

mporter
03-02-2010, 23:10
Haber 03.02.2010 11:08
JCR'IN TÜRKİYE'NİN NOTUNU ARTIRMASI SONRASI JCR EURASİA, TÜRK ŞİRKETLERİNİN NOTLARINI YÜKSELTTİ
Japon kredi derecelendirme kuruluşu JCR'ın 1 Şubat'ta Türkiye'nin yabancı para cinsinden uzun vadeeli ve yerel para cinsinden uzunuülke notlarını BB-'den BB seviyesine yükseltmesinin ardından, JCR Eurasia'da derecelendirdiği Türk şirketlerinin notlarını yükseltti, JCR Euroasia'dan yapılan açıklamada. "JCR'ın Türkiye için verdiğinotlar ile JCR ER-JCR Eurasia Rating'in Türkiye'de ve KKTC-Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde derecelendirdiği kurum ve kuruluşların notları arasında korelasyon bulunmaktadır. Dolayısıyla, JCR'ın yukarıda bahsedilen değişikliği yapması doğrultusunda, JCR-ER'in Türkiye'de ve KKTC'de derecelendirdiği kurum ve kuruluşların notları da etkilenmiştir." denildi. JCR Euroasia, Garanti Bankası'nın yabancı para cinsinden uzun vadeli kredi notunu, durağan görünüm ile BB+ seviyesinden BBB-'ye, yabancı para cinsinden kısa vadeli kredi notunu, durağan görünüm ile B'den A-3'e çıkardı. JCR Euroasia, Garanti Bankası'nın diğer tüm notlarını teyit etti. JCR Euroasia, Bank Asya'nın yabancı ve yerel para cinsinden uzun vadeli kredi notlarını durağan görünüm ile BB- seviyesinden BB'ye çıkardı. Diğer tüm notlarını teyit etti. JCR Euroasia, Creditwest Factoring Hizmetleri'nin yabancı para cinsinden uzun vadeli kredi notunu, pozitif görünüm ile BB- seviyesinden BB'ye çıkardı. Diğer tüm notlarını teyit etti. JCR Euroasia, Ziraat Bankası'nın yabancı para cinsinden uzun vadeli kredi notunu, durağan görünüm ile BB seviyesinden BB+'ya çıkardı. Diğer tüm notlarını teyit etti. JCR Euroasia, Aktif Yatırım Bankası'nın yabancı ve yerel para cinsinden uzun vadeli kredi notlarını durağan görünüm ile BB- seviyesinden BB'ye çıkardı. Diğer tüm notlarını teyit etti. JCR Euroasia, Creditwest Bank'ın yabancı ve yerel para cinsinden uzun vadeli kredi notlarını durağan görünüm ile BB- seviyesinden BB'ye çıkardı. Diğer tüm notlarını teyit etti. JCR Euroasia, Çalık Holding'in yabancı ve yerel para cinsinden uzun vadeli kredi notlarını durağan görünüm ile B+ seviyesinden BB-'ye çıkardı. Diğer tüm notlarını teyit etti. JCR Euroasia, İntercity'nin yabancı ve yerel para cinsinden uzun vadeli kredi notlarını durağan görünüm ile BB- seviyesinden BB'ye çıkardı. Diğer tüm notlarını teyit etti. JCR Euroasia, Dizayn Grup'un yabancı ve yerel para cinsinden uzun vadeli kredi notlarını durağan görünüm ile BB- seviyesinden BB'ye çıkardı. Diğer tüm notlarını teyit etti. JCR Euroasia, Kıbrıs Sigorta'nın yabancı para cinsinden uzun vadeli kredi notlarını durağan görünüm ile BB- seviyesinden BB'ye çıkardı. Diğer tüm notlarını teyit etti. Foreks Haber Merkezi


tavsıye degıl

Asmacali
22-02-2010, 00:23
Yatırımcı, Türkiye'yi güvenli liman olarak görüyor, ayağımıza pranga vurmayalım,by SELIM ISIKLAR


Geçen haftanın son iki günü yargıda yaşananlar Borsa'da korku tüneli etkisi yaptı.
Dünya piyasalarının kritik bir dönemeçten geçtiği günlerde birçok Avrupa ülkesinin kredi notunun düşürüldüğü bir ortamda yatırımcılar için güvenli bir liman olma özelliğine kavuşan Türkiye, yargı gerginliği ile adeta prangalandı. Yerli ve yabancı yatırımcılar bir yandan kredi not artırımı ve beklenenden iyi gelen bilanço etkisiyle alım yaparken bir yandan da yargı-siyaset geriliminin giderek büyüyeceği endişesi ile satışlar yaptılar. Hafta sonu riski taşımak istemeyenler kredi not artışı haberlerine rağmen yeni haftayı görmek istediler. Piyasalar üzerinde 2008 yılında çok olumsuz bir etki yapan ve 4 ay yaprak kıpırdamamasına yol açan kapatma davasını hatırlayan yatırımcılar haklı olarak endişelendiler.

Türkiye bir yandan ekonomik politikaları kredi derecelendirme kuruluşları tarafından takdir edilecek bir ilerleme kaydederken bir yandan da paranoyalarla uğraşmaya devam ediyor.

Uluslararası piyasalarda 2010 yılında kritik dönemeçler var. Reel piyasalardaki toparlanmaların devamı için önemli çabalar sergileniyor. Birçok gelişmiş ülke bütçe açıklarındaki büyük gedikleri biliyor ve bu nazik ortamda dikkatli adımlar atmaya çalışıyor. Türkiye IMF'siz geldiği bu noktada halen iyi bir konumda. Ancak bizim ülkemizin bir şanssızlığı ne kadar ekonomik önlemler alırsanız alın ne kadar fedakârlık yaparsanız yapın aklınızın bir ucunda kurumsallaşmış paranoyaların varlığı. Yatırımcılar hep bu endişelerle 'yarın ne olacak?' sorusuyla kafasını yastığa koymak zorunda kalıyor.

Bunun temel sebebi demokrasiyi içine sindiremeyen Türkiye'yi kendi dar vizyonunda görmeye çalışan bir grupla Türkiye'nin hızlı ilerlemesini frenleyen dışarıdan kurulan mekanizmanın işbirliği. AB hedefi işte bu yüzden Türkiye için çok önemli. AB şemsiyesi altına girecek Türkiye artık bu paranoyalarla uğraşmayacak, AB de Türkiye gibi büyüyen bir devi ortak alarak kırılganlığına son verecek bir lokomotife sahip olacak.

Bir yandan gelişmişliği ve modern dünya modelini tercih ediyorum diyeceksiniz bir yandan da AB'ye girmeyi bölünme olarak algılayacaksınız. Dar görüşlü ve dışarıdan kurgulu mekanizma aslında gelişmiş ve daha modern bir Türkiye'yi değil kendi komutasında zayıf bir ülke istiyor.

Geçen hafta iyice gerilen ve yön belirlemeye çalışan piyasalar önümüzdeki haftaya kredi not artışının moraliyle girecek. Zira yatırım yapılabilir ülke kategorisine bir adım yaklaşan Türkiye piyasaları yeni haftaya bu beklentilerle girecektir. Ancak yükselişin endeks bazında devam etmesi yine dış borsalardaki olumlu havanın devam etmesine bağlı kalacaktır. Endeksin 53 bin puanı aşması bankalardaki yükselişle gerçekleşti. Banka hisselerine gelecek kâr satışları 53 bin puanda kalmasını zorlaştırabilir. Endeksteki olası yatay harekette hisse bazı yükselişler haftaya damgasını vurabilir.

2010 yılı olağan genel kurullarının yaklaşmasıyla düşük sermayeli ve büyük fiyatlı hisselere muazzam bir ilgi var, özellikle çimento şirketlerinin 2000 yılındakine benzer bir yükseliş yaşayabileceğinden bahsetmiştik. Gerçekten de inanılmaz bir yükseliş dalgası yaşandı geçen hafta. Önümüzdeki haftada bu hisselere dönük çılgın hareketler ilgi çekici olabilir. Sermaye artırımlarına bu denli ilgi olması ve hızla yükselen bu çeşit hisselerin domino etkisi yaşatması, yatırımcılar tarafından ilgiyle izleniyor. Fiyatı büyük, sermayesi düşük hisselerin genel kurul kararları sonrası tersine hareket yapacağı unutulmamalıdır. Yüksek sermaye artışı kararı verecek şirketler önümüzdeki günlerde bilançoların açıklanmasının ardından şirketlerin yönetim kurulları tarafından bu yönde alınacak karar sonrası ortaya çıkacaktır.
Ancak hemen hatırlatalım; bazı şirketler 10-12 yıldır aynı sermaye ile devam ediyorlar. Sermaye artırımında bir zorunluluk yok. Kredibilitesini artırmak isteyen şirketler sermaye artışına gidiyorlar. Önümüzdeki hafta endeksi değil, hisselerdeki hareketleri takip edin.

Euro/dolar paritesi 9 ay öncesine döndü

Gerek ABD'nin sıkılaştırma politikalarının başlayacağına yönelik endişeler gerekse AB ülkelerindeki finansal sıkıntılar hafta içinde Euro/dolar paritesini 1,3444 seviyesine kadar geriletti. Parite en son 15 Mayıs 2009 tarihinde 1,34 seviyesini test etmiş daha sonra sırasıyla 1,43 ve en son Kasım 2009'da 1,51 seviyelerine kadar yükselmişti. 25 Kasım 2009'dan bu yana küresel likidite şartlarının sıkılaştırılmaya başlanacağı endişeleri, Yunanistan, İrlanda, Portekiz hatta İtalya gibi ülkelerin sanıldığından da büyük borçlulukla karşı karşıya olmaları sebebiyle yeni kredi not indirimlerinin gündemde olması Euro'nun zayıflamasında temel etken olarak gözükmekte. Geçen hafta salı günü bir araya gelen AB Maliye Bakanları'nın toplantısından detaylı bir yardım planı çıkmadı. Yunanistan'a 16 Mart'a kadar yeni önlemleri açıklaması için süre verildi. Bu karar sonrası parite 1,38'e kadar çıkmıştı ki bu defa FED'in iskonto faizlerini 0,50 puandan 0,75 puana kadar yükselttiği haberi geldi. Bu kararın ardından Yunanistan'ın kredi notu düşürüldü ve parite bir kez daha 1,34 seviyesine indi. Sonuç olarak orta vadede dolar güçlenmeye devam edecek gibi görünüyor. Ancak kısa vadede 1,34 aşağı kırılmadığı sürece 1,38-1,42 seviyelerine doğru tepki yükselişi yapması ihtimali gözüküyor. Önümüzdeki hafta gerek ABD gerekse Euro bölgesinden gelecek büyüme ve enflasyon verileri parite üzerinde etki yapacaktır.

21 Şubat 2010, Pazar
.................................................. .

davraz
22-02-2010, 10:58
Yanistan kriziyle birlikte borç sorununun patlak vermesinin ardından Avrupa bankalarının riskleri yeniden gündeme gelmeye başladı. Daha önce Avrupa bankalarının gelişen piyasalardaki risklerine vurgu yapılıyordu, çünkü bu ülke-lerdeki riskin yüzde 70’ini bu bankalar taşıyor. Önce Yunanistan, ardından Portekiz ve İspanya’nın borç sorunu gündeme gelince bu kez bu ülkelerdeki riskler de hesaplanmaya başladı. Avrupa bankalarının PIGS olarak adlandırılan (Portekiz, İtalya, Yunanistan ve İspanya) ülke-lerdekiyle birlikte toplam riskleri 6.1 trilyon doların üzerinde. Bunun yaklaşık 1.1 trilyon doları Alman bankalarının bilançolarında yer alıyor. Fransız bankalarındaki risk ise 1.2 trilyon doları aşıyor. STAR

Banka kredilerinin dağılımı (Milyar $)

ÜLKE Yunanistan İrlanda İtalya Portekiz İspanya Gelişen ülkeler... Devamını Gör

Fransa 75 78 493 35 195 446

Almanya 43 193 209 47 240 365

Japonya 8 30 52 3 27 213

İspanya 1 15 50 88 0 392

İsviçre 63 18 21 3 14 145

İngiltere 12 192 76 24 119 627

ABD 16 73 61 6 52 573

Avrupa bankaları 252 691 1071 238 867 3059

Toplam dış kredi 302 938 1462 286 1153 4346

yaklaşık bir saat önce

mporter
23-02-2010, 01:46
Haber 22.02.2010 11:13
ANALİZ-2010 YILI 1. ÇEYREK STRATEJİ RAPORU(GEDİK YATIRIM)-2
Gedik Yatırım ( www.gedik.com ) Tarafından Hazırlanan 2010 Yılı 1. Çeyrek Strateji Analiz Raporu: "2010 PORTFÖY ÖNERİLERİ IMKB 100’ün 2009 yılı getirisi % 97 olurken Araştırma önerilerinin 2009 yılındaki getirisi % 168 ile IMKB’nin oldukça üzerinde gerçekleşmiştir. 2009 yılında % 97 yükselen IMKB 100 endeksi 2010 yılının ilk ayında % 3.5 daha yükselerek 54.650 seviyesinden kapanırken, IMKB 30’daki yükseliş % 2.2’de kaldı. Gedik Yatırım Model Portföyümüz Ocak ayında bir rekor kırarak IMKB 30 önerilerinde % 14.0, toplam önerilerde %19.7 getiriye ulaşmıştır. 100 bin TL’lik bir yatırım, önerdiğimiz hisselerde eşit olarak dağıtılsaydı bir aylık getirisi 19.680 TL olacaktı. Bir daha bu kadar yüksek getiri sağlanır mı bilemeyiz ama önerilerimizi endeks üzerinde getiri sağlayacak hisselerden seçerek yatırımcılara yol göstermeye devam edeceğiz. Şubat ayı için önerilerimize IMKB 30’dan ENKAI ve THY, IMKB 100’den ise TRKCM, NTHOL ve DYHOL ekliyoruz.ŞUBAT AYI ÖNERİ LİSTESİHisse P Değeri Kapanış Hedef F. (Mn TL) (TL) (TL) Potansiyel Özet Yatırım GerekçesiİMKB 30ENKAI 12.420 7,05 8,40 19% Rusya'da ve Türkiye'deki yeni imkanlar sayesinde büyümeEREGL 7.200 4,78 5,90 23% En kötü yıl olan 2009'un ardından gelecek olan toparlanmaKOZAA 935 5,20 6,00 15% Altın rezervi artan şirketin halka arzıyla artacak olan NADTAVHL 1.722 6,20 7,50 21% Krizi iyi yöneten şirketin gelirlerindeki artışın devamıTHYAO 4.988 5,50 6,45 17% 2009'daki başarısının 2010'da sürmesi ile potansiyelinin devamıYKBNK 14.258 3,64 4,25 17% Bankalar arasında göreceli geri kalmasını telafi edecek olmasıHisse P Değeri Kapanış Hedef F. (Mn TL) (TL) (TL) Potansiyel Özet Yatırım GerekçesiİMKB TÜMAGYO 115 1,47 1,80 22% NAD'ine göre % 30 iskontolu olmasıANELT 81 1,96 2,50 28% Ciroyu artıracak gelişmeler ve grup şirketinin halka arzının etkisiCEMTS 86 0,94 1,25 33% En kötü yıl olan 2009'un ardından gelecek olan toparlanmaDYHOL 1.115 1,52 2,00 32% Vergi davasında avantaj ve Star TV satışının beklentisiNTHOL 200 0,64 0,76 19% Portföyünden satışlar ve Kıbrıs görüşmelerinde ilerlemelerTRKCM 1.079 2,04 2,38 17% Satışlardaki artışın net kâra yansıyacak beklentisiULKER 951 3,92 4,44 13% Faaliyet karlılığındaki artış trendini sürdürmesi ve olası ortaklıklar Bono Ve Tahvil Piyasası FAİZ STRATEJİSİ 2009 yılının her ayında faizleri toplamda % 8.50 indirerek %6.50’ye kadar çeken TCMB Aralık ayında faiz indirimlerini durdurmuştur. Risk algılamalarındaki iyileşme ve MB faiz indirimlerinin enflasyon gerçekleşmeleri ile desteklenmesi sonucunda piyasa faizleri belirgin bir düsüş göstermistir. Bu sayede Tahvil yatırımcıları 2009’da iyi getiri sağlamıştır. Ekonominin ısınmaya başlaması, artan enflasyon ve gelişmekte olan ülkelerde merkez bankalarının faiz artırımlarının başlaması ile 3. çeyrekten itibaren TCMB’nin faizleri artırmaya başlayacağını, 2010 sonunda ise % 7.75’e çekeceğini tahmin ediyoruz. Bu beklentiye paralel olarak gösterge tahvil faizinin %8.9 ile başladığı yılı % 11.5 ile tamamlamasını bekliyoruz. Faiz tercihi olan yatırımcılara enflasyona endeksli, değişken faizli ve kısaorta vadeli tahvilleri öneriyoruz. TCMB Global krizin başından bu yana faizlerini %6,5 seviyesine kadar çekerek bonolarda dahi tek haneli faizlerin oluşmasına olanak sağladı. Her ne kadar bir IMf beklentisi ile bu durum içinde pay sahibi olsa da IMF’den haber çıkmayıp bir de hükümet tarafından cesaret vermeyen duyumlar gelince elindeki hazine kağıtları nedeniyle göbeği Merkez Bankası’na bağlı özellikle piyasa yapıcı bankalar olmak üzere piyasada yine pek bir tepki olmadı. Euro bölgesinin Yunanistan gibi ülkelerin bütçe açıkları ve borçlanma gerekleri nedeniyle Euro’nun da güçsüz kaldığı görülüyor. Ayrıca Portekiz, İspanya ve borçları açısında bunlarla aynı durumda olduğu söylenen İngiltere için (ki ülke notu AAA!) işlerin iyi olmadığı anlaşılıyor. Bunların üzerine bir de Global likidite önlemlerinin geri alınmaya başlaması ve hattâ sonrasında gelmesi beklenen sıkılaştırıcı maliye politikaları gözleri şimdiden korkutuyor. Fakat gelişen piyasaların karmaşık finansal araçlarla pek işlem yapmaması ve bu ülkelere borç verilmediği için olsa gerek borçluluk oranlarının düşük olması bu ülkeleri güvenli yapmayı başardı. Türkiye de bunlardan biri olarak fon akımlarından olumsuz yönde bir darbe almıyor. Bu durumun en önemli etkisi faiz artış beklentilerine bir engelleyici etki yapmasıdır. Fakat genel beklenti önümüzdeki çeyreklerde faizlerin artmaya başlayacağı olduğuna göre bizde de faizlerde düşüş görülmesi düşük olasılıktır. Doğrudan Yabancı Sermaye Girişinde 2010’da Toparlanma Bekliyoruz TÜRKiYE’YE ULUSLARARASI DOGRUDAN YATIRIM GiRiŞLERi, 2009 YILININ İLK 9 AYINDA 6 MiLYAR DOLAR OLDU 2009’un ilk 9 ayı itibari ile uluslararası dogrudan yatırım (UDY) girisleri 6 milyar dolar olmustur. Eylül ayı sonu itibari ile yıllıklandırılmıs (Ekim 2008-Eylül 2009) rakam ise 10,1 milyar dolardır. 2008 ve 2009’da sert bir düşüş gösteren M&A’lerin ise 2010 da önemli derecede toparlanarak 10 milyar dolara, 2011’den sonra da kriz öncesi seviyelere, yani GSYH’nın %3’ü civarına yükselerek 15-20 milyar dolar bandına ulaşmasını bekliyoruz. YASED’in yıl sonu için girislerin 10 milyar doların altında kalacagına dair tahmini geçerliligini korumaktadır. Stok* degeri Eylül 2009 sonu itibari ile 128,8 milyar dolardır. Türkiye’deki toplam uluslararası sermayeli sirket sayısı ise, Eylül 2009 sonu itibari ile, 23.057’ye ulasmıstır. Eylül 2009 sonu itibari ile en fazla UDY girisinin oldugu sektör, 1,5 milyar dolar ile enerji (elektrik, gaz, su) sektörü olurken bu sektörün %35 oranındaki payının ardından girislerde en fazla paya sahip ikinci alan %29 ile imalat sanayi olmustur." ****** Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeler yatırımdanışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti,aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyenbankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum vetavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerinedayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. ******* Foreks Haber Merkezi

perplex
28-02-2010, 23:55
Almanya`da şubat ayında işsizlik arttı

Almanya'da işsizlerin sayısı şubat ayında bir önceki aya göre 26 bin artarak, 3 milyon 643 bine yükseldi.

Nürnberg kentinde bulunan Federal Çalışma Ajansı (BA) tarafından yapılan açıklamada, işsizlik oranının ocak ayına göre 0,1 artarak yüzde 8,7'ye yükseldiği belirtildi.

Açıklamada, şubat ayında işsizlerin sayısının geçen yılın şubat ayına göre de 91 bin arttığı ifade edildi.

BA Yönetim Kurulu Başkanı Heinrich Alt, ekonomik krizin, etkisini şubat ayında fazla göstermediğini, işsizlerin sayısının artmasının ortalama değerler düzeyinde olduğunu söyledi.



Lokomotif Almanya.... neler oluyor sana...

mporter
06-03-2010, 01:27
Devletin koruması altında olması gereken kimlik bilgileri internet aracılığıyla satışa çıkarıldı. Veri tabanında kayıtlı olan 50 milyon vatandaşın bütün bilgilerine, yüklenen yazılımla anında ulaşılabiliniyor

Akşam Gazetesi’nde Raşit Aydoğan imzası ile yeralan habere göre, ülke genelinde yapılan tarama ile hazırlanan ve sadece Nüfus İşleri Genel Müdürlüğü’nde bulunması gereken, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi’ndeki milyonlarca kişisel veri, internete sızdı. 18 yaşından büyük yaklaşık 50 milyon kişinin nüfus kayıtlarına ilişkin özel bilgilere ulaşan bir internet sitesi, hazırladığı korsan yazılımı sanal ortamda satışa çıkardı. İhbar üzerine harekete geçen Nüfus İşleri Genel Müdürlüğü’nün, verilerin sızdırılmasıyla ilgili soruşturma başlattığı ve kişisel verileri satışa çıkaran internet sitesine karşı suç duyurusunda bulunulacağı öğrenildi.

MÜŞTERİ ARANIYOR Vatandaşların kişisel verilerinin bin TL veren herkesin eline geçmesini sağlayan skandal gelişme, bir internet sitesinde yayınlanan duyuru ile ortaya çıktı. Sitenin ana sayfasında yer alan duyuruda, 18 yaşından büyük 50 milyon kişinin T.C. kimlik no, anne-baba adı, doğum yeri, bulunduğu il ve adres bilgilerini içeren korsan programdan söz edilerek, ‘İcra ve dava takiplerinizde adres bilgilerine ulaşamadığınız kişilerin bilgilerinin yer aldığı programı indirebilirsiniz’ ifadesine yer verildi.

SİSTEM NASIL İŞLİYOR? Site herhangi bir kurumsal içerik taşımıyor, logo içermiyor. Sadece ziyaretçi defterine bırakılan not ile yazılımın lisansını talep eden kişiye site yöneticisi elektronik posta, ya da chat programı aracılığı ile ulaşıyor. Böylece anlaşma sağlanıyor ve para elden teslim alınarak alışveriş tamamlanıyor. Böylece veri tabanında kayıtlı olan 50 milyon vatandaşın bütün bilgilerine, yazılımla anında ulaşılabiliyor. Bu şekilde tamamen kişisel olan ve gizliliği esas olan bilgiler üçüncü şahısların eline kolayca geçmiş oluyor NELER YAPILABİLİR? Vatandaşlara ait kişisel verilerin, kimlik ve adres bilgilerinin illegal yoldan üçüncü kişilerin eline geçmesini sağlayan yazılım milyonlarca kişi için ciddi riskler oluşturuyor. Kötü niyetli kişilerin bu bilgileri kullanarak, bankalardan kredi çekmesi, gayrimenkul satışı yapması veya sahte kimlik çıkarması mümkün.

Devletin güvencesinde bulunan vatandaşlara ait kişisel verilerin, internet ortamına sızması Nüfus İşleri Genel Müdürlüğü’nü de harekete geçirdi. Bir ihbar üzerine olayla ilgili soruşturma başlatıldığı ve yasa dışı hizmet veren bu site için suç duyurusunda bulunulacağı öğrenildi.

Kişilere ait özel verilerin üçüncü şahıslar tarafından ele geçirilmesi ve kullanılması TCK‘ya göre de suç oluşturuyor. Ayrıca, Adrese Kayıt Sistemi Yönetmeliği’nin 31. maddesi de, devletin elinde bulunan kişisel verilerin özel hayatın gizliliği ilkesi çerçevesinde olduğu güvencesi yer alıyor. İlgili madde şöyle: ‘Sistemin işletilmesinde ve sistemden yararlanmada kanunlarda ve uluslararası sözleşmelerde yer alan özel hayatın gizliliğine ilişkin hükümler esas alınır.’

Asmacali
07-03-2010, 22:52
Kredı derecelendırme kurulusu fıtch, kredı notu
3a olan ulkeler ıcınde fınansal
krıze en acık olan ulkenın ıngıltere oldugunu
kaydettı. ıngılız hukumetıne daha
sıkı onlemler almasını tavsıye eden fıtch,
ıngıltere'nın butce acıgı/mıllı
gelır oranını 2014'e kadar % 3'e cekmeyı
hedeflemesının yerınde olacagını dıle getırdı.
-matrıks-

Asmacali
13-03-2010, 20:00
Spekülatörün önüne 1 kuruşluk fiyat adımıyla
geçilecek
Borsadaki spekülatif hareketlerinin önüne
geçebilmek için hisse senetlerinin alım ve
satımlarında baz alınan fiyat aralıkları 1 kuruşa
indirildi. İMKB'nin Hisse Senetleri Piyasasında
uygulanan fiyat adımlarını küçültmesiyle, mevcut
uygulamada uygulanan fiyat adımları üzerinde
yapılacak yüzde 50 küçültme sonrasında fiyat adımı
olarak 1 kuruşun altındaki değerlerin kullanılması
zorunlu olacak. Bunun sonucunda mevcut yapıda
basamaklı olan (0.01 TL) olan kuruş hanesi yerine
küçültme sonrası 3 basamaklı (0.005 TL) bir yapıya
geçilecek. Borsadaki aşırı fiyat dalgalanmalarının
önüne geçilmesinin amaçlandığı yeni uygulamaya
12 Nisan'da geçilecek. Yeni dönemle birlikte 5 TL'nin
altında fiyatı olan hisse senetlerinde alım ve satım
fiyatı teklifi için 1 kuruşluk artış aralıkları
kullanılacak. Aralık, 5 - 10 TL arasındaki hisselerde 2
kuruş, 10- 25 TL arasında 5 kuruş ve 25 - 50 TL
arasındaki hisselerde 10 kuruş olacak şekilde
uygulanacak. Böylece bir hissenin kısa sürede ve
düşük hacimli alım ve satımlarla dalgalanmasının
önüne geçilecek.
12 NİSAN'DA BAŞLIYOR
Yeni fiyat adımlarıyla ilgili olarak İMKB'den yapılan
açıklamada, TL'den 6 sıfır atılması uygulamasında
da görüldüğü gibi fiyat adımlarını küçültmenin
borsadaki fiyat dalgalanmalarını azaltıp, işlem
maliyetlerini de düşüreceği belirtildi. Açıklamada,
"Fiyat adımının küçültülmesi, işlem maliyetlerini
düşürdüğü, derinlikleri, işlem hacmi ve işlem
miktarını artırdığı, fiyat dalgalanmalarını azalttığı
ve küçük hisse senetlerinin likiditesini artırdığı
belirlenmiştir" denildi. İMKB Yönetim Kurulu'nun 10
Mart'ta yapılan toplantısında alınan karar uyarınca
mevcut fiyat adımlarının iki aşamalı olarak yüzde
50 oranında küçültülmesine karar verildi. Buna göre
12 Nisan'da başlayacak olan ilk aşamada 1 kuruşa
indirilecek olan fiyat adımları, ikinci aşamada o.5
kuruşa çekilecek.

mporter
16-03-2010, 02:35
Yabancılar pahalı hisselerden çıkıyor

Bigpara'da yayınlanan yabancı payları verilerine baktığımda çok ilginç bir hareketin gerçekleşmekte olduğunu gözlemledim ve bu gelişmeyi sizlerle paylaşmak istedim.

Hikmet BAYDAR / YORUM

25 Şubat’ta yabancı payı 14 milyon 634 bin 500 adet toplam nominal hisse içindeki oranı yüzde 53.46, piyasa değeri 78 milyar 3 milyon 900 bin toplam piyasa değeri içindeki oranı yüzde 66.33 en son veri 14.03.2010 günü itibariyle nominal içindeki yabancı payı adet olarak 14 milyar 930 milyon 100 bin yüzde 53.65’e yükselirken, piyasa değeri 84 milyar 519 milyon 800 bin yüzde 66.07 olarak gerçekleşmiştir.

Bu durumda yabancı elinde adet bazında hisse senetleri artarken piyasa değeri bazında artış toplam borsanın çıkışına göre zayıf kalmış ve değer bazında pay oranı yüzde 66.33’ten yüzde 66.07’ye inmiştir. Diğer bir deyişle yerli yatırımcının elindeki hisse senetleri son çıkışta daha fazla prim yapmıştır. Bunun bana göre açıklaması ise; yabancı elindeki pahalı hisselerde satış eğilimindedir. Ancak piyasadan çıkma eğiliminde değildir. Zira piyasa değeri küçük olan hisselerde almağa devam etmektedir.

Kısaca özetlersek 1 aylık takas verilerine göre yabancı elindeki hisse senetlerinden pahalı olanı piyasadaki ucuz hisse senetleriyle değiştirme stratejisi izlemektedir. Mevcut durumda yabancının elinde olan ve piyasa değeri yüksek olan hisse senetlerinin piyasa yükselişine göre daha az prim yapma riski bulunmaktadır. Bunun yanında toplamaya başladığı ucuz hisse senetlerinin ise endekse göre prim yapma olasılığı daha fazla görünmektedir.

Bu eğilimin özellikle ABD’de yabancı alımlarının eski dönemlere göre çok azaldığı bir dönemde olması dikkat çekicidir. Ayrıca, global piyasalarla aynı yönde hareket eden İMKB yurt dışındaki havaya bağlı olarak dalgalanmaya devam edebilir. Bu durum yabancı iştahının bittiği anlamına gelmeyecektir. Sadece dalgalanma fırsatlarının değerlendirilmesinden ibaret olacak gibi görünmektedir.''

mporter
16-03-2010, 02:38
MS, Türkiye için tavsiyesini yükseltti

Morgan Stanley tarafından yayınlanan bir raporda kurumun, Tayland, Çek Cumhuriyeti ve Türkiye ıcın belirlediği yatırım tavsiyesi yukarı yönlü revize edildi.

Morgan stanley'ın Asya piyasaları şef stratejisti Jopnathan Garner, Türkiye’yi equal-weight seviyesine ve Çek Cumhuriyeti ile Tayland hisselerine ilişkin tavsiyesini overweight'e yükselttiğini açıkladı.

Öte yandan kurum, Endonezya, Peru ve Mısır için tavsiyesini underweıght ve Polonya için tavsiyesini "equal weıght" seviyesine düşürdü.tavsıye degıl

mporter
17-03-2010, 02:52
Aksa Enerji İMKB`da işlem görecek

Aksa Enerji Üretim A.Ş., İMKB'de işlem görmek üzere başvuruda bulundu.

İMKB'den yapılan duyuruda, Aksa Enerji Üretim A.Ş.'nin sermayesinin 550 milyon lira, halka arz edilecek tutarın ise 200 milyon lira olduğu belirtilerek, halka arzda ek satış hakkının kullanılması durumunda, tutarın 230 milyon lira olacağı kaydedildi.

Aksa Enerji Üretim A.Ş.'nin internet sitesinde yer alan bilgilere göre, şirket, güç merkezleri, enerji santralleri, kojenerasyon sistemleri, türbin sistemleri, biyogaz/çöp sistemleri, rüzgar santralleri, hidroelektrik santralleri, güneş enerjisi, mikrotürbin, jeotermal enerji, doğal gaz dağıtım, enerji dağıtımı ve satışı konularında faaliyet gösteriyor.

Şirket, doğal gaz, petrol ürünleri ve linyit yakıtlı termik, hidroelektrik ve rüzgar santralleri kurup, işleterek elektrik ve ısı enerjisi üretip satıyor.

1998 yılından beri yurt içinde faaliyetlerini sürdüren Aksa Enerji uluslararası pazarlarda da özellikle komşu ülkelerde, yatırımlarına devam ediyor.

mporter
21-03-2010, 20:42
İMKB’deki değişiklikler ne işe yarayacak?

12 Nisan’dan itibaren, İMKB’de fiyat aralıkları yarı yarıya düşürülecek. Hisse senedi işlemlerinde fiyatlar, hisse senedinin fiyatına bağlı olarak 1, 2, 5, 10, 25 ve 50 kuruşluk basamaklarla değişiyordu. Örneğin 2.5 ile 5 lira arasında işlem gören hisse senetleri 2 kuruşluk basamakta işlem görüyordu.

Ali AĞAOĞLU / VATAN GAZETESİ

Yeni düzenleme ile bu basamaklar yüzde 50 oranında düşürülüyor. Artık 2.5 ile 5 lira arasındaki hisse senetlerindeki fiyatlar 1 kuruşluk adımlarla değişecek. İlk aşamada 1 liranın üzerindeki fiyatlı hisselerde bu değişim hayata geçecek. 1 liradan küçük hisselerin 0.50 kuruşluk adımlarla değişmesi gerekiyor ki bu da şimdiye kadar noktadan sonra iki basamaklı olan alım satım sisteminin 3 basamaklı olmasını gerektiriyor. Bunun için teknik altyapının düzeltilmesi bir süre alacağından bu değişiklik ikinci aşamada hayata geçecek.

Fiyat adımlarındaki değişiklik bana göre, borsadaki işlem hacmini artıracaktır. İlk aşamada gün içi alım-satım yapan ve tek kademeye “oynayanlar”, yeni dönemde “iki kademe” beklemeleri gerekecek. Bu da onları bir parça yoracaktır. İşlem hacmindeki artış; işlem yapanlarla, aracı kurumlar arasında var olan “sonsuz” komisyon pazarlıklarını bir miktar daha arttıracaktır. Bir süre sonra orta nokta bulunacaktır.

Fiyat adımlarının daraltılması sayesinde; bugün için İMKB’de söz konusu olmayan; “Algoritmik alım satım” olarak adlandırılan bilgisayar programları aracılığıyla yapılan işlemler hayata geçecektir. Bu “zeki” programlar, dar fiyat adımlarında daha hassas kararlar verebilecek ve ek işlem hacmi yaratacaklardır. Bu da İMKB’deki işlem hacminin artmasına katkıda bulunacaktır.

Önümüzdeki günlerde İMKB’de yapılacağı konuşulan bir başka değişiklik de emir silme konusunda. İMKB’nin kuruluşundan; yani fiziksel tahta döneminden; bu yana geçerli olan kurala göre “tahtaya” yazılmış emirler silinemiyordu. Yazılım ve elektronik altyapının gelişimi sayesinde; tıpkı VOB’da olduğu gibi; İMKB’de de önümüzdeki dönemde emir silmek mümkün olabilecek. İlk başta bu durum kafaları karıştıracak olsa da, piyasanın profesyonelleri yeni duruma kısa sürede alışacaklardır.

Ziraat Bankası’nın halka arzı öncesi, İMKB’de yapılan bu değişiklikler likiditenin artmasına katkıda bulunacaktır. Gelişen finansal ürünlerin ihtiyaç duyacağı likiditenin sağlanması konusunda atılan bu adımların yararlı olacağı aşikar.

Başta yabancı yatırımcılar olmak üzere, büyük fon yöneticileri ve türev ürünlerine ağırlık vermiş olan finansal kurumlar bu değişikliklerde fazlasıyla yararlanacaklardır.

Günlük işleyişin iyileştirilmesi konusunda atılan bu adımların yanı sıra bana göre halen daha altyapıya yönelik atılması gereken ve bir türlü hayata geçemeyen birkaç adım daha var. Bunlardan bence en önemlilerinden biri, ödünç menkul kıymet piyasasının oluşturulması.

Yabancı yatırımcılar, Londra’daki aracı kurum ve yatırım bankalarından ister hisse senedi, ister hazine bonosu olsun istedikleri menkul kıymeti kolaylıkla ödünç bulabiliyorlar. Kolaylıkla borç bulabildiklerinden ve açığa satış için varolan “üst basamaktan satma - up tick” kuralının etrafından dolaşabildiklerinden dolayı yerli yatırıcılara oranla çok daha fazla hareket kabiliyetine sahip oluyorlar.

Bu konuda takasbank nezdinde var olan Ödünç Pay Senedi Piyasası’nın daha verimli çalışabilmesi için SPK, İMKB ve Takasbank’ın bir an evvel gerekli adımları atmalarında fayda var.

Aksi takdirde yukarıda belirtmiş olduğum ve “üst yapıya” yönelik değişiklikler daha çok yabancı ve büyük yatırımcıların işine yarayacaktır.

mporter
24-03-2010, 02:40
`40-50 kişiyi sepetlememiz lazım`

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Vedat Akgiray, küçük veya büyük piyasada dokunulmaz hiçbir oyuncu bulunmadığını belirterek, “En garibanından en zenginine kadar yanlış yapan hesabını vermek zorunda...” dedi.

Akgiray, Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD) üyeleriyle bir araya geldiği toplantıda, SPK'da bir yılda gerçekleştirilen çalışmalara değinerek, sermaye piyasalarının bir ülkenin kalkınması için çok önemli olduğunu, Türkiye'de ise bu piyasaların biraz ihmal edildiğini söyledi.

Bu ihmali ortadan kaldırmak için biraz seslerini yükselteceklerinin altını çizen Akgiray, “Sadece sesimizi yükseltmeyeceğiz. İş yaparak bunu ispatlamak gerekiyor. Biz de bunu yapacağız” diye konuştu.

Türkiye Sermaye Piyasaları Danışma Konseyi ile halka arz çalışmalarına değinen Akgiray, “Bu kapsamda gerekirse kapıdan çıkacağız, pencereden gireceğiz bu işi yapacağız. 6-7 Mayıs'ta İstanbul'da halka arz konferansı yapacağız” dedi.

Halka arz seferberliği kapsamında birkaç şehre gittiklerini anlatan Akgiray, “Oralarda ticaret, sanayi odaları üyeleriyle tanışmaya gittik. Şu tespiti yaptık; Borsa deyince anlaşılan şeyle okullarda anlattığımız Borsa arasında hiç alaka yokmuş. Anadolu'da Borsa 'İstanbul'da bir Borsa var. 3-5 tane zengin firma, 3-5 tane manipülatör var. Bir şekilde dedikoduyla fiyatlamalar yapılabiliyor. Orada bir öcü var, bizden değil.' Bunu gördük. 1990'lı yılların ortalarından itibaren imaj bozulmuş. Demek ki bir yanlış var. Bunu düzeltebiliriz” şeklinde konuştu.

SPK'nın Anadolu'da insanın korktuğu bir kurum haline geldiğini ifade eden Akgiray, “Finans dünyasında SPK ile ilişkilerin çok canlı ve güncel olması lazım. Ağzımızla kuş tutsak, bunu iletemezsek ne işe yarayacak?” diye konuştu.

“YÜZDE 1-2'Sİ MANİPÜLASYON SONUCU ORTAYA ÇIKAN İŞLEM HACMİ”

Manipülasyon kelimesinin çok popüler olduğuna işaret eden Akgiray, “İMKB'deki toplam işlem hacminin çok az kısmı, yüzde 1-2'si sizlerin yazdığı şekilde manipülasyon sonucu ortaya çıkan işlem hacmi. Bunu temizlemek lazım” dedi.

Halka açık şirketlerin önemli kısmında halka açıklık konusunda bilgi eksikliği bulunduğunu kaydeden Akgiray, şöyle konuştu:

“Halka açık firmalar, sermaye piyasalarındaki oyuncular, herkes manipülasyonla uğraşınca bunlar gözden uzak kalmış. Biraz daha hiçbirimizin manipülasyon diyemeyeceğimiz formatta yapılan yanlış işlerin peşinde gitmemiz lazım. Borsaya güveni sarsan işlerin başında bu geliyor. Acaba bilançolar uluslararası standartlarda yapılıyor mu? Kurumsal boyutta fiyat bozucu işlemler yapılıyor mu yapılmıyor mu? Bütün bunları ayıklamak, resmi net görmek için Piyasa Gözetim ve Denetim Dairesini kurduk. Şu anda 18 kişilik kadrosu var. Buradaki arkadaşlar eşanlı, gerçek zamanda aktif olarak piyasayı sürekli gözetiyor. Kim ne almış, ne satmış, kim kimden almış kime satmış hepsi görünüyor.”

“ARACILAR, YATIRIMCININ İZNİ OLMADAN HİÇBİR ŞEY YAPAMAYACAK”

SPK Başkanı Akgiray, piyasayı bozucu işlemlere ilişkin tebliğin de gündemde olduğunu belirterek, “Hırsızlığı yapmadan yakalamak... 'Olay bitsin, kanıtlar netleşsin, dosyayı toplayayım...' Böyle koşturursanız aylara sarkan operasyon olur. Yeni çalıştığımız kanun ile yaptığımız düzenlemelerde piyasada fiyat bozucu davranışı gördüğümüz anda bunu durdurmayı amaçlıyoruz” dedi.

Vedat Akgiray, Merkezi Kayıt Kuruluşunun çalışmalarına da işaret ederken, “Telekom şirketleriyle, cep telefonları vasıtasıyla aracılara yatırımcının bilgisi olmadan, rızası olmadan hiçbir şey yapma şansı vermeyeceğiz. Bu az olan birşey belki, ama SMS, e-mail.. İsmi elektronik ikaz gibi...” diye konuştu.

Erken uyarı sistemi çalışmalarına da değinen Akgiray, “Sokağı izlemeden dünyanın herhangi bir yerinde finansal regülasyonu beceremeyiz. Sokağı, gerçek ekonomiyi izlemek zorundayız. Erken uyarı işine dünyada çok önem veriliyor. Biz hepsinden çok önce gidiyoruz gibi geliyor. Bu sene içinde Ankara'da tüm ekonomi kurumlarının kullanacağı erken uyarı sistemleri ayağa kalkar. Bu, bize bir bilgi versin yeter. Zamanla geliştirilir” şeklinde konuştu.

Cezalandırma yerine tedbir alma yaklaşımına ağırlık verdiklerinin altını çizen Akgiray, bu kapsamda gerçekleştirdikleri brüt takas uygulamasının birçok kişiyi rahatsız ettiğini söyledi. Akgiray, “Rahatsız olanların zaten rahatsız olmasını istiyorduk. Demek ki iyi oldu' dedi.

Geçtiğimiz yılın Mart ayından bu yana 40 civarında tebliğ çıkardıklarını anımsatan Akgiray, bu sene gündemlerinde yer alan konulara ilişkin de şunları kaydetti:

“Yeni Sermaye Piyasası Kanununu yakında Bakanlığa sunmak üzereyiz. Bu yoğun takvimde Meclis'ten bu sene geçer diye söz alıyoruz. Bu kanun geçtiği zaman bırakın AB'ye, uluslararası standartlara tam uyumu, onların da üstünde, birçok kapının bizim sermaye piyasalarımız için açılacağını düşünüyoruz. Foreks piyasası düzenlemesi, Bakanlıkta bir kanun maddesi bekliyor. O geçer geçmez hazırız. Foreks piyasasında sırf foreks değil, altın, petrol işlemleri yapılıyor. Günlük işlem hacmi 3 milyar doları geçti.”

“POLİTİKACILAR SİYASİ ANLAMI OLUR DİYE KORKUYOR”

Konuşmasında Körfez sermayesine de işaret eden Akgiray, “Bunlar sukuk denen formatta parayı vermek istiyorlar. Politikacılar bundan korkuyorlar siyasi anlamı olur diye... Bizim de işimiz kira olduğu için pek korkmuyoruz. Dolayısıyla yeni kira sertifikaları tebliğimiz bugünlerde yayınlanacak. Farklı formatta istediğimiz kadar para Türkiye'ye gelebilecek. Para gelsin ülkemize de nasıl gelirse gelsin diye mantık var” dedi.

SPK'nın internet sayfasının yenileneceğini, siyah gri gibi renklerin olmayacağını, yeşil, mor, pembe gibi renklerin kullanılacağını vurgulayan Akgiray, yatırımcıyı bilgilendirmek için yeni bir sayfa hazırladıklarını da bildirdi.

Konuşmasının ardından soruları da yanıtlayan Akgiray, denetime ilişkin bir soru üzerine “SPK olarak kendimizi dış denetim firmasına denetim yaptıracağız” dedi.

Sermaye piyasalarında şu anda ceza kesme mantığının günün koşullarına uyduğunu düşünmediğine dikkati çeken Akgiray, şöyle konuştu:

“Kurumsal manipülasyon, bilgi manipülasyon işleri tabii ki yapılıyor, yapılmıyor demek için saf olmak lazım. Ne şekilde yapıldığını bilmek zor değil. Ancak engellemek için yasal destek gerekiyor. Yeni kanunda hepsi var. Günün koşullarına uymak gerekiyor. Küçük veya büyük dokunulmaz hiçbir oyuncu yok bu piyasada. En garibanından en zenginine kadar yanlış yapan hesabını vermek zorunda. Adaletli şekilde... Bunun böyle yapılması gerektiğini çok net söyleyebilirim. Hiç kimse dokunulmaz değil.”

Sermaye piyasalarında en korkulan şeyin para kaybetmek olduğuna dikkati çeken Akgiray, “Para kazanmak için yapılıyor bu iş. 'Kazanılan paranın 2-3 mislini ver bakayım' derseniz bir daha bu işi yapıyor mu? Parasını alırsan bir daha yapmaz” dedi.

Her ekonomik suça ekonomik ceza olduğunu, bir de suçun kendi cezası bulunduğunun altını çizen Akgiray, “Bir kere yapanın parasını alacaksınız. Ondan sonra yaptığı iş birisini aldatma, dolandırıcılık varsa cezası tabii ki olacak. Hapse gider. Ondan ödün vermek yok” dedi.

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Vedat Akgiray, hisseleri Borsada işlem gören halka açık futbol kulüplerinin profesyonelce yönetildiği konusunda tereddütleri olduğunu belirterek, “Fiyat oluşumu konusunda çok büyük şüphelerimiz var” dedi.

Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD) üyeleriyle bir araya gelen Akgiray, sorular üzerine, yüzde yüz bankacılığın kontrolünde olan bir finans yapısının sağlıklı olmadığını söyledi.

Sermaye piyasası faaliyetlerinde bankaların çok etkin ve egemen olmalarının sermaye piyasalarının büyümesinin önünde rekabeti engellediği için yanlış olduğunu, ABD'de son aylarda ortaya çıkan tartışmaların kökeninde de çok haklı sebepler olduğunu, aynı konunun Türkiye'de de tartışılması gerektiğini belirten Akgiray, güveni sağlamakla ilgili firmaların, devletin yanlışları olduğunu, bunların hepsinin zamanı ve yeri gelince düzeltileceğini ifade etti.

Güveni sağlamak için kısa bir süre SPK'nın, piyasanın ağabeyi olarak gözükmesinde fayda olduğunu anlatan Akgiray, şunları kaydetti:

“Şöyle ki İMKB'den biraz işlem hacmi kaybını göze alarak, biraz kısa vadeli likidite kaybını göz alarak 40-50 kişiyi oradan sepetleyebilirsek kaba tabiriyle... İnanın ki güven konusunda büyük bir adımı atmış olacağız. Niye yapılmamış bu, çünkü balık suda yaşarken suyu görür, suyun dışında hayat olduğunu bilmez. Kurumlarımızı yönetenler, Borsamız olsun, diğerleri olsun, '(Aman mevcut yapıda ticari hacim azalmasın, bir şey yapmayalım) diye bilinç altında bir korunma güdüsü var. Biz bunu kabul etmiyoruz. Gerekiyorsa düşsün, ayıklanması lazım. (Bak devletimiz bu işi yaptı) dedirttiğimiz gün, o güven unsurunun önemli kısmının geri geleceğini tahmin ediyoruz.”

O nedenle bunun peşinde olduğunu söyleyen Akgiray, “Hiç hoşuma gitmiyor. Bir piyasada biraz da manipülasyon olması lazım. Spekülatör lazım bize, spekülatör ayıp bir şey değil. Arbitrajör lazım. Çünkü arbitraj yapılmazsa piyasa dengeyi bulamaz. Hiç ayıp ve suç değildir. Bu kelimeler hep yanlış kullanılıyor ve uzun vadede yatırımcı lazım” şeklinde konuştu.

Vedat Akgiray, ancak bir firmanın hisse senedinin fiyatı bir haftada yüzde 40-50 artınca, bunun insanları o furyayı yakalama uğruna kısa vadeye sevk ettiğini, o olmadığı gün zaten kısa vadedenin fazla değeri de kalmayacağını vurguladı.

Akgiray, “Bu temizlik fevkalade önemli. Bu 15-20 yıldır biriken tortuyu bir şekilde filtreden geçirip dışarıda bırakmak durumundayız, başka çaresi yok. Ondan sonra piyasayı sıçratacak kurumsal düzeltmeleri yapmak için vaktimiz de gücümüz de kalır” dedi.

mporter
09-04-2010, 02:32
08.04.2010
Halka arza aday şirketlere büyük imkan
İMKB; 6-7 Mayıs 2010 tarihlerinde, Haliç Kongre Merkezi’nde SPK, TOBB ve TSPAKB ile yürüttüğü işbirliği kapsamında “Halka Arz Seferberliği-İstanbul Zirvesi” adıyla büyük ölçekli bir organizasyon düzenliyor.

İstanbul Zirvesi ile, halka arza aday 2 bine yakın şirketin yöneticisini, halka arz sürecinin her aşamasında görev alan uzman şirketlerle buluşturmayı amaçlayan İMKB, paneller, çalıştaylar, ikili görüşmeler ve tanıtım standlarıyla bilgilendirmeye ve farkındalık yaratmaya ortam sağlayacak.

İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB); sermaye piyasalarına derinlik kazandırma, şirketlerin büyümek için ihtiyaç duydukları kaynaklara erişimini sağlama vizyonuyla, halka arz potansiyeli taşıyan şirketlerin halka arz uzmanlarıyla biraraya geleceği geniş ölçekli bir organizasyon düzenliyor. İMKB’nin Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve Türkiye Sermaye Piyasası Aracı Kuruluşları Birliği (TSPAKB) ile yürüttüğü işbirliği protokolü çerçevesinde başlattığı halka arz seferberliği çalışmaları kapsamında, İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) da desteğini alarak gerçekleştireceği “Halka Arz Seferberliği- İstanbul Zirvesi” 6-7 Mayıs 2010 tarihlerinde yapılacak.

İstanbul-Sütlüce’deki Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek “Halka Arz Seferberliği- İstanbul Zirvesi”nde 2 bine yakın şirket yöneticisi, halkla arz sürecinde hizmet sunan aracı kurumlar, bağımsız denetim şirketleri, hukuk firmaları, Türkiye’de yatırım fırsatlarını değerlendirmeyi amaçlayan yurtiçi ve yurtdışı özel sermaye fonları, kurumsal yatırımcılar, sektörel dernekler ve halka arzlarda yer alan uzmanlar ile biraraya gelecek.

İMKB Başkanı Hüseyin ERKAN, Halka Arz Seferberliği’yle ilgili olarak, “Şirketlerin İMKB’de işlem görmeleri, büyümeleri için ihtiyaç duydukları kaynaklara ulaşmaları ve sürdürülebilirliklerini sağlamaları bakımından önem taşıyor. Türkiye’de pek çok şirket İMKB’de işlem göremediği için bu imkanlardan yeterince yararlanamıyor. Ülkemizin güzide şirketleri sermaye piyasamızın sunduğu geniş imkanlara yeterince erişebilse ülkemizden de birçok küresel şirket çıkacaktır. SPK, TOBB, TSPAKB ile 2008 yılında imzaladığımız işbirliği protokolüyle başlattığımız halka arz seferberliğini İstanbul’da bir zirveye dönüştürerek halka arzın önemini tüm detaylarıyla şirket yöneticilerine anlatmak istiyoruz. Türkiye’de, sermaye piyasası alanında bu çapta bir etkinlik ilk kez düzenleniyor. Hatta dünyada pek fazla örneği bulunmuyor. Amacımız, şirketlerimizi büyütmek, sermaye piyasamızı büyütmek, ülkemizi büyütmek” dedi.

İki gün sürecek Zirve kapsamında düzenlenecek panellerde, ”halka açılmada maliyetler ve faydalar”, “KOBİ’ler için İMKB’de yeni fırsatlar”, “aile şirketlerinde halka açılma yoluya kurumsallaşma ve büyüme”, “halka arzda yol haritası” gibi konular sektörün uzmanları tarafından zirveye katılan yöneticilere aktarılacak. Ayrıca uluslararası kurumsal yatırımcıların Türk sermaye piyasasına bakışı da yabancı bir fon yöneticisi tarafından ele alınacak. Panellerin yanı sıra düzenlenecek çalıştaylarla da şirket yöneticileri, bağımsız denetim şirketleri, sektörel dernekler ve halkla arz faaliyetlerini yürüten aracı kurumlarla biraraya gelecek, ikili görüşmelerde bulunabilecekler.

Halka açılma potansiyeli taşıyan şirketlerin yöneticileri ve genel müdürlerinin yanı sıra kurumsal yatırımcıların ve diğer ilgili kurumların üst düzey yetkililerinin davet edildiği “Halka Arz Seferberliği-İstanbul Zirvesi”ne katılım için www.halkaarzseferberligi.com adresinden online kayıt yaptırmak yeterli olacak...

mporter
12-04-2010, 01:40
ABD finans devleri borçlarını maskeledi
ABD Merkez Bankası’nın (FED) New York biriminin verilerine göre, ABD’li büyük bankalar son beş çeyrekte açıkladıkları dönem sonu raporlarında borç seviyelerini geçici olarak düşük gösterdi.

Aralarında Goldman Sachs, Morgan Stanley, JPMorgan Chase, Bank of America ve Citigroup gibi dev isimlerin de bulunduğu 18 banka, menkul kıymet işlemlerine fon sağlamak için, normalde daha yüksek olan borç seviyelerini bilançolarında yüzde 42 olarak gösterdi, bir sonraki çeyreğin ortasında yeniden normal değerlere çekti.

Lehman Brothers’ın iflasından bu yana bankalar, kredi notlarının düşürülmesinden ve yatırımcıların ilgisini kaybetmekten korktukları için açıkladıkları borç seviyeleriyle ilgili oldukça hassas bir hale geldi. Borç seviyesini normalden aşağıda göstermek aslında yasal bir işlem.

Şu anda İngiliz yatırım bankası Collins Stewart’ın ABD’deki biriminin başında olan, eski Goldman analisti William Tanomna, “Her çeyreğin sonunda, üstlendiğiniz risk oranını düşük göstermek için o üç aylık süreçle ilgili daha iyi bir görünüm çizmek istiyorsunuz” dedi

davraz
12-04-2010, 10:59
Pazar günü AB üyeleri 30 milyar avroluk bir kredi paketi üzerinde anlaşmaya vardıklarını duyurdular. Bu pakete IMF de ilave 15 milyar avroluk bir kredi ile katkıda bulanacak. Neticede, 25 Mart'ta ilan edilen AB-IMF ortak yapımı "güvenlik ağı" 3 yıl vadeli 45 milyar avroluk (61 milyar dolar) kredi paketi ile desteklenmiş oldu.Yapılan açıklamaya göre, kredinin faizi ise Cuma günkü spekülasyonların aksine sübvanse edilmeyecek ve AB tarafından gelecek kredinin faizi %5 civarında olacak. Sözkonusu oran, IMF'nin sağlayacağı kredi faizinin çok üzerinde, ancak Yunan tahvillerinin son olarak işlem gördüğü %7.4'ün de bir hayli altında.

Yunanistan henüz bu krediyi kullanma niyeti göstermedi. Hatta Maliye bakanının açıklamasına bakılırsa, Yunanistan 45 milyar avroluk kredi paketinin varlığı ile önümüzdeki günler/haftalarda çok daha uygun oranlardan borçlanma gerçekleştirmeyi umuyor. İlk sınav bu hafta başındaki 6 ay ve 1 yıl vadeli tahvil ihracı (toplam 1.2 milyar avro) olacak. Bunu gelecek haftalarda global piyasalarda yapılacak dolar cinsi tahvil ihraçları takip edecek.

Kredi paketinin koşullarında herhangi bir değişiklik yok. Kredi paketi Yunanistan'ın para piyasalarına erişimi kalmadığında yani temerrüde düşmesi durumunda devreye girecek ve Yunanistan'ın ayrı ayrı AB ile IMF'ye başvurması gerekecek. Yani Yunanistan'ın krediyi kullanabilmesi için bir yandan iflasını ilan etmesi gerekecek, bir diğer yandan da çok ağır ek mali tedbirleri peşinen kabul etmek durumunda kalacak. Öte yandan, IMF'nin kurtarma mekanizmasına dahil olması için gereken kurumsal alt yapıya ilişkin herhangi bir adım atılmadı. Kurumsal altyapıya ilişkin sorunlar bir kenara IMF'nin devreye girmesi AB'nin siyasi başarısızlığı olarak algılanacak ve euronun arkasındaki siyasi güç açıkça masaya yatırılacak. Tüm bu olumsuzluklardan dolayı Yunanistan arkasına 45 milyar avroluk "güvenlik ağını" alarak uluslararası kreditörlerin karşısına çıkmayı ve uygun koşullarda ihtiyaç duyduğu finansmanı temin etmeyi planlıyor.

Kredi paketinin faizinin sübvanse edilmemesi bir takım önemli mesajlar içeriyor. Bir defa önceki raporlarımızda yer alan argümanlarımız doğrulanmış oldu. Şöyle ki; bugüne kadar sübvansiyonlu (piyasa oranının altında) faizle mali destek sağlamanın Alman anayasasına aykırı olduğunu ve Merkel'in anayasa mahkemesiyle karşı karşıya gelmek istemeyeceğini defalarca yazdık. Neticede, bugüne kadar speküle edilen tüm ara formüller bir kenara atıldı ve Almanya'nın istediği oldu. Temerrüt durumunun kıyısında olan Yunanistan'a faiz sübvansiyonu olmayacak, ancak kredi imkanının faiz oranı %6-7 gibi orta vadede Yunan ekonomisinin taşıyamayacağı seviyenin altında kalacak.

Sonuç olarak;
a) piyasalar "güvenlik ağını" beklendiği gibi test ederek arkasındaki mali paketin ulaşabileceği büyüklüğü ve siyasi desteğin boytunu öğrendiler,
b) Yunanistan'ın yükümlülüklerinin bir şekilde karşılanacağı taahhüdünü aldılar (45 milyar avroluk 3 yıl vadeli kredi Nisan yükümlülüklerini yerine getiren Yunansitan'ın Mayıs-Aralık dönemindeki tüm finansman ihtiyacını karşılıyor),
c) bu durum piyasaları kısa vadede rahatlatacak ve Yunanistan'ın tahvil ihraçlarında tansiyonu düşürecek (nitekim EUR/USD paritesi bu sabah itibarıyla 13650'lere yükseldi),
d) Yunanistan borç krizinin likidite krizine dönüşme riski kısa vadede gündemden kalktı,
e) ancak kredi paketinin şekillenmesi Yunanistan'ın faiz sübvansiyonu olmayan krediyi kullanacağı anlamına gelmiyor (Yunanistan öncelikle uluslararası para piyasalarını kullanmaya devam edecek),
f) Yunanistan'ın kredi erişiminin kalmaması paketin devreye girmesi için önkoşul teşkil etmeye devam etmektedir (ki şu aşamada ağır mali sonuçları olan kredi paketini kullanmaya Yunanistan sıcak bakmıyor),
g) dolayısıyla kredi paketi en kötü bir durum senaryosunda "emniyet subabı" olarak işlev görecek;
h) öte yandan güvenlik ağının "kurumsal alt yapısına ilişkin" soru işaretleri giderilemezken, borç krizine aday diğer AB üyesi ülkeler için henüz herhangi bir adım atılmadı (güvenlik ağı ve kredi imkanı sadece Yunanistan'la sınırlı).

Sertan Kargın
Baş Ekonomist

mporter
16-04-2010, 15:42
Coşkun, Gülizar'a yazık etti!
CNN Türk'teki "5 N 1 K" programını sunan Cüneyt Özdemir, dün ilginç bir konu ve konuğu ağırladı. İzmir'de saf kan yarış atları bir aygırın tecavüzüne uğrayan Mustafa Akın, soruları cevaplarken, Özdemir sık sık 'gülmekten' kendisini alamadı.

Son güncelleme: 23:21 TSİ 15 Nisan 2010 Perşembe
Trajikomik bir olayla karşı karşıya kaldığını anlatan Akın, bitişikteki bahçeden çiftlikten çitleri kırarak giren ve 'seri' tecavüzleri gerçekleştiren aygırın ellerinde olduğunu belirterek, "Suçluyu yakaladık. Ancak ne yapacağımızı bilemiyoruz" dedi.

Özdemir, İzmir'deki çiftlikte gerçekleşen ilginç tecavüz olayını ele aldı.

İnciraltı Atlı Spor Tesisleri'nden katılan Akın, soruları cevaplarken, Özdemir gülme krizine tutuldu. Özdemir, 'gülmekten soru soramıyorum.' dedi.

"Korkunç bir olayla" karşı karşıya olduklarını belirten Akın, aygırın ellerinde olduğunu ancak sahibini bulamadıklarını söyledi. Akın, "Burada üç saf kan yarış atı ve üç binek atımız var. Buna tecavüz demeyelim. Trajikomik bir olay. Bahar ayı geldi. Çiftleşme dönemi. Sanırım erkek aygır, sabaha karşı çitleri kırarak, yan bahçeden çiftliğimize girdi. Burada "Happy Girl" isimli safkan Dinyeper'in yavrusu yarış atımıza tecavüz etti. Bahar ayı olduğu için bu atlarda istekli. Rızayla çiftleşme desek daha iyi olur. Beşiyle de çiftleşmiş. Sabah ve gece çiftleşme olmuş." diye konuştu.

150 Milyara yakın maddi kayıba uğrayabileceklerini belirten Akın, "İngiliz taylarının yavruları olursa bu bizim 4 yılımızı alacak. Normalde bunların çiftleşeceği erkeklerin soyu ve sopu belli olmalı ki, doğan yavru safkan yarış atı olsun. İki ingiliz kısrağı için 4 yıllık zarar söz konusu." dedi.

Yasal işlemleri başlattıklarını belirten Akın, kime dava açacaklarını bilemediklerini söyledi.

"Suçlu elimizde"
Akın, "Suç var, suçlu aygırı yakaladık, bağladık. Ancak kimi suçlayacağız? Polise, 'atlarımızın ırzına geçildi' diyoruz. Onlar da 'ne yapalım' diyor. diye konuştu.

Özdemir, 'aygırı ne yapacaksınız?' diye sorunca Akın, "İstiyorsanız, size hediye edelim. Siz bakın" demesi gülüşmeye sebep oldu.

İki gündür bir yandan gülüp diğer yandan ağladıklarını belirten Akın, "Kısraklarım ziyan oldu. Küçük kısraklar kesin gebe kalmıştır da, ingiliz taylarının hamile kalmasını temenni etmiyorum. Çünkü annesi ve babasının ırkı belli olmayan tayları koşulara sokamıyorsunuz. " şeklinde konuştu.

Aygıra, "Coşkun" adını koyduklarını da anlatan Akın, çiftlikteki bir eşeklerinin de "mağdure" olduğunu belirterek, "Gülizar adlı eşeğimiz de mağdure. Depresyona girmiş. Saklanıyor, bizden kaçıyor" dedi.

Arkadaşlarının arayarak, 'geçmiş olsun ne oldu kızlarına?' diye sorduklarını anlatan Akın, çiftlik dışında tuttukları aygırın gece bir seyisin ayağını çatlattığını, diğerinin de parmağını kırdığını anlattı.

Akın, hayvanların gebe kalması halinde kürtajı düşünebileceklerini de kaydetti. Akın, "Atlar eğer doğurursa, kırma atlar için herhangi bir nüfus cüzdanı çıkaramıyoruz. Dışarıdan bir melez atı koşulara koyamazsınız. Yavru doğarsa binek için kullanırız" dedi.

Akın, Hapy Girl'ün ismini koşularda kötü reklam olmaması için "Maya" olarak değiştirdiklerini de sözlerine ekledi.

(Milliyet)binn atlıııbinn atlıııbinn atlııı

mporter
22-04-2010, 00:26
21.04.2010
IMF`den çarpıcı Türkiye raporu

Uluslarası Para Fonu'nun (IMF) “Dünya Ekonomik Görünümü”raporuna göre, Türkiye ekonomisi, bu yıl yüzde 5,2, 2011'de de yüzde 3,4 büyüyecek.

Raporun yayımlanan birinci ve ikinci bölümlerinde, 2010 ve 2011 yılında küresel büyüme oranının yüzde 4,25'e ulaşacağı tahmin edildi.

Raporda, küresel iyileşmenin beklenenden daha iyi olduğu ifade edilirken, güçlü bir başlangıç yapan ekonomilerin öncü olma rolünü sürdüreceği kaydedildi.

Rapora göre, gelişmiş ekonomilerin 2010 yılında yüzde 2,25, 2011 yılında ise yüzde 2,5 oranında büyümesi bekleniyor. Yükselen ve gelişmekte olan ülkelerdeki büyümenin ise 2010 ve 2011 yıllarında yüzde 6,25'in üzerinde olması öngörüldü. Ancak, gelişmiş ekonomilerdeki iyileşmenin önceki daralmalardaki iyileşmelere göre yavaş olacağı ifade edildi.

“MALİ STRATEJİLERE ACİL İHTİYAÇ VAR”

Orta vadede mali takviye stratejilerine acil ihtiyaç olduğu belirtilen raporda, aktivelerdeki ani düşüş ve teşvik önlemlerinin, gelişmiş ekonomilerdeki mali açıkları gayri safi yurt içi hasılanın (GSYH) yaklaşık yüzde 9'una yükselttiği, 2014 yılında bu ülkelerdeki borcun reel GSYH'ya oranının yüzde 100'ünü aşacağı öngörüldü. Bu durum, kriz öncesi döneme göre yüzde 35 artışa tekabül ediyor.

Raporda, gelişmiş ekonomilerde işsizliğin 2011 yılına kadar yüzde 9 sevilerinde seyredeceği, daha sonra yavaş yavaş düşeceği belirtildi.

TÜRKİYE EKONOMİSİ BÜYÜYECEK

Rapora göre, Türkiye'nin 2009 yılında yüzde 4,7 oranında daralan GSYH'sinin, bu yıl yüzde 5,2 büyümesi bekleniyor. Büyümenin 2011 yılında da yüzde 3,4 oranında gerçekleşmesi öngörüldü. IMF'nin raporunda yer alan Avrupa ülkeleri arasında Türkiye, 2010 yılı büyüme öngörüsüyle, en fazla büyüme olması beklenen ülke konumunda.

Raporda, Türkiye'de tüketici fiyatlarının yıllık ortalama bazında 2009'da yüzde 6,3 arttığı, bu artışın 2010 yılında yüzde 9,7, 2011 yılında ise yüzde 5,7 olacağı öngörüldü.

Bunun yanında, rapora göre, Türkiye'nin 2009 yılında cari işlemler dengesinin GSYH'ye oranı yüzde -2,3 iken, bu oranın 2010'da yüzde -4,0, 2011 yılında da yüzde -4,4 olması bekleniyor.

Raporda, büyüme beklentilerinin çok geniş değişkenlik gösterdiği belirtildi. Raporda, küresel krizi nispeten atlatan ekonomiler arasında Polonya, ilk dış şokları atlatan ülkeler arasında Türkiye örneği verilerek, bu tür ülkelerin küresel ticaretin normalizasyonu ve ana para akışlarının geri dönüşünün yardımıyla daha güçlü şekilde toparlanabileceği tahmininde bulunuldu...

mporter
22-04-2010, 00:28
21.04.2010
Roubini Türkiye`nin falına baktı

Küresel krizi önceden tahmin etmesi nedeniyle “kriz kahini” olarak anılan ABD'li ekonomist Nouriel Roubini, dünyada ekonomik büyüme, canlanmanın başladığını, ancak yavaş seyredeceğini, Türkiye'nin da aralarında bulunduğu yeni gelişen piyasalarda iyileşmenin daha hızlı olacağını söyledi.

Roubini, Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) tarafından Holiday Inn'de düzenlenen “Otomotiv Endüstrisi Vizyon Toplantıları”nın ilkinde verdiği konferansta, Türkiye ekonomisinin güçlü ve parlak olduğunu, gelecekte dünyayla daha da bütünleşeceğini belirtti.

Son 2-3 yılın dünya için çok zor geçtiğini, ABD'de patlak veren krizin önce Avrupa, sonra da tüm dünyada etkisini şiddetli şekilde gösterdiğini anlatan Roubini, nihayet ABD, AB ve yeni gelişen piyasalardan iyi haberlerin gelmeye başladığını, ancak bunun ne kadar sağlam ve sürdürülebilir olduğunun önemli olduğunu vurguladı.

Konuşmasının bazı bölümlerinde ekonomik tahminlerine de yer veren Roubini, “Ekonomik büyüme, canlanma başladı. Ancak yavaş seyredecek. Yeni gelişen piyasalarda iyileşme daha hızlı olacak. Türkiye de bu ülkelerden biri. Özellikle gelişmiş ülkelerde canlanma yavaş olacak. 'U' şeklinde gerçekleşecek” dedi.

Roubini, bundan sonraki süreçte krizden çıkış stratejilerinin önem kazandığını, özellikle parasal ve mali teşviklerin ön plana çıktığını belirterek, politika yapıcıların kriz döneminde verdikleri teşvikleri ne zaman durduracaklarının stratejik kararlar olduğunu, teşviklere devam edilmesinin da bütçe açıkları doğurabileceğini belirtti.

Yeni gelişen piyasaların dinamiklerinin daha güçlü olduğunu dile getiren Roubini, dünya ekonomisinin ağırlığının gelişmiş batı ülkelerinden yeni gelişen ülkelere doğru kaydığını, ABD ve AB'den Asya'ya ve Bric ülkeleri olarak bilinen Çin, Hindistan, Rusya ve Brezilya'ya yöneldiğini kaydetti.

Roubini, bu eğilimin devam edeceğini vurgulayarak, ABD'de yılın ilk yarısında büyümenin yüzde 3 olacağını, yılın ikinci yarısında yüzde 2'ye gerileyeceğini, AB'de de büyüme tahmininin yüzde 2'yi geçmediğini belirterek, Türkiye'de büyüme oranının yüzde 4-6 olarak gerçekleşeceğini beklediğini, Çin'de ise bu oranın yüzde 9'lara tırmanacağını bildirdi.

mporter
22-04-2010, 00:34
Latek hisseleri 10 dakikada tükendi
İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nın (İMKB) başlattığı halka arz seferberliği sadece şirketlerin değil, yatırımcıların da yüzünü güldüreceğe benziyor.

Küresel krizin yaralarının sarılmaya başladığı dönemde şirketler ucuz finansmana kavuşurken, yatırımcı da yeni şirketlerle tanışma fırsatı buluyor. Koza Altın ve Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB) GYO'nun ardından yılın üçüncü halka arzı olacak Latek Lojistik'in yüzde 26,4 hissesi, halka açıldığı gün ilk 10 dakika içinde tükendi.

Halka arzın ilk gününde hisselere 34 milyon 200 bin TL'lik talep geldi. Halka arz edilen toplam 8 milyon lira nominal değerli hisse senetleri, 3.60 TL'den arz edilirken tavan fiyat 3.96 TL'ye yükseldi. Halka arz edilen 8 milyon adet hissenin 3.96 TL fiyatla satılmasıyla, 31 milyon 680 bin TL halka arz geliri elde edilmiş oldu.

Halka arz gelirin yarısı hisselerini satan ortaklara yarısı ise sermaye artışı sebebiyle Latek Lojistik'e ait olacak. Latek Lojistik, halka arzdan elde edeceği 15 milyon 840 bin TL gelir ile büyümesini finanse etmeyi ve başta Ambarlı Projesi olmak üzere planladığı projeleri gerçekleştirmeyi amaçlıyor.

485 milyon TL'lik arz yolda

Öte yandan İMKB'ye adım atmak için gün sayan Akfen Holding'in halka arzında fiyat belirlendi. Akfen Holding'in yüzde 29,2 oranındaki payının halka arzında hisseler 12.5-17.5 TL fiyat aralığından satışa sunulacak. Bu fiyat aralığı ile halka arz öncesi şirket değeri 1.31 - 1.83 milyar TL aralığında oluşuşor.

Halka arz büyüklüğü ise 485.5 milyon TL ile 679.7 milyon TL arasında gerçekleşecek. Halka arzın 28 milyon 486 bin 110 TL toplam nominal değerli yüzde 73 oranındaki bölümü, mevcut tüm ortakların rüçhan hakları kısıtlanarak bedelli sermaye artırımı yöntemiyle yapılacak.

Böylece Akfen Holding'e doğrudan 356.1 milyon TL ile 498.5 milyon TL arasında bir kaynak girişi sağlanacak. Ek satışın yapılması halinde, arz edilen hisselerin toplam nominal değeri 44 milyon 668 bin TL'ye, halka açıklık oranı ise yüzde 33,6'ya, halka arz büyüklüğü ise 558.4-781.7 milyon TL'ye ulaşacak

mporter
22-04-2010, 00:37
Yılmaz’dan 7.1 milyar lira yanıtı

Merkez Bankası Genel Kurulu’nda bazı hissedarlar Varlık Barışı kapsamında geldiği açıklanan 7.1 milyar liranın ‘altın olarak geldiğini, bunun da banka tarafından bilip bilinmediğini’ sorması üzerine Başkan Durmuş Yılmaz, “Bir gram bile rehinli altınımız yok” dedi.

Varlık Baraşı kapsamında kimliği meşhul bir kişi tarafından getirildiği açıklanan 7.1 milyar lira Merkez Bankası Genel Kurulu’nda da gündeme geldi. Bu 7.1 milyar liranın altın olarak geldiğini öne süren bazı hissedarların bunun Merkez Bankası’nın bilgisi dahilinde olup olmadığını sormaları üzerine Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, “Bilançomuz son derece şeffaf, bir gram bile rehinli altınımız yok” yanıtını verdi.

Bizim mülkiyetimizde

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) 78’inci Hesap Dönemi Olağan Genel Kurul Toplantısı’nda konuşan banka hissedarlarının konuyu gündeme getiresi üzerine Durmuş Yılmaz, şu yanıtı verdi: “Bizim bilançomuz ortada, bizim bilançomuz son derece şeffaf. Bir gram altın yerinden oynasa Merkez Bankası bilançosunu okuyan görür. Dolayısıyla Merkez Bankası bilançosuna baktığımızda bizim bilançomuz neyse o. Özel olarak bize 7.1 milyar lira ile ilgili bilançomuza yansımış bir durum söz konusu değil."

Yurtdışında tutuyoruz

Yılmaz, yurtdışındaki altınlarla ilgili olarak da “Altınların bir miktarının yurtdışında olduğu doğrudur” derken, şu bilgileri verdi: “Altınlarımızın bir kısmı yurtdışı muhabirlerimizdedir. Muhafaza kapasitemiz yok mu, fazlasıyla var. Ancak Ankara’da, Türkiye’de tuttuğumuz altınlar atıl olarak bekliyor, bunun üzerinden bir ekonomik kaynaktır, para kazanmamız gerekiyor. Yurtdışında tuttuğumuz altınlar üzerinden depo işlemleri yapıyoruz ve bunun üzerinden Türkiye’ye kazanç elde ediyoruz. Para kazanıyoruz. Dolayısıyla rehin edilmiş herhangi bir gram bile altımız yoktur. Altınlar tamamen Türkiye’nin malıdır, Türkiye devletinin malıdır ve Merkez Bankasının mülkiyetindedir.”

Altınları borç veriyoruz

Özellikle yılın son aylarında Avrupa’da yılbaşı yaklaşırken mücevhere olan talebin arttığını ve mücevher imalatçılarının külçe altına ihtiyaç duyduklarını anlatan Yılmaz, “Biz depomuzdan bu altınları borç veriyoruz ve bize altın artı altın faizi olarak geri geliyor. Yani bunun üzerinden ülkemiz para kazanıyor. O nedenle yurt dışında tutuluyor” dedi.

Merkez’in kârı 2.7 milyar TL

Merkez Bankası, 2009 yılında 2 milyar 738 milyon lira kâr etti. Bankanın 2008 yılı kârı 1 milyar 990 milyon 767,9 bin lira düzeyinde bulunuyordu. Böylece Merkez Bankası kârında 747.5 milyon liralık bir artış kaydedildi.

Yeni not artırımları gelebilir

Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, yapısal reformlarla güçlendirilmiş mali disiplinin sağlanması ve sürdürülmesi durumunda yeni kredi notu artırımlarının gündeme gelebileceğini söyledi. Merkez Bankası 78’inci Hesap Dönemi olağan Genel Kurul’unda konuşan Yılmaz, son dönemde açıklanan verilerin iktisadi faaliyetteki toparlanma sürecinin devam ettiğini gösterdiğini söyledi. Yılmaz, 2009 yılının sonunda Türkiye’ye dair orta ve uzun vadeli tahminlerin olumlu yönde değiştirildiğini, birçok yatırımcı kuruluşun portföylerinde Türkiye’nin ağırlığını arttırdığını, kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye’nin kredi notunu yükselttiğini kaydetti.

mporter
22-04-2010, 00:41
21.04.2010
Jim Rogers`tan zehir zemberek laflar!

Milyarder yatırımcı Jim Rogers yeni bir kriz uyarısında bulundu. Rogers'a göre önümüzdeki zamanda yeni bir kriz geliyor ve bu kriz bir önceki krizle kıyaslanamayacak derecede kötü olacak.

Rogers, TV Money'e yaptığı açıklamada yeni krizin ana nedeninin geniş çaplı kurtarma paketleri olacağını belirtti. ABD'nin önümüzdeki her 4 ve en fazla 6 yıllık süreçlerde yeni bir mali krize gireceğini de ifade eden yatırımcı, Washington yönetiminin borç yükünün altından kalkamayacağını vurguladı.

ABD Merkez Bankası Başkanı Bernanke'nin problemin ana kaynağı olduğunu da söyleyen Rogers, Bernanke'nin bundan böyle daha fazla para basamayacağını söyledi ve dünyanın ayakta kalabilmiş son ağaçlarınıda kaybedeceğini belirtti.

Rogers ilginç bir de tavsiyede bulundu. FED'in ortadan kaldırılması gerektiğini söyleyen Jim Rogers ABD tarihinde bugüne kadar üç tane Merkez Bankası'nın var olduğunu; fakat bunlardan ikisinin yok olduğunu, halihazırdaki üçüncünün de yok olacağını tahmin ettiğini söyledi.

Böyle bir reddetme girişiminin Bernanke'ye ve bir önceki başkan Greenspan'a bir teşekkür niteliği taşıyacağını ifade eden Rogers, bu başkanların dev miktarda bir borcu devraldıklarını ve bu borcu ödemenin normal vatandaşın görevi olmadığını belirtti. Bernanke'nin yürütmeye çalıştığı düşük faiz uygulamasına da değinen yatırımcı, bu girişimin uzun vadede ABD ekonomisini ve doları mahvedeceğini vurguladı.

Jim Rogers, 'Dolar şimdilik yaralarını sarmış gibi görünüyor, ama uzun vadede büyük çatlaklar meydana gelecek!' diyerek sözlerine noktayı koydu. bigpara_e kolay

mporter
24-04-2010, 04:16
KURAL-1 Öncelikle ve kesinlikle haftalık grafiklere bakılacak yeterli miktarda alım yapıldıktan sonra günlük grafiklere konsantre olunacak.

KURAL-2 Bize üç tane gösterge yol gösterecek. çok fazla göstergeye bakıp kafaları karıştırmaya gerek yok.

KURAL-3 Sabırlı olunacak. "Kârın üzerinde otur" prensibi izlenecek.

KURAL-4 Sisteme kesinlikle uyulacak.

Şimdi gelelim göstergelere. aslında çok bilinen fakat değerleri anlaşılamayan ve uzun vadeli çıkışları hiç ıskalamayan göstergeler.

MACD - MOMENTUM – RSI

MACD : 0 REFERANSININ ÜSTÜNDE AL SİNYALİ VERMELİ

MOMENTUM : 100 REFERANSININ ÜSTÜNDE OLMALI

RSI : 50 REFERANSININ ÜSTÜNDE OLMALI.

Bu üç şart gerçekleşirse uzun vadeli trend başlamış demektir.

Buradaki tek sıkıntı büyük düşüşlerden sonra fiyatların uzun süre yatay gitme ihtimalidir. Bu sıkıntıdan kurtulmak için 100 ve 200 günlük HO'lara bakmanız yeterli olacaktır. (Hareketli Ortalama) HO'lardan yukarıya doğru uzaklaşan fiyatlar MACD, MOMENTUM, RSI ile birlikte uyum sağlıyorsa alım zamanı gelmiştir.

Unutmayın bu sistem sürekli al-sat sinyali veren bir sistem değildir. Yılda bir kere al, bir kere de sat sinyali verebilir, ama kazançlar muhteşem olur. Herkes panik içinde alım ya da satış peşindeyken siz kenardan izleme şansına sahip olursunuz.
selahattinx isimli Üye den alıntıdır (yatırım tavsıyesı degıldır )

KaaRGa
25-04-2010, 15:42
KURAL-1 Öncelikle ve kesinlikle haftalık grafiklere bakılacak yeterli miktarda alım yapıldıktan sonra günlük grafiklere konsantre olunacak.

KURAL-2 Bize üç tane gösterge yol gösterecek. çok fazla göstergeye bakıp kafaları karıştırmaya gerek yok.

KURAL-3 Sabırlı olunacak. "Kârın üzerinde otur" prensibi izlenecek.

KURAL-4 Sisteme kesinlikle uyulacak.

Şimdi gelelim göstergelere. aslında çok bilinen fakat değerleri anlaşılamayan ve uzun vadeli çıkışları hiç ıskalamayan göstergeler.

MACD - MOMENTUM – RSI

MACD : 0 REFERANSININ ÜSTÜNDE AL SİNYALİ VERMELİ

MOMENTUM : 100 REFERANSININ ÜSTÜNDE OLMALI

RSI : 50 REFERANSININ ÜSTÜNDE OLMALI.

Bu üç şart gerçekleşirse uzun vadeli trend başlamış demektir.

Buradaki tek sıkıntı büyük düşüşlerden sonra fiyatların uzun süre yatay gitme ihtimalidir. Bu sıkıntıdan kurtulmak için 100 ve 200 günlük HO'lara bakmanız yeterli olacaktır. (Hareketli Ortalama) HO'lardan yukarıya doğru uzaklaşan fiyatlar MACD, MOMENTUM, RSI ile birlikte uyum sağlıyorsa alım zamanı gelmiştir.

Unutmayın bu sistem sürekli al-sat sinyali veren bir sistem değildir. Yılda bir kere al, bir kere de sat sinyali verebilir, ama kazançlar muhteşem olur. Herkes panik içinde alım ya da satış peşindeyken siz kenardan izleme şansına sahip olursunuz.
selahattinx isimli Üye den alıntıdır (yatırım tavsıyesı degıldır )

İndikatörler alım için önemli.Ama kazanç saadece alarak olmaz.Satarken de dikkat edilmesi gereken kurallar var.

alp
27-04-2010, 10:02
0409] 27.04.2010 7:40:51 yunanıstan'dan sonra gozler portekız'de
yunanıstan'a ılıskın endıselerın bır turlu asılamaması, gozlerı portekız'e
cevırdı. Portekız dısıslerı bakanı luıs amado, yunanıstan'ın kaderını
paylasmamak ıcın ellerınden gelen herseyı yaptıklarını soyledı. Fınans
pıyasalarında artan tansıyonun endıse verıcı oldugunu belırten amado,
durumlarının yunanıstan kadar krıtık olmadıgının altını cızdı.

alp
27-04-2010, 10:03
0422] 27.04.2010 7:49:46 ımkb'de bugun seans, ‘latek lojıstık tıcaret’ ıle acılıyor
ıstanbul menkul kıymetler borsası’nda (ımkb) bugun seans, ‘latek lojıstık
tıcaret’ ıle acılıyor.
Latek lojıstık tıcaret ıcın borsa’da ıslem gormeye baslayacagı ılk gun olması
nedenıyle, sabah seansının oncesınde, ımkb ıslem salonu’nda bır toren
duzenlenecek. ımkb 1. Baskan yardımcısı ıbrahım kurban, latek lojıstık
yonetım kurulu baskanı levent erdogan, yonetım kurulu baskan yardımcısı
suphı bulent erdogan ve spk baskanı prof. Dr. Vedat akgıray’ın yapacakları
toren konusmalarının ardından seans, saat 09.30’da yetkılılerın borsa canına
vurmasıyla baslayacak. Latek lojıstık ‘latek’ koduyla ıslem gorecek.

alp
27-04-2010, 10:04
0420] 27.04.2010 7:48:14 ımkb'de ıslem goren sırketlerın genel kurul tarıhlerı (tablo)


olagan genel kurullar:

Sırket tarıh saat
------------------- ---------- -----
ak-al tekstıl 27.04.2010 10.00
garantı yatırım ortaklıgı 27.04.2010 10.30
ersu meyve 27.04.2010 14:00
vakko 27.04.2010 14:00
sıse cam 27.04.2010 15:00
ıs gırısım syo 28.04.2010 10:00
dogus otomotıv 28.04.2010 11:00
garantı factorıng 28.04.2010 11:00
logo yazılım 28.04.2010 11:30
anel telekomunıkasyon 28.04.2010 14:00
batıcım 28.04.2010 14:00
coca-cola ıcecek 28.04.2010 14:00
sanko pazarlama 28.04.2010 15:00
reysas 29.04.2010 10:00
seker pılıc 29.04.2010 10:00
altınyunus cesme 29.04.2010 10:30
ayen enerjı 29.04.2010 14:00
anadolu efes 29.04.2010 14:00
ayen enerjı 29.04.2010 14:00
bosch fren 29.04.2010 14:00
oyak yatırım ortaklıgı 29.04.2010 14:00
nurol gyo 29.04.2010 15:00
turkcell 29.04.2010 15:00
klımasan 30.04.2010 10:00
parsan 30.04.2010 10.00
euro b tıpı mkyo 30.04.2010 11:00
tekfen holdıng 30.04.2010 11.00
ege profıl 30.04.2010 11:30
akmerkez gyo 30.04.2010 12:00
gsd holdıng 30.04.2010 12:00
kardemır 30.04.2010 15:00
afm 30.04.2010 15:00
bak ambalaj 30.04.2010 15:45

atlas mkyo 03.05.2010 10:00
dogan burda 03.05.2010 11:00
metro mkyo 03.05.2010 11:00
avrasya mkyo 03.05.2010 12:00
merkez b tıpı mkyo 03.05.2010 13.30
galatasaray sportıf 03.05.2010 14:00
sarkuysan 03.05.2010 14.30
eıs eczacıbası ılac 04.05.2010 10:00
nortel networks netas 05.05.2010 11:00
bsh ev aletlerı 05.05.2010 14:00
ulker bıskuvı 06.05.2010 14:00
akenerjı 06.05.2010 15:00
fortıs bank 06.05.2010 15:00
koza altın 07.05.2010 15:00
ukı 07.05.2010 11:00
ıttıfak holdıng 08.05.2010 14:00
bırlık mensucat 10.05.2010 10:30
dogan gazetecılık 10.05.2010 11:00
deva holdıng 10.05.2010 14:00
demısas dokum 10.05.2010 14:30
ızmır demır celık 11.05.2010 10:30
dogan yayın holdıng 11.05.2010 11:00
tek-art turızm zıgana 11.05.2010 11:00
sabancı holdıng 12.05.2010 14:00
emınıs ambalaj 12.05.2010 14:30
pınar et 12.05.2010 14:30
akın tekstıl 14.05.2010 11:00
karel 14.05.2010 11:00
ıhlas holdıng 14.05.2010 12:00
pınar sut 14.05.2010 14:30
park elektrık 17.05.2010 10:00
credıtwest faktorıng 18.05.2010 10:00
berdan tekstıl 18.05.2010 13:30
alarko holdıng 18.05.2010 15.00
mıgros 20.05.2010 11.00
goltas 20.05.2010 15.00
aksu enerjı 22.05.2010 10:00
vestel elektronık 26.05.2010 10:00
vestel beyaz esya 26.05.2010 11:00
ran lojıstık 27.05.2010 11:00
banvıt 28.05.2010 10:30
bırko 30.05.2010 10:00

acıbadem saglık 07.06.2010 15.00

alp
27-04-2010, 10:05
[0455] 27.04.2010 8:03:56 euro yatırım menkul degerler a.s . Borsa'da ıslem gormek uzere basvuruda bulundu - ımkb
ımkb web sıtesınde konuya ılıskın olarak yapılan acıklama asagıda yer alıyor:

Euro yatırım menkul degerler a.s . Borsa'da ıslem gormek uzere basvuruda bulundu

sırketın adı euro yatırım menkul degerler a.s. (http://www.euroyatırım.com.tr)

basvuru tarıhı 26.04.2010

sermayesı 20.000.000 tl

halka arz edılecek tutar 5.000.000 tl (ortak satısı

Asmacali
28-04-2010, 15:21
28/04/2010 11:05


GAYRIMENKUL PİYASALARININ CAZİBESİ ARTIYOR-JONES LANG LASELLE RAPORU


Jones Lang Laselle tarafından hazırlanan "Türkiye Gayrimenkul
Piyasası 2010 Yılı İlk Çeyrek? raporunda yatırımcı ve kiracıların
2010 senesine daha olumlu bir algılamayla başladığı ve yılın ilk iki
ayındaki yavaşlamaya rağmen, geçen senenin aynı dönemine göre Ocak
ayında %12, Şubat ayında ise %7?lik reel ciro artışları görüldüğü
kaydedildi.
2010 yılının ilk üç aylk döneminde Türkiye?deki perakende, ofis ve
lojistik piyasalarını değerlendiren ?Jones Lang LaSalle Türkiye
Gayrimenkul Piyasası 2010 Yılı İlk Çeyrek? raporuna göre

2010 yılında yatırımcı ve geliştirici algısı, olumlu yönde
değişti. Ancak yine de yatırım ve kiracı talebi kriz öncesine dönmedi.
Perakendeci talebi arttı. 2009 yılında yaygın olarak kullanılan
kira teşvikleri büyük ölçüde sona erdi.
Son iki yılda durma noktasına gelen yatırım piyasası, küresel
piyasa koşullarının iyileşmeye başlamasıyla birlikte, 2010 yılının ilk
çeyreğinde sınırlı da olsa işlem gerçekleştirdi. Düzelen piyasa
koşulları nedeniyle yerel mal sahiplerinin gayrimenkul fiyatlarını
yukarı yönlü revize etme niyet ve planları, Türkiye piyasasının
rekabet avantajını bir nebze daha düşürecek olmasına karşın, 2010
yılının geri kalanında, yatırım piyasasının birkaç işlem daha
gerçekleştireceği düşünülüyor. Yıl sonuna doğru perakende ve ofis
piyasalarındaki getiri oranları üzerinde, düşüş yönlü baskının devam
etmesi bekleniyor.
2010 yılının ilk çeyreğinde kiralanabilir alandaki artış,
piyasadaki pozitif algıyı desteklemektedir. 2009 yılının ilk
çeyreğindeki 33.000 m2?lik kiralanabilir artışa göre, 2010 yılının ilk
çeyreğinde 82.000 m2?lik kiralanabilir alan artışı gözlemlenmiştir
2010 yılının ilk çeyreğinde, İstanbul ve Ankara ofis piyasasına
sınırlı sayıda ofis arzı girmiştir. Proje açılışlarındaki ertelemelere
rağmen, her iki ofis piyasasında da gelecek arzın yüksek olduğu
görülüyor. 2010 ilk çeyreğinde, 2009 yılı ile karşılaştırıldığında,
birincil kira oranları sabit kaldı. Fakat, 2010 yılının geri kalan
kısmında kira oranlarında bir artış bekleniyor.
2010 yılında ekonomi ve ihracat hacminde güçlü bir büyüme
beklentisiyle, lojistik piyasasında kiracı talebinin hızlı bir şekilde
yükselmesi öngörülüyor.

PERAKENDE PİYASASI:

?Jones Lang LaSalle Türkiye Gayrimenkul Piyasası 2010 Yılı İlk
Çeyrek? raporuna göre 2010 yılının ilk çeyreğinde kiralanabilir
alandaki artış, piyasadaki pozitif algıyı desteklemektedir. 2009
yılının ilk çeyreğindeki 33.000 m2?lik kiralanabilir artışa göre, 2010
yılının ilk çeyreğinde 82.000 m2?lik kiralanabilir alan artışı
gözlemlenmiştir ( 22.000 m2 Isparta İyaş Park, 60.000 m2 Ankara
Kentpark).
İstanbul perakende piyasası, Mart 2010 itibari ile 2.28 milyon
m2?lik kiralanabilir alan arzı sunmaktadır. Anadolu?daki 3.5 milyon
m2?lik kiralanabilir alan arzı ile birlikte Türkiye?de toplam
perakende kiralanabilir alan 5.8 milyon m2?ye ulaşmıştır. Raporda
Jones Lang LaSalle Araştırma Bölümü rakamlarına göre proje
ertelemeleri nedeniyle, İstanbul?da 1.3 milyon m2?lik inşaatına devam
edilen proje bulunduğu ve toplam kiralanabilir alanın 2011 yılı
sonunda İstanbul?da 3.6 milyon m2?ye, Türkiye genelinde ise 8.1
milyon m2?ye ulaşması beklenmekte olduğu belirtilmiştir. Mart 2010
itibariyle Türkiye?deki alışveriş merkezi sayısı 238?e yükselmiştir.
Bu dönemde, toplam kiralanabilir alan bazında, bölgesel alışveriş
merkezlerinin payının %33?e yükselmiş ve mahalle merkezlerinin payının
ise %29?a düşmüştür. Outlet merkezler halen popülerliğini
korumaktadır.
Raporda kiracı talebinin yılın ilk çeyreğinde toparlanmaya
başladığı vurgulanmaktadır. Ana mağazalar için hipermarket, yapı
market ve elektronik markalarının Türk pazarına girişiyle piyasada
rekabet artmıştır. Piyasaya yeni giren markalar arasında Leroy Merlin
ve Baumaxx bulunmakta, Media Markt ve Best Buy gibi elektronik market
zincirleri ve departman mağazalar kriz öncesi döneme göre çok daha
temkinli bir genişleme stratejisi izlemektedir. Lüks perakende
markaları, kriz senesinde dahi yatırımlarına devam etmiş, benzer bir
yaklaşımla Türk perakendecileri de başta Orta Doğu, Kuzey Afrika ve
Balkan ülkeleri olmak üzere yurtdışına yönelmiştir. Özellikle Kuzey
Irak, Türk perakendecileri için tercih edilen bölgelerden biri olarak
ortaya çıkmıştır.
Raporda kira gelişimlerinde kriz öncesi seviyelerine geri dönmenin
zaman alacağı, 2010 yılı ilk çeyreği için birincil kiranın m2 başına
75 Euro/ ay seviyelerinde seyrederek böylece 2009 yılı sonuna göre
aynı düzeyde kalması tahmin edildiği belirtilmektedir. 100m2?lik
dükkanın tahmini birincil kirası aylık m2 başına Nişantaşı 150 Euro,
Bağdat Caddesi 120 Euro ve İstiklal Caddesi 140 Euro seviyelerindedir.
Cadde perakendeciliği için devam eden yoğun kiracı talebi, 2010
yılının ilerleyen dönemlerinde birincil kiralarda artma eğilimine
neden olacağı düşünülmektedir.

OFİS PİYASASI:

İstanbul Ofis Piyasası

2010 yılı ilk çeyreğinde 23.000 m2 A sınıfı ofis alanı, İstanbul
ofis piyasasına giriş yapmıştır. 2010 yılının ilk çeyreğinde
gerçekleşen açılışların sınırlı olması nedeniyle, İstanbul ofis
piyasasındaki A tipi ofis stoğu 2.2 milyon m2?de kalmış olup, bunların
%50?si Merkezi İş Alanı?nda (MİA) bulunmaktadır. Yaklaşık olarak
600.000 m2 A tip ofis alanını barındıran İstanbul?un Asya yakası,
İstanbul ofis piyasasının ikinci en büyük pazarı olarak göze
çarpmaktadır. 2010 yılı içerisinde yaklaşık 270.000 m2 A tipi ofis
alanının piyasaya giriş yapması beklenmektedir. Tamamlanacak
projelerin büyük bir kısmı Asya yakasında olup, Ümraniye 82.000 m2 A
tipi ofis alanı ile ofis arzının %30?nu oluşturmaktadır. Avrupa
yakasındaki MİA dışı bölgelerde ise yaklaşık 70.000 m2 A tipi ofis
alanının piyasaya giriş yapması beklenmektedir. 2010 yılının ilk üç
aylık döneminde ofis kiralamalarının yaklaşık %75?i MİA?da
gerçekleşmiştir. Bu dönemde gerçekleşen büyük işlem, Tekfen Tower?ın
yaklaşık 1.045 m2?sinin kiralanmasıdır. 2010 yılında birincil kira
oranlarının sabit kaldığı gözlense de kiracı talebindeki canlanmayla
birlikte 2010 yılı içinde birincil kira oranlarının yükselen bir trend
izlemesi beklenmektedir.

Ankara Ofis Piyasası

Yılın ilk çeyreği itibariyle Ankara?nın Merkezi İş Alanı?nda
bulunan Kentpark ve Başkent Plaza piyasaya yeni giren başlıca ofis
projeleri olarak göze çarpmaktadır. 2010 yılının ilk çeyreğinde
Ankara?daki toplam A sınıfı ofis alanı yaklaşık 335.000 m2?ye ulaşmış
ve İstanbul?dan sonra Türkiye?nin ikinci en büyük ofis piyasası
olmuştur. Ankara ofis piyasasının, büyük ölçüde apartman dairelerinden
dönüştürülen, düşük kalitedeki ofis alanlarından oluşmasına rağmen,
2010 yılı içerisinde yaklaşık 45.000 m2 A sınıfı ofis alanın piyasaya
girecek olması, Ankara ofis piyasasının gelişimi açısından olumlu bir
işaret olarak göze çarpmaktadır. 2010 yılında faaliyete geçecek ofis
arzının yaklaşık %50?si Balgat bölgesinde gerçekleşecektir. Ankara?da
2010 yılının ilk çeyreğinde birincil kira oranları m2 başına 15 USD/ay
olarak gerçekleşmiştir.

LOJİSTİK PİYASASI:

Lojistik piyasası, olumlu algılamaya rağmen, kiracı talebindeki
artış potansiyelinin henüz en düşük olduğu piyasadır. Ancak, piyasada
son aylarda Gebze 50.000 m2, Haramidere?de 7.000 m2?lik lojistik
tedarikçileri tarafından gerçekleştirilen işlemler bulunmaktadır.
Kiralama işlemleri, lojistik firmalarının Gebze?de geniş hacimli
yerleri tercih ettiklerini göstermekte ve bu durum Gebze?nin İstanbul
için en çok tercih edilen lojistik alt pazarı olarak ortaya çıkmasına
neden olmaktadır. Genel olarak, birincil lokasyonda ve birincil
varlıklara kiracı talebinin sabit kaldığı gözlenmiştir, ancak ikincil
lokasyonlarda ve daha az kaliteli olan varlıklara olan talepte bir
yavaşlama yaşanmaktadır. Pazarda, birincil varlıklara olan talebin
büyümesi ve ikincil varlıklara olan talebin ise baskı altında kalmaya
devam etmesi beklenmektedir.
Piyasadaki işlem eksikliği, kira ve getiri oranlarının
belirlenmesi zorlaşmaktadır. 2009 yılındaki yaklaşık %20 ? 25
oranındaki kira düşüşlerini takiben, 2010 yılının ilk çeyreğinde kira
seviyelerinin sabit olduğu gözlenmektedir. İlk üç aylık dönem için
İstanbul?da birincil kira rakamlarının 4 ? 4,5 Euro m2/ay
seviyelerinde olduğu düşünülmektedir. Ankara ve İzmir gibi ikincil
pazarlarda da, yaklaşık %30 oranında bir düşüş gerçekleşmiş ve
birincil kiranın yaklaşık 3 Euro m2 /ay düzeyinde gerçekleşmiştir.

Foreks Haber Merkezi ( haber@foreks.com )
http://www.foreks.com

mporter
03-05-2010, 23:56
Çin ekonomisi için felaket senaryosu

Ünlü yatırım danışmanı ve Gloom, Boom & Doom'un yayıncısı Dr. Marc Faber Çin ekonomisinin yavaşlayacağını ve muhtemelen gelecek 9-12 ayda çökeceğini iddia etti

Piyasa size bir şeyin doğru gitmediğini söylüyor. Çin ekonomisi hiç bir şeyi umursamadan yavaşlıyor” şeklinde konuşan Faber “Emtia ve hisse senedi fiyatlarındaki azalma, Çin ekonomisinde oluşan varlık balonunun patlamaya hazırlandığını gösteriyor. Göstergelere göre Çin ekonomisi önümüzdeki 9-12 ay içerisinde çökebilir dedi.

Hong Kong'da işlem gören Çinli firmaların hisse senetlerini izleyen endeks bugün 1,8'lik düşüş yaşarken, Şangay Bileşik Endeksi, bu yıl yüzde 12 düşüş yaşadı.

Şanghay Fuarı hayra alamet değil

Şanghay'da muhteşem gösterilerle açılan ihracat fuarı için Hiç hayra alamet değil diyen Faber, 1873 yılında Viyana'da gerçekleştirilen ihracat fuarını ve ardından yaşanan büyük çöküşü hatırlattı.

Geçtiğimiz günlerde Hedge Fund Yöneticisi Jim Chanos ve Harvardlı Profesör Kenneth Rogoff, Çin'de bir çöküş gerçekleşeceği öngörüsünde bulunmuştu

mporter
04-05-2010, 00:01
03.05.2010
Şirketler için `Batan batacak` uyarısı

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Vedat Akgiray, ''Sermeye piyasalarında birisi sahtekarlık yoluyla fiyatı maniple ediyorsa 'aman sessiz yapalım kimse duymasın' diye bir şey yok onu Taksim Meydanında bağıra bağıra yapmak lazım ki, yapılmasın'' dedi.

Vedat Akgiray, ''Küresel kriz sonrası sermaye piyasalarında yeni düzen'' başlıklı panelin açılışında yaptığı konuşmada, krizde niye uyunduğunun bir soru işareti olduğunu, onun cevabının henüz bulunmadığını söyledi.

İkaz sinyalleri olduğunu, ancak atlandığını ifade eden Akgiray, ''Borsada fiyat manipülasyonunda asıl sahtekarlık, fiyat çıkarken olur ancak bu fiyat düşerken fark edilir ve çok geçtir. Belki de ona benzeyen bir şey bu. Erken uyarılar bu anlamda fevkalade önemli bundan sonra'' dedi.

Akgiray, şunları kaydetti:

''Finans sektörü az daha çökecekti, ucundan döndü. Eğer bugünkü devletlerin verdiği direkt veya endirekt destekler olmasaydı sistem herhalde çökecekti. Bugün 'çok karlıyız' diyen büyük finans şirketlerine bakın, devletin garantisi olmadan şu anda olamazdı bir çoğu. Garanti sonsuza kadar gitmeyecek, rekabete aykırı bir şey. Diğerleri ne yapsın? Bir problem. Ama olmasaydı sistem herhalde çökerdi. Fakat biz bir şey öğrendik, dünya çapında regülasyon sistemindeki ciddi zaaflar ve açıklar ortaya çıktı, çünkü atlandı. Para peşinde koşan tüccar çok şeyi görmeyebilir ama bizim bunu görmeme gibi lüksümüz yok. Bu herhalde yoktu, 2-3 yıl sonra fark edildi.''

Yüksek kar sürekli, bir istikrar içinde gidiyorsa o işte bir yanlışlık olduğunu belirten Akgiray, finansal ortalama getirinin uzun yıllar içinde ekonominin verimlilik oranını aşamayacağını, olmayan parayla kimsenin zengin olamayacağını söyledi.

Krizde regülasyonun bol bol olduğunu, çok yeri de regüle ettiğini, ancak demode olduğu için bunun büyük oranda işe yaramadığını anlatan Akgiray, ''Bir yerde sıkıntı veren düzenlemeler varsa, bir yerde de yoksa para oradan oraya akar. Düzenlenen piyasalarla düzenlenemeyen piyasalar arasındaki fark açıldı'' şeklinde konuştu.

''PİYASA OYUNCULARI BİZLERİ GEÇTİ, BAŞ EDEMEDİK''

Dünyada olduğu gibi Türkiye'de de hep bu hatanın yapıldığını, bir kriz çıktığında probleme dönük hep pansuman çözümlerin üretildiğini dile getiren Akgiray, şunları kaydetti:

''Problem çıkıyor, bir daha olmasın diye bir otorite kuruluyor veya düzenleme yapılıyor. Ama bunu yaparken işin esasını belki de atlıyoruz. Bu kriz bunun çok yanlış ve maliyetli olduğunu herkese ispatladı. İşin özünü atlamışız. Düzenleme, denetleme fonksiyonunun büyük oranda sınıfta kaldığı aşikar. Piyasa oyuncuları bizleri geçti, baş edemedik açıkçası. Ciddi oranda reformdan geçmiş bir finansal regülasyon sistemi göreceğimiz kesin bundan sonra. Bankacılık, sigorta, sermaye piyasaları arasındaki ayrımın daha net daha şeffaf olduğu, kimin kimden sorumlu olduğunun daha net olduğu ve benzer bir sürü detayları olan düzeltilmiş, günün regülasyon koşullarına uyan yeni bir regülasyon sistemini dünyanın göreceği aşikar.''

''KÖTÜ YÖNETENLERİN BATMASI GEREK''

Bilginin bilinmesini sağlamanın önemine işaret eden Akgiray, bir yatırımcı bir enstrümana yatırım yapıyorsa onun risklerini bilmesi gerektiğini, bu bilginin çok doğru zamanda verilmesi gerektiğini söyledi.

Akgiray, ''Sermaye riske girmesi lazım ki büyüsün. Çünkü bu toplamı sıfır olan bir oyun değil. Bugün dünya 20 sene öncekine göre daha müreffeh. Sermaye piyasası paranın kullanılma hızını artırdığı için daha çok işe yarıyor'' diye konuştu.

Kötü yönetenlerin, kötü karar verenlerin büyük veya küçük olsun batması gerektiğini söyleyen Akgiray, ''Belki de büyük olması problem. Batmaması için toplumun diğer büyük kısmı o maliyeti üstleniyor. Bundan sonra batmanın devlet yüzünden engellenmemesi gerekiyor. Batan, batacak. Batırmayacak hale getirmek marifet'' dedi.

''YENİ BİR REGÜLASYON MİMARİSİ OLUŞACAK''

Her şeyin kökünde bilgi ve şeffaflığın görüldüğünü vurgulan Akgiray, özellikle çok karmaşık enstrümanlarda belki çok daha detay, bilgi yayılmasını isteyeceklerini kaydetti.

Akgiray, ''Enstrümanı saklamayacağız ama diyeceğiz ki 'bunu alırsan ya çok zengin olacaksın ya da hemen batacaksın, normal getiri yok, alıyorsan al'. Bunu demek lazım insanlara. Biz bilgi kanallarını iyi düzenleyerek, o eski ahlaki sistemi belki de koruyacağız, dolaylı şekilde. Bu da insanlara bilgiyi sunarak olur. Borsa dışı olan bir sürü tezgah üstü işlemi belki de bir yolunu bulup borsaların organize platformu içine koymak lazım. Bu mümkün. Çeşit azalmasın ama görülebilir halde olsun'' dedi.

Vedat Akgiray, ücretlendirme, prim politikalarını bir şekilde zapturapt altına almakta fayda olduğunu, ancak yüzde 100 bunları yapmanın iyi olmayacağını, ters tepebileceğini söyledi.

Denetlemeyle ilgili olarak da Akgiray, şunları kaydetti:

''Bankayla ilgili sıkıntılı bir hal varsa o pek kamuya duyurulmaması gerekir. Onu gizli, sessizce yapmak gerekir. 'Bir banka batıyor, batıyorsa hepsi batar' gibi iklime yol açarsak, sistem çöker. Ama sermeye piyasalarında birisi sahtekarlık yoluyla fiyatı maniple ediyorsa 'aman sessiz yapalım kimse duymasın' diye bir şey yok, onu Taksim Meydanında bağıra bağıra yapmak lazım ki, yapılmasın. Dolayısıyla aynı düzenleme ama denetleme mantığımız bizim biraz farklı olma durumunda. Biz biraz daha kamusal olma durumundayız. İşin gereği bu. Ama bankacılık ve sigortacılık öyle değil. O dengeyi iyi kurmak lazım. Veyahut da 'A bankası batıyor, eyvah' diye bir şey yapılırsa o da iyi değil. Bu da önemli. Çünkü bu hatayı çok yaptı Amerikalılar, hala yapıyorlar, Başkandan aşağıya kadar.''

Yeni bir regülasyon mimarisi oluşacağını, daha hızlı koordinasyon sağlayan, merkezdeki işbirliğinin kuvvetli olduğu bir veya birden fazla kurumla bu işin yapılacağını söyleyen Akgiray, G20 ile birlikte uluslararası işbirliğinin öneminin arttığını, uluslararası standartları sağlamak gerektiğini belirtti.

Akgiray, ''Önümüzdeki dönemi Türkiye için oldukça iyi görüyorum. Uluslararası sermayeye daha iyi ev sahipliği yapabileceğini düşünüyorum. Türkiye'nin potansiyeli esnaf gözüyle bile gayet iyi gözüküyor'' diye konuşt

mporter
04-05-2010, 23:04
04.05.2010
İMKB `Sürdürülebilirlik Endeksi çıkarıyor

İMKB Başkanı Hüseyin Erkan, İMKB endekslerinin yeniden sınıflandırılması üzerinde çalıştıklarını ve yeni endekslerin hayata geçirilmesi de dahil olmak üzere, çalışmaları kısa sürede sonuçlandırmayı düşündüklerini söyledi.

TSKB ve İMKB tarafından dün hayata geçirilen ‘TSKB Enerji Endeksi’yle ilgili düzenlenen toplantıda konuşan Erkan, “İMKB’deki sektörel endeksler dahil endekslerin gözden geçirilmesi ve yeniden sınıflandırılması üzerinde çalışıyoruz. Dünya normları üzerinde çalışıyoruz. Birbiriyle örtüşen sektörel ve karma endekslerin ayrıştırılması ya da birleştirilmesi gerek. Sürdürülebilirlik endeksi şu anda üzerinde en çok çalıştığımız konu. Dünyada çok örnekleri var. Kısa sürede sonuçlanacağını düşünüyoruz” dedi.

Erkan, holdinglerin grup şirketlerine yönelik bir endeks çalışması da olabileceğini söyledi.

İsteğe bağlı endeks

Yeni endeksler oluşturulmasına yönelik çeşitli gruplarla görüştüklerini belirten Erkan, “İsteğe bağlı endeks hesaplayabileceğimizi ilan etmiştik. Bazı kurumlarla görüşmelerimiz devam ediyor... İMKB sektörel endeksler, tematik endeksler gibi her türlü endeksi oluşturabilecek konumda. Alım satıma açık her türlü enstrüman bunlar üzerinden oluşturulabilir” dedi.

TSKB Enerji Endeksi ile, İMKB’nin kendisi dışında bir kurum için hesapladığı ilk endeksin hayata geçirildiğini belirten Erkan, “TSKB’nin talebi ve dizaynı üzerine İMKB’nin hesapladığı bir endeks olacak. Bundan sonraki adım, endekse dayalı çeşitli enstrümanlar oluşturulması” dedi.

TSKB’den enerji endeksi

İlk aşamada dokuz enerji şirketinin dahil olduğu TSKB Enerji Endeksi’nde Akenerji, Aksu Enerji, Ayen Enerji, Aygaz, Enka İnşaat, Petrol Ofisi, Turcas, Tüpraş, Zorlu Enerji’nin yer alacak. Şirketlerin seçiminde ise, konsolide gelirleri içinde enerjinin payının yüzde 40’dan fazla olması ana kriter olarak belirlendi.

Endekste yer alan şirketlerin toplam piyasa değerinin İMKB’nin yaklaşık yüzde 9’unu temsil ettiğini vurgulayan TSKB Genel Müdürü Halil Eroğlu, “Dokuz enerji şirketinden oluşan grup, İMKB’nin yüzde 9’unu temsil ediyor. Halka açılacak enerji şirketleri var. Aksa Enerji ve yolda görülen BİS Enerji var. Daha büyük ve güçlü bir endeks olarak devam edeceğini düşünüyoruz” dedi ve ekledi:

“Bu endeks üzerinden opsiyonlar yazılabilme, varantlar, futurelar, getiri endeksli tahviller, çeşitli türev enstrümanların da giderek yoğunluklu kullanıldığı bir endeks olmasını arzu ediyoruz.”

Eroğlu, getiri endeksi, getiri tahvili, garantili ve korumalı fonların ise, opsiyondan sonra yapılabileceğini söyledi. TSKB Enerji Endeksi’nin fiyat ve getiri endeksleri olarak başlangıç tarihi 31 Aralık 2008, başlangıç değeri ise aynı tarih itibariyle 10 bin olarak belirlendi. Toplantıda verilen bilgiye göre, söz konusu tarihten itibaren getiri endeksinin getirisi yüzde 148, fiyat endeksinin getirisi ise yüzde 125 olarak gerçekleşti. Ocak, nisan, temmuz, ekim başı olmak üzere yılda dört kez güncellenen endeksteki şirketler TSKB tarafından belirlenecek, İMKB’ye bildirilecek.

SELURK
10-05-2010, 00:24
Avrupalı liderleri 70 milyar euroluk koruyucu set oluşturdu
Euro Bölgesi liderleri Yunanistan krizinden nihayet ders aldı. Olası yeni krizlerin önlenmesi için ortak mekanizma ve 70 milyar euroluk (89 milyar dolar) acil yardım fonu oluşturacak.
09 Mayıs 2010 / 02:16Yunanistan'ın içinde bulunduğu borç krizine müdahale etmekte geciken euro bölgesi liderleri, para birimlerinin dolar karşısında tarihin en düşük seviyelerine gerilemesi, Yunanistan, Portekiz ve İspanya'nın tahvillerinin getirelerinin rekor seviyelere çıkması üzerine nihayet dersini aldı. Cuma günü Atina'ya veril e c e k 110 milyar euroluk yardımın son onayı için biraraya gelen 16 ülkenin devlet ve hükümet başkanı 6 saatlik zirve sonunda bir acil yardım fonu oluşturma ve sürekli ve kasıtlı olarak saldırı yapmakla suçladıkları spekülatörlere karşı da ortak hareket etme kararı aldı.

70 MİLYAR EUROLUK FON
AB maliye bakanlarının bugün toplanarak piyasalar açılmadan önce son şeklini vereceği acil yardım fonunun 70 milyar euro (89 milyar dolar) civarında olması beklenen fonda kullanılacak paranın AB'nin merkezi otoritelerinden, ulusal hükümetlerin vereceği garantilerle sağlanacağını belirtildi. Almanya Başbakanı Angela Merkel, "Bu fon, euroya karşı spekülatif pozisyon almak isteyenlere karşı verilmiş net bir mesajdır" dedi. Avrupa'nın en büyük ekonomisi olan Almanya, aşırı borç alan üye ülkelere karşı sert tavır alınmasından yana. Bu çerçevede tartışılan önlemler arasında, borç kriterlerini ihlal eden ülkelerin AB'de oy haklarının askıya alınması ve sübvansiyonların kesilmesi de bulunuyor. Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy ise 'sistematik kriz' olarak adlandırdığı durumun Euro Bölgesi'nin kurulmasından bu yana yaşadığı en ciddi kriz olduğunu söyledi. Sarkozy, "Şimdi topluluk mekanizması safhasındayız, bütün Euro Bölgesi'nin kendisini umumi seferberlik ile savunması gerekir" dedi. Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Barroso da euroyu koruma çabası içinde olduklarını söyledi. Barroso, spekülasyonlara karşı açığa satış işlemlerine herhangi bir kısıtlama getirilip getirilmeyeceği sorusuna "Tartışıyoruz" yanıtını verdi.


'Ne pahasına olursa olsun euroyu koruyacağız'
AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy "Euro Bölgesi'nin tüm kurumları, AB Konseyi, AB Komisyonu ve Avrupa Merkez Bankası yanında Euro Bölgesi'nin tüm üyeleri, Euro Bölgesi'nin istikrarını güvenceye almak için eldeki tüm araçları kullanmakta uzlaştılar'' dedi. Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso da 'Euroyu ne pahasına olursa olsun koruyacaklarını' belirtti.

byhit
10-05-2010, 03:21
Avrupalı liderleri 70 milyar euroluk koruyucu set oluşturdu
Euro Bölgesi liderleri Yunanistan krizinden nihayet ders aldı. Olası yeni krizlerin önlenmesi için ortak mekanizma ve 70 milyar euroluk (89 milyar dolar) acil yardım fonu oluşturacak.
09 Mayıs 2010 / 02:16Yunanistan'ın içinde bulunduğu borç krizine müdahale etmekte geciken euro bölgesi liderleri, para birimlerinin dolar karşısında tarihin en düşük seviyelerine gerilemesi, Yunanistan, Portekiz ve İspanya'nın tahvillerinin getirelerinin rekor seviyelere çıkması üzerine nihayet dersini aldı. Cuma günü Atina'ya veril e c e k 110 milyar euroluk yardımın son onayı için biraraya gelen 16 ülkenin devlet ve hükümet başkanı 6 saatlik zirve sonunda bir acil yardım fonu oluşturma ve sürekli ve kasıtlı olarak saldırı yapmakla suçladıkları spekülatörlere karşı da ortak hareket etme kararı aldı.

70 MİLYAR EUROLUK FON
AB maliye bakanlarının bugün toplanarak piyasalar açılmadan önce son şeklini vereceği acil yardım fonunun 70 milyar euro (89 milyar dolar) civarında olması beklenen fonda kullanılacak paranın AB'nin merkezi otoritelerinden, ulusal hükümetlerin vereceği garantilerle sağlanacağını belirtildi. Almanya Başbakanı Angela Merkel, "Bu fon, euroya karşı spekülatif pozisyon almak isteyenlere karşı verilmiş net bir mesajdır" dedi. Avrupa'nın en büyük ekonomisi olan Almanya, aşırı borç alan üye ülkelere karşı sert tavır alınmasından yana. Bu çerçevede tartışılan önlemler arasında, borç kriterlerini ihlal eden ülkelerin AB'de oy haklarının askıya alınması ve sübvansiyonların kesilmesi de bulunuyor. Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy ise 'sistematik kriz' olarak adlandırdığı durumun Euro Bölgesi'nin kurulmasından bu yana yaşadığı en ciddi kriz olduğunu söyledi. Sarkozy, "Şimdi topluluk mekanizması safhasındayız, bütün Euro Bölgesi'nin kendisini umumi seferberlik ile savunması gerekir" dedi. Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Barroso da euroyu koruma çabası içinde olduklarını söyledi. Barroso, spekülasyonlara karşı açığa satış işlemlerine herhangi bir kısıtlama getirilip getirilmeyeceği sorusuna "Tartışıyoruz" yanıtını verdi.


'Ne pahasına olursa olsun euroyu koruyacağız'
AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy "Euro Bölgesi'nin tüm kurumları, AB Konseyi, AB Komisyonu ve Avrupa Merkez Bankası yanında Euro Bölgesi'nin tüm üyeleri, Euro Bölgesi'nin istikrarını güvenceye almak için eldeki tüm araçları kullanmakta uzlaştılar'' dedi. Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso da 'Euroyu ne pahasına olursa olsun koruyacaklarını' belirtti.

yanılmıyorsam 1998 de japonyada dolara geçtikten sonra devalüasyon dedikodusu çıkaran soros yen in değer kaybetmesine ve japon borsasının düşmesine sebeb oluyordu sonra yüksekten doları satıp düşükten yen alıp bu paraylada düşük fiyattan hisse senedi alıyordu bu olayı bir kaç defa tekrarladıktan sonra japon merkez bankası olayın farkına varıp soros un sattığı hisseleri topladı daha sonra dolar fiyatını aşağı getirmedi dolayısıyla soros yaptığı karıda japon merkez bankasına bırakıp japonyayı terk etmek zorunda kalmıştı.... ne pahasına olursa olsun sözü bana bu olayı hatırlattı... bakalım avrupa birliği merkez bankası, japon merkez bankası gibi operasyonel davranabilecekmi.... yoksa hantal bir bürokratik yapıyamı sahip... zaman gösterecek ama ben o manevraları yapabilecekleri konusunda japonlar kadar başarılı olabileceklerini düşünmüyorum... çünkü burada ülke sayısı fazla ve uygulamaya geçmek için her birinin ayrı ayrı görüş ve desteğine ihtiyaç olacak... yada merkez bankası içinde bu tür operasyonel ÖZERK bir kurum kurulacak. bakalım neler bizi bekliyor. tabiki 50 yıllık ab ilk darbeyle yıkılmaz ama bu sınavı verirken nasıl hantal kaldıklarını tüm dünya izledi... aslında ab ninde çok büyük bir oluşum olmadığını gördü................

mporter
16-05-2010, 04:21
Euro`ya bir darbe de Sarkozy’den

Avrupa’nın ortak para biriminin borç sınavını geçip geçemeyeceği şüpheli. Euro/dolar 18 ayın en düşük seviyesini gördü. Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin ortak paradan vazgeçme tehdidi iddiası şok etkisi yaptı

Euro Bölgesi’nde borç kriziyle ilgili kaygılar ve kemer sıkma önlemlerinin deflasyona yol açacağı korkusu, euroyu dolar karşısında baskılıyor. Euro, dün dolar karşısında güçlü 1.25 desteğini kırdı. 1.2359 seviyesine gerileyerek Lehman’ın batışından bu yana ve son 18 ayın en düşük seviyesini gördü. Zor durumdaki Euro Bölgesi ülkelerini kurtarmaya yönelik 750 milyar euro’luk paketin açıklandığı pazartesi gününden bu yana euro’nun dolar karşısındaki kaybı yüzde 2.5’i aştı.

Zordaki Euro Bölgesi ülkelerinin tahvillerini olası bir batığa karşı sigortalama primi (CDS) arttı. Beş yıllık Yunan tahvillerinin CDS’leri 528.7 puandan 550.2 puana yükseldi. Portekiz’in aynı vadeli tahvil CDS’leri 201 puandan 217.8 puana, İspanya’nınkiler ise 155.1’den 162.2 baz puana yükseldi.

Avrupa borsalarındaki kayıplar yüzde 3.5’e yaklaştı. Geçen haftayı 967.42 puanda kapayan Avrupa borsalarının gösterge endeksi FTSEurofirst300, “Pembe Pazartesi”de yüzde 7.3 yükselmişti. Endeksin haftalık kaybı da yüzde 2.7’yi buldu. Böylece 750 milyar euroluk paketin etkisi sadece 1 gün sürmüş oldu. Avrupa’da en keskin düşüş yüzde 6’yla İspanya borsasında yaşandı.

ABD borsaları da Euro Bölgesi’ne ilişkin endişeler yüzünden yüzde 3’e yakın kayıpla güne başladı. Dow Jones günü yüzde 1.51, Nasdaq ise yüzde 1.98 düşüşle kapadı. New York emtiya borsasında petrolünün varili 71.61 dolara geriledi.

Süt sözüyle üye oldu

Euro’nun daha başta sağlam temeller üzerine inşa edilmediği ve Euro Bölgesi’nde mali durumları birbirinden çok farklı ülkelerin aynı potada eritildiği eleştirileri de artıyor. Bloomberg haber ajansında yer alan bir haber, bu eleştirilerin çok haksız olmadığını da gözler önüne serdi. İtalya’nın Avrupa Para Birliği’ne girdiği dönemde ülkenin başbakanı olan Romano Prodi, söz konusu haberde birliğe girmek için Almanya’yı süt alma vaadiyle ikna ettiklerini anlattı. Bugün 70 yaşında olan Prodi, “Bavyera’dan ülkemize büyük bir süt boru hattı inşa ettik. İtalya’yı euro’nun dışında bırakmak, Almanya’nın ihracatını tehlikeye atacaktı” dedi. Prodi’nin ifadesiyle o dönemde Almanya Euro Bölgesi’ne giriş kurallarını esnetti ve bütçe açığının gayri safi yurtiçi hasılaya (GSYH) oranı yüzde 10’un üzerinde olmasına rağmen İtalya’nın para birliğine dahil olmasına göz yumdu.

EURO’YU SALLAYAN SÖZLER

‘Pakete destek yoksa euro’dan çıkarız’

Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin geçen hafta 110 milyar euro’luk Yunanistan paketine diğer ülkeler destek vermezse, ülkesini Avrupa’nın ortak para biriminden çıkarmakla tehdit ettiğine ilişkin haberler piyasalar için sürpriz oldu. İspanyol El Pais gazetesinin haberinde Sarkozy’nin geçen Cuma AB liderlerinin Brüksel’deki zirvesinde Yunanistan’ı kurtarma kararının konuşulduğu sırada bu tehdidi savurduğu belirtildi. El Pais bu bilgiyi İspanya Başbakanı Jose Luis Rodriguez Zapatero’nun parti yöneticileriyle toplantıda açıkladığını belirtti. Habere göre Zapatero, parti mensuplarına kapalı kapılar ardında yaşanan olaylarla ilgili bilgi verirken, “Sarkozy herkesten Yunanistan’ı kurtarmak için fedakârlık yapmasını istedi. Yoksa Fransa’nın euro’daki pozisyonunu tekrar gözden geçireceğini söyledi” diye konuştu. Sarkozy’nin masaya yumruğunu vurduğu da belirtildi. Almanya hükümeti sözcü yardımcısı Sabine Heimbach ise dün yaptığı açıklamada El Pais’in haberini yalanlarken, Sarkozy’nin euro’dan çıkma tehdidinde bulunduğu iddialarının asılsız olduğunu söyledi.

‘Yunanistan borcunun tümünü ödeyemeyebilir’

Almanya’nın en büyük bankası Deutsche Bank’ın CEO’su Josef Ackermann, Yunanistan’ın borcunun tümünü ödeme kapasitesi konusunda şüpheleri olduğunu söyledi.

Almanya Başbakanı Angela Merkel’in Yunanistan’a yapılacak yardımda Alman bankalarının sağlayacağı kredinin müzakerelerini koordine etmekle görevlendirdiği Ackermann, önceki gün yaptığı açıklamada, Yunanistan’ın borcunun yeniden yapılandırılmasını önlemek için mümkün olan her şeyin yapılması gerektiğini vurguladı. Ackermann İtalya ve İspanya’ya istikrar kazandırılması ve ülkelerin borçlarını ödeme kapasitesi konusunda daha fazla güveni olduğunu ifade etti.
Financial Times gazetesinin Almanca versiyonunda, Ackermann’ın açıklamalarına ilişkin, “Görüşleri piyasalar üzerinde etkili olan Ackermann susma fırsatını kaçırdı” yorumunu yaptı.

‘Başta iyi fikir olduğunu düşündüm’

Eski ABD Merkez Bankası Fed başkanlarından ve Başkan Barack Obama’nın ekonomi danışmanı Paul Volcker, konuşmasında euro’nun geleceğinden emin olmadığını söyledi. 82 yaşındaki Volcker, London School of Economics öğrencilerine hitaben yaptığı konuşmasında “Euro’nun dağılması olasılığı gibi büyük bir sorun var. Ekonomi ve mali politikalarda sağlanacağı umulan disiplin bazı ülkelerde mümkün olmadı” dedi. Tek hükümet olmadan ortak paraya sahip olmanın zor olduğunu belirten Volcker, “İlk başta euro’nun iyi bir fikir olduğunu düşünmüştüm” dedi

mporter
29-05-2010, 02:53
Sıfırcı hocadan Türkiye’ye iyi haber

Kredi derecelendirme kuruluşu Moody's, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne (TBMM) sunulan mali kural tasarısının yasalaşması durumunda Türkiye'nin notunu artırabileceğini söyledi.

TBMM'ye sunulan tasarıda, mali sürdürülebilirliğin ve öngörülebilirliğin artırılmasıyla makro ekonomik istikrarın güçlendirilmesi için kamu mali yönetiminde uygulanacak mali kurallar ve bunlara ilişkin düzenlemeler yer alıyor.

Piyasa oyuncuları tarafından 'Sıfırcı hoca' olarak da bilinen Moody's tarafından yayımlanan raporda, düzenleme geçen birkaç sene içinde uygulamaya konan mali teşvikleri dizginleyecek olan orta vadeli planı destekleyecek ve borcun ölçümündeki kötüleşmeyi tersine çevirecektir ifadelerine yer verildi.

Kurumun açıklamasının ardından, iki yıl vadeli TL cinsinden tahvilin faizi 10 baz puan gerileyerek, 21 Nisan'dan beri gördüğü en düşük seviye olan yüzde 8.92'ye kadar geriledi. Lira da dolar karşısında yaklaşık yüzde 0.5 değer kazanarak 1.55'li seviyelerden işlem gördü

TÜRKİYE'YE OLAN GÜVENİ ARTIRACAK

Royal Bank of Scotland'ın gelişmekte olan piyasalar analistlerinden Timothy Ash, Moody's'in bu açıklamasını olumlu bir gelişme olarak değerlendirdi ve kredi ve not görünümü cephesinde yaşanacak her türlü ilerlemenin piyasaları harekete geçireceğine dikkat çekti.

Ash, Moody's'in aynı zamanda Türkiye'nin gayrisafi yurtiçi hasılasının bu yıl yüzde 5 oranında artacağı tahmininde bulunması ise ülke adına başka bir güven oyu olarak kabul edilebilir dedi.

Ash aynı zamanda bu hafta incelemelerini tamamlayan IMF heyetinin Türkiye için olumlu bir rapor yayımlamasını beklediklerini de dile getirdi.

Moody's ayrıca daha sonra yapılacak not artırımlarının, istihdam piyasasını daha esnek hale getirecek, vergi idaresini güçlendirecek ve 'borç ödemesini artıracak tedbirlerini' geliştirecek yasalara bağlı olduğunu da söyledi.

Kurum, Ocak ayında Türkiye'nin notunu yatırım yapılabilir seviyesinin iki kademe altına, 'Ba2' düzeyine çıkarmıştı. Bunun yanı sıra diğer kredi decelendirme kuruluşlarından Fitch Ratings ülkenin notunu Aralık'ta iki kademe artırarak 'BB+'ya, Standard & Poor’s ise bir kademe artırarak 'BB'ye yükseltmişti...kaynak( e kolay)(bıgpara)

mporter
31-05-2010, 03:26
Emniyet Genel Müdürlüğü, ehliyetlerin de AB normlarında olması için çalışma başlattı. Emniyet kurmayları proje hakkında İçişleri Bakanlığı Müsteşarı Osman Güneş'e brifing verdi.

Vatan Gazetesi'nin haberine göre; 1 Haziran'da dağıtılmaya başlayacak çipli pasaportların yazılım programını hazırlayan bilişim uzmanı polisler, çipli ehliyetlerin de yazılımını gerçekleştirecek. E-pasaportlarda olduğu gibi ehliyetler de 'online' başvurular ile dağıtılacak. Sadece yeni ehliyet alacak sürücüler parmak izi vermek için emniyete gidecek.

Yıl sonunda hayata geçirilmesi öngörülen proje ile 21 milyon sürücü belgesinin değiştirilmesi hedefleniyor. Çipli ehliyetler taklit edilemeyecek. Darphane'de basılacak ehliyetler sürücülerin adreslerine kargo ile gönderilecek. Türkiye'de 21 milyon 134 bin 904 ehliyet sahibi bulunuyor. Bunların yüzde 82,5'ini erkekler, yüzde 17,5'ini de kadınlar oluşturuyor. e kolay

mporter
02-06-2010, 03:05
01.06.2010
Roubini’den krize yeni reçete

Piyasaların kahini Nouriel Roubini ve Arnab Das Financial Times’a yazdıkları yorumda dünyayı sarsan krize karşı mutlak çözümün ne olduğunu anlattılar. İşte Roubini ve Das’ın reçetesinin tam metni....

bigpara.com

Tarihteki en büyük finansal kriz özel sektörden egemen sektöre kadar yayılmakta. En iyi ihtimalle euro’nun düşüşüyle Avrupa’nın iyileşme süreci kötüye gidecek ve en kötü ihtimalle de en ufak bir kur düşüşü ya da düzensiz iflas dalgaları finansal sistemi yerinden oynatacak ve çift dip’i hızlandıracak.

Peki durum nasıl buralara kadar geldi? 1970’lerde başlayan finansal liberalleşme ve inovasyon, kamu ve özel sektörde kredi alımında kısıtlamaya sebep olacak. Reel gelir artışının solgun olduğu gelişmiş ekonomilerdeki giderler kendi imkanları dahilinde harcayabilmek için borç alabiliyordu. Bu süreç, daha gevşek bir düzenlemeyle, gittikçe artan işlek ve pahalı yönetimle, IMF’nin artan krizleri kurtarma paketiyle ve 1990’lardan beri uygulanan külfetsiz bir para politikasıyla daha da beslenmiştir. Bu kredi ve konut alıcılarına gösterilen politik destek 2000’li yıllardan sonra bütünleşme eğilimi gösterdi.

Küresel borç büyümesinin ispatlanmasında bazı görüş değişiklikleri kendini göstermiştir: Soğuk savaştan Washington görüş birliğine geçiş, küresel ekonomide gelişmekte olan piyasaların yeniden bütünleşmesi, yüksek büyüme ve düşük enflasyonun birleşmesi , Avrupa'daki para birliğinin ilerisinde daha bütünleşmiş bir propaganda ve düzenli finansal yenilikler.

Sonuç ise bütçe açığı olan ülkelerdeki tüketim furyası ve ihracat fazlalığının yanı sıra küresel verim ve büyüme, şirket kazançları, gider zenginliği, devlet geliri ve dengeler üzerinde kalıcı destek sağlamış olmaktır. Kuruntular, mülk fiyatlarının abes zirvelere ulaşmasını sağladı ve risk primlerini de inanılmaz bir seviyeye indirdi. Mülk ve kredilerde patlama olunca dünya eskisinden daha yavaş bir hız limitiyle büyüme dönemine girdi.

Şimdilerde hükümetler kamu kayıplarını toparlayabilmek için harekete geçiyor. Ancak, kamu borçları özel sorumluluk olduğundan devlet ,özel gelir vergileriyle geçiniyor. Aslında hükümet de kendini kurtarmak için harekete geçmeli yoksa bu borçlar patlar ve kamu sektöründe krize sebep olur. Yunanistan’da son zamanlarda olanlar da bunu göstermektedir. İrlanda, portekiz,İspanya hatta İtalya bile hala kesin olmasa da bu problemleri yaşamaktadır.Fransa ve Almanya’nın da artan borçları bulunmakta. Birleşik Krallık’ta bütçe kesintileri uygulanmaya başladı. Sıra Amerika’da.

Krizin ilk evrelerinde hükümetler birlikte hareket ediyolardı.Ancak, 2008-09 daki çöküşle beraber hepimiz aynı gemide batmaya başladık.

2010’da ulusal zorunluluklar kendini göstermeye başladı. Şimdi birlikte hareket etme problemi mevcut. Almanya açığa satışı yasakladı ve Amerika da kendi finansal reformunun peşinde koşmakta.

Avrupa bölgesi ise sistemik krize nasıl cevap verilemediğinin açıkca göstergesi. Üye devletler 2008’de Avrupa bankalarını böldüklerinde kendi başları doğrultusunda hareket etmeye başladı. O kadar kararsızlık durumunden sonra Yunanistan’a sunulmak üzere ortaya atılan bir kurtarma paketi bile uygulanamadı çünkü o ülkeler de kendi içinde finansal kriz yaşıyordu.

Balkanların müdahalesinin yanı sıra bu küresel soruna başka etkili çözümlere de ihtiyacımız var.

Bunlardan ilki, dinamizm ve büyümeyi yenilemek için güney ve kuzeydeki stok talebini yenilemek,liberalleştirmek ve kısıtlayıcı şartları ortadan kaldırmak gereklidir. Deflasyonu önlrmek için para politikasını kısıtlamak gibi önemli adımlar gerekmektedir. Bunun için de Avrupa bölgesi birlikte hareket etmelidir.

İkincisi, bu durum genel bir çözümleme gerektiren bir problemdir . Kredi verenlerin daha dikkatli olması ve borçlularında kendini ayarlaması gerekmektedir. Yunanistan buzdağının sadece görünen kısmıdır.İspanya’daki ve Avrupa’nın diğer yerlerindeki bankalar gırtlağına kadar borca batmış durumdadır. Amerika’daki ticari mülkiyet problemi de süregelmektedir.

Son olarak, artık finansal açıdan sıkı bir reform zamanı gelmiştir. Öne sürülen teklifler yetersiz görülmektedir. Büyük finansal kurumlar küçültülmeli çünkü büyük olduklarından dolayı bir arada yönetilmesi zordur. Yatırımcılar ve alıcılar kendi yatırım bankacılığını yürütebilir , hedge fon ve özel fonlar oluşturabilir, uzman firmalar da ithiyaç duydukları sigorta servislerini sağlayabilirler

mporter
05-06-2010, 02:54
04.06.10 12:05 - Bu haber 7671, Finans haber bugün 154663 kez görüntülendi.

Kart aidatlarını geri alabilirsiniz!

Bursa Tüketiciler Derneği Genel Başkanı Sıtkı Yılmaz, "1 Mart 2006 tarihinden önce düzenlenmiş sözleşmelere dayalı kredi kartlarına ait yıllık üyelik aidatını her zaman geri isteyebilir" dedi.

Bursa Tüketiciler Derneği Genel Başkanı Sıtkı Yılmaz, "Tüketiciler, Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 1 Mart 2006 tarihinden önce düzenlenmiş sözleşmelere dayalı kredi kartlarına ait yıllık üyelik aidatını her zaman geri isteyebilir" dedi.

Yılmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bankaların özellikle kredi kartları ve diğer ürünlerinde borç, kesintiler, hesap işletim ücreti, yıllık aidat bedeli gibi konularda yeterli ve doğru bilgilendirme yapmadığını, bu nedenle ortaya çıkan sorunların tüketici dernekleri, tüketici hakem heyetleri ve tüketici mahkemelerini meşgul ettiğini söyledi.

Bunun taraflar arasındaki güven ilişkisini de zedelediğini ifade eden Yılmaz, doğru yönlendirilmeyen tüketicilerin, sözleşme imzalama aşamasında ne yapmaları gerektiğini iyi öğrenmelerini istedi.

Yılmaz, tüketiciyle birebir müzakere edilmeyen, tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan ve iyi niyet kurallarına aykırı olarak düzenlenen sözleşmelerden, tüketicilerin sorumlu tutulamayacağını ifade ederek, şunları kaydetti:
"4822 Sayılı Kanun ile Değişik 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 6. maddesinde 'Satıcı veya sağlayıcının tüketiciyle müzakere etmeden, tek taraflı olarak sözleşmeye koyduğu, tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde iyi niyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme koşulları haksız şarttır. Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu her türlü sözleşmede yer alan haksız şartlar tüketici için bağlayıcı değildir' hükmü yer almaktadır. 'Karınca duası' gibi yazılan sözleşmelerden tüketici sorumlu tutulamaz.

Tüketici ler, Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 1 Mart 2006 tarihinden önce düzenlenmiş sözleşmelere dayalı kredi kartlarına ait yıllık üyelik aidatını her zaman geri isteyebilir. Bu konuda, Bursa Tüketici Mahkemesi ve Yargıtay'ın kararları var."

Yılmaz, 1 Mart 2006 tarihinden itibaren durumun değiştiğini, bununla ilgili bir madde konulduğunu belirterek, bankalar arasında farklı uygulamalar olmakla birlikte, tüketicilerin bu maddeye itiraz kaydıyla sözleşmeyi imzalayabileceklerini belirtti.mynet

mporter
05-06-2010, 02:57
04.06.10 10:09 - Bu haber 1584, Finans haber bugün 154891 kez görüntülendi.

Hisseleri hareketlendirecek haberler

- Akmerkez G.Y.O, kira bedellerini öngörülen süre ve esaslar dahilinde ödeyen kiracılarına ödeme tarihindeki dolar kurları üzerinden (1,1 TL’nin altında kalmamak kaydı ile) %35 oranında indirim yapacağını açıkladı.

- Aksa Enerji, 04.06.2010 itibaren İMKB Tüm, İMKB Tüm-100, İMKB Hizmetler ve İMKB Elektrik, İMKB İstanbul endeksine 577.500.000 TL sermaye, %5 saklama oranı ile dahil edileceğini açıkladı.

- Burçelik, olağan genel kurul toplantısını 24 Haziran 2010 tarihinde yapacağını açıkladı.

- Çelebi, %74 oranında iştirakte bulunduğu Celebi Ground Handling Delhi Private Limited ("Çelebi GH Delhi") şirketinin faaliyete başladığını açıkladı.

- Fortis Bank, BNP PARIBAS ve Çolakoğlu Grubu arasında yapılan anlaşma uyarınca BDDK’nın iznine tabi olarak Fortis Bank ile TEB altında birleşeceğini ve alınacak olan izinlerden sonra yapılacak olan devir işlemlerinin sonucunda TEB Mali Yatırımlar A.Ş. (''TEB Mali'')'nin TEB'de çoğunluk hisselerine sahip olmaya devam etmesi ve Çolakoğlu Grubu ile BNP Paribas'ın her birinin TEB Mali'de %50 hissedarlık oranına sahip olacaklarını ve birleşmenin 2011 yılında tamamlanmasının beklendiğini açıkladı.

- Işıklar Yatırım Holding, %15 oranında bedelsiz (10.500.000 TL) ve %85 oranında bedelli (59.500.000 TL) toplam 70.000.000 TL sermaye arttırımında rüçhan ve bedelsiz pay alma hakkını 7 – 21 Haziran tarihleri arasında kullandıracağını açıkladı.

- Kerevitaş Gıda, Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesindeki alacaklılar arasında bulunan RCT Varlık Yönetim A.Ş.'nin anlaşma kapsamındaki nakdi alacaklarını ve teminatlarını Watling Private Equity S.A. firmasına devrettiğini açıkladı.

- Trabzonspor, 01.05.2010-31.05.2010 döneminde 1.140.301,50 TL, 01.06.2009-31.05.2010 döneminde 16.192.532,71 TL Türkiye Süper Ligi Naklen Yayın Geliri tahsil ettiğini açıkladı.

- Trakya Cam, 580.000.000 TL olan sermayesinin %4 bedelsiz (23.200.000 TL) arttırarak 603.200.000 TL’ye çıkarılması işminde pay alma hakkı kullanım tarihini 11 Haziran 2010 olarak açıkladı.

- Türk Ekonomi Bankası, BNP PARIBAS ve Çolakoğlu Grubu arasında yapılan anlaşma uyarınca BDDK’nın iznine tabi olarak Fortis Bank ile TEB altında birleşeceğini ve alınacak olan izinlerden sonra yapılacak olan devir işlemlerinin sonucunda TEB Mali Yatırımlar A.Ş. (''TEB Mali'')'nin TEB'de çoğunluk hisselerine sahip olmaya devam etmesi ve Çolakoğlu Grubu ile BNP Paribas'ın her birinin TEB Mali'de %50 hissedarlık oranına sahip olacaklarını ve birleşmenin 2011 yılında tamamlanmasının beklendiğini açıkladı.

BASINDA YER ALAN ŞİRKET HABERLERİ
- TEB, Fortis'le birleşme görüşmeleri yürütüyor- TEB'in Fortis Bank A.Ş. ile birleşmesi işlemlerinin 2011 başında tamamlanması hedefleniyor. Banka tarafından Kamuyu aydınlata Paltformu'na gönderilen duyuruda TEB'in çoğunluk hissedarı olan BNP Paribas ve Çolakoğlu Grubu'nun 3 Haziran tarihinde TEB ve Fortis Bank A.Ş.'nin birleşmesin ilişkin bir niyet mektubu hazırladığı ifade edildi. (Dünya Gazetesi)

- Çelebi, Yeni Delhi'de yer hizmetine başladı - Çelebi Hava Servisi A.Ş'nin yüzde 74 oranında ortaklığı bulunan Celebi Ground Handling Delhi Private Limited'in, Hindistan'ın Yeni Delhi şehrindeki Uluslararası Indra Gandhi Havalimanı'nda yer hizmeti vermeye başladığı belirtildi. (Sabah Gazetesi)

EKONOMİ VE SEKTÖR HABERLERİ
- Altının sadece kendisi değil fonu da kazandırdı - Yılbaşından bu yana yüzde 9 değer kazanan altın yatırım fonlarının da gözdesi oldu. Yatırım fonları arasında son 5 aylık süreçte en çok değer kazanan ilk 10 fonun 7'sinin altına dayalı fon olması dikkat çekti. (Referans Gazetesi)

- Enflasyon verisiyle faiz düştü - Enflasyondaki düşüşün sürmesiyle faiz oranları da dün yüzde 8,70'in altını gördü. Uzmanlara göre, bir miktar daha düşmekle birlikte faizde yüzde 8,5'in altı ise zor gözüküyor. (Referans Gazetesi)

- Binek oto satışları geriledi- Türkiye'deki binek oto satışları mayıs ayında yıllık bazda yüzde 8.42 oranında geriledi. (Dünya Gazetesi)

- Türkiye, 6,64 milyon dolar dış borç ödedi - Merkez Bankası'nın verilerine göre, dış borç ödemesinin, 5,68 milyon doları Hazine, 0,24 milyon doları genel ve katma bütçeli idarelerin dokümantasyon, kitap bedeli, katılma payı, üyelik aidatı gibi ödemeleri ile MSB ve savunma sanayi ödemeleri gibi kalemler ve 0,72 milyon doları da Merkez Bankası ödemesinden oluştu. (Dünya Gazetesi)

- Şimşek: Ekonomi ilk çeyrekte yüzde 12 büyür - Düşünce kuruluşu Avrupa Politika Merkezi EPC ve Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu (TUSKON) tarafından düzenlenen “Küresel Kriz ve Türk Ekonomisi” konulu toplantıda konuşan Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye ekonomisindeki iyileşmenin çok hızlı şekilde devam ettiğini bildirdi ve “Ekonomide kriz öncesi duruma dönmek üzereyiz” dedi. (Hürriyet Gazetesi)

- Türkiye, yenilenebilir enerjide de köprü olabilir - ABD Enerji Bakanlığı ve Amerikan Türk Konseyi tarafından İstanbul'da düzenlenen Enerji Verimliliği Konferansı'na katılan ABD Enerji Bakan Yardımcısı Cathy Zoi, Türkiye'nin son 2-3 yılda enerji konusunda önemli gelişmelere imza attığını söyledi. Enerji verimliliği ve yenilenebilir enerjiden sorumlu bakan yardımcısı Zoi, Türkiye'nin 'enerji verimliliği' programını hayata geçirerek bu konuda bölgede rol model olmaya aday olduğunu ifade etti. Türkiye'nin, Nabucco'dan sonra yenilenebilir enerji alanında da bölgede köprü vazifesi görebileceğini dile getiren Zoi, “Türkiye, çok büyük miktarda yenilenebilir enerji kaynağına sahip. Tıpkı ABD'deki gibi güneş ve rüzgâr enerjisi potansiyeli mükemmel. Türkiye ve ABD, benzer projeler üzerinde yoğunlaşıyor ve enerji verimliliğinin artırılması çalışmalarına ağırlık veriyor” dedi. (Sabah Gazetesi)yatırım tavsıyesı degıldır

mporter
07-06-2010, 03:27
AB itiraf etti: Euro başarısız oldu

Avrupa’daki borç krizi nedeniyle geleceği tartışılmaya başlayan euroyla ilgili olarak en acı itiraf, Avrupa Birliği (AB) içinden geldi. AB üyesi Çek Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı Wall Street Journal’a yazdığı bir makalede, “euro başarısız oldu” dedi

HÜRRİYET

İşte Çek Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Václav Klaus’un makalesi:

Çek Cumhuriyeti, 1989’da komünizmin yıkılmasının ardından, mümkün olduğu kadar hızlı bir şekilde normal bir Avrupa ülkesi olmak istedi. Özellikle de 41 yıl boyunca İkinci Dünya Savaşı sonrasında Avrupa’daki yapılanmadan dışlandıktan sonra. Bunu başarmanın tek yolu ise Avrupa Birliği’ne girmekti.

Ancak biz Avrupa’da bir siyasi ya da ekonomik birlik oluşturmaktan ziyade daha geniş kapsamlı bir yapılanmanın içinde yer almak istiyorduk. Yani ben ve benim gibi insanlar Avrupa’da ortak bir para birliği yaratılmasının tehlikeli bir proje olacağını ya da büyük sorunlar yaratacağını önceden anlamıştık.

EUROYA KARŞI SAVAŞTIK

Bütün çekincelerime rağmen AB üyeliğine başvurmak zorundaydık ancak bu süreçte euro gibi projelere de karşı çıkmak zorunda kaldık.

Avrupa’da ortak bir para birliği yaratılmasına karşı çıkan biri olsam da euro bölgesinde şu anda yaşanan sorunlara elbette sevinmedim. Çünkü bu sorunların AB üyesi olsun olmasın, euro bölgesini desteklesin ya da desteklemesin, Avrupa’da yaşayan herkes için korkunç sonuçlar doğurabileceğini biliyorum.

Şu anda euronun ateşli propagandacıları bile birden euro bölgesi için olası çöküş senaryoları çizerken, sadece bu projeyi eleştirenler olarak biz bölgedeki sorunlara daha yapısal bir çözüm getirilmesi gerektiğini tartışıyoruz.

ÇÖKÜŞ İKİ ANLAMA GELİYOR

Çöküş aslında iki anlama geliyor. Birincisi euro bölgesinin kendisinden beklenenleri vermede başarısız olması.

Euro fikri ortaya çıkmadan önce, bu projenin kıtadaki ülkelerin ekonomik büyümelerini hızlandıracağı, enflasyon oranlarını aşağı çekeceği ve özellikle finansal sıkıntılar yaşayan euro ülkelerinin refahını artıracağına ve bu ülkeleri her türlü ekonomik sıkıntılara karşı koruyacağına yönelik yoğun çalışmalar yapılmıştı.

Ancak şu anda bunların hiçbirinin gerçekleşmediğini gördük. Euro bölgesinin kurulmasının ardından, üye ülkelerin ekonomik büyümelerinin yavaşladı, bu ülkelerin büyüme oranıyla diğer gelişmiş ülkeler arasındaki fark arttı.

ÇEK CUMHURİYETİ EN İYİSİNİ YAPTI

Bütün bu nedenlerden dolayı, Çek Cumhuriyeti euro bölgesi üyesi olmayarak herhangi bir hata yapmadı. Bu görüşünü savunan tek ülke olmamak da beni memnun ediyor. Rusya yakınlarında gerçekleşen korkunç kazada hayatını kaybeden Polonya Merkez Bankası Başkanı Slawomir Skrzypek, kaza gerçekleşmeden önce, Nisan ayında Financial Times gazetesinde, Polonya’nın euro bölgesi üyesi olmayarak, ülkenin para birimi zloti esnekliğinden büyük kâr ettiklerini, büyümelerinin hız kazandığını ve enflayonu tetiklemeden cari açıklarını azalttıklarını açıklamıştı.

*Václav Klaus, 2003 yılından bu yana Çek Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı. Diğer yandan, Çek Cumhuriyeti 1 Mayıs 2004’te Avrupa Birliğine üye olsa da henüz euro bölgesi dahilinde değil.

mporter
08-06-2010, 02:25
07.06.10 10:32 - Bu haber 5280, Finans haber bugün 377263 kez görüntülendi.

Kriz kahininin son kehaneti

Kriz kahini olarak bilinen ABD’li ekonomist Nouriel Roubini, Euro Bölgesi’nin sıfır büyüme, ABD’nin ise finansal açıdan problemli bir dönem ile karşı karşıya bulunduğu uyarısını yaptı.

Roubini, “Yunanistan sadece buzdağının görünen kısmıydı” dedikten sonra, ülkelerin borçların ödeyemez duruma gelmesi, Euro Bölgesi’nden çıkmaları için baskı görmeleri ve bankaların batma tehlikesi nedeniyle ikinci bir finansal kriz riski bulunduğu uyarısı yaptı.

İsviçre’nin günlük gazetelerinden Tages-Anzeiger ile bir söyleşi gerçekleştiren Roubini, Avrupa’da yeni bir resesyon riski olduğunu söyledi. Roubini, “En azından Euro Bölgesi için bu risk var. Büyüme yüzde sıfıra doğru düşecek. Bu gerçek anlamda bir resesyon olmasa bile, onun gibi hissettirecek. Yunanistan sadece buzdağının görünen kısmıydı” diye konuştu. Ünlü ekonomist önümüzdeki iki ile üç senelik dönemde, ekonomik durgunluk ve yüksek işsizliğin birlikte görüldüğü Japon modeli deflasyonun sürecinin, Avrupa ekonomisi üzerinde yarattığı riskin, enflasyona kıyasla daha fazla olduğuna dikkat çekti

Roubini, ABD için ise, “ABD’liler de eğer şu anda gittikleri yolda devam ederlerse, aynı noktada duvara çarpacaktır” dedi. Roubini, İspanya ve Yunanistan gibi ülkeler için ise, büyüme konusunda herhangi bir gelişme sergileyememelerine rağmen, sermaye piyasalarından kaynak bulabilmeleri için harcamaları kısma ve vergileri artırma baskısı altında bulunuyor.

Hükümetlerin kemer sıkma önlemlerini erken uygulamaya koyduğu takdirde talebe ve toparlanmaya zarar verebileceği ihtimalini de değerlendiren Roubini, “Ancak diğer taraftan geç kalırlarsa yüksek faiz ve enflasyonun yaratacağı yükle bir felaketi de tetikleyebilirler. Tasarruf etseniz de etmeseniz de durumun iki açıdan da kritik” diye konuştu. Ancak ünlü ekonomist, hükümetlerin bütçelerini dengeye kavuşturmak için güvenilir orta vadeli planlarla bağlı kalmalarıyla “bu zor durumun altından kalkılabileceğini” söyledi.

Roubini, Euro’nun değerinde yaşanacak daha fazla düşüşün Avrupa’nın ihracat mallarındaki rekabet gücünü artıracağını ve Almanya’da ücretleri yükseltme fırsatı vererek içerde satın alma gücünü artıracağını söyledi. Kriz kahini bunun diğer euro bölgesi ülkelerinden yapılacak ihracatın da önünü açacağını belirtti.

mporter
10-06-2010, 03:47
Haber 09.06.2010 08:47
İMKB'DE İŞLEM GÖREN 12 ŞİRKET MAYIS AYINDA DAHİLDE İŞLEME İZİN BELGELERİ ALDI




Brisa, Menderes Tekstil, Desa Deri, Pınar Et, Türk Prysmian, Vestel
Beyaz Eşya, Anadolu Isuzu, Aksa Akrilik, Kordsa Global, Vestel Elektronik,
Yünsa ve Ak-Al Tekstil, Mayıs ayında dahilde işleme izin belgeleri aldı.
Resmi Gazetenin bugünkü sayısında yer alan Dış Ticaret Müsteşarlığı
listesine göre, Yünsa 19.395.795 dolar ihracat, 13.664.400 dolar ithalat
öngörüsüyle 3 Mayıs tarihinde dahilde işleme izin belgesi aldı.
Brisa 46.128.068 dolar ihracat, 25.028.223 dolar ithalat öngörüsüyle
4 Mayısta belge aldı.
Menderes Tekstil, 104.914 dolar ihracat, 74.000 dolar ithalat
öngörüsüyle 5 Mayısta, 882.315 dolar ihracat, 491.000 dolar ithalat
öngörüsüyle 17 Mayısta belge aldı.
Desa Deri, 2.6 milyon dolar ihracat, 649.565 dolar ithalat öngörüsüyle
5 Mayısta belge aldı.
Pınar Et, 875.019 dolar ihracat, 57.400 dolar ithalat öngörüsüyle
5 Mayısta belge aldı.
Türk Prysmian 2.209.440 dolar ihracat, 1.138.165 dolar ithalat
öngörüsüyle 7 Mayısta belge aldı.
Vestel Beyaz Eşya, 26.875.000 dolar ihracat 13.114.559 dolar ithalat
öngörüsüyle 10 Mayısta, 16.25 milyon dolar ihracat, 9.768.500 dolar
ithalat öngörüsüyle 12 Mayısta belge aldı.
Anadolu Isuzu, 18 milyon dolar ihracat, 3.96 milyon dolar ithalat
öngörüsüyle 11 Mayısta belge aldı.
Aksa Akrilik 37.5 milyon dolar ihracat, 25.719.100 dolar ithalat
örgörüsüyle 11 Mayısta belge aldı.
Kordsa Global Endüstriyel İplik ve Kord Bezi Sanayi 13 Mayısta
5.680.000 dolar ihracat, 3.014.872 dolar ithalat öngörüsüyle, 21 Mayısta
ise 850 bin dolar ihracat, 651.636 dolar ithalat öngörüsüyle dahilde
işleme izin belgeleri aldı.
Vestel Elektronik, 6 milyon dolar ihracat, 4.799.280 dolar ithalat
öngörüsüyle 14 Mayısta belge aldı.
Ak-Al Tekstil 10.690.819 dolar ihracat, 6.752.328 dolar ithalat
öngörüsüyle 27 Mayısta belge aldı.

Foreks Haber Merkezi ( haber@foreks.com )
http://www.foreks.com

mporter
13-06-2010, 03:13
11.06.2010
Krizde ikinci perdeyi yeni açtık

Uzun süredir krizle ilgili yorum yapmayan ünlü milyarder ve spekülatör George Soros, Avrupa'da yaşanan mali kaygıların derinleşmesinin ve hükümetlerin bütçe açıklarını azaltma baskısı altında olmasının, küresel krizde ikinci perdeyi başlattığı uyarısında bulundu.

HÜRRİYET

Hükümetlerin açıklarını azaltmak için yapacakları kesintilerin küresel ekonomiyi yeniden resesyon riski ile karşı karşıya bıraktığını savunan Soros, Bildiğimiz gibi finansal sistemde yaşanan çöküş bir gerçekti ve bu kriz henüz sona ermiş olmaktan oldukça uzak dedi.

Avusturya'nın başkenti Viyana'da düzenlenen bir konferansa katılan Soros yaptığı değerlendirmede, Aslına bakılırsa, yaşanan dramda ikinci perdeyi açtık dedi.

1930’LARA BENZİYOR

Yetmiş dokuz yaşındaki ünlü spekülatör, küresel ekonomide yaşanan durumun 'ürpertici' bir biçimde 1930'lardaki dönemle benzerlikler gösterdiğine de dikkat çekti. Soros, o dönemde de ekonomideki toparlanmanın zayıf olduğunu ve hükümetlerin bütçe açıklarını azaltma baskısı yaşadığını söyledi.

Avrupa'da yaşanan ülke borcu krizinin diğer ülkelere de yayılacağına yönelik korkunun küresel piyasalarda yarattığı olumsuz hava, euro/dolar paritesinin 7 Temmuz'da son dört yılın en düşük seviyesine gerilemesine ve hisse senetleri piyasasının da 4 trilyon dolar erimesine neden olmuştu.

Bununla birlikte Bank of America'nın tahminlerine göre, Avrupa'da borç krizi yaşayan ülkelerin önümüzdeki üç sene içerisinde borçlarının yeniden finansmanı için yaklaşık 2 trilyon euro kaynak bulması gerekiyor.

ETKİLERİ YAYILABİLİR

Soros bu noktada yaptığı değerlendirmede, Finansal piyasalar ülke borçlarının kredibilitesine yönelik güven kaybı yaşamaya başladığında, Yunanistan ve euro en çok öne çıkan iki unsur oldu, ancak bunun etkilerinin dünya genelinde görülmesine yönelik eğilim var dedi.

Yaklaşık 25 milyar dolar tutarında varlığı yöneten Soros Fund Managament şirketini başında bulunan Soros, 1990'lı yıllarda İngliz sterlinine karşı aldığı 1 milyar dolarlık pozisyon ile adından söz ettirmeye başlamıştı.ekolay /bıgpara

mporter
27-06-2010, 02:31
`Kriz eylül ayında gelecek``
Çok değil, daha 10 gün önce (14 Haziran'da yayımlanan yazımızda) Yazın fırtına olmaz diye yazmışız...

Ertuğ Yaşar / REFERANS

Asıl muradımız, meteoroloji ile benzetme yaparak yaz aylarında piyasaların tatilde olması nedeni ile ekonomik bir çalkantı olmayacağını anlatmakmış.

Sen misin böyle yazan!

Daha yazımızın üzerine basıldığı gazeteler kesekâğıdı bile olmadan(!) Türkiye'nin nerede ise hemen her yeri yaz fırtınaları ile sallandı! Sanki gök yarıldı da dünya içine girdi… İstanbul'da kaç gündür her gün şiddetli yağan ve su baskınlarına neden olan sağanak yağmurla uğraşıyoruz…
Korkarız ekonomide de durum buna benzeyecek. Buna hazırlıklı olmanız için bu uyarı yazısını kaleme almaya karar verdik.

Yok, sorun Türkiye'den kaynaklanmayacak ama Avrupa'nın sorunları mutlaka günü gelince bizi de etkileyecek. Biz zamanlamayı 2008'de yaşandığı gibi düşünüyoruz. 2008'de Lehman Brothers'ın iflası 17 Eylül'de açıklanmış ve ondan sonra da küresel mali kriz ‘resmen' başlamıştı. Bizce bu yıl da 15 Ağustos'tan itibaren bu türlü ‘bir işaret fişeği' ile küresel ekonomik krizin Avrupa ayağı şiddetlenerek başlayacak…

Normal olarak haziran, temmuz ve ağustos ayları Avrupa piyasalarında çok sakin geçer. Çünkü Avrupalılar en az 3 ya da 4 hafta tatile çıkar. Tatile çıkarken de önemli kararları almayı ertelerler. İşler ‘stand by' konumunda sürdürülür. Üstelik bu yıl bir de Dünya Kupası var. Yani çalışılan günlerde bile tam olarak çalışılmıyor!

Ama ağustosun ortasından itibaren tatilden dönüş başlar. Piyasalardaki acı gerçeklerle yüzleşilir. Bu yıl da ne yazık ki böyle olacak.
Öyle görünüyor ki Avrupa ülkelerinde kamu borçlanması ve kamu maliyesi çok zor durumda. Yunanistan'ın ardından şimdi sorunun Portekiz, İspanya, İrlanda ve Macaristan'a da atladığından eminiz. İtalya ve belki de İngiltere de hemen arkasından gelecektir.

Bu hafta Romanya'ya giden bir arkadaşımdan dinledim (yıllarca orada fabrika işletti; şimdi ise düzenli olarak Romanya'ya gider ve orada mal satar): Romanya ekonomik olarak çok zor durumda. Tam anlamı ile iflas etmiş gibiler. Aşırı kamu borçlanmasının yanı sıra aşırı bireysel borçlanma da var. Doğru dürüst bir üretim de olmayınca ülkede ekonomik sıkıntı ciddi boyutlara ulaşıyor.

Avrupa Birliği üyesi olduktan sonra özellikle kamu borçlanması tarafında Alman maliyesi itibarını ithal eden bu ülkelerin, şapka düşüp de kel görününce aslında ‘kâğıttan birer kaplan' oldukları ortaya çıktı!
Yaz aylarında değil, fakat ağustosun ortasından sonra mutlaka saydığımız bu ülkelerden biri kamu borcunu ödeyememe durumu ile karşılaşacaktır. Bunun anlamı fiili iflastır (default). Ne yazık ki euro sistemi, aslında içinde gerekli önlemleri ve kuralları barındırmasına karşın, yıllarca bu önlemler ciddiye alınmadığı ve kurallara uymayanlar cezalandırılmadığı için, şimdi can çekişmektedir. Belki de euro bu sorunu aşamayacak ve parçalanacaktır.

Oh olsun gâvurlara; daha da beter olsunlar tavrı ne yazık ki çok sığ bir yaklaşımdır. Komşusu aç olan tok uyuyamaz. Komşu evde yangın çıkarsa bunun olumsuz etkisi mutlaka sizin eve de gelir.

Kaldı ki Türkiye ekonomik olarak daha dengeli olsa da politik olarak ciddi dengesizlikleri ve riskleri bünyesinde barındırmaktadır (halkoylaması, ardından olası bir meşruiyet tartışması ve genel seçimler, belki de genel seçimlerden sonra bir koalisyon hükümeti, hiç dilemeyiz ama terörün tırmanmasının getireceği belirsizlik ve riskler …)

Ben açıkçası ilk kez bu kadar korkuyorum. Çok ‘kan akmadan' ya da çok can yanmadan bu düzeltmenin olamayacağını görüyorum. Yani yıllarca süren yaz aylarında şarkı söyledikten sonra şimdi soğuktan kırılma zamanı ne yazık ki gelmiştir
e kolay bıgpara

mporter
27-06-2010, 02:44
Enerji Kimlik Belgesi Uygulaması Yalıtım Sektörünün Önünü Açacak
Haber: yapi.com.tr
Haber Etiketleri: yeşil, firma 23.06.2010
Enerji Kimlik Belgesi Uygulaması Yalıtım Sektörünün Önünü AçacakBTM Yönetim Kurulu Başkanı Levent Ürkmez, enerji kimlik belgelerini düzenleyen yönetmeliğin etkin biçimde uygulanması durumunda enerji tüketiminin azalacağını, yaşam kalitesinin yükseleceğini ve yalıtım sektörünün büyüyeceğini söyledi. Enerji kimlik belgeleri ile konutların A'dan G ' ye kadar sınıflandırılacağını, A sınıfının tasarruflu SEG (sera gazları emisyonu ) düşük konutları, G sınıfı ise enerji israf eden ve SEG emisyonu yüksek konutları ifade edeceğini, bu durumun konut sahiplerini ısı yalıtımına özendireceğini belirten Ürkmez şöyle devam etti:

“Bir ev alan ya da kiralamak isteyen kişi bu kimlik kartları sayesinde konutun yıllık enerji tüketimini görebilecek, böylelikle enerji kimlik kartları kiracının kararını ve konutun değerini de etkileyebilecek. Bu durumda konut sahipleri ısı yalıtımı yapmaya özendirilecek. Yapılacak ısı yalıtımı uygulamaları ile mevcut bir konutun enerji sınıfı değiştirilebilecek.”

Türkiye’de ısı yalıtım bilincinin çok düşük olduğunu ve ısı yalıtımı uygulamasının Avrupa ülkelerinin çok gerisinde bulunduğunu kaydeden Ürkmez, "Türkiye’de kişi başına ısı yalıtımı malzemesi tüketimi 0,1 metreküp iken, Avrupa’da bu rakam 13 kat artarak 1,3 metreküpe kadar çıkıyor, yeni yönetmelik ile ısı yalıtımı konusunda Avrupa ile Türkiye arasındaki farkı azaltacak adımlar atılacak” dedi. Yönetmelikle, her yıl sisteme giren 100 bin ruhsatlı bina ile kiralanacak binalarda sertifikalandırma yapılabileceğine dikkat çeken Ürkmez, yeni binaların tümünün yalıtımlı olması durumunda başlangıçta yılda 300 milyon dolar tasarruf sağlanacağını söyledi.

Ürkmez, mevcut yalıtımsız binalara yalıtım uygulanması durumunda ise konutlardaki enerji tüketiminin yüzde 50, CO2 tüketiminin de yüzde 3-4 gibi bir oranda azaltılmasının mümkün olacağını ve ısı yalıtımından dolayı ortaya çıkacak yıllık kazancın ortalama 7.5 milyar dolar civarında gerçekleşeceğini belirtti.

Eksiklere rağmen yıllık 50 milyon dolarlık büyüme potansiyeli

BTM Yönetim Kurulu Başkanı Levent Ürkmez, yönetmeliğin olumlu yanlarının ağırlıkta olduğunu ancak özellikle kiralanacak binalarda sertifikalandırmanın şikayete bağlı olarak sorgulanacak olmasının uygulamayı yavaşlatacağını ileri sürdü. Mevcut ve yeni binalar enerji kimlik kartlarının 2017 yılına kadar alınması zorunluluğuna dikkat çeken Ürkmez, yönetmeliğin taşıdığı eksiklere rağmen uygulanması durumunda ısı yalıtım sektöründe yıllık yaklaşık 50 milyon dolarlık bir pazar büyümesinin ortaya çıkacağını, bu büyümenin de 40 bin kişilik bir istihdam artışı anlamına geleceğini vurguladı.

Isı yalıtımı uygulamalarının artması ve olumlu sonuçların hızla alınması için sadece yönetmeliğin yeterli olmayacağını kaydeden Ürkmez, “Öncelikle yalıtım ürünleri ve uygulamalarındaki KDV’nin kaldırılması, bankaların yalıtım için uzun vadeli düşük faizli yalıtım kredisi sağlaması veya yalıtımlı binaların emlak, alım-satım vb. vergilerinde indirim gerekmektedir” diye konuştu.

Ürkmez, geliştirdiği ürünlerle sektörde bir çok yeniliğe imza atan BTM’nin ısı yalıtım sistemleri alanında etkinliği kanıtlanmış en yeni ürün olma özelliğine sahip BTM Plus ile sertifikalanma sürecine katkıda bulunacağını söyledi ve BTM Plus kullanılan binalarda hem yaz aylarında, hem de kış aylarında ortalama %55’e varan enerji tasarrufu sağlandığını sözlerine ekledi. Ürkmez; BTMPlus dış cephe ısı yalıtım sistemi ile mantolama yapmanın bir başka yararının da binalarda ani ısı farklılıklarından kaynaklanan, yüzeylerde çatlama dökülmelere yol açan ısı gerilimlerinin ortaya çıkmaması olduğunu söyledi. “Böylece BTMPLUS ile bir yandan ısı yalıtımı sağlanırken bir yandan da cephe bakım maliyetleri azalıyor” dedi.

mporter
03-07-2010, 03:09
02.07.2010
Banka kârları yüz güldürdü

Krizde iyi performans sergileyen bankaların kârlılığında artış devam ediyor.

Bankacılık sektörünün toplam kârı Mayıs sonunda 10.3 milyar lirayla bir yıl öncesine göre yüzde 13.9 arttı.

Mayıs sonu itibariyle bankacılıkta sermaye yeterliliği de yüzde 19.5 oldu. BDDK'nın açıkladığı Mayıs verilerine göre, sektör aktifleri yıllık bazda yüzde 18, 2009 sonuna göre de yüzde 5.4 artışla 879 milyar liraya ulaştı

Krediler 439 milyar lirayla yıllık bazda yüzde 21, ilk 5 ayda da yüzde 12 arttı. 21,4 milyar lira olan takipteki krediler ise yıllık yüzde 17 artmasına karşın, ilk 5 ayda yüzde 1.9 azaldı. Bankaların menkul değerler cüzdanı ise, 277 milyar liraya ulaşarak yıllık yüzde 26, yılbaşından beri de yüzde 5.5'lik artış kaydetti.

Toplam mevduat yıllık yüzde 17, ilk 5 ayda da yüzde 5 artarak 541 liraya yükseldi.

mporter
09-07-2010, 02:01
08.07.2010
Hisse alım satımında yenilik

Emir iptalinin uygulamaya geçmesiyle birlikte borsada hisse senedi alım-satımlarında cari fiyatla birlikte 5 kademe fiyat girilmesi uygulaması kalkıyor.

Emir iptali ve fiyat aralığının düşürülmesi için gün sayan İstanbulBorsası’nda yepyeni bir uygulama daha geliyor. Emir iptali uygulamasının yürürlüğe girmesiyle birlikte bazı sakıncaları doğuracağı gerekçesiyle, İMKB Yönetimi’nin, hisse senedi alım-satımlarında cari fiyatın yanı sıra, 4 kademe daha fiyat girilmesine son vermeye hazırlandığı öğrenildi. Buna göre yeni dönemde borsacılar hisse senedi alım-satımı yaparken işlem terminallerinin ekranlarında 5 kademe fiyat yerine sadece cari fiyatı görebilecek.

MANİPÜLASYONU ENGELLEYECEK

Konuyla ilgili İMKB’nin ilgili birimlerinin emir iptali olan dünya borsalarındaki uygulama örneklerini incelediği ve çalışmaların sonucunda raporunu, önümüzdeki günlerde İMKB yönetimine sunacağı belirtiliyor. Uzmanlar, hisse senedi alımsatımında 5 kademe yerine tek fiyat girilmesi uygulamasının, emir iptali olan borsalarda küçük yatırımcıyı olası manipülasyonlardan korumak amacıyla çok önemli bir adımolacağını belirtiyor.Mevcut uygulamada hisse senedinin alış ya da satış tarafına yatırımcılar cari fiyatın yanı sıra aşağı ya da yukarı 4 kademe daha fiyat girebiliyorlar. Manipülatörler de fiktif alış ya da satış girip istediği hisseyi alıcılı ya da satıcılıymış gibi şişirebiliyor. Normal bir yatırımcı da burada çok alıcı varmış sanıyor, yüksek fiyattan alım yapabiliyor. Uzmanlar, bunun birmanipülasyon aracı haline getirildiğine dikkat çekip, eğer emir iptali uygulaması gelecek ise oyuncuların alış ve satışları şişirme imkânının elinden alınması gerektiğini belirtiyor. Uzmanlar, dünyanın birçok borsasında olduğu gibi yatırımcıların doğrudan cari fiyata bakıp alış ya da satış kararı vermeleri gerektiğini belirtiyorlar. Öte yandan İMKB Yönetimi’nin kademeleri kaldırmaya çok sıcak baktığı ancak Başkan Hüseyin Erkan’ın ise önce 3 kademeye indirip, tek kademe uygulamasına daha sonra geçilmesini istediği belirtiliyor.

EMİR İPTALİ VE FİYAT ARALIĞI KARARI BUGÜN ÇIKABİLİR

Alım-satımda kademeli fiyat girişinin kaldırılmasının bugün yapılacak olan İMKB Yönetim Kurulu toplantısının ana gündemini oluşturacağı belirtilirken, daha önce tarihi ertelenen emir iptali ve fiyat aralıklarının düşürülmesi kararlarının ise bu toplantıda alınması bekleniyor. İMKB Başkanı Hüseyin Erkan geçtiğimiz haftalarda yaptığı açıklamada hem emir iptali hem de fiyat aralığının düşürülmesiyle borsada işlem hacminin birkaç kat artacağını söylemişti.

Erkan, Türkiye’de fiyat aralıklarının enflasyonun düşmüş olmasına rağmen hâlâ çok geniş olduğunu belirterek, aralıkları ilk etapta yarıya düşürmeyi, sonra daha da fazla indirmeyi planladıklarını bildirmişti. Türkiye’de fiyat aralıklarının henüz 1 kuruşun altına inemediğini, Avrupa’da ise Euro sent’in yüzde birine kadar düştüğünü söyleyen Erkan, “Bunları getirdiğimiz zamanpiyasadaki dalgalanma azalacak. İşlem hacimleri artacak. Bununla birlikte emir iptallerini getirmek istiyoruz. Şu anda gelen emirleri iptal edemiyorsunuz. Fiyat aralığı ve emir iptali olursa işlem hacminin birkaç kat artacağını düşünüyorum. Özellikle yabancı yatırımcıların işlemlerinde çok ciddi artış olacak” diye konuşmuştu.

Haberturk

Asmacali
12-07-2010, 00:40
Anayasa Mahkemesi geçen hafta reform paketinin iptaline yönelik açılan başvuruyu reddederek referandumun önünü açtı. Piyasalar bu karar sonrası beklenilen kadar olmasa da hareketli bir seyir yaşadı.
En azından erken seçim söylentilerinin ortadan kalkması bile piyasalardaki endişeleri giderebilir. Temmuz ayından ağustosun ilk haftasına kadar genellikle yükselen Borsa endeksi şu ana kadar yüzde 4,4 artmış durumda. Ancak önemli gelişmelere rağmen işlem hacminin artmaması ve cuma günü ibrenin aşağı yöne dönmesi kâr satışlarının kısa bir süre için yeniden gündeme gelebileceğini düşündürüyor.

Hafta içinde Borsa'da yine ilgi çekici gelişmeler oldu. Fiyatı yüksek, halka açıklık oranı ve sermayesi çok düşük bazı şirketlerin suni olarak şişirildiği bir süreç yaşandı. Yüksek bedelsiz sermaye artırımı beklentisiyle yükselişe geçen bu hisselerde haftalık yüzde 50'ye yaklaşan, yıllık yüzde 600'ü bulan artışlar yaşandı.



Domino etkisiyle yükselişler diğer büyük fiyatlı hisselere sıçradı. Fiyatlara müdahale etmek gibi bir niyetim yok ama bu konuda Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) yetkililerini uyarmak istiyorum. Yakın bir zaman önce 130 milyon Euro'ya satın alınan bir şirketin piyasa değeri 1,9 milyar Euro'ya kadar nasıl çıkabiliyor, bunun izahı var mı? SPK, genel olarak halka açıklığı bu kadar düşük şirketler için ayrı bir önlem almalıdır. Bu şirketler Borsa'da işlem görecekse kesinlikle halka açıklık oranları yükseltilmelidir. Piyasa değerleme uzmanları fiyat artışlarının normal olup olmadığını değerlendirerek manipülasyon başlamadan fiyat artışlarını kontrol altına alacak düzenlemeleri uygulamalıdır. Elektronik ortamda çok rahatça alınıp satılabilen bu tip hisselerde oluşan saadet zinciri kırıldığında olan yine küçük yatırımcıya olacaktır. Ayrıca brüt takas uygulaması, krediye konu edememe gibi uygulamalara tabi olan birçok hissede alınan önlemlerin zamanında uygulanmaması yatırımcıların mağdur edilmesine yol açıyor.

Bahsettiğimiz şirket yüzde 2,2 halka açıklık oranına sahip Aslan Çimento. Bu yıl başında Oyak Grubu'nun 130 milyon Euro'ya Fransız çimento devi Lafarge'den satın aldığı şirketin piyasa değeri düşük halka açıklık sebebiyle yüzde 1.362 artarak 1,9 milyar Euro'ya yaklaştı. Kasım 2009'da 60 liradan işlem gören şirketin hisseleri, cuma günü itibarıyla 575 liraya ulaştı. Borsa'ya kote olan büyük çimento şirketleri 100 ile 873 milyon Euro piyasa değerine sahiplerken bu çimento şirketinin 1,9 milyar Euro olması biraz garip. Üstelik 7 ay önce 130 milyon Euro'ya el değiştirmişken. Aynı şekilde diğer bazı halka açıklığı düşük şirketlerde de son zamanlarda inanılmaz fiyat artışları söz konusu. Bu fiyat yükselişleri sağlıklı olmadığı gibi gerçekçi olmadığı da kesin. Bu noktada SPK'nın, brüt takas uygulamasının yeterli olmadığı da ortada iken kesinlikle daha etkili tedbirler alması gerekmektedir.

On yılda 4,5 kat kazandıran altın fiyatları nereye koşuyor?

1980 yılında 873 doları görerek tarihi bir rekor kıran altının onsu, bu seviyeleri 18 yıl sonra yeniden yakalayabilmişti. 2008 yılında Lehman Brothers başta olmak üzere yüzlerce finans kuruluşunun iflasına yol açan küresel kriz öncesi 1.032 doları gören ons, kriz sırasında sendelediyse de çabuk toparlanarak yükselişine devam etti. Son on yılda hemen her yıl düzenli olarak yatırımcısına kazandıran altın 2001'den bugüne kadar 252 dolardan 1.242 dolara kadar tırmandı. Bu yıl şu ana kadar yüzde 10 yükselen altın fiyatlarının istikrarlı bir şekilde yükselmesinin sırrı dünyanın yeni ekonomik dengelerinin oluşmaya başlamasından geçiyor. Son on yılda dolar bazında 4,5 kat değerlenen altın fiyatlarının önümüzdeki dönemde nasıl hareket edebileceğinin senaryolarını değerlendirelim. Altın fiyatlarının düşeceğini savunan görüşler ağırlıklı olarak altın talebinin olmadığı ve gelecekte faizlerin yükselmesiyle birlikte fiyatların kademeli bir şekilde düşeceğini, hatta 500 dolar civarına gerileyeceğini savunuyor. Yükseleceğini düşünen grup ise 1980'de 873 dolarlık zirvenin kırılması için ons fiyatının 2.000-2.500 dolar civarına kadar yükselmesi gerektiğini, zira enflasyon değerlemesine göre bu sonucun çıktığını vurguluyor. Hatta bir grup ileri giderek iki üç yıl içinde fiyatların bugünkü değerlere göre 6-7 kat artabileceğini öngörüyor. Bugünkü ekonomik sistemde altın fiyatlarının yükselişini sürdürmesi bana daha mantıklı geliyor. Üstelik çok yukarılara konulan hedefler altında cazibenin devamını sağlıyor. Altın fiyatlarının kalıcı bir düşüş trendine girmesi için 1.000 doların altına sarkması gerekiyor.

Selim Işıklar

mporter
28-07-2010, 04:38
bu uygulama işlem hacmini bitirir!

SPK’nın manipülatif işlemlere yönelik tek kademe uygulaması piyasaları nasıl etkiler, uzmanlar neler söylüyor?

İMKB’deki hisseleri A-B-C kategorilerine ayırmayı planlayan Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), yeni dönemde emir iptalinin yanı sıra tahtalarda tek kademe uygulaması getirecek. Yani şu an alış ve satışta görünen 5 kademe aralığı bire indirilecek.

Yatırımcılar sadece alış-satış kademelerindeki lot miktarını görebilecek. Peki bu uygulama piyasaları nasıl etkiler? İşte bu soruyu borsada brokerlıktan spekülatörlüğü yükselen sonra işlem yasağı getirildiği için piyasadan uzaklaşan bir oyuncuya sorduk.

Tek kademe uygulamasını yanlış bir adım olarak yorumlayan eski oyuncu şöyle konuştu:

Tam anlamıyla piyasayı bitirir. İşlem hacmi 100 milyon liraya kadar geriler. Karanlık bir tünelde kim yürümek ister. Spekülatörler yanı riski üstlenen beklentiyi alan ve satan oyuncular olmasa bu piyasalar olur mu? Yatırımcı işlem yapmaz, alır bekler. İşlemi spekülatör yapar. Sende spekülatörün önünü kapatırsan zaten yeterince fazla riski üstlenen oyuncu belirsiz bir ortamda işlem yapar mı? Yapmaz. Amaç manipülasyonu önlemekse bunun daha farklı yolları var. Öncelikle onların hayata geçirilmesi gerekir diye düşünüyorum. Bunların bazında azınlık hakları var. Yani şirketin yüzde 10’unu elinde bulunduran oyuncu söz hakkına sahip olmalı. Bu kural yazılı olarak var ama fiili olarak uygulanmıyor. Kademeler kaldırılmadan önce imtiyazlı hisselerin kaldırılması gerekir. Şirketlerin halka açıklık oranları teşvik edilmeli. Şirketlere hisselere müdahale yetkisi verilmeli. Yani yüzde 10’lik alım satım marjı hakkı tanınmalı ve şirketler kendi hisselerini piyasaya sürerek ya da toplayarak piyasayı dengelemeli. Bir de sığ tahtalara bu kadar tedbir almak yerine kottan çıkma hakkı tanınmalı. Belli kurallar hayata geçirilmeli yani kalan hisseleri de çağrı yaparak toplamak şartıyla şirketlerin borsalardan çıkmasına izin verilmeli.”

mporter
29-07-2010, 03:44
28.07.2010
Ünlü yatırımcıdan Marduk kehaneti

ABD’li ünlü yatırımcı Jim Rogers, 2012’de dünya genelinde merkez bankalarının piyasaya daha fazla nakit aktaramaz hale gelmesinden dolayı yeni bir resesyonun baş göstereceğini söyledi.

HÜRRİYET

Ünlü yatırımcı George Soros ile birlikte 1970’li yıllarda Quantum Fonu’nu kuran, bugün ise Rogers Holdings adında bir finansal danışmanlık şirketinin başında olan yatırımcı, “Şu anda enflasyon dünyanın her köşesinde kendini belli etmiş durumda… Bu yüzden, birçok merkez bankasının piyasaya müdahale etmekten vazgeçmesi gerekiyor” dedi.

Yatırımcının bu açıklaması, Norveç ve Kanada’nın ardından Hindistan Merkez Bankası’nın da faizleri yükseltme kararı almasından sonra geldi.

CNBC’ye konuşan Rogers, “ABD tarihinde, her dört yılda bir resesyon yaşandığına şahit olduk. Bu yüzden 2012’ye gelindiğinde bir yenisinin daha yaşanacağını göreceğiz” dedi.

Ünlü yatırımcı, “Ancak bu seferki, dünyanın savunma adına bütün kurşunlarını tükettiği bir zamanda patlak verecek. Peki Bernanke bu kez öncekilere göre daha fazla mı para basacak? Ne yazık ki hayır, çünkü dünyada o kadarına yetecek ağaç kalmadı” diye konuştu.

SONUÇLAR YANILTMASIN

İkinci çeyrek sonuçlarının beklenenden daha iyi gelmesinin, ekonomik iyileşmenin daha iyi olacağı yönünde bir umut yaratmasının yanlış olacağını söyleyen Rogers, “Kıyaslanan süreçlere dikkatle bakılması gerekiyor. 2009’un ikinci çeyreğinde nerdeyse dünyanın sonu geliyordu” ifadesini kullandı.

Ünlü yatırımcı, “İkinci çeyrek için endişelenmekten vazgeçin. O artık geride kaldı. Gelecek yıl için kaygılanmaya başlamakta fayda var” dedi.

SADECE HALKLA İLİŞKİLER ÇALIŞMASI

Ünlü yatırımcı daha önce Avrupa’da 91 bankaya uygulanan stres testlerinin Avrupa Birliği'nin (AB) göz boyamak için yaptığı bir halkla ilişkiler faaliyetinden başka bir şey olmadığını söylemiş ve test kriterlerinin yeteri kadar sert olmadığına dikkat çekmişti.

Rogers bu yorumları yaparken, portföyünde euro yatırımlarının bulunduğunu vurgulamayı da unutmamıştı.

Diğer yandan, Marduk, Maya uygarlığının inancına göre, 22 Aralık 2012 yılında Dünya'ya çarparak, kıyamete neden olacağı düşünülen, 12'nci gezegen olmakla birlikte, birçok felaket senaryosunda kullanılmıştır.

*Bu haber CNBC'de Another Recession Due Circa 2012: Jim Rogers başlığıyla yayımlanmıştır.

mporter
10-08-2010, 04:05
09.08.2010
Türkiye devleri yıktı geçti

Bloomberg'te yer alan habere göre Türkiye ve Endonezya piyasaları dünyanın en büyük gelişmekte olan ülkelerini geride bıraktı.

BRICS olarak adlandırıların gelişmekte olan ülkelerin hisse senedi piyasaları açısından geride bırakan Türkiye ve Endonezya yıl başından beri hızlı büyüme kaydetti.

İMKB 100 endeksi yılbaşından beri yüzde 13'lük artışla ciddi bir ayrışma gösterirken Endonezya biraz daha iyi bir performansla yüzde 21 artış gösterdi.

Kredi piyasalarındaki ralli ve ülkelerin yabancı kur cinsinden borçluluk oranı açsından da rekor düşük seviyelerin yaşandığı JP Morgan Chase EMBI Global ölçümlemelerle ile ortaya çıktığı haberde yer aldı. Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin hisse senetlerin yer aldığı MSCI BRIC Endeksi, 2010 yılında yüzde 1.2 değer kaybetti ve hali hazırda tepe noktasının yüzde 42 altında.

Goldman Sachs’tan Jim O’Neil’e göre, Küresel krizin patlak veresinden bu yana Türkiye ve Endonezya düşük borçluluk, büyüyen nüfus ve artan kârlılık oranları ile yabancı yatırımcının dikkatini çekiyor. Çin’de GSYİH Türkiye ve Endonezya’ya karşı yüzde 4.2 kat olsa da bu ülkeler gelişmekte olan ülkeler sıralamasında 11’inci sırada diyen O’Neil, Endonezya ve Türkiye’nin dünya büyümesinde etkili olacak potansiyel ülkeler olduğunu da kaydetti.

Goldman Sachs analisti Jim O'Neil yaptığı açıklamada, Çin'in GSYH'sının Türkiye ve Endonezya'nın toplam GSYH'sının 4.2 katı olduğunu ve bu iki ülkenin global büyümeyi etkileme potansiyeline sahip Gelecek 11 küçük gelişmekte olan ülkelerine liderlik ettiklerini vurguladı. 'Gelecek 11' de Türkiye ve Endonezya'nın yanı sıra Güney Kore, Meksika, Iran, Nijerya, Mısır, Filipinler, Pakistan, Vietnam ve Bangladesh yer alıyor.

EPFR Global ve JPMorgan'ıan verilerine göre 250 milyar doları yöneten en büyük gelişmekte olan hisse senedi yatırım fonu yöneticileri Haziran ayında 21 piyasa içinde Endonezya ve Türkiye'deki pozisyonlarını yükselişlerin devam edeceği beklentileri ile 'overweight'e çıkardılar.

Wolf LLC’nin analisti Ronald Solberg, Türk hisse senetlerini, Endonezya'da kömür madencilerinin yabancı para cinsinden tahcilerini, aralarında Garanti Bankası'nın olduğu Türk bankalarını, Endonezya'nın 5-20 yıl vadeli devlet tahvillerini tavsiye ediyor.

MSCI gelişmekte olan ülkeler arasında IMKB çarpan bazında bakıldığında yüzde 20 altında seyrettiği ve endeksin büyüme potansiyeli olduğu kaydedildi. Fon yöneticileri 100 endeks ve Endonezya Cakarta Endeksi için daha gidecek yol olduğunu kaydederken Ünlü yatırımcı Mark Mobius’ta geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada Türkiye’deki 1 milyar dolarlık yatırımı büyütmeyi hedeflediklerini açıklamıştı.

POLİTİK RİSKLER

Yabancı yatırımcı son dönemde Türkiye’deki politik risklerin arttı görüşü de haberde yer alan detaylar arasında.

Asmacali
17-08-2010, 15:59
George Soros altına yükleniyor

George Soros'un sahibi olduğu Soros Fund Management'ın, yasal olarak her çeyrekte vermek zorunda olduğu yatırım dökümünde, ABD hisselerindeki yatırımını azaltırken, altın yatırımlarını koruduğu gözlendi.

finanstrend

İlk çeyrekte toplam 8.8 milyar dolarlık ABD borsalarına kote hisse senedi bulunduran Soros Fund Management, ikinci çeyrek sonunda bu yatırımını yüzde 42 azaltarak 5.1 milyar dolara indirdi.

Aynı dönemde SPDR Gold Trust'taki hisselerini -- ilk çeyrekteki 5.59 milyon hisseden ikinci çeyrek sonunda 5.24 milyon hisseye düşse bile -- koruyan Soros'un potfoyünde borsalarda işlem gören altın fonlarının toplam ağırlığı ilk çeyrekteki yüzde 7'den yüzde 13'e çıktı.

SPDR Gold trust yatırımı ise dolar bazında Soros'un tek bir menkul kıymete yaptığı en büyük yatırım olarak duruyor.

Her çeyrek sonunda yapılan açıklamalarda ABD'ye kote hisse ve diğer türevlere yer verilmesi zorunlu, ama tahviller, açık pozisyonlar ve diğer enstrümanlar genellikle açıklanmıyor. Ayrıca, para yöneticileri, üzerinde işlem yapmayı sürdürdükleri bazı hisselerdeki pozisyonlarının açıklanmamasını isteyebiliyorlar.

Bu nedenle, Soros Fund Management'in Brezilya petrol şirketi Petrobras hisselerindeki pozisyonu bilinmiyor. İlk çeyrek sonunda 15 milyon Petrobras hissesi tuttuğunu açıklayan Soros'un, ikinci çeyrek sonunda bu hisselere açıklamada yer vermemesi, bu hisseleri satmış olabileceği şeklinde yorumladı.

Brezilya hükümetinden büyük derin deniz petrol arama hakları almaya çalışan Petrobras, aynı zamanda hisse satışı yoluyla büyük sermaye artışı planlıyordu. Ancak Haziran ayında hisse satışı Eylül'e ertelenmişti.

Soros'un sattığı diğer hisseler arasında 302.5 milyon dolardan 1.5 milyon dolara inen enerji üreticileri Hess ve 285.3 milyon dolardan 13.6 milyon dolara inen Suncor ve 175.1 milyon dolardan 395,000 dolara iletişim devi Verizon bulunuyor.

mporter
19-08-2010, 03:05
18.08.2010
Yaramaz ‘kız kardeş’ fiyatları uçuracak

Rusya'daki kuraklık ve Pakistan'daki sel felaketinin olumsuz etkilediği emtia piyasaları, şimdi de İspanyolca 'küçük kız' anlamına gelen La Niña kasırgasının olası tehdidi altında bulunuyor.

HÜRRİYET

Büyük Okyanus'un tropikal bölgelerinde su sıcaklığının düşmesiyle ortaya çıkan La Niña kasırgası, dünyanın en önemli tarım bölgelerindeki yağış ve sıcaklık sistemlerini değiştirme riski yaratıyor.

İşlemciler Rusya'daki kuraklık ve sonrasında hububat ihracatına yasaklama gelmesiyle emtia piyasalarında yaşanan oynaklığın, iklim koşullarındaki gelişmelerle daha da dalgalı hale geleceğini belirtiyor.

Avustralya merkezli yatırım danışmanlığı şirketi Macquarie Group'tan emtia analisti Kona Haque, Hububat fiyatlarının artış gösterdiği bu dönemde, bahsedilen risk korku veriyor. Hava koşullarının biraz daha bozulması durumunda fiyatların yeniden artması fazla zaman almayacaktır dedi.

ARALIK’TA ZİRVE YAPACAK

Meteoroloji uzmanları La Niña kasırgasının harekete geçtiğini ve yılın geri kalanında güçlenerek Aralık ayında zirve yapacağını belirtiyor. La Niña’nın o dönemde en fazla, Güney Yarımküre’nin tahıl ambarları olan Arjantin, Brezilya, Güney Afrika ve Avustralya’ya zarar vermesi bekleniyor.

ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi de La Niña 'nın gün geçtikçe güçleneceği ve 2011 yılının başlarında etkisini yitireceği yönünde öngörüde bulunuyor.

La Niña, 1997'den beri görülen ve Mayıs ayında etkisini yitiren en şiddetli El Nino kasırgasından sonra geliyor. El Nino, 2010 yılının ilk yedi ayındaki ortalama sıcaklığın rekor dereceye çıkmasına, şeker ve kauçuk gibi ham maddelerin fiyatlarının yükselmesine neden olmuştu.

BUĞDAY HIZLI ARTMIŞTI

Geçen iki ay, hava koşullarının emtia fiyatları üzerinde ne kadar etkili olduğunu yeniden gösterdi. Karadeniz bölgesinde yaşanan kuraklık sonrasında buğday fiyatları yaklaşık yüzde 60 yükselirken, mısırın fiyatında da yüzde 20'yi aşan artış görülmüştü.

Uzmanlar El Nina ile iklim koşullarında yaşanacak değişimin belli başlı emtia üzerindeki olası etkilerini şöyle sıraladı:

Buğday: Kuraklık Arjantin'in buğday hasadına zarar verebilir. Doğu Avustralya daha fazla yağmurun avantajını yaşayabilir ancak bu durumun ülkenin kuraklık yaşayan batı kısmına fazla faydası olmayacak.
Mısır: Normalden daha fazla olacak kuraklık Arjantin ve Güney Brezilya'daki mısır hasadını vuracak. Bu kayıp Güney Afrika'ya düşen daha fazla yağmur sayesinde elde edilecek hasat fazlasıyla, kısmen telafi edilebilecek.

Soya çekirdeği: Arjantin ve Güney Brezilya'da görülecek hasat kaybı, Brezilya'nın orta bölgesinde görülecek daha elverişli koşulların desteğiyle elde edilecek fazlayla telafi edilebilir.

Kahve: La Niña, Dünyanın en büyük kahve üreticisi Brezilya'da yağmurların geç başlamasına neden olacak. Geç gelen yağmurların yoğunluğunun sel baskınlarına yol açacak olması üretim miktarının ne olacağına yönelik tahmini güçleştiriyor. Endonezya ve Vietnam'da da sel nedeniyle üretim azalabilir.

Petrol: Atlas Okyanusu'ndaki fırtına döneminin daha aktif hale gelmesi petrol fiyatlarının yükselmesine neden olacak.

Doğal gaz: Fırtına döneminin şiddetlenmesi yakın dönemde fiyatların artmasına neden olsa da, Kuzey Yarımküre'de görülecek daha sıcak bir yaz talebi yeniden düşürecek.

mporter
25-09-2010, 03:36
24.09.2010
İşte SPK`nın kayda aldığı halka arzlar

İki şirket halka arz için başvururken, bir şirketin halka arzı kayda alındı.

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Akfen Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı'nın hisse senedi ihracını kayda aldı.

SPK Haftalık Bülteni'nde yer alan karara göre, şirket 17.823.766,60 TL bedelli, 20.176.233,40 TL iç kaynaklardan karşılanmak üzere bedelsiz hisse ihraç edecek.

Despec Bilgisayar Pazarlama ve Ticaret, halka açılmak için Sermaye Piyasası Kurulu'na başvurdu.

SPK Haftalık Bülteni'nde yer alan karara göre, şirket 2010/38 sayılı Haftalık Bülten'de ilan edilen halka açılma başvurusunu, nakit olarak artırılacak 500.000 TL nominal değerli payların halka arzına ilave olarak mevcut ortakların sahip olduğu paylardan 4.025.000 TL nominal değerli payların halka arzı olarak yeniledi.

Kiler Alışveriş Hizmetleri Gıda Sanayi ve Ticaret, halka açılmak için Sermaye Piyasası Kurulu'na başvurdu.

SPK Haftalık Bülteni'nde yer alan karara göre, Şirket'in nakit olarak artırılacak 18.180.000 TL nominal değerli paylarının, ortakların rüçhan hakları kısıtlanarak halka arz edilmesi planlanıyor.

Ayrıca Kiler Holding A.Ş.'nin sahip olduğu paylardan 2.727.000 TL nominal değerli payların da ek satış hakkı kapsamında halka arz edilmesi planlanıyor.

Böylece halka arz tutarının 20 milyon 907 bin TL olması hedefleniyor.

karakan06
04-10-2010, 13:52
Piyasalar bu hafta bu verileri izleyecek

AÇIKLANACAK VERİLER

04 Ekim 2010 Pazartesi
10:00 Türkiye TÜFE, Eylül.(Bk.0,9%)
10:00 Türkiye ÜFE,Eylül.(Bk.0,7%)
17:00 ABD fabrika siparişleri, Ağustos.(Bk. -0,3%)
17:00 ABD bekleyen konut satışları, Ağustos.(Bk.3,5%)
05 Ekim 2010 Salı
Japonya BOJ faiz kararı (Bk.0,1%)
10:58 AB Hizmet sektörü PMI Endeksi, Eylül.
17:00 ABD hizmet sektörü ISM Endeksi Eylül.(Bk.52,1)
06 Ekim 2010 Çarşamba
12:00 AB GSYİH-revizyon 2Ç (Bk.1,0%)
13:00 Almanya fabrika siparişleri Ağustos.(Bk.0,8%)
14:00 ABD MBA Mortgage başvuruları
15:15 ABD ADP istihdam raporu, Eylül.(Bk.23 Bin)
07 Ekim 2010 Perşembe
11:30 İngiltere sanayi üretimi Ağustos.(Bk.0,3%)
14:00 İngiltere MB faiz kararı (Bk.0,5%)
14:45 AB Avrupa MB faiz kararı (Bk.1,0%)
15:30 ABD haftalık işsizlik başvuruları
16:30 Türkiye MB beklenti anketi, I Ekim.
22:00 ABD Tüketici kredileri 2Ç(Bk. -3 Mlr $)
08 Ekim 2010 Cuma
10:00 Türkiye sanayi üretimi, Ağustos.
15:30 ABD tarım dışı istihdam, Eylül.(Bk.5 Bin)
15:30 ABD işsizlik oranı, Eylül.(Bk.9,7%)

karakan06
05-10-2010, 13:03
BOJ faiz oranlarını düşürdü

Gösterge faiz oranını yüzde 0.1 seviyesinden yüzde 0 ila yüzde 0.1 aralığına düşüren BOJ, yende yaşanan aşırı değer artışına karşı mücadeleyi hedefliyor.

DÜNYA

Japonya Merkez Bankası (BOJ) sürpriz bir kararla gösterge faiz oranını yüzde 0.1 seviyesinden yüzde 0 ila yüzde 0.1 aralığına düşürdü.

BOJ bu yolla yende yaşanan aşırı değer artışı ve deflasyona karşı mücadeleyi hedefliyor.

Merkez Bankası'nın açıklamasında banka yönetiminin fiyat istikrarının sağlandığı konusunda emin olacağı güne kadar sıfır faiz politikasını sürdüreeceği ve alınan kararın oybirliği ile aşındığı ifade edildi.

Japonya Merkez Bankası, Aralık 2008'den bu yana gecelik faiz oranını değiştirmemişti.

Fiyatlarda istikrar sağlanana kadar faiz oranının bu bantta kalacağını belirten banka, ekonomiyi canlandırmayı amaçlıyor.

35 trilyon yenlik fon

Merkez bankası, ayrıca, uzun vadeli devlet tahvillerinin, ticari tahvillerin, varlığa dayalı menkul kıymetlerin ve şirket tahvillerinin satın alınması için geçici bir fon oluşturulmasına karar verdi. Fonun toplam büyüklüğü ise 35 trilyon yen düzeyinde olacak.

kaynak: big para

karakan06
23-10-2010, 15:26
Roubini: Türkiye parlayan yıldız ancak eğitim şart

İstanbul'a kısa bir ziyaret gerçekleştiren Kriz Kahini lakaplı Nouriel Roubini, Türkiye'nin ekonomik reformları kesintisiz sürdürmesi durumunda küresel ekonominin parlayan yıldızları arasında yerini alacağını söyledi. Nitelikli iş gücü yetiştirmenin önemine de vurgu yapan Roubini’nin sözleri, Cem Yılmaz’ın meşhur reklamında söylediği, “eğitim şart” sözlerini akıllara getirdi.

Eurobank Tekfen’in davetlisi olarak İstanbul’a gelen Roubini, Türkiye’nin 2001 yılı ekonomik krizini yönetirken birçok önemli sorun ile yüzleştiğinin ve gereken dersleri çıkarttığının altını çizdi.

Roubini, "Özel coğrafi konum, genç nüfus, potansiyel iç talep sağlam bankacılık sektörü ve geniş kredi olanakları en büyük avantajınız. Ekonomik reformları kesintisiz sürdürmeniz durumunda gelişmiş ekonomilerin en büyük oyuncularından biri olabilirsiniz" dedi.

Türkiye’nin uzun vadede bu hedefe ulaşabilmesi için, küresel ekonomilerle rekabet etmesi gerektiğine işaret eden Roubini, Türkiye’nin ancak bu şekilde cari açığı azaltabileceğini söyledi.

EĞİTİMİN ÖNEMİNE VURGU
Roubini, rekabetin ve verimliliğin artması için, eğitim ve teknoloji alt yapısına yönelik yatırımların Türkiye’nin öncelikleri olması gerektiğini, nitelikli iş gücü için ise eğitimin önemli olduğunu söyledi.

Kriz Kahini sözlerine şöyle devam etti, "Rekabet gücünü artırmak için birim işgücü maliyetinin azalması gerek. Yani, ücret artışları verimlilik artışının üzerinde olmamalı. FED’in parasal genişleme kararı, aslında doların değer kaybına neden olan karar da diyebiliriz, gelişmekte olan ülkelere sermaye akışını hızlandırıyor. Bu durumda bütün merkez bankaları kendi paralarının değerlenmemesine çalışıyor. Türk Merkez Bankası da, cari açığı olan bir merkez bankası olarak, daha fazla döviz müdahalesi yapabilir.” şeklinde konuştu."

ÇİFT DİP TEHLİKESİ VAR
Küresel krizin dünya üzerindeki farklı etkilerine de değinen Roubini, 2010 yılının ilk yarısında yaşanan canlanmanın yılın ikinci yarısında yerini daha yavaş bir büyüme sürecine bırakacağını söyledi.

Roubini, "Yılın ilk yarısında gelişmiş ekonomilerde geçici bir canlanma oldu, ikinci yarıda, aşırı sübvansiyonların etkisinin azalması ile daha yavaş bir büyüme olacak, ikinci yarı özellikle gelişmiş ekonomiler için zor geçecek" şeklinde konuştu.

2010 yılının ilk yarısında gelişmiş ekonomilerde büyüme performansına katkıda bulunan bazı faktörlerin yılın ikinci yarısında devam etmeyeceği için büyüme hızının yavaşlayacağını ifade eden Roubini, yılın ilk yarısında büyümeye katkı yapan baz etkisi ve stok artışı için yapılan üretimle ilgili vergi ve diğer mali desteklerle talebin öne çekildiğini ve yılın ikinci yarısında bu faktörleri göremeyeceğimizi söyledi.

ABD ve Batı Avrupa ülkelerinde "U" şeklinde daha yavaş bir canlanma beklendiğini söyleyen Roubini, bazı gelişmiş ekonomiler için hala var olan çift dip riski ile, "W" şeklinde bir canlanmanın da söz konusu olduğunu belirtti.

ABD İÇİN RESESYON RİSKİ
Konuşmasında ABD’deki büyüme öngörülerini de aktaran Roubini, yılın ikinci çeyreğinde ekonomide gerçekleşen yüzde 1.7’lik büyüme hızının, mali teşviklerin yerini mali tedbirlere bırakacak olması nedeniyle yılın sonuna kadar yüzde 1 düzeyine inebileceğini, bunun da resesyon hissi yaşatacağını söyledi. Roubini “"özel sektörde istihdam yaratılamayacak, bütçe açığı artacak ve konut fiyatları istikrar kazanmakla birlikte gerileyecek" değerlendirmesinde bulundu.


kaynak: hürriyet

karakan06
27-10-2010, 21:10
İMKB`de yüzde 20`lik düzeltme olur


Templeton Fonu'nun sahibi Mark Mobius, İMKB'de yıl sonuna kadar yüzde 15-20 arasında bir düzeltme beklediğini, eğer düzeltme olursa bunun kısa süreli olacağını ve tekrar piyasanın yükselme trendine gireceğini söyledi.

Ntvmsnbc'nin haberine göre, aynı zamanda Lukoil'in yönetim kurulu üyesi olan ve yönetim kurulu toplantısı nedeniyle Türkiye'de bulunan Mark Mobius Reuters ile yaptığı söyleşide, Ben İMKB'de de bir düzeltme hareketi bekliyorum. Düzeltme her yerde olur. Asıl soru ne zaman olacağıdır. Büyük bir düzelte olması gerektiğini düşünüyorum. Yılın sonuna doğru yüzde 15-20 arasında bir düzeltme olabilir. Çünkü hedge fonlar ve short işlem yapanlar nedeniyle bu olabilir. Fakat ben herhangi bir düzeltmenin kısa süreli olacağını ve tekrar yükselme trendine geçileceğini düşünüyorum. Tabi eğer bir düzeltme olursa dedi.

Türkiye'de halen bankacılık hisselerinin son derece çekici olduğunu da belirten Mobius, Çünkü çok dinamik bir büyüme çizgileri var. Öte yandan tüketici piyasaları hızla büyüyor. Tüpraş son derece çekici bir hisse. Tüketiciye yönelik iş yapan herhangi bir iş ile de ilgileniyoruz. Bunlar da son derece çekici. Bunlar dışında ilaç ve ilaç dağıtımı sektörlerini de oldukça çekici buluyorum dedi.

Mobius, GE'nin Garanti Bankası'ndaki hisselerini satmasının da piyasayı etkileyeceğini düşünmediğini, çünkü blok olarak satıp çıkacaklarını ifade etti.


Kaynak: Bigpara

mporter
03-11-2010, 23:25
NEW YORK (CNNMoney.com) -- Here's the news Wall Street has been waiting for: In its latest move to jump start the sluggish recovery, the Federal Reserve will pump up to $900 billion into the economy.

The central bank will buy $600 billion in long-term Treasuries over the next eight months, the Fed said Wednesday, a policy known as quantitative easing. The Fed also announced it will reinvest an additional $250 billion to $300 billion in Treasuries with the proceeds of its earlier investments. NEW YORK (CNNMoney.com) - Burada Wall Street beklediği haber: halsiz kurtarma başlamak için en son hamle olarak, Federal Rezerv ekonomisine 900.000.000.000 $ 'a kadar pompalayacak.

Merkez Bankası önümüzdeki sekiz ay içinde 600.000.000.000 $ uzun vadeli Treasuries da satın alacak, Fed Çarşamba, kantitatif hafifletilmesi olarak bilinen bir politika söyledi. Fed ayrıca daha önceki yatırımlarının gelirleri ile bir ek $ 250.000.000.000 için 300.000.000.000 $ Treasuries yeniden yatırım yapacağını duyurdu.

mporter
03-11-2010, 23:26
Ever since the Fed first signaled back in August that it was considering a second round of monetary stimulus, dubbed QE2, investors have been preoccupied with speculating on how much the Fed would buy.

Now the verdict is in, and is roughly in line with what many had predicted. Mainstream estimates from investors and economists alike had predicted a total between $500 billion and $1 trillion.

The Fed also reiterated its bearish view on the stalling economy, saying "the pace of recovery in output and employment continues to be slow."

Amid sluggish consumer spending, businesses have been reluctant to hire and the economy has grown at a snail's pace. At the same time, inflation is dangerously low, causing some economists to warn that the United States may even be flirting with deflation -- a debilitating drop-off in prices and demand.

The Fed has already kept the federal funds rate, a benchmark for interest rates on a variety of consumer and business loans, at historic lows near zero since December 2008. The Fed said Wednesday that it would continue to hold the rate at "exceptionally low levels" for an "extended period."

The federal funds rate is the central bank's key tool to spur the economy and a low rate is thought to spur spending by making it cheaper to borrow money.

When already low rates failed to get consumers and businesses to spend, the Fed decided to resort to the more unconventional tool of quantitative easing, to lower interest rates even further.

But opponents of QE2, including some Fed members, have argued it won't work. The Fed already made about $2 trillion in similar purchases during the Great Recession, and current low interest rates have not jolted spending, they say.

The most outspoken voting member of the Fed, Kansas City Fed President Thomas Hoenig, was once again the lone dissent among policymakers, saying he believed the risks of additional securities purchases outweighed the benefits.

mporter
03-11-2010, 23:27
Fed ilk olarak, anılan QE2 parasal teşvik ikinci tur düşündüğünü Ağustos ayında geri sinyallerini beri, yatırımcılar Fed satın alırdım ne kadar spekülasyon ile meşgul olmuştur.

Şimdi karar, içinde birçok öngördü ne uygun olarak kabaca. yatırımcılar ve ekonomistler arasında Mainstream tahminleri benzer 500.000.000.000 $ ve $ 1000000000000 arasında toplam öngördü.

Fed ayrıca söyleyerek durdurduklarını ekonomi üzerindeki aşağı yönlü bakış yineledi "yavaş olmaya devam üretim ve istihdam iyileşme hızı."

halsiz tüketici harcamaları Amid, işletmeler ve kiralama konusunda isteksiz olan ekonominin bir salyangoz hızda büyüdü. Aynı zamanda, enflasyon ABD'de bile deflasyon ile flört olabileceğini uyarmak için bazı ekonomistler neden tehlikeli düşük - bir zayıflatıcı fiyatlar ve talep-off bırakın.

FED, Aralık 2008'den bu yana sıfıra yakın tarihi lows de federal fon oranı, tüketici ve ticari krediler çeşitli faiz oranları için bir kriter, korumuştur. Fed bir için "olağanüstü düşük seviyelerde" de kuru tutmaya devam edeceğini söyledi Çarşamba "uzun süre."

Federal fon oranı daha ucuz borç para yaparak ve düşük oranda harcama teşvik için düşünülen ekonomi teşvik için merkez bankasının önemli bir araçtır.

zaten düşük fiyatla tüketicilere ve işletmelere geçirmek için başarısız olunca, Fed daha da düşük faiz oranları ile kantitatif hafifletilmesi daha sıradışı araç başvurmaya karar verdi.

Ancak bazı Fed üyeleri dahil QE2, muhalifleri, çalışmaz savundular. Fed zaten Büyük Durgunluk sırasında 2000000000000 $ benzer satın alma ile ilgili yapılan mevcut düşük faiz oranları harcama jolted değil, diyorlar.

Fed en açık sözlü oylama üyesi, Kansas City Fed Başkanı Thomas Hoenig, o ek menkul kıymet alımları riskleri faydalarını outweighed inanılan söyleyerek, bir kez politika arasında yalnız muhalefet oldu.

mporter
26-01-2011, 23:31
26.01.2011
İşte bedelsiz potansiyeli olan hisseler

Eti Yatırım Araştırma Bölümü, İMKB şirketlerinin bedelsiz sermaye artırım potansiyellerini inceledi ve çarpıcı bir rapor hazırladı.

ETİ YATIRIM'IN RAPORUNU GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN...tavsıye degıl

mporter
26-01-2011, 23:37
26.01.2011
Marc Faber`den karamsar tablo!

Ekonomi dünyasında 'Dr. Kıyamet' lakabıyla tanınan ve iş dünyasının yakından takip ettiği ünlü yatırımcı ve analist Marc Faber, önümüzdeki günlerde gelişmekte olan piyasaların yüzde 30, S&P 500 Endeksinin de yüzde 10 düşeceği civarında tahmininde bulundu.

bigpara.com

Bloomberg TV’ye konuşan ünlü analist, 'Yakın zamanda bir düzeltme geliyor,' dedi ve hafif karamsar bakışını çok sayıda yatırımcının piyasa konusunda olumlu görüş beslemesine dayandırdı.

Mart 2009´da S&P 500 yüzde 91 yükselişine başlamadan önce ABD hisseleri tutmanın karlı olacağını söyleyen Faber, bu kez 'ABD hazine tahvillerinde bir alım fırsatı var. Özellikle önümüzdeki 10 günde ve bu trend üç aya kadar devam edebilir. Ancak tahviller uzun dönemli yatırım için değil,” şeklinde konuştu.

Faber altın fiyatlarında son gördüğü zirve seviyesinden yüzde 20 düşüş beklediğini söyledi.

mporter
26-01-2011, 23:38
26.01.2011
Roubini`den Türkiye`ye övgü!

ABD'li ekonomist Nouriel Roubini, Türk ekonomisi için sadece kısa vedede değil uzun vadede de son derece umutlu olduğunu belirterek, 'Merkez Bankası'nın faiz indirimi ekonomik büyüme açısından olumlu' dedi.

VATAN

Krizi önceden görmesi nedeniyle 'kriz kahini' olarak adlandırılan New York Üniversitesi Profesörü Nouriel Roubini, Dünya Ekonomik Forumu'nun gerçekleştirildiği Davos'ta CNBC-e'nin sorularını yanıtladı.

Roubini şunları söyledi: Küresel ekonomide geçen yıla göre daha azalmış bir risk söz konusu. Gelişmekte olan ülkeler çok iyi gidiyor. Negatif bazı durumlar da var. Euro Bölgesi'nde sorunlar devam ediyor. Enerji ve gıda fiyatları artıyor, bunun da enflasyon, büyüme üzerinde olumsuz etkileri var. Çok yüksek işsizlik oranları, bütçe açıkları söz konusu.

Bizi aşağı doğru çeken riskleri dikkate almamız gerekiyor. İkinci dip söz konusu olabilir. Yunanistan, İspanya, İrlanda, İtalya ve Portekiz'deki durumları dikkate almamız gerekiyor.

İngiltere'de ve Euro Bölgesi'nde ekonomik daralma söz konusu. Japonya'da hala riskler söz konusu. ABD'de ise çifte dip olmamakla birlikte konut piyasası ve bütçe açıkları konusunda ciddi sorunlar olabilir.

Türk ekonomisi için sadece kısa vedede değil uzun vadede de son derece umutluyum. Doğu ve batı arasında bir bağlantı noktası olabilir. Çok iyi bir büyüme söz konusu. Tabii ki zorluklar da söz konusu. Para birimi güçleniyor ama Merkez Bankası'nın faiz indirimi ekonomik büyüme açısından olumlu. Piyasalar açısından en doğru karar mı değil mi tartışılıyor ama Türkiye için pozitif bir bakışım var.

Ekonomik kriz konusundaki öngörülerimi çok erken bir şekilde söyledim. Bu benim açımdan olumluydu. Son yıl içerisinde likiditenin büyümesini tahmin edememiştim.

mporter
26-01-2011, 23:43
Merkez’e rağmen bunlar tavsiye ediliyor

Merkez Bankası’nın zorunlu karşılık oranlarını artırmasının ertesinde banka hisseleri gündemde. Kurum raporlarında, bankaların kârlarındaki düşüş beklentisine rağmen hisselerdeki iskontoya vurgu yapılmaya başlandı.

Piyasalar Merkez Bankası kararlarını fiyatlarken diğer taraftan banka hisselerini gözlüyor. Zira Merkez Bankası kararları ve Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz’ın dünkü açıklamaları doğrudan bankaları ve banka bilançolarını ilgilendiriyor. Banka hisselerinin piyasa üzerindeki ağırlığı nedeniyle piyasayı da aynı ölçüde ilgilendiriyor. Ekonomiyi soğutmak için banka kredi hacimleri daraltılıp maliyetler artırıldı. Plan böyle olunca banka kârlılıklarının düşeceği endişesiyle borsa yatırımcısı özellikle de yabancı yatırımcının banka hisselerine bakışı değişmeye başladı. Bunu takas saklama oranlarından da anlıyoruz.

Aslında yabancı yatırımcının tavrındaki değişim aralık ayında başlamıştı. 2010 yılının son ayı ile açıklanan takas verilerinde en çok satılan 5 hisse bankalara ait. Garanti (209 milyon dolar) başı çekerken onu İş C, Yapı Kredi Bankası, Asyabank, Halkbank ve Vakıfbank izliyor.

Son hafta da önemli ölçüde bu tablonun devam ettiği görülüyor. Banka hisselerinde ve banka hisselerinin endeks üzerindeki ağırlığı nedeniyle satış baskısı sürüyor. Bu durum zaten 6 büyük bankanın fiyat verilerine de yansımış durumda.

mporter
30-01-2011, 01:30
29.01.2011
İsyanlar petrolü patlattı

Petrolün varil fiyatları, Ortadoğu’daki gerilim ve ABD’den gelen güçlü ekonomik büyüme verilerinin etkisiyle, haftayı 100 dolara yaklaşarak kapattı.

HÜRRİYET

Petrol İhraç Eden Ülkeler Birliği (OPEC) Genel Sekreteri Abdullah El Bedri, petrol piyasasında arzın güçlü olduğunu ve artan fiyatlara rağmen OPECin petrol üretimini artırması yönündeki çağrıları göz ardı ettiklerini belirtti.

Brent tipi petrolün varil fiyatı, Cuma günü 99.63 dolara çıkarak, 2008’den bu yana görülen en yüksek seviyesine çıktı. Emtia geçen hafta toplamda yüzde 2.1 oranında değerlendi.

ABD tipi petrolün varil fiyatıysa 89.73 dolara yükseldi.

Brent tipi petrol ile ABD tipi petrolün varil fiyatları arasındaki fark, 12 dolarla son zamanların en yüksek seviyesine yükseldi.

Petrol fiyatlarındaki yükseliş, Mısır’da beklenmedik bir anda patlak veren ayaklanmaların etkisiyle, bu emtiadaki alımların artmasından kaynaklandı.

Mısır, büyük bir petrol üreticisi olmasa da, işlemciler ülkeyi Ortadoğu petrolüne bir geçiş olarak kabul ettikleri için, ayaklanmalardan dolayı endişelendi.

Petrol taşıyan gemilerin geçtiği Süveyş Kanalı ve ülkedeki Sumed boru hattının kapanması durumunda, tankerler Afrika’nın güney ucunu dolaşmak zorunda kalacak bu da zaman kaybı ve maliyet artışı anlamına gelecek.

ABD Enerji Bakanlığı, elde edilebilen son resmi rakamlara göre, Süveyş Kanalı ve Sumed üzerinden, 2009’da günde 2.1 milyon varil petrol taşındığını belirtti.

Petrol hisseleri konusunda uzman bir borsa aracılık şirketinin yöneticisi, “Şu anda herkes Mısır’daki olaylara odaklanmış durumda” dedi.

ORTADOĞU’DA MERCEK ALTINDA

mporter
30-01-2011, 01:32
29.01.2011
`Bernanke’yi verelim Yılmaz’ı biz alalım`

Merkez Bankası’nın faizleri indirmesi ve zorunlu karşılıkları artırmasına en ilginç destek ABD’li Nobel ödüllü iktisatçı Joseph Stiglitz’den geldi

Stiglitz, Davos’ta esprili bir dille Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz’ı ABD Merkez Bankası (FED) Başkanı Ben Bernanke’ye tercih ettiği imasında bulunarak, “Biz size Bernanke’yi verelim, Yılmaz’ı alalım” dedi.

Merkez Bankası’nın sürpriz faiz inidirimi ve zorunlu karşılıklarda artışa gitmesi piyasalarda tartışma yaratmış ve Davos’ta bulunan Durmuş Yılmaz, “Biz kumar oynamıyoruz. Rasyonel biçimde elimizdeki sorulara cevap arıyoruz” diyerek eleştirilere yanıt vermişti. Merkez Bankası’nın aldığı önlemlere, Davos’ta bulunan Ali Babacan da olumlu yaklaştıklarını belirtmişti.

Kriz kâhini de destekliyor

Dün de Garanti Bankası Genel Müdürü Ergun Özen’in doğru bulduğunu açıkladığı önlemlere bir destek de Stiglitz’den geldi. Stiglitz, Davos’ta CNBC-e televizyonuna şakayla karışık, “Biz size Ben Bernanke’yi verelim, Durmuş Yılmaz’ı alalım” dedi. Bu arada Davos’ta bulunan ve küresel ekonomik krizi önceden tahmin ettiği için adı ‘kriz kâhini’ne çıkan ekonomist Nouriel Roubini de Merkez Bankası’nın faiz indirimini büyüme açısından olumlu bulduğunu belirtti

mporter
30-01-2011, 01:35
29.01.2011
İnternetten alışveriş yapıyorsanız dikkat!

Her şey, ucuz satılık araç ilanıyla başlıyor. İnternetteki ikinci el sitelerine verilen ilanda, aracın acil satılması gerektiği belirtilerek, normal fiyatından çok daha düşük bir ücret gösteriliyor.

VATAN GAZETESİ

Cazip rakamları gören vatandaşlar da aracı hemen almak için ilandaki telefonla irtibata geçiyor. Dolandırıcılar, talebin fazlalığına dikkat çekip kapora gönderilmesini istiyor. İşlem tamamlanır tamamlanmaz da kayıplara karışıyorlar. Vatandaş ise ne aradığı telefona bir daha ulaşabiliyor ne de verdiği kaporayı geri alabiliyor.

Muğla'da yaşayan Ali İhsan Çakır mağdur edilen vatandaşlardan sadece biri. Çakır, ikinci el araç ilanlarının yayınlandığı bir web sitesinde normal değerinden 3 bin lira daha düşük bir araç gördü. Otomobilin acil satılık olmasından dolayı düşük fiyata satıldığını düşünerek, ilandaki telefonu arayıp ilan sahibiyle irtibata geçti. Kartsız bankacılık işlemini kullanarak ilan sahibinin kimlik numarasıyla hesabına 200 lira kapora yatırdı. Daha sonra ilan sahibini tekrar aradı, ancak bir daha ulaşamadı. Bir süre sonra dolandırıldığının farkına varan Çakır, başkalarını bu tuzağa düşmemesi için uyarıyor. Emniyet yetkilileri ise bu çetenin başta İstanbul olmak üzere yurt genelinde faaliyet gösterdiğine dikkat çekerek vatandaşların dikkatli olması gerektiğini belirtiyor.

Şebekenin birçok kişiyi dolandırdığını ifade eden emniyet yetkilileri, dolandırıcıların uyguladığı taktiği şöyle anlatıyor: Çete üyeleri öncelikle internet sitesine değerinin altında bir fiyatla satacağı aracın reklamını veriyor. Satılan araca talip olan vatandaş, dolandırıcıyla irtibata geçtiğinde oyun başlıyor. Şebeke üyeleri alıcı ile tüm görüşmeleri herhangi bir GSM merkezinden alınan 'ucu açık' diye tabir edilen hattan gerçekleştiriyor. Alıcıya güvendiğini belirten çete üyesi bu şekilde, alıcının kafasındaki soru işaretlerini yok ediyor. 'İsterseniz aracı muayeneye de sokabiliriz' şeklinde itimat uyandırıcı cümleler kuran şahıslar, alıcıya 'Sizin gerçek bir alıcı olduğunuzdan emin olmam lazım. Bana 200-300 lira kapora yatırın.' diyor. Çete, paranın takibinin yapılamaması içinse alıcıya 'kartsız havale işlemi'ni kullanmasını söylüyor. Özellikle büyük şehirlerde binlerce ATM ve yüzlerce banka şubesi olduğundan, tercihen büyük kentlerde bu tür işler yapılıyor. Ali İhsan Çakır'ın mağduriyet yaşadığı sitenin yetkilileri ise, internet sitesinin herkesin kullanımına açık olduğunu hatırlatarak, kullanıcıların dikkatli olması gerektiğini söylüyor. Site üzerinde sadece araç değil birçok eşyanın satıldığını belirten yetkililer, kullanıcıları satın aldığı ürünü teslim almadan ödeme yapmamaları konusunda uyarıyor.

mporter
30-01-2011, 01:42
28.01.2011
Altında düşüş hız kesmiyor!

Küresel ekonominin geleceğine yönelik iyi beklentiler, güvenli liman olarak görülen altın fiyatlarındaki düşüşün sürmesine neden oluyor. Gelen satışlarla, 1,300 dolar sınırına gelen altının onsu sön dört ayın en düşük seviyelerini test ediyor.

HÜRRİYET

New York'taki vadeli işlemlerde 1,320 doların altına sarkan altının onsu, elektronik işlemlerde 1,311 dolara gerileyerek 1 Ekim'den beri en düşük seviyeyi gördü.

Altının onsu şu anda 1,315 doların hafif üzerinde işlem görürken, içerde cumhuriyet altını 460 lira, çeyrek altın ise 115 liradan satılıyor.

1,320’NİN ALTI ÖNEMLİ

ABD Merkezli varlık yönetimi şirketi Prospector Asset Management'ın başkanı Leonard Kaplan altının daha önce destek seviyesi olarak görülen 1,320 dolar altında kalması durumunda fonların daha fazla satış için ikna olacağını ve bunun da değerli madendeki yükselişin sonunu getirebileceğini söyledi.

Kaplan, Altın almak isteyen herkes şimdiye kadar zaten alımlarını gerçekleştirdi. Artık bu fiyatlarda alıcı kalmadı dedi. 10 yıldır aralıksız olarak yükselen altın, 7 Aralık 2010'da 1,432 doları görerek tarihi rekorunu kırmış hem tahvil hem de hisse senetlerine kıyasla daha fazla getiri sağlamıştı.

İYİ GELEN VERİLER ETKİLİ OLUYOR

Uzmanlar, ekonominin geleceğine yönelik olumlu beklentilerin güvenli liman olarak görülen altından çıkışı hızlandırdığını belirtiyor.

Chicago merkezli LaSalle Futures Group yatırım danışmanlığı şirketinden metal işlemcisi Matt Zeman yaptığı değerlendirmede, Genel olarak bakıldığında ekonomik veriler iyileşiyor. İnsanlar, altın gibi riskli dönemlerde yöneldikleri varlıklardan çıkıyor dedi.

ÇİN VE HİNDİSTAN’IN TALEBİ AZALIYOR

Fiyatlarının gerilemesinde, dünyanın en büyük altın talebini gerçekleştiren Çin ve Hindistan'ın faiz oranlarını artırmasının da etkili olduğu belirtiliyor.

Yatırımcılar, her iki ülkenin de faiz oranlarını artırmasının büyümeyi yavaşlatacağı ve bunun da altın talebini aşağı çekmesini bekliyor.

Altının yanı sıra, gümüş fiyatları da hafif gerileyerek yüzde 0.4 düşüşle 27 dolara geldi. Geçen yıl yüzde 84 artan gümüş, bu aybaşından beri yüzde 13 geriledi.

karakan06
03-02-2011, 13:55
Baltık Endeksi düşüşe mi işaret ediyor?


Ekonomideki gelişmeleri yansıttığı düşünülen Baltık Endeksi, bugünlerde merkez bankalarının ekonomiyi canladırıp canlandıramayacağı sorusunu sorduruyor


Piyasanın kullandığı kısa vadeli göstergeler yanında bir de daha temel ve uzun soluklu göstergeler olduğu biliniyor. Bunlardan biri de Baltık Endeksi. Baltık Endeksi, Kuru Yük Endeksi olarak da biliniyor ve 4 alt sektörden oluşuyor; bunlar da Capesize, Supramax, Panamax ve Handysize.

Yaklaşık 250 yıldır hesaplanan endeks, 1985 yılından bu yana somut anlamda kullanılıyor. 550’nin üstünde gemi ile navlun yapan taşıyıcıdan alınan rakamlarla tutulan endeksin ekonomideki gelişmeleri yansıttığına inanılıyor. Endeksin ana mantığı artan taşımacılığın ve onlara ödenen fiyatların yükselmesi halinde ekonomik aktivitenin toparlanacağı şeklinde algılanabilir. Özellikle global ekonominin zayıf olduğu dönemlerde ilk toparlayan ve sinyal veren göstergelerden olan endeks diğer zamanlarda oynak olması ile biliniyor. Diğer taraftan rapor veren gemi sayısı çok az değiştiği için spekülasyondan uzak olan bu endeksin sıkı takipçileri de var.

Aşağıdaki grafikte ise MSCI Dünya Endeksi ile beraber Baltık Dry Index’I görmek mümkün. Birinci dikdörtgende yüksek seyreden MSCI, düşük seyreden ve bir türlü yükselemeyen Baltık Endeksini takip ediyor ve fiyatlar hızla aşağı geliyor. İkinci hareket öncesinde de yine kırmızı ile gösterilen endeksin MSCI’ya öncülük ettiğini görüyoruz ve daha hızlı tepki veren fiyatlarla makasın da ardından kapandığını ve 2007 yılında iki endeksin de zirve yaptığını gözlemliyoruz. Tepenin ardından yine MSCI’dan önce ve çok daha hızlı geri gelen Baltık 208 yılında dip yapıyor ancak yükselişin 2009 yılında son bulduğunu ve son 2 yılda da sürekli aşağı geldiğini grafikler kaydediyor. Bunun belki de önemli bir bölümünü, global ekonominin Merkez Bankaları tarafından basılan paralar ve alınan tahvillerle ayakta tutulduğu gerçeğine atfetmek mümkün olsa da soru çabucak akla geliyor:

3. dikdörtgen sonrası takip eden çizgi kırmızı ile Baltık mı olacak yoksa beyaz ile MSCI Dünya Endeksi mi olacak ? Diğer bir deyişle Merkez Bankaları global ekonomiyi canlandırmayı başaracak mı yoksa küresel aktivite bir miktar gerileme mi yaşayacak?

http://img214.imageshack.us/img214/116/baltk.png (http://img214.imageshack.us/i/baltk.png/)


Kaynak: Bloomberg HT

mporter
04-02-2011, 00:43
03.02.2011
Enflasyon baskı altında kalacak

Trichet, enerji ve emtia fiyatlarındaki artış nedeniyle enflasyon üzerinde kısa vadeli yukarı yönlü baskı görmeye devam edildiğini bildirdi.

Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Jean-Claude Trichet, enerji ve emtia fiyatlarındaki artış nedeniyle enflasyon üzerinde kısa vadeli yukarı yönlü baskı görmeye devam edildiğini bildirdi.

Trichet, banka yönetim kurulunun, yüzde 1 olan faiz oranlarının sabit tutulması kararının ardından düzenlediği basın toplantısında, orta vadede fiyat istikrarı beklediklerine dikkat çekerek, önümüzdeki bir kaç ay daha enflasyonun geçici olarak yükselmeye devam etmesinin beklendiğini vurguladı.

Enflasyonun büyük ihtimalle 2011 yılının büyük bir kısmında yüzde 2'in üzerinde seyretmeye devam edeceğine işaret eden Trichet, enflasyon görünümü üzerinde orta vadeli risklerin genel olarak dengeli olduğunu ancak risklerin yukarı yönlü de hareket edebileceği uyarısında bulundu.

Jean-Claude Trichet, verimlilik içermeyen ikincil etkilerin devam ettiğini vurgulayarak, Bu nedenle uyanık olmak zorundayız. Fiyat istikrarını sağlamak için elimizden geleni yapacağız dedi.

Para piyasalarının daha iyi çalıştığına dair işaretler olduğunu ifade eden Trichet, güvenilir mali politikaların uygulanmasının çok önemli olduğunun ve tüm Euro Bölgesi ülkelerinin 2011 yılı için mali konsolidasyon planlarını uygulaması gerektiğinin altını çizdi.

Trichet, Avrupa Finansal İstikrar Fonu'nun (EFSF) kullanımının olabildiğince esnek olması çağrısını yineledi.

mporter
05-02-2011, 01:09
2011'de Dünyanın risk haritası

New York merkezli risk danışmanlığı şirketi Eurasia Group, 2011’de dünyayı tehdit edecek küresel risklerin sıralandığı bir liste hazırladı. Bu yılki listede Türkiye’ye de yer verilirken, bazı riskler için ‘yanlış alarm’ uyarısı da yapıldı.

Listedeki önemli riskler, herkes tarafından tahmin edilebileceği gibi, euro bölgesindeki borç krizi, Kuzey ve Güney Kore arasındaki gerginlik, Pakistan ve Meksika’daki ülke içi kargaşalar olarak sıralandı. G-0 Riski

2011’de, G-20, G-7 ya da G-8 gibi küresel anlamda siyasi ve ekonomik kararların alındığı grupların bir kenara bırakılıp, lider ekonomilerin tek başlarına kendi ülkelerini ilgilendiren politikalara eğilmesinden endişe ediliyor.
Sıkıntılı bir Euro Bölgesi

2011, Avrupa’da belirsizliğin önüne geçilemez bir hızla arttığı bir yıl olacak. Euro Bölgesi dağılmayacak belki ama şu anda yaşanan krizin kontrolü imkansız bir soruna dönüşme olasılığı yüksek.
Siber güvenlik ve coğrafi riskler

Geçen on yılda, bilgisayar korsanları teknolojik kabiliyetlerini artırdı ve siyasi açıdan olmasa da büyük şirketler için büyük bir risk haline gelen suç organizasyonları kurup, işletmelerin güvenlik duvarlarını delen saldırılar gerçekleştirmeye başladı. Bu gelişmenin farkında olan şirketler ve ek olarak hükümetler de aktif bir şekilde siber alanlarındaki koruma faaliyetlerini artırıyor.
Çin’deki büyüme yavaşlayabilir

Küresel ekonomik iyileşmenin yavaşlığı ve gelişmiş ülkelerdeki yüksek işsizlik oranlarına bakıldığında, Çin’in rekor kıran büyüme oranı, yurt dışında başarı hikayesi olarak anlatılmaya devam edecek. Ancak, 2009’daki şiddeti bir hayli hissedilen küresel krizden 2010 sonu itibariyle çıkılmasıyla birlikte, 2011’de küresel ekonomi adına koordineli adımlar atılmayacağından ve bu durumunda Çin’deki büyümeyi olumsuz etkileyeceğinden endişe ediliyor. Kuzey Kore

2011’de, Kuzey Korelilerin, Çin’den gelen güçlü baskılara rağmen, Güney Kore’ye saldırma riskinin yüksek olduğu belirtildi.
Türkiye: Yanlış Alarm

Türkiye'nin daha fazla İslamcı olduğu ve AB ve ABD ile ilişkilerindeki mesafenin sert şekilde açılacağına yönelik endişeler bulunuyor. Ancak, Türkiye İslamlaşma emareleri gösterse de hala demokratik zeminde hareket ediyor.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan yönetimin geliştirilmesi konusunda oldukça ciddi adımlar atıyor. Ve başarılı bir Türkiye en nihayetinde İran'ın karşısında bir güç haline gelecek. İstikrar tarafından bakıldığında ise Erdoğan'ın gelecek seçimlerde farklı galip gelmesi muhtemel. Bu da ona iç politikada daha esnek hareket etme fırsatı sağlayacak. Türkiye'den jeo-stratejik anlamda farklı açılımlar yapması beklenebilir ancak bu Batı'dan kopuş olarak algılanmamalı.

mporter
05-02-2011, 01:10
Sermaye Kontrolleri

2010’da gelişmiş ülkelerle, gelişmekte olan ülkelerin ekonomik iyileşme hızlarının farklılık göstermesiyle patlak veren sermaye kontrollerinin, 2011’de şiddetini artırmasından endişe ediliyor. Gelişmekte olan ülkelerin, ekonomilerine giren sıcak parayı kaçırmak için daha sert önlemler almasından endişe ediliyor.

Ve başarılı bir Türkiye en nihayetinde İran'ın karşısında bir güç haline gelecek. İstikrar tarafından bakıldığında ise Erdoğan'ın gelecek seçimlerde farklı galip gelmesi muhtemel. Bu da ona iç politikada daha esnek hareket etme fırsatı sağlayacak. Türkiye'den jeo-stratejik anlamda farklı açılımlar yapması beklenebilir ancak bu Batı'dan kopuş olarak algılanmamalı.

mporter
05-02-2011, 01:10
ABD Açmazı

Gelişmekte olan ülkeler için güçlü bir yönetim şarttı. Çünkü her şeyin dengede tutulması için yeni politikaların gerçekleşmesi gerekir. Ancak gelişmiş ülkelerde, siyasi çıkmazların olması o kadar da büyük bir sıkıntı yaratmayabilir. Bu şekilde, işletmeler ve piyasalar kendilerine karışan kimse olmadığından işlerini rahatça büyütebilir. Ancak ABD, özellikle istenen canlanmayı yaşayamayan ekonomisi yüzünden, 2011’de daha kesin politikalara ihtiyaç duyacak gibi görünüyor.

mporter
05-02-2011, 01:12
Pakistan

Bu yıl bölgede Afganistan-Pakistan yerine, Pakistan-Pakistan riskinin ağır basması bekleniyor. Ülkede merkezi bir hükümetin olmaması, siyasi, ekonomik ve sosyal alanda adeta mükemmel bir fırtına halini alacak krizlerin yaşanmasına neden olabilir. Asıl korkulan ise, bu istikrarsızlığın ülkenin Pencap ve Sindh gibi gelişmiş bölgelerine sıçrama potansiyeli.
Meksika

2011'in Meksika için uyuşturucu kartellerine karşı verilen mücadele ve düzeni yeniden sağlama çalışmaları yüzünden riskli bir yıl olacak gibi görünüyor.
Gelişmekte olan ülkeler

Sıcak para akışı, gelişmekte olan ülkelere doğru akmaya devam ediyor. Ancak 2011'de bu kategoride yer alan ülkelerin bazılarının geçen yılki kadar cazibe merkezi olması beklenmiyor. Bu ülkeler Arjantin, Macaristan, Peru, Güney Afrika, Sri Lanka, Tayland olarak sıralanıyor.

mporter
05-02-2011, 01:13
İran - Yanlış Alarm

İran'ın nükleer çalışmalarına devam edecek ve bu konuda diplomatik olarak çok önemli adımların atılması beklenmiyor. Ancak, İsrail'in bir süre daha tonunu sertleştirmeyeceği ve diplomasinin elinden geleni yapmaya devam etmesi bekleniyor. Bu nedenle, bu bölgede askeri müdahale için endişelenmeye gerek yok. Sudan - Yanlış Alarm

Ülkede meşruiyet sorunu yaşansa da Sudan'ın yeniden bir iç savaşa sürüklenmesi beklenmiyor. Bu ayki referandumda Güney Sudan'da gerilim ve şiddetin artmasını bekliyoruz ancak her iki tarafında uzlaşması için ellerinde önemli nedenler var. Enerji kaynakları tıpkı Irak'ta olduğu gibi, Sudan'da da bazen çatışmadan çok istikrar sağlayabileceği örneğini sergiliyor.
2011'de dünyanın risk haritası

Nijerya - Yanlış Alarm

Seçimlerin, bu yıl ülkenin kuzeyinde ve güneyinde yaşayanları karşı karşıya getirmesi bekleniyor. Ancak, Nijerya'nın birçok insanın beklentisinin aksine sağlam duruşunu koruması bekleniyor.

mporter
05-02-2011, 01:15
Pamuk fiyatları uçtu
Dünyanın en büyük üreticileri arasında yer alan Avustralya, Pakistan ve Çin'deki seller nedeniyle pamuk fiyatları son 150 yılın en yüksek seviyesine çıktı.
Güncelleme:04 Şubat 2011 09:59
Pamuk fiyatları uçtu

Uluslararası piyasalarda pamuk fiyatları yüzde 2.4 yükselişle 1.8122 dolara kadar yükseldi. Analistler fiyatların artmasında panik alımlarının etkili olduğunu belirtiyor.

Fiyatların üretimin durduğu Amerikan iç savaşı sırasındaki seviyeye gelmesinde Çin'in pamuk ithalatının geçen yıl yüzde 86 oranında artmasının da payı oldu.

Pamuk fiyatları Ocak ortasından bu yana yüzde 30 yükseliş kaydetti.

Pamuktaki artış sonucu tekstil ürünlerinin fiyatlarının hızla tırmanabileceği belirtiliyor.

mporter
05-02-2011, 02:02
Hangi yatırım aracı ne kazandırdı?

Hangi yatırım aracı ne kazandırdı?

İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında (İMKB) işlem gören hisse senetleri, haftalık bazda ortalama yüzde 3,32 değer kazandı.

4.2.2011 - 19:16

İMKB 100 Endeksi haftalık bazda 2.097,73 puan artarak, 63.211,27 puandan 65.309,00 puana çıktı.

Haftalık bazda 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı yüzde 1,91, Cumhuriyet Altının satış fiyatı yüzde 1,09 oranında yükseldi.

Önceki hafta sonu 68,15 lira olan 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı 69,45 liraya, 460,00 lira olan Cumhuriyet Altınının satış fiyatı 465,00 liraya çıktı.

Kapanışta bugün, haftalık bazda Amerikan Dolarının satış fiyatı yüzde 0,81 oranında, avronun satış fiyatı yüzde 1,78 oranında geriledi. Doların kapanıştaki satış fiyatı 1,5910 liraya, avronun satış fiyatı 2,1580 liraya

indi.

Yatırım fonlarına katılma belgeleri geçen hafta ortalama yüzde 0,14 oranında değer yitirdi.

İMKB Tahvil ve Bono Piyasasında, ağırlıklı ortalamalara göre çeşitli vadelerdeki bono ve tahvillerin haftalık net getirileri ise yüzde 0,14 ile yüzde 0,16 arasında gerçekleşti.

Önde gelen ve değerlendirmeye alınan 10 kamu ve özel bankanın faiz oranlarına bakıldığında, mevduat faizinin haftalık net getirisi, bir aylık mevduatta yüzde 0,12'yi buldu.

Önceki hafta sonunda ortalama faizleri yüzde 6,5 dolayında olan haftalık reponun net getirisi yüzde 0,11 oldu.

mporter
05-02-2011, 02:03
Bir lider daha geri adım attı

Bir lider daha geri adım attı

Cezayir'de 19 yıl sonra olağanüstü hal kalkıyor

4.2.2011 - 15:55

Art arda patlak veren halk isyanlarıyla çalkalanan Ortadoğu ve Kuzey Afrika'da protestolar karşısında geri adım atan son lider, Cezayir Devlet Başkanı Abdülaziz Buteflika oldu. Buteflika ülkede 1992'den beri yürürlükte olan olağanüstü halin "çok yakın bir gelecekte" kaldırılacağını açıkladı.



EN SON YEMEN LİDERİ TESLİM BAYRAĞI ÇEKMİŞTİ



Protesto gösterilerini yatıştırmak için geçtiğimiz haftalarda gıda fiyatlarında indirime giden Cezayir Devlet Başkanı Buteflika bir taviz daha verdi.



Resmi APS haber ajansının haberine göre, Buteflika, bakanlarla yaptığı bir toplantıda, "çok yakın bir gelecekte" olağanüstü hal gereğince yasak olan protesto gösterileri düzenlenmesine izin verileceğini söyledi. Ancak Buteflika, olağanüstü hal durumunun kaldırılmasından sonra da başkent Cezayir'deki yürüyüşler konusundaki sınırlamaların devam edeceğini de sözlerine ekledi.



Devlet tarafından kontrol edilen Cezayir televizyonu ve radyosunun tüm siyasi partilere söz hakkı tanıması gerektiğini de ifade eden Buteflika, hükümetin istihdam yaratılmasına yönelik yeni tedbirler benimsemesi gerektiğini dile getirdi.



APS'nin haberine göre Buteflika, özgürlüğün anarşiye dönüşmemesi için tüm siyasi partilerin hukuka uygun davranması gerektiğini de söyledi.



Ülkede geçen ay gıda fiyatlarındaki artış protesto edilmiş, olaylarda iki kişi ölmüştü.



İslamcı militanların isyanını bastıran Devlet Başkanı Buteflika, 1999'dan beri iktidarda bulunuyor.



Muhalefet grupları, hükümetin, İslamcı militanların isyanı sırasında 1992 yılında yürürlüğe konulan olağanüstü hal yasasını hükümetin tüm siyasi protestoları yasaklamada mazeret olarak kullandığını söylüyor.



El Arabiya televizyonunun haberine göre, Cezayir’de muhalefet, Buteflika’yı protesto amacıyla 12 Şubat’ta dev bir gösteri düzenleyecek.

hurriyet.com.tr

mporter
05-02-2011, 02:05
Rosneft'in kârı arttı

Rosneft in kârı arttı

Rosneft, geçen yıl net karını bir önceki yıla göre yüzde 63,7 oranında artırdı

4.2.2011 - 15:53

Rusya'nın en büyük petrol şirketi Rosneft, geçen yıl net karını bir önceki yıla göre yüzde 63,7 oranında artırarak 10,67 milyar dolara (7,7 milyar avro) yükseltti. Şirketin net karı, 2009 yılında 6,5 milyar dolar düzeyindeydi.

Şirket yetkililerince yapılan açıklamaya göre, üretim ve petrol fiyatlarındaki artış nedeniyle şirketin gelirleri de geçen yıl yüzde 34,6 oranında artarak 63,05 milyar dolara (45,6 milyar avro) çıktı. Şirketin gelirleri, 2009 yılında 46,8 milyar dolardı.

Rosneft'in net karı, geçen yılın dördüncü çeyreğinde ise bir önceki çeyreğe göre yüzde 19 artarak 3,06 milyar dolar (2,21 milyar avro), satışları da yüzde 12,4 oranında artarak 17,38 milyar dolar (12,58 milyar avro) oldu.

Şirketin petrol üretimi, geçen yıl yüzde 6,4 oranında artış kaydetti.

Rosneft, geçen ay ABD'li Exxon Mobil ile Karadeniz'de petrol ve doğalgaz arama çalışmaları için anlaşma imzalamıştı.

TOOOURAN
06-02-2011, 01:50
Yerli cep geliyor...

Yerli cep telefonuna vergi teşviki geliyor. Ulaştırma Bakanlığı, iç piyasadaki üretimin desteklenmesi amacıyla cep telefonu sektöründe bomba etkisi yaratacak iki önemli yasal düzenleme için kolları sıvadı. Ulaştırma Bakanlığı’nın, Meclis’te bulunan e-devlet uygulamalarına ilişkin yasa tasarısına eklemeyi düşündüğü iki madde şöyle: Yerli cep telefonu üretiminin önündeki vergi engelinin kaldırılması ve ilk abonelikte vergi, pay gibi adlarla tahsil edilen 56 TL’nin kısmen ya da tamamen kaldırılması.

ŞİRKETLER ÖDÜYOR

Devlet, ithal edilen fiyatı 250 TL’nin altındaki her cep telefonu için 50 TL sabit vergi alıyor. Bu vergi, Türkiye’de üretilen yerli telefonlar için de aynen uygulanıyor. Ulaştırma Bakanlığı, yerli üretimde bu verginin sıfırlanmasını ya da ciddi biçimde düşürülmesini öngörüyor. Ön ödemeli (faturasız) aboneliklerde teşvik amaçlı olarak cep telefonu operatörlerinin ödediği 56 liralık ilk abonelik vergisi de cep telefonu operatörleri üzerinde ciddi bir maliyet oluşturuyor. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (BTK) verilerine göre Türkiye’de 63-64 milyon cep telefonu abonesi var. Bunların yüzde 75’i ön ödemeli abonelerden oluşuyor.

-----------------------------------------------------------------------------
yerli hangi şirketler var acaba cep telefonu üretecek...

byhit
06-02-2011, 02:45
yanılmıyorsam anelt yerli üretim yapacaktı 16 ay kadar önce böyle bir haber gelmişti diye hatırlıyorum

mporter
09-02-2011, 02:11
Haber 08.02.2011 13:45
***ATAYO* *CMBTN* *METRO* *EMBYO* *ETYAT* *FRIGO* *FVORI* *ARMDA* *EKIZ***İSTANBUL MENKUL KIYMETLER BORSASI( Endekslerde Kullanılan Fiili Dolaşımdaki Pay


***ATAYO******CMBTN******METRO******EMBYO******ETY AT******FRIGO******FVORI******ARMDA******EKIZ***İS TANBUL MENKUL KIYMETLER BORSASI( Endekslerde Kullanılan Fiili Dolaşımdaki Pay Oranı Değişiklikleri )
03.12.2010 tarih, 353 sayılı Genelgemizin 4.4.f maddesi gereğince, 09.02.2011 tarihinden itibaren İMKB Hisse Senedi endekslerinin hesaplanmasında fiili dolaşımdaki pay oranları

Armada Bilgisayar Sistemleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. için %47,
Ata Yatırım Ortaklığı A.Ş. için %32,
Çimbeton Hazırbeton ve Prefabrik Yapı Elemanları San. ve Tic. A.Ş. için %28,
Ekiz Yağ ve Sabun Sanayii A.Ş. için %34,
Euro B Tipi Menkul Kıymetler Yatırım Ortaklığı A.Ş. için %65,
Euro Trend Yatırım Ortaklığı A.Ş. için %72,
Favori Dinlenme Yerleri A.Ş. için %50,
Frigo-Pak Gıda Maddeleri San. ve Tic. A.Ş.(Yeni) için %26,
Frigo-Pak Gıda Maddeleri San. ve Tic. A.Ş.(Eski) için %40,
Metro Ticari ve Mali Yatırımlar Holding A.Ş. (Yeni) için %76,

olarak dikkate alınacaktır.





Tablo Başlığı




IMKB

mporter
09-02-2011, 02:16
Haber 08.02.2011 10:03
RAPOR-ŞİRKET HABERLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ(AK YATIRIM)


Ak Yatırım ( www.akyatirim.com.tr ) Araştırma Bölümü Tarafından
Hazırlanan Şirket Haberlerinin Değerlendirilmesi Raporu:
"Doğan Yayın Holding – OLUMLU Öneri Yok – iştiraki Doğan TV Holding aleyhine
sonuçlanan 713,3mn TL tutarındaki Vergi Mahkemesi Kararı Danıştay tarafından
esastan bozulmuş olmaktadır gecikme faizi tutarı da 340,3mn TL idi. Toplam ödeme
1.053,6mn TL olacaktı. Doğan TV Holding lehine sonuçlanan 1.318,4mn TL vergi dava
sonuçları da Danıştay tarafından onanmıştır. İlgili tarafların Danıştay kararının aleyhe
olan kısımlarına karşı karar düzeltme isteminde bulunma hakları mevcuttur.
Türk Telekom’un – NÖTR Endekse Paralel Getiri – bugün 4.ncü çeyrek 2010 mali
sonuçlarını açıklaması bekleniyor. Biz 545mn TL net kar beklerken konsensüs tahmini
519mn TL.
DEMİR ÇELİK SEKTÖRÜ – İstanbul Demir Çelik İhracatçılar Birliği Başkanı Namık
Ekinci, 2010’un 17,3mn ton üretim ve 12,3 milyar dolarlık ihracatla bittiğini söyledi.
2011 hedefi ise 20 milyon ton üretim ve 16 milyar dolar ihracat olarak açıklandı.
Mısır’daki durumun sakinleşmesini bekliyorlar. Ocak’ta Mısır 3ncü en yüksek demir
çelik ihracatı yapılan ülkeydi.
Aksa – OLUMLU Endekse Paralel Getiri – Mısır’da bulunan boyama tesisinde
üretime 1 hafta ara vermilmişti. Bugün itibariyle üretim yeniden başlıyor. %50 kapasite
kullanım oranı ile devreye girecek olacak tesis ağırlıklı olarak ihracat siparişlerini
karşılayacaktır. Mısırdaki ekonomik ve siyasi gelişmeler yakından izlenerek tesisin tam
kapasite ile üretime geçişi planlanacaktır.
İş Bankası – NÖTR Endekse Paralel Getiri - 1,1 milyar nominal değerli bono ihracını
tamamladığını açıkladı. Buna göre 0.5 milyar TL tutarındaki 176 gün vadeli bonoların
bileşik faizi %7,65, 393 gün vadeli 0,6 milyar TL tutarındaki bonoların bileşik faizi
%8,40 oldu.
Doğuş Holding, Doğuş-GE GYO’nun – NÖTR Öneri Yok - diğer ortaklarına ait payların
çağrı yoluyla hisse başı 1.17 dolardan, ya da 1.81 TL’den geri alınacağını açıkladı.
Buna göre, halka çağrı işlemi 14 Şubat’ta başlayıp 25 Şubat tarihinde sona erecektir.
BANKACILIK SEKTÖRÜ – OLUMSUZ: BDDK verilerine göre bankaların 2010 yılı net
karı 21,931 milyon TL olarak gerçekleşti. Buna göre bankalar son çeyrekte 5,054
milyon TL kar elde ettiler ve bir önceki çeyreğe göre dönem karları %7 düzeyinde arttı.
Bizim tahminlerimiz karlarda %2 artış öngörüyordu. Ancak sonuçlar, ortalama %21
artış öngören ortalama anlist tahminlerine göre aşağı yönlü bir riske işaret ediyor."

******

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeler yatırım
danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti,
aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen
bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı
sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve
tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine
dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk getiri
tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer
alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize
uygun sonuçlar doğurmayabilir...

*******

Foreks Haber Merkezi ( haber@foreks.com )
http://www.foreks.com

perplex
18-02-2011, 00:51
Küresel gıda fiyatları 44 milyon insanı fakirleştirdi
17 Şubat 2011 Perşembe


Dünya Bankası, artan gıda fiyatlarının geçen yıl haziran ayından bu yana gelişmekte olan ülkelerde 44 milyon insanı aşırı yoksullaştırdığını bunun da son zamanlarda yaşanan isyan gibi olaylarda etkili olduğuna dikkat çekti.


Dünya Bankası, artan gıda fiyatlarının geçen yıl haziran ayından bu yana gelişmekte olan ülkelerde 44 milyon insanı aşırı yoksullaştırdığını bunun da son zamanlarda yaşanan isyan gibi olaylarda etkili olduğuna dikkat çekti. Dünya Bankası Başkanı Robert Zoellick yaptığı açıklamada, “Küresel gıda fiyatları tehlikeli seviyelere tırmandı ve dünyada on milyonlarca insanı tehdit ediyor. Fiyat artışı halihazırda milyonlarca insanı yoksulluğa itiyor ve gelirlerinin yarısından fazlasını gıdaya harcayan kesimler üzerinde baskı oluşturuyor” dedi.

İSYANIN ARKA PLANI
Gıda fiyatlarındaki artışın Orta Doğu ve Orta Asya’da kırılgan siyasî ve sosyal şartları karmaşık hale getirebileceği uyarısında bulunan Zoellick, artan gıda fiyatlarının Mısır ve Tunus’ta son zamanlardaki protestolara yol açan temel sebep olmamasına rağmen, kışkırtıcı bir unsur olduğuna işaret etti. Avustralya’da seller ve kasırga, Amerika’daki şiddetli kış fırtınaları, geçtiğimiz sene Rusya’da orman yangınları ve Çin’deki kuraklık gibi olumsuz hava şartları dünyanın önde gelen bu tarım ülkelerinde hasata ciddi zarar verdi ve fiyatların yükselmesine sebep oldu.


Türkiye Gazetesi
Alıntıdır.

mporter
20-02-2011, 00:47
Emlak vergisinde çifte müjde

Emlak vergisi bildiriminde bulunmayanlar ile eksik bildirimde bulunanlar için özel bir kolaylık sağlanıyor. Vergi taksitlerini ödemeyenlerin birikmiş gecikme zammının tamamı silinecek.

Hürriyet Yazarı Profesör Şukrü Kızılot, emlak vergisinde çifte müjdeyi yazısında açıkladı.

Kızılot'un yazısı şöyle: Yaklaşık 22 milyon emlak vergisi mükellefi var. Bunlardan birkaç milyonu, emlak vergisi borcunu ödememiş ya da bildirimde bulunmamışlar.

Aşağıda, bunlara getirilen kolaylıklar açıklanmıştır.

1- Emlak vergisi bildiriminde bulunmayanlar: Ev, dükkan, büro, arsa, arazi gibi gayrimenkulleri satın alanların ya da miras ve bağış gibi yollarla edinenlerin; bu gayrimenkulleri edindikleri yılın sonuna kadar, ilgili belediyeye “Emlak Vergisi Bildirimi” vermeleri gerekiyor. Yıl sonuna üç aydan az süre kala edinenlerin (örneğin 15 Kasım’da edinenlerin) ise 3 ay içinde “Emlak Vergisi Bildirimi” vermeleri gerekiyor.

Torba Yasa ile emlak vergisi bildiriminde bulunmayanlar ile eksik bildirimde bulunanlar için “özel bir kolaylık” sağlanıyor.

Buna göre, 2010 yılı ve önceki dönemlerine ilişkin olarak emlak vergisi bildiriminde bulunmayan ya da eksik bildirimde bulunanlar, kanunun yayımlandığı tarihi izleyen ikinci ayın (Mart ayında yayınlanma durumuna göre Mayıs ayının) sonuna kadar bildirimde bulunacak.

- Tahakkuk eden vergi ve verginin yüzde 10’u oranındaki katkı payının tamamını ve - TEFE/ÜFE aylık değişim oranına göre hesaplanan faizi ikişer aylık dönemler halinde, 36 ayı bulabilen bir taksitte ödemeleri halinde; ceza kesilmeyecek, gecikme faizi ve gecikme zammı hesaplanmayacak.

mporter
21-02-2011, 01:17
Para piyasalarında geçen hafta böyle geçti...
Son Dakika Ekonomi
- 15:03 | 19 Şubat 2011

İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nda (İMKB) işlem gören hisse senetleri geçen hafta ortalama yüzde 1,94 oranında değer kazandı.

Geçen hafta, Merkez Bankası’nın faiz kararı, Ortadoğu’daki gelişmeler ve ve ABD borsalarındaki güçlü seyir gündemin öne çıkan maddeleri oldu.

TCMB politika faizini yüzde 6,25 seviyesinde sabit tuttu. Uygulanan faiz indirimi, zorunlu karşılık artışı ve geniş faiz koridorundan oluşan politikaların etkisini, Mart 2011 Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısına kadar izleyip gerek görüldüğü takdirde aynı doğrultuda ilave tedbir alınacağı ifade edildi. TCMB enerji ve diğer emtia fiyatlarındaki hızlı artışların enflasyon üzerinde arz yönlü bir risk unsuru teşkil ettiğine dikkat çekti. Merkez Bankası daha önce de emtia fiyatlarındaki hızlı artışın enflasyon üzerinde riskler doğurabileceği ve bu durumda daha güçlü bir sıkılaştırmaya gidebileceği yönünde görüş bildirmişti.

TCMB’nin faiz kararının ardından gösterge faiz 8,20’lere kadar gerileyerek son iki haftanın en düşük seviyesine indi. Faiz kararı öncesi gösterge kâğıt yüzde 8,70 seviyesini görmüştü. Ocak sonunda 1,90’ın üzerini test eden döviz sepeti de (0,5EUR 0,5USD) 1,85 ile son 1,5 haftanın en düşük seviyelerine geriledi. TCMB’nin faiz kararı sonrası öngörülebilirlik konusunda çekincelerin azalmasının piyasada olumlu karşılanması beklentileri ağır basıyor.

Yurt dışında FED, toplantı tutanaklarında 2011 büyüme tahminini yüzde 3-3,6’dan yüzde 3,4-3,9’a yükseltti. Ekonomik büyüme ve enflasyon tahminlerine ilişkin aşağı yönlü risklerin de azaldığı kaydediliyor. FED yetkilileri işsizlik oranındaki artışın sadece kademeli olarak azalacağını ve çekirdek enflasyonun da önümüzdeki yıllarda düşük seyrini sürdürmesini bekliyor.

Gelişmekte olan ülkeler gıda ve emtia fiyatlarındaki artışa bağlı olarak yükselen enflasyonla mücadele için faiz artırımları, zorunlu karşılık oranları dahil olmak üzere parasal sıkılaştırma önlemleri açıklamaya devam ediyor. Çin Merkez Bankası zorunlu karşılık oranlarını 50 baz puan ile Ekim’den bu yana 5.

defa artırdı. Bu önlemlerin devam edeceğine ilişkin endişeler, gelişmekte olan ülkelerle gelişmiş ülkeler piyasalarının ayrışmasına neden oluyor. 2011 yılında MSCI Emerging yüzde 3,4, Brezilya borsası yüzde 2,3, Hindistan borsası yüzde 10 düşüş kaydettiler. Kısa vadede özellikle dış ticaret dengesinin olumsuz etkileneceği, emtia ithalatçısı ülkelerde, enflasyon baskılarının belirsizlikleri daha da artırabileceği konuşuluyor.

ABD’de açıklanan ekonomik veriler karışık bir görünüm sergilemekle birlikte, olumlu şirket bilançolarının da etkisiyle borsalar yükseliş kaydetti.

Tunus ve Mısır’ın ardından diğer Ortadoğu ülkelerinde artan siyasi gerilim nedeniyle brent petrolün fiyatı haftalık içinde 104,51 dolarla Eylül 2008’den bu yana en yüksek değerine ulaştı. Brent petrolün fiyatı 102,94 dolardan kapanış yaptı.

Dünya Altın Konseyi’nin raporuna göre 2010 yılında altın talebi miktar ve değer olarak son 10 yılın en yükseğine ulaştı. Bunda başta Çin ve Hindistan olmak üzere gelişmekte olan ülkelerin taleplerindeki artış etkili oldu. Altın fiyatları 2010 yılı Aralık ayında ons başına 1.431 dolara kadar çıkarak tarihi rekor seviyelerini görmüştü. Gelişmekte olan ülkelerdeki enflasyon endişeleri, güvenli liman olarak görülen altına olan talebin sürmesine neden oluyor. Altın fiyatları geçen hafta 1.390 doları aşarak son 1 ayın en yüksek seviyesini gördü.

İMKB, haftaya yüzde 0,25’lik düşüşle başladı. Salı, çarşamba ve perşembe günleri de yüzde 1’in altında kalan artışlar gerçekleşti. Hisse senetleri günlük bazda salı günü ortalama yüzde 0,36, çarşamba günü ortalama yüzde 0,86 ve perşembe günü ortalama yüzde 0,94 oranında yükseldi. İMKB 100 Endeksi cuma günü ise sadece 2,50 puan ve yüzde 0,02 oranında gerileyerek kapandı.

-GELECEK HAFTA- Uzmanlar, yükseliş hareketleri sınırlı kalan endekste 65.500 seviyesinin, son dönemde etkili olan düşüş trend direnci olması açısından önemini koruduğuna dikkat çekerek, bönümüzdeki hafta bu seviyenin test edilebileceğini ancak alımların devamı halinde 66.400 ve 67.200 dirençlerinin önem kazanacağını vurguluyor.

-ÖZETLE PİYASALAR- İMKB Tahvil ve Bono Piyasasındaki oranlarda yükseliş eğilimi görüldü.

Türk Lirası karşısında haftalık bazda dolar ve avro geriledi. Altın fiyatları yükselirken, mevduat faizlerinin ortalamalarında herhangi bir değişim olmadı.

Hisse senetleri haftalık bazda ortalama yüzde 1,94 oranında değer kazandı. 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı yüzde 0,79, Cumhuriyet altınının satış fiyatı yüzde 0,86 oranında arttı. Yatırım fonlarının seyrini izleyen A.A Fon Endeksi geçen hafta yüzde 0,08 oranında artış gösterdi. Önceki hafta sonundaki oranlara göre, 1 aylık mevduat faizinin haftalık net getirisi yüzde 0,12, haftalık reponun net getirisi yüzde 0,11 olarak gerçekleşti.

-BORSA ENDEKSLERİ- İMKB 100 Endeksi, hafta boyunca 1.255,41 puan artarak 64.730,35 puandan 65.985,76 puana çıktı. Hisse senetlerindeki haftalık ortalama artış yüzde 1,94 oldu.

İMKB Mali Endeks 2.276,69 puan artarak 96.209,88 puandan 98.486,57 puana, İMKB Sanayi Endeksi 91,47 puan artarak 53.170,32 puandan 53.261,79 puana ve İMKB Hizmetler Endeksi 494,87 puan artarak 42.658,74 puandan 43.153,61 puana çıktı.

Böylece, mali grup hisseler ortalama yüzde 2,37, sanayi grubu hisseler ortalama yüzde 0,17 oranında ve hizmetler grubu hisseler de ortalama yüzde 1,16 oranında değer kazandı.

-KAZANANLAR VE KAYBEDENLER- Borsada geçen hafta işlem gören 362 hisse senedinden 143’ü değer kazanırken, 192 hisse senedi değer yitirdi, 27 hissenin değeri değişmedi.

Geçen hafta en yüksek oranlı artış, yüzde 65,91 ile ÇBS Boya hisselerinde oldu. Yüzde 57,50 oranındaki artışla ÇBS Printaş hisseleri ikinci ve yüzde 56,67’lik artışla da Selçuk Gıda hisseleri üçüncü olarak sıralandı.

En yüksek oranlı gerileme ise yüzde 45,55’lik düşüşle Denizli Cam hisselerinde oldu. Infotrend B Tipi Yatırım Ortaklığı hisseleri yüzde 43,02’lik düşüşle ikinci Infotrend B Tipi Yatırım Ortaklığı (YENİ) hisseleri yüzde 29,66’lık düşüşle üçüncü sırada yer aldı.

-DÖVİZ- Geçen hafta Türk Lirası karşısında dolar ve avro değer yitirdi. İstanbul serbest piyasada önceki hafta sonuna göre ABD Dolarının Türk Lirası satış fiyatı 0,0140 lira ve yüzde 0,88 düşerek 1,5790 liraya, avronun satış fiyatı 0,0070 lira ve yüzde 0,32 düşerek 2,1510 liraya geriledi.

İngiliz Sterlinin satış fiyatı 0,0050 lira ve yüzde 0,19 artarak 2,5750 liraya, İsviçre Frangının satış fiyatı da 0,0050 lira ve yüzde 0,30 artarak 1,6650 liraya çıktı.

Bugün öğle saatlerinde ise İstanbul serbest piyasada ABD Doları 1,5770 liradan, avro 2,1580 liradan, İngiliz Sterlini 2,5750 liradan ve İsviçre Frangı da 1,6650 liradan satılıyor.

-ALTIN- Haftalık bazda, Kapalıçarşı’da alınıp satılan 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı yüzde 0,79, Cumhuriyet altınının satış fiyatı yüzde 0,86 oranında arttı.

Cuma günü kapanış itibariyle külçe altının gram satış fiyatı 70,30 liraya, Cumhuriyet altınının satış fiyatı da 471 liraya yükseldi.

İstanbul Altın Borsası’nda (İAB) 24 ayar altının gram fiyatı da yüzde 0,38 artarak 69,985 lira oldu.

-YATIRIM FONLARI- Yatırım fonlarına katılma belgeleri önceki hafta sonuna göre ortalama yüzde 0,08 oranında değer kazandı.

Yatırım fonlarının fiyat seyrini izleyen A.A Bileşik Fon Endeksi geçen hafta boyunca 879 puan artarak 1.046.508 puandan 1.047.387 puana yükseldi.

Geçen haftanın en çok değer kazanan katılma belgeleri, yüzde 3,22’lik artışla İş Bankası A Tipi Teknoloji Endeks Fon, yüzde 2,85’lik artışla Akbank Franklin Templeton BRIC Ülkeleri B Tipi Yabancı Menkul Kıymetler Fon ve yüzde 2,61’lik artışla Unicorn Capital A Tipi Dow Jones İslamic Market Turkey Fon olarak sıralandılar.

Haftanın en çok değer yitiren üç katılma belgesi ise yüzde 7,14’lük düşüşle HSBC Bank Koruma Amaçlı Şemsiye Fonu’na Bağlı B Tipi yüzde 100 Anapara Koruma Amaçlı Çin Hisse Senetlerine Dayalı Alt Fonu (Dördüncü Alt Fon ), yüzde 3,67’lik düşüşle İş Bankası A Tipi İştirak Fon ve yüzde 1,90’lık düşüşle YKY A Tipi Özel Portföy Yönetimi Değişken Fon oldular.

-TAHVİL-BONO-FAİZ-REPO- İMKB Tahvil ve Bono Piyasasında oluşan ağırlıklı ortalamalar üzerinden yapılan hesaplamalara göre, çeşitli vadelerdeki kağıtların haftalık net getirileri yüzde 0,12 ile yüzde 0,165 arasında oldu.

Geçen hafta, mevduat faizlerinin ortalamalarında herhangi bir değişim olmadı. Önde gelen ve değerlendirmeye alınan 10 kamu ve özel bankanın faiz oranlarının ortalamaları üzerinden yapılan hesaplamalara göre, bir önceki hafta sonu geçerli olan oranlar itibariyle 1 ay vadeli mevduat faizinin haftalık net getirisi yüzde 0,12’yi buldu.

Önceki hafta sonunda İMKB Repo Ters Repo Pazarı’nda ağırlıklı ortalama faizi yüzde 6,6 dolayında bulunan haftalık reponun net getirisi de yüzde 0,11 olarak gerçekleşti.

mporter
21-02-2011, 04:09
Dünyada en etkin para piyasacısı ya da piyasa oyuncusu diğer bir deyişle spekülatör olarak tanıtılan George Soros aslında kimdir ve bu adam nasıl para kazanır?

1944 yılında Budapeşte’de Nazi işgali başlayınca baba Soros (Trivar Soros), “oğlum” der, “işgal yasa dışıdır. Bu yasa dışılıkta yasalar işlemez”. Ve baba Soros sahte kimlikler düzenleyerek oğlu George’u işe sokar. Bu uğurda tarım bakanlığındaki bir görevliye rüşvet verir. Bu kişi aynı zamanda Nazilerce toplama kamplarına götürülen Yahudilerin mallarına el koymakla görevlidir. Jonas Kids adına düzenlenmiş bir kimlikle işe başlayan George, daha 14 yaşındayken, büyüdüğünde nasıl biri olacağını belli etmiştir.

1947 yılında London School of Economics’de ders görmeye başlar.

1956’da Amerika’ya gider, değişik aracılık firmalarında çalışır.1961’de Amerikan vatandaşı olur ve aynı yıl kaderini yazacak olan Rothschild ailesi ile tanışır. Soros’un ilk işvereni ve İngiliz Kraliyet ailesinin de dahil olduğu pek çok hanedanın bankeri Rothschild and Sons şirketinin kurucusu, Lord Rothschild, Amerikan bağımsızlık savaşının önderi George Washington’a karşı savaşan İngiliz hükümetini finanse etmekle başlar büyümeye. İşlerinin en önemlisi altın ticaretidir. Altının borsa fiyatı, Londra’da altın ticareti yapan beş banka tarafından belirlenir ve bunların başında da Rothschild ailesinin bankası gelir.

Örtülü işlerini 19 yıl boyunca bu banka tarafından yönlendirirler.

1969 yılında Soros bir kaç yatırımcı ile birlikte OECD raporlarına göre “uyuşturucu parasının yıkanma merkezi” olarak nitelenen, vergi cenneti Hollanda Antillerinde Quantum adında bir şirket kurar.

Soros’un yeni şirketi ile ilk yatırımcılarının arasında Kraliçe Elizabeth gelmektedir.

Soros’un önemli adamlarından Kanada’lı gayrimenkul zengini Paul Reichman (Macaristan doğumlu bir Musevi) aynı zamanda Holliger şirketinin de yönetim kurulu üyesidir. Holliger, Kanada’da yayınlanan Londan Daily Telegraph ile İsrail’de yayınlanan Jerusalem Post gazetelerinin sahibidir.

Şimdi bu ilişkiler yumağındaki arkadaşlar nasıl çalışırlar bir de ona bakalım.

1- Mega-banker, yüce insan George Soros ve saz arkadaşları bir ülkeye girip, bono ve hisse senedi almaya başlarlar. Onun bir şeyler bildiğinden emin olan sazanlar da onları izler. Bu arada dış sermayeli uzantısında o ülkenin ismini taşıyan TV’ler her yarım saatte bir piyasa yorumlarıyla olaya katalizör olurlar.

2- Gelirleri daralmış olan küçük yatırımcılar, ya nasip deyip alışa geçerler. Medya, “piyasalar hareketlendi, hükümetin X, IMF’nin Y anlaşması sonuçlanıyor” propagandası ile gaz verir. Fiyatlar ve alışlar daha da yükselir.

3- “Vur ve kaç” bankerleri, ikincilere satarlar ve katlayarak kazanırlar.

4- “Vur ve kaç” operatörü, topladığı parayı dolara çevirir ve aracı bankasından ülke sınırları dışına çıkarır. Para yıkılacak yeni bir piyasa, alt-üst edilecek yeni bir ulusal pazara yönelir.

5- IMF ülkeleri bu arada “devleti küçültün” der. Ulusal üretim boğulur. Dış borç taksitlerinin tahsili için, para piyasasının güvensizlik ortamında ağır yaralar almış banka düzeninin, yani genel olarak devlet düzeninin sürdürülebilmesi için, yeni borçlanma olanakları için ortam artık hazırdır.

6- Borçlanma için şartlar öne sürülür. Ne ilginç ki borç vermek için daha demokratik, insan haklarına daha saygılı v.b olmanız istenir. Demokratik bir şekilde yavaş yavaş ülke yıkıma uğratılır.

7- Ama iş hala bitmemiştir. Ülkeye geri dönülür. Yıkılan iktisadi ortamda, birdenbire her nasılsa değer yitiren şirket hisseleri, hammaddeler, ihraç ürünleri alınır ve birkaç misli değerle geri satılır.

Tanıdık mı?

Ama bu işi ülkede infial yaratmadan yapmak gerekir. Peki bunun için ne gerekir?

· Geniş bir bilgi ağı
· Sıkı dostlar (akademisyenler, hayır dernekleri, vakıflar, işadamları, bankacılar v.s)

Bütün bu işler olup bittikten sonra Ulu insan Soros’a sorarlar: “Ne oldi bu ülkeye ne oldi böyle?

Cevap hazırdır: “Valla ben bi şey yapmadım hocam. Ekonominin dinamikleri böyle”



Kaynak: Bilumum dergi ve gazete
Project Democracy - Yazar: Mustafa Yıldırım

mporter
21-02-2011, 04:12
George Soros


1992 YILININ EYLÜL’ÜNDE Soros Fon Yönetimi şirketinin sahibi George Soros, İngiliz Pound’una karşı büyük bir mücadeleye girdi.

Soros, bugüne kadar yaptığı işlerle dünyanın en büyük spekülatörü ve yatırımcısı ünvanını zaten kazanmıştı. Ancak, bu kez söz konusu olan finans tarihinin en büyük bahsiydi. Ringin bir tarafında, geçmiş finansal performansıyla ünlü 62 yaşındaki bir para yöneticisi; karşısında ise Büyük Britanya İmparatorluğu’nun güç ve kudret sembolü olan İngiltere Merkez Bankası vardı.

Gerçi Soros sahip olduğu servet ile Amerika’nın en büyük zenginleri arasında sayılırdı. Fakat, karşısındaki rakibi parasal güçle alt etmenin hiçbir imkanı yoktu. Ona karşı kullanabileceği en etkili silahı, sahip olduğu beyin gücü idi. Tecrübeli para yöneticisi, büyük başarılar yanında bazı hatırı sayılır kayıplar da yaşamıştı. Bu da, mağlubiyet nedir bilmeyen şanlı rakibine karşı onun bir avantajıydı.

Peki, bunlar İngiliz emperyalizminin en büyük temsilcisi konumundaki İngiliz Merkez Bankası’yla tek başına savaşmakta yeterli olacak mıydı?

Yatırımcıları, spekülatörleri, fon yöneticileri ve basınıyla tüm finans dünyası, bu müthiş mücadeleyi izlemeye koyulmuştur. Finans tarihinde, bir yatırımcının İngiliz Donanması kadar güçlü, İngiliz Merkez Bankası’na kafa tuttuğu varit değildi… Böyle bir şey hayal bile edilemezdi.

Büyük bahsin konusu şuydu: Soros’a göre İngiliz ekonomisi kötüye gidiyordu ve tuzağa düşmüştü. Aşırı değerlenmiş olan Pound devalüasyon baskısı altındaydı. Fakat İngiltere, Avrupa kur Mekanizması’na (ERM) girdiği için Pound’u devalüe edemiyor ve 2.95 Alman Markı seviyesinde tutmak zorunda kalıyordu. Soros, İngiltere’nin kendi isteğiyle para anlaşmasını terk ederek Pound’u devalüe etmesi gerektiğini yoksa buna mecbur kalacağını iddialı bir şekilde öne sürdü. Aynı zamanda gerekli spekülatif pozisyonları almaktan geri kalmadı.

İngiltere Merkez Bankası başkanı ve hükümet, bu iddiaya sert bir şekilde yanıt vererek Pound’un değerini düşürmeyeceklerini kesin bir dille ilan ettiler ve önlem olarak İngiliz Merkez Bankası piyasadan 3 Milyar Dolar Sterlin satın aldı ve faiz oranlarını 5 puan yükseltti. Bu şekilde Pound’u yatırımcı gözünde cazip kılmaya çalıştılar.

Soros, bunu İngiliz Merkez Bankası ve hükümetinin ümitsiz son bir çırpınışı olarak yorumladı ve Sterlin’e karşı aldığı pozisyonu daha da arttırdı.

14 Eylül Salı günü her zamanki vaktinde yatağına yatmıştı. Ertesi sabah saat 7’de sahip olduğu fonun yöneticisi onu aradı ve kendisi uykuda olduğu sırada düzenlediği para operasyonundan 985 Milyon Dolar kar ettiğini söyledi.

Soros ne yapmıştı; henüz pahalı iken 10 Milyar Dolar Pound borçlanmış, bu parayla Alman Markı satın almıştı. Tahminleri doğrultusunda Pound’un değeri Alman Markı karşısında gerileyince elindeki Alman Markı’yla ucuzlamış olan Sterlin borcunu ödemiş ve büyük kar elde etmişti. Aslında operasyon basit gibi görünüyordu, fakat zor olan İngiliz Merkez Bankasına aykırı gelmekti. İzleyen üç hafta süresince Pound yanında İtalyan Lireti vs gibi diğer dövizlerden kazandıklarının toplamı 2 Milyar Dolar’ı buluyordu.

Soros’un finansal kehaneti aynen gerçekleşmiş ve İngilizler, ERM’den çekilerek Pound’u devalüe etmek zorunda kalmıştı. Bu, Pound’un 1967 yılından bu yana ilk devalüasyonuydu. 15 Eylül 1992 tarihi, mağrur İngilizler tarafından Kara Çarşamba olarak adlandırıldı. Aynı olay, George Soros’u bir efsane haline getirdi.

Ona, “İngiltere Merkez Bankasını yıkan adam” payesi verildi. İsminin etrafında destanlar oluştu. Artık her lafı piyasaları dalgalandırıyor, beyanatlarıyla fiyatlar çıkıyor veya iniyordu. Hakkında TV programları yapıldı, kitaplar yazıldı.

Kimdi bu sihirbaz spekülatör?

George Soros, 1930 yılında bir Musevi ailenin çocuğu olarak Macaristan’da doğdu. Ülke, 1939 yılında Nazi istilasına uğradığı zaman, ailesiyle birlikte çok tehlikeli ve güç günler yaşadı. Babası, tüm aile bireyleri için sahte kimlikler düzenleyerek ve oturdukları yeri sürekli değiştirerek hayatta kalmalarını sağladı. Böylece, ilk derslerini babasından öğrenmiş oldu… Hayatta kalmak (survival), ve başkalarına yardımcı olmak.

1947 yılında, İngiltere’ye göç etti ve Oxford Üniversitesi’nde School of Economist fakültesinde ekonomi tahsili gördü. İngiltere’de hayatını kazanmak için hamallık yaparken ayağı kırılınca devlet hastanesinde tedavi gördü. Devletin fakirlere yardım etmesinin yani sosyal adaletin ne kadar önemli olduğunu yaşayarak öğrendi. Okuduğu fakültede makro ekonomiyi öğrendi. Ayrıca, kendisini çok etkileyen Karl Popper’in öğrencisi oldu ve ileride uygulayacağı “Açık Toplum” (Open Society) projesi konusunda ondan ilham aldı.

1956 yılında ABD’ye göç etti. İlk yaptığı iş, arbitraj işlemleri oldu. Yani, bir hisse senedi veya dövizi ucuz olduğu yerden alıyor ve eş anlı olarak pahalı yerde satıyordu. Kısa sürede finans dünyasında temayüz etti.

1969 yılında Quantum Fund’ı kurdu. “Quantum” adını tesadüfen seçmemişti. Bu deyim fizik biliminde kainatta kaotik bir düzen olduğuna dair bir önermeyi ifade eder. Soros’a göre piyasalarda da sürekli bir dengesizlik yani kaos hakimdi. Bireysel veya kurumsal yatırımcılar eksik veya yanlış bilgilerle hareket ederlerdi. Bu nedenle de finansal enstrümanların fiyatları hiçbir zaman gerçeği aksettirmezler ve fiyatlar ya aşırı ya da noksan düzeydedirler. Diğer bir deyimle, piyasalara hakim olan Klasik iktisadın önerdiği gibi matematik bir denge değil sürekli kaostu.

mporter
21-02-2011, 04:13
Quantum Fund, eşsiz başarısına bakıldığında Soros’un teorisinde haklı çıktığını kabul etmek gerekiyor. Çünkü, bu fona kurulduğu 1969 yılında yatırılan 10.000 Dolar, 2000 yılında 4 Milyon Dolar’a ulaştığı hesaplanmıştır.

Soros’un teorik finans alanını zenginleştiren ikinci kuramı ise Refleksivite (reflexivity) kuramıdır. Soros’a göre, insanların (yatırımcıların) piyasa hakkındaki bilgileri hem tarafgir – objektiflikten uzak- hem de eksiktir. Bu nedenle, fiyatlar gerçeği yansıtmaz. Çünkü, piyasa katılımcıları gerçeği rasyonel olarak değil tarafgirane değerlendirirler. Öte yandan, piyasa hareketleri de bu tarafgirane algılamalardan etkilenerek şekillenir. Piyasanın bu akışı da tekrar yatırımcıları etkiler. Böylece, iki taraflı bir ilişki ortaya çıkar. Soros buna kendi icadı olan Refleksivite Teorisi adını vermiştir.

Soros, fon yöneticilerine şu tavsiyede bulunurdu: “Bir teori geliştirin ve bu teoriyi piyasada sınayın.” Kendisinin de bu ilkeye uygun davrandığı ve para operasyonlarını yukarıdaki teorilerine göre düzenlediği anlaşılmaktadır. Nitekim, “Kendinizi nasıl tanımlarsınız?” diye soran gazeteciye, “Ben uygulamalı filozofum.” demiştir.

George Soros’u diğer spekülatör ve para yöneticilerinden ayıran özellikler nelerdi?

Soros, makro ekonomik olayların ne kadar önemli olduğunu bilir, global ekonomik ve politik olayları dikkatle izler ve değerlendirirdi. Birçok meslektaşı, mümkün olduğu kadar çok sayıda alım-satımcı (dealer) ile görüşmeyi yararlı bulurken, kendisi bu konuda seçici davranarak sadece önemli bulduğu birkaç dealerın fikrini alırdı. Bunların ötesinde, piyasaların hangi yönde hareket edebileceğini önceden görebilen bir içgüdüye sahipti.


“Önemli olan, doğru veya yanlış karar almak değil, doğru kararla ne kadar kazandığın, yanlış kararla ne kadar kaybettiğindir.” diyen Soros, yatırımına güvendiği zaman büyük meblağlar ortaya koyar ve çalışma arkadaşlarını da bu yönde teşvik ederdi. Buna mukabil, yanlış kararlardan dönmekte tereddüt göstermezdi. Kendisine para kaybettiren yatırım kararlarının sayısı az değildir. Fakat hiçbir yanlış kararın kendisini mahvetmesine izin vermemiş ve aldığı pozisyonları erkenden terk ederek zararını sınırlı tutmayı bilebilmiştir. Ülkemiz iş adamlarının yaygın ifadesiyle kangren olan yarayı kesip atarak bütün vücudu sarmasını engellerdi. Bu prensibini özel hayatında da uygulayarak uyuşamadığı ilk eşinden boşanmış ve “İnsan olmamı sağlayan kimse” diye tanımladığı Susan adlı bir hanımla ikinci evliliğini yaparak çok mutlu olmuştur.

Finans piyasasında hareketlerin bir yükselme/çöküş sekansı izlediğini ileri sürerek; bir piyasa hareketi başladığında bu hareketin duracağını bilmek ve o kırılma noktasını tahmin etmeye çalışmak gerekir derdi. Mesela bir hisse senedinin fiyatı yükselişe geçtiğinde, bu yükselişin nerede duracağını yani kırılma noktasını doğru tahmin ederek tersi pozisyon almak gerekir. Pazardaki eğilimi tespit ettikten sonra onun karşısına geçmek uygun olur.

George Soros ‘a göre kendi başarısındaki en önemli anahtar hayatta kalmayı başarmaktı. Bunu Alman işgali altıdaki Macaristan’da kendisini, ailesini ve akrabalarını Nazi zulmünden zeka ve cesaretiyle kurtarmayı başaran babasından öğrenmişti. Yatırım kararları doğru çıktığında, sermayeye ek olarak kredi kullanmak parlak sonuçlar verebilir. Ancak olaylar beklenenin aksine geliştiğinde meydana gelecek zarar bir yatırımcıyı piyasadan silebilir. Dolayısıyla yatırım kararlarındaki en kritik nokta ne kadar risk alınacağıdır. Her zaman için geçerli bir gösterge bulunmadığından her durum kendi özelliklerine göre değerlendirilmelidir. Objektif bazı kıstaslar kullanılsa da, son tahlilde yatırımcı hayatta kalma iç güdüsüne dayanmak zorundadır. Soros, kendi yatırım kararlarında bir yandan çok cesur davranırken diğer taraftan “ya hep ya hiç” yaklaşımından uzak durmuş ve mahvına neden olabilecek riskler almaktan kaçınmıştır.

Büyük spekülatörün bir diğer özelliği de; ne derece önemli olursa olsun hiçbir olayda heyecana kapılmayan, en kritik anlarda bile kayıtsız kalabilen sitoik karakteri idi.


Büyük Spekülatörden

Büyük Hayırsevere Dönüşüm

George Soros’un iş hayatındaki en önemli ve parlak sayfa; 1992 yılında İngiliz Merkez Bankası’na karşı kazandığı zaferdi hiç kuşkusuz. Ancak, hayat sadece iş ve paradan ibaret değil...

Ünlü spekülatör, babası öldüğünde yanında olamadı. Sürekli seyahati gerektiren yoğun işleri yüzünden sevgili babasıyla vedalaşamamıştı. Bu yüzden büyük bir üzüntü ve pişmanlık duydu...

Ardından, annesi hastalanıp ölüm döşeğine yattığında Soros babasının ölümünde olduğu gibi gafil davranmayarak, ölene kadar onun baş ucunda kaldı. İnançlı bir insan olan annesinin, oğluyla beraber yaşadığı son dakikaları fevkalade ilginçti. Kadıncağız, intikal etmek üzere olduğu öbür dünyayla ilgili gördüğü görüntüleri oğluna anlatıyordu. Bir yandan evladının ölümüne üzülmesini engellemeye çalışıyor diğer yandan da onun kendisiyle birlikte öleceğini zannederek endişe ediyordu. Nihayet, Soros ona; “Merak etme anne, ayaklarım yere basıyor.” demesi üzerine son nefesini verdi.

En sevdiği iki insanın ölümü, George Soros’u çok derinden etkilemişti. Aslında, bundan önce de bir spekülatörden fazlaydı. New York’ta açık toplum enstitüsü kurmuş ve Macaristan dahil bazı Doğu bloğu ülkelerinde şubelerini açmıştı. Hayatın amacı, insan beyni, kainatın sırları gibi konulara oldukça meraklıydı. Bilhassa, karısı Susan’ın etkisiyle bazı bağışlarda da bulunmuştu.

Fakat, anne ve babasının ölümü onun için bambaşka bir olaydı. Hayatın fani olduğunu, para,şöhret gibi dünyevi değerlerin önemli olmadığını şimdi en açık ve çarpıcı bir şekilde anlamıştı. Bundan sonra zamanının daha çoğunu hayır işlerine vakfetti. İşlerinin çoğunu Durucken Miller adlı fon yöneticisi arkadaşına devretti. Kendisi ancak genel politikalarla ilgilenmeye başladı.

Babası acılar içinde ölmüştü. Tanınmış doktorlardan oluşan bir vakıf kurarak, on milyon dolarlık bir başlangıç sermayesi bağışladı. Bu tanınmış doktorlar, ölüm anında insanların acısının nasıl dindirilebileceği konusunda araştırma yapmakla görevlendirildiler.

Kendisi de bir göçmen olarak, Amerika’ya gelen göçmenlerin sorunlarıyla yakından ilgilendi.

Uyuşturucu bağımlılarının cezalandırılarak hapishanelere konulmasına şiddetle karşı çıktı. Bir yandan da insanların bu bağımlılıktan kurtulmaları için her türlü maddi desteği sağladı. Onun görüşüne göre, uyuşturucu müptelalarını yakalamak ve hapse atmak için sarf edilen zaman ve para, onların tedavisi için kullanılmalıydı.

Komünist Doğu Avrupa ülkelerinde açık toplumu teşvik için çalışıyor ve bunun için para ve zaman harcıyordu.

Eski spekülatör, yeni hayırseverin Yugoslavya, Ukrayna gibi azgelişmiş ülkelere yaptığı yardımın tutarı, bu ülkelere Birleşmiş Milletler tarafından yapılan yardım miktarını aştı.

Servetini, nüfuzunu ve zamanını büyük bir şevkle insanlık uğruna harcamakta olan büyük hayırsever, son olarak Irak üzerine, İngiltere’yi de yanına alarak sahte sebeplerle bir Haçlı Seferi düzenleyen ve bu ülkeyi işgal eden ABD Başkanı’na karşı amansız bir savaş açmış durumda. Savaşın haksızlığını vurgulamak ve Bush’un, Amerikan ve dünya halkını nasıl aldattığını göstermek için gazetelere ilanlar veren Soros, bu iş için 10 Milyon Dolarlık bir fon ayırmış bulunmaktadır. Otoritelerin görüşlerine göre bu kampanya karşısında Başkanın gelecek seçimleri kazanması imkansız görünmektedir.

İki insanın ölümü, büyük bir beyin gücü ve servetin insanlık için kullanılması gibi hayırlı sonuçlar vermiş ve halen vermekte. Bu dünyanın öbür dünya için bir hazırlık devresi olduğu, bu meyanda para ve diğer parasal değerlerin amaç değil hayır işlemek için bir araç olması gerektiği gerçekleri prensibi gerçek hayatta kanıtlanmış olmaktadır.


Kaynak : samiuslu@zaferdergisi.com

perplex
21-02-2011, 23:41
Ülke karıştı! Bahreyn GP'si iptal...
Formula 1'de sezonun açılış yarışı olan Bahreyn Grand Prix'sinin akıbeti belli oldu.

21 Şubat 2011 Pazartesi - 18:03
Sporx.com dış haberler
Ülke karıştı! Bahreyn GP'si iptal... Formula 1'de, 2011 sezonunun ilk yarışı olan Bahreyn Grand Prix'sinin bu ülkede devam eden iç karışıklıklar nedeniyle iptal edildiği açıklandı.n

Bahreyn, Formula 1'de 2011 sezonunun ilk yarışına evsahipliği yapmaya hazırlanırken, ülkede çıkan iç karışıklıklar nedeniyle yarışı düzenleyemeyeceğini Formula 1 patronu Bernie Ecclestone'a iletti.

Bahreyn Prensi Salman Bin Hamid El Halife'nin bugün öğleden sonra Bernie Ecclestone ile kısa bir telefon görüşmesi yapığı açıklandı.

Prensin, Ecclestone'a, ''Şu dönemde ülkenin iç işlerine yoğunlaşmayı daha önemli buluyoruz. Son günlerde yaşadığımız olaylar ve ortaya çıkan trajediyi önlemek ve ulusal birliğimizi kuvvetlendirmek önceliğimiz'' dediği ifade edildi.

F1 patronu İngiliz işadamı Ecclestone da verdiği demeçte, ''Umuyoruz ki, Bahreyn sorunlarının üstesinden gelir. Bahreyn, halkının sıcakkanlılığı ve misafirperverliğiyle meşhur. Bunu herkes kabul ediyor. Bahreyn'in en kısa zamanda aramıza dönmesini bekliyoruz'' dedi.

Bahreyn, 2004 yılından beri Sakhir pistinde Formula 1'e evsahipliği yapıyordu.

Formula 1'de 13 Mart tarihinde koşulması planlanan 2011 sezonunun açılış grand prix'sinin iptaliyle yeni sezonun açılışının, 27 Marttaki Avustralya Grand Prix'sine kaldığı belirtiliyor.

Kaynak
Sporx, superspor...

mporter
26-02-2011, 03:06
» 25.02.2011
Torba Yasa’ya Köşk’ten onay

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Torba Yasa’yı onayladı.

Cumhurbaşkanı Gül, 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunu onayladı.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, kamuoyunda “Torba Yasa” olarak bilinen, 6111 sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun”u onayladı.

Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezinden yapılan açıklamaya göre, 6111 sayılı yasa, Cumhurbaşkanı Gül tarafından Anayasanın 89. maddesinin birinci fıkrası ile 104. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca yayımlanmak üzere Başbakanlık'a gönderildi.

Yasaya göre, 31 Aralık 2010 tarihine kadar ödenmemiş vergiler ile bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri, gecikme zamları, idari para cezaları, gümrük vergileri; belediyelerin beyannamelere ilişkin vergileri, 2010'da tahakkuk eden vergileri, ödenmemiş ücret, su kullanım, büyükşehir belediyelerinin su ve atık su bedeli alacakları yeniden yapılandırma kapsamında olacak.

Alacaklar, TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak yeniden hesaplanacak. Borcun ödenmesi halinde, vergi cezalarından ve buna bağlı gecikme zamlarının tahsilinden vazgeçilecek.

Belediyelerin su kullanım alacakları ile su ve kanalizasyon idarelerinin su ve atık su bedeli alacakları da TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak yeniden hesaplanacak. Borcun ödenmesi durumunda faizleri silinecek.

Uygulamadan yararlanmak isteyenlerin dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri ve kanun yollarına başvurmamaları gerekecek.

Yıllık gelir veya kurumlar vergilerini, gelir (stopaj) vergisi, kurumlar (stopaj) vergisi, KDV ve ÖTV için başvuruda bulunan mükellefler, taksit ödeme süresince, çok zor durum olmaksızın, her bir vergi türü itibarıyla bir takvim yılında ikiden fazla vadesinde ödemez ya da eksik öderse düzenlemeden yararlanamayacak.

MATRAH ARTIRIMI

perplex
26-02-2011, 19:45
Tunus ve Mısır’a ihracatımız azaldı
26 Şubat 2011 Cumartesi


Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, 1 Ocak-24 Şubat tarihleri arasında Tunus ve Mısır’a ihracatın gerilediğini söyledi.


Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, 1 Ocak-24 Şubat tarihleri arasında Tunus ve Mısır’a ihracatın gerilediğini söyledi. Çağlayan, “Mısır’a geçen yılın 1 Ocak-24 Şubat tarihleri arasında 352 milyon dolar ihracat yapmıştık. Bu dönem aynı tarihler arasında 268 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdik. Tunus’a ihracat da geçen yıl aynı tarihler arasında 103 milyon dolarken, bu yıl 64 milyon dolara geriledi” diye konuştu.

perplex
27-02-2011, 13:41
730 doların altında isyan ateşi yanıyor
27 Şubat 2011 Pazar


Orta Doğu'daki isyanın üç kırılma noktası var: Nüfusun önemli kısmının gelirinin yılda 730 yani günde 2 dolara düşmesi, genç nüfusun işsizliği ve baskı rejimi.


730 doların altında isyan ateşi yanıyor


Orta Doğu ülkelerinin örnek aldığı Türkiye’nin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bölgedeki olayları özetlemek için kullandığı “Biri yer biri bakar kıyamet ondan kopar” atasözü, aslında Kuzey Afrika’da yakılan isyan ateşini özetleyen bir ders gibi...
Her şey Tunus’ta 26 yaşındaki üniversite mezunu işportacı Muhammed Buazizi’nin sebze tezgahına el konulmasıyla başladı. İşsiz genç, ekmek teknesi olan tezgahına el konulup bir de dayak yemeyi içine sindiremeyince kendini yaktı ve hayatını kaybetti. Gencin kendisini yakması, ülkesinde 27 yıldır iktidarda olan yönetimi devirmekle kalmadı, domino etkisiyle bütün bölgeyi sardı. Diktatörler tarafından yönetilen bu ülkelerde GSMH rakamları sizi yanıtmasın. Zira diktatör bu paranın büyük bir kısmını kendisine ve kendisini ayakta tutan yandaşlarına ayırıyor. Geri kalan para ise milyonlarca insan tarafından bölüşülüyor. Durum böyle olunca bu ülkelerde yaşayanların en az yüzde 30’unun geliri yıllık 730 dolara, yani günlük 2 dolara kadar düşüyor. Yani bu ülkelerde nüfusun önemli bir kısmı yılda sadece 730 dolarla hayat mücadelesi veriyor. Yoksulluk ve açlıkla sadece hayatta kalabilen bu insanlar şimdi Muhammed Buazizi’nin yaktığı ateşin peşinden gidiyor. Her gün ölmektense bir kere ölmeyi ya da kurtulmayı tercih ediyor. Tunus’ta 17 Aralık 2010’da başlayan ve bugüne kadar geçen 2.5 aylık süre, Orta Doğu’nun her şeyini değiştirirken, dünyanın taşlarını da yerinden oynattı. Bir anlamda petrolün yön verdiği dünya ekonomisi sarsıldı, endişeler arttı.

ADALETSİZ GELİRLE YIKILDILAR
17 Aralık 2010 tarihinden bugüne geçen 2.5 ay yalnızca Orta Doğu’nun değil küresel sisteminin en hızlı siyasal ve ekonomik dinamiklerinde değişime yol açtı. Sovyetler Birliği’nin dağılmasından bu yana 2008 finansal krizi dahil olmak üzere dünyadaki bütün dengeleri değiştirecek ve hâlâ devam eden süreci, işsiz bir gencin tezgahına el konulması başlattı. Buazizi’nin kendini yakmasından sonra tepki gösteren halka Tunus tönetiminin tehditle karşılık vermesi bardağı taşıran damla oldu. Tunus Lideri Bin Ali olayların asıl nedeni olan ekonomik adaletsizliği Merkez Bankası kasasından 1.5 ton altın çalarak uygulamaya başladı. Ancak altınları alamadan kaçmak zorunda kaldı.
Tunus’tan Mısır’a sıçrayan isyan Mübarek’in de saltanatına son verdi. Ailesiyle birlikte sahip olduğu resmi servetin 40 milyar lira olduğu belirlenen Mübarek’in birçok Avrupa bankasında 70 milyar doları bulan hesabı olduğu da iddia ediliyor. Bazı kaynaklar ise, Mübarek’in asıl servetinin 600 milyar dolara varan altın varlığı olduğunu iddia ediyor. Mübarek’in dudak uçuklatan bu servetine rağmen halkının günlük 2.5 dolar gibi gelirle yaşamaya çalışıp açlıkla mücadele etmesi, dikta rejimiyle birleşince yangının fitili ateşlenmiş oldu. Halka rağmen koltuğunda oturan Mübarek, sonunda ‘pes’ etti.

EN BÜYÜK YANGIN LİBYA’DA
Dünya petrol üretiminin yüzde 2’sini karşılayan ve günlük üretimi 4 milyon varil olan Libya da Mısır’dan farklı değil. Çeşitli aşiretlerle yönetilen ve Albay Muammer Kaddafi’nin yönettiği Libya halkı hem parasızlığa, hem katı yönetime daha fazla dayanamadı. Aşiretlere dayalı katı kast rejimiyle yönetilen ülkede günlük 15 dolarla yaşamaya çalışan halk, aşiret liderleri ile Kaddafi’nin akıl almaz lüks ve eğlence hayatı yaşamasına daha fazla dayanamayıp isyanı başlattı. Her gittiği ülkede kadınlara özel partiler yapan Kaddafi’nin yanı sıra, devletin askerlerinin koruduğu mekânlarda aşiret liderlerinin yaşamasına daha fazla dayanamayan halk, birer birer isyan ediyor. Bütün dünya, isyanların, baskı rejimleriyle yönetilen diğer ülkelere yansımamasını dilerken, işsiz ve aç olanların tek dileği ise insanca yaşamak...

Petrolde aslan payı diktatöre gidiyor
Mısır, Ürdün, Libya, Fas, Cezayir, Tunus ve Yemen’in ortak özelliği petrol ülkeleri olmaları ve son 2 ay içinde halkın yoksullukdan dolayı çıkardığı isyanlar. Petrolden dolayı ellerinde pek çok avantajı bulunduran bu ülkelerin halkı hem baskı rejiminden hem de yoksullukdan sokaklara dökülmüş durumda. Mısır nüfusunun yüzde 40’ı günde 2 dolar ile geçimini temin ediyor. Mısır ekonomisinin 2010’da 160 milyar dolar olan senelik milli gelirinin yarısını petrol oluşturuyor. Mısır’da isyan öncesi yüzde 10 olan işsizlik mevcut ve ülkede aylık asgari gelir 50 doları aşmıyor. Enflasyon ise yüzde 10 mertebelerinde. Yemen, nüfusun yüzde 25’i günde 2 dolardan az bir parayla yaşamak zorunda ve nüfusun yüzde 30’dan fazlası kronik yoksulluk çekiyor. İşsizlik oranı ise yüzde 40’ı aşıyor. 10 milyon 544 bin nüfusa sahip Tunus‘ta kişi başına düşen milli gelir 9 bin 489 dolar, enflasyon yüzde 4.5, işsizlik yüzde 13.2 seviyesinde. 6 milyon nüfuslu Ürdün‘de de işsizlik yüzde 13, yoksulluk yüzde 14 durumunda. 35 milyon nüfuslu Cezayir’de kişi başına düşen milli gelir 7 bin 104 dolar, işsizlik yüzde 10, yoksulluk yüzde 23 durumunda.


Türkiye Gazetesi

perplex
27-02-2011, 13:45
'Açlıktan ot yiyorlar'

Ülkenin kuzey batısını ziyaret eden yardım görevlilerinin anlattıkları herkesi şok etti...
'Açlıktan ot yiyorlar' Kuzey Kore'yi yakın zaman içinde ziyaret eden yardım görevlileri, yetersiz beslenme ve gıda kıtlığının alarm verici boyutta olduğunu söylüyor.

Beş ayrı hayır kurumunun temsilcilerinden oluşan grup, açlıktan yerden topladığı otlarla beslenmeye çalışan kişiler gördüklerini anlattı.

Yardım görevlileri ülkenin kuzey batısını ziyaret ediyordu. Kuzey Kore hükümetini alıntılayan kaynaklar, soğuk hava nedeniyle buğday ve arpa mahsülünün en az yarısının kaybedildiğini söylüyor. Kuzey Koreli diplomatların dış ülkelerden yardım istediği bildiriliyor.

Fakat Batılı ülkeler son zamanlarda Kuzey Kore'ye gıda yardımı göndermeye isteksiz duruyor. Gerekçe olarak, yardımın ihtiyacı olan halka ulaşıp ulaşmadığından emin olamadıklarını belirtiyorlar.


(BBC Türkçe)

perplex
27-02-2011, 13:47
Açlık sınırı 890 liraya yükseldi

TÜRK-İŞ, Şubat ayında 4 kişilik bir aile için açlık sınırını yaklaşık 890, yoksulluk sınırını ise 2 bin 898 lira olarak hesapladı. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) hesaplamalarına göre, dört kişilik bir ailenin “insan onuruna yaraşır bir geçim düzeyini sağlayabilmek için” yılbaşına göre yapması gereken aylık harcama tutarı 71 lira arttı.

Ailenin sadece mutfak harcaması için yapması gereken harcama tutarı geçen yıla göre 22 lira artış gösterdi. Açıklamada, asgari ücrete yılbaşında 30 lira zam yapıldığı dikkate alındığında, asgari ücrete yapılan artışın üçte ikisinin mutfak harcamasındaki artışı ancak karşıladığına işaret edildi.

4 kişilik bir ailenin, sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için yapması gereken ve açlık sınırı olarak adlandırılan harcama tutarı ise 889.5 lira olarak hesaplandı. “İnsan onuruna yaraşır bir yaşam düzeyi” için gerekli olan ve yoksulluk sınırı olarak adlandırılan tutar ise 2 bin 897.5 lira olarak tespit edildi.

karakan06
02-03-2011, 01:32
Turkey Is Biggest Loser in Worst Emerging Bond Rout Since 2008 on Mideast


The biggest selloff in emerging- market debt since 2008 is hitting Turkey hardest as unrest in the Middle East threatens to widen the country’s current-account deficit and boost inflation.

The nation’s foreign-currency bonds have dropped 7.9 percent since the end of October, leading a slide in developing- nation debt, according to JPMorgan Chase & Co. Government securities in lira lost 10 percent for dollar-based investors in the period as the currency touched an eight-month low. Credit- default swaps on Turkey jumped to 174 basis points from 133, the biggest advance among 16 emerging markets, CMA prices show.

Political turmoil from Libya to Oman is lifting the cost of oil imports and curbing demand from a region that buys about 27 percent of Turkey’s exports. The January trade gap was 78 percent wider than the median estimate in a Bloomberg survey of economists, government data showed yesterday. Interest-rate cuts since December aimed at narrowing the shortfall by depreciating the lira have dented the appeal of fixed-income assets on concern inflation may jump from a record low.

“Rising oil prices could hit oil importers like Turkey pretty hard, and the country is dependent on portfolio inflows to finance the current-account deficit,” Kevin Daly, who helps oversee about $6 billion as an emerging-market money manager at Aberdeen Asset Management Plc in London, said in a Feb. 25 phone interview. “So when you’re running somewhat of a questionable monetary policy and investors are concerned about the downside risks, it’s a tricky situation.”

Relative Yields

Turkey’s lira bonds fell today, sending the yield on two- year debt up 17 basis points to 8.95 percent, the highest level since May 31, according to the RBS Istanbul Benchmark Bond Index. The ISE National 100 Index of shares sank 4.2 percent, the most in nine months. The lira weakened 0.8 percent against the dollar for the biggest decline among major emerging-market currencies at 10:54 a.m. in New York.

Turkey’s international bonds have pared gains after surging as much as 102 percent since October 2008 on economic expansion rivaling China’s and credit-rating upgrades from Moody’s Investors Service and Standard & Poor’s. Turkey, which needed about $53 billion in aid from the International Monetary Fund from 1999 to 2008 to finance budget deficits that swelled to more than 20 percent of gross domestic product, is rated Ba2 at Moody’s and BB at S&P, two levels below investment grade.

Rate Cuts

The selloff has dragged the lira down 11 percent against the dollar since October for the worst decline among emerging- market currencies and lifted yields on Turkey’s international bonds to 5.81 percent from 4.53 percent on Oct. 29, JPMorgan’s EMBI+ Index shows. Borrowing costs are now the highest relative to the emerging-market average since August, according to monthly data compiled by New York-based JPMorgan.

Yields on Turkey’s two-year lira bonds have climbed 132 basis points, or 1.32 percentage points, during the past four months to the highest versus Russia’s two-year ruble debt since June, according to data compiled by Royal Bank of Scotland Group Plc and Bloomberg.

Credit default swaps linked to Turkey, which imports 93 percent of its oil, are trading at the highest since April relative to Russia, the world’s largest energy exporter, and reached an nine-month peak versus the Markit iTraxx SOVX CEEMEA Index of swaps for emerging Europe, the Middle East and Africa.

The contracts pay the buyer face value in exchange for the underlying securities or the cash equivalent should the government fail to adhere to its debt agreements.

“Turkey seems set to be significantly impacted by the current crisis,” Tim Ash, head of emerging-market research at RBS in London, said in an e-mailed note on Feb. 22. Turkey credit default swaps will probably keep widening relative to Russia, Ash said.

Trade Gap Widens

Protests across the Middle East that toppled governments in Tunisia and Egypt have raised perceptions of political risk in developing nations while record food prices and Brent crude’s rally to as much as $119.79 a barrel heighten concern that inflation will quicken. The decline in global emerging-market bonds followed a record $53 billion of inflows into mutual funds that buy the securities last year, data compiled by Cambridge, Massachusetts-based research firm EPFR Global show.

While countries including Brazil, Russia, India and China lifted borrowing costs this year to curb inflation, Turkey’s central bank unexpectedly lowered its benchmark interest rate to an all-time low of 6.25 percent on Jan. 20 and left the rate unchanged after a Feb. 15 policy meeting.

Record Deficit

Central bank Governor Durmus Yilmaz’s strategy aims to curb inflows of so-called hot money and weaken the lira, making imported goods less attractive and exporters more competitive. With inflation at a record low 4.9 percent annual rate in January, Yilmaz is betting that higher bank reserve requirements will be enough to cool an economy the IMF estimates expanded more than 8 percent last year, the fastest pace since 2005.

“There are already some signs of a slowdown in credit growth and the bank expects that to become clearer as the year goes on,” said Haluk Burumcekci, chief economist at EFG Istanbul Securities. “As far as the current account is concerned, the bank had already predicted a widening and, given oil prices, it may argue that just holding it flat is an achievement.”

Turkey’s trade deficit rose to $7.3 billion in January from a revised $3.9 billion a year earlier, the Ankara-based state statistics institute said on its website yesterday. The gap followed a record $8.7 billion in December and topped the $4.1 billion median estimate of six analysts in a Bloomberg survey.

‘Better Opportunities’

The ratio of Turkey’s current-account deficit to GDP jumps 0.6 percentage point with every $10 increase in crude prices, Finance Minister Mehmet Simsek said on Feb. 23. The shortfall will probably amount to 5.4 percent of GDP this year, the widest among the 10 biggest emerging economies, the IMF estimated in October.

Surging oil prices have created a “brand new scenario” that’s likely to change the central bank’s inflation forecasts, Yilmaz said on Feb. 25. A $10 increase in the price of oil may add about 0.4 percentage point to Turkish inflation, the central bank chief told businessmen in the western city of Manisa in a televised speech.

Inflation may climb to 7.5 percent by midyear from 4.7 percent this month as import costs rise, Yarkin Cebeci, JPMorgan’s Istanbul-based economist, wrote in a Feb. 25 report.

The ISE National 100 Index has tumbled 18 percent from its record high on Nov. 9 as unrest in the Middle East reduced earnings prospects for Turkish companies operating in the region.

Tekfen, Turkish Airlines

Tekfen Holding AS, the Istanbul-based company with construction projects in Libya, has $140 million in unfinished contracted work that it suspended last month amid escalating violence in the oil-producing country. The shares have tumbled 17 percent this year.

Turk Hava Yollari AO, the carrier that gets about 18 percent of its revenue from the Middle East and North Africa, has lost 17 percent in Istanbul trading. Turkey evacuated more than 5,000 people in 72 hours using the airport in Tripoli, Libya’s capital, Foreign Minister Ahmet Davutoglu said Feb. 23.

“Regional political tensions and their upward influence on oil prices are only going to add to pressure on the country’s deficit,” said David Spegel, the global head of emerging-market strategy at ING Financial Markets in New York. “We look for better opportunities elsewhere among emerging markets.”

To contact the reporters on this story: Michael Patterson in London at mpatterson10@bloomberg.net; Steve Bryant in Ankara at sbryant5@bloomberg.net.

To contact the editor responsible for this story: Gavin Serkin at gserkin@bloomberg.net.

kaynak: bloomberg

karakan06
02-03-2011, 01:34
İMKB darmadağın, döviz yüksek

ABD’de güne olumlu, yatay bir başlangıç yapan endeksler, Fed Başkanı Ben Bernanke’nin açıklamalarının ardından eksiye döndü. New York WTI petrolü 100 dolara dayanınca Wall Street´te satış hızlandı. Endeksler % 1-1.5 arası ekside.

İçeride ise sert değer kayıpları kaydedildi. İMKB 100 endeksi günü % 4.2 düşüşle kapattı. Rekabet Kurulu´ndaki bankalar soruşturması ve zorunlu karşılıklarda artış tedirginliği ile birlikte İMKB, altı ayın en düşük seviyesini gördü. Döviz yükseldi.

Yeni güne yukarı yönlü bir başlangıç yapan İMKB 100 endeksi, ardından Rekabet Kurumu´nun bankaların maaş promosyonlarına ilişkin soruşturmasının yarattığı tedirginlikle satışa döndü. İkinci seansta yoğunlaşan satış dalgası ile birlikte endeks, günü % 4.2 düşüşle 58709 puan seviyesinden kapattı. Endeks, satışlarla seans içinde 58684 puana kadar geriledi. Bankacılık endeksinde kayıp % 6´nın üzerinde gerçekleşirken, işlem hacmi 3.97 milyar lira oldu.

Borsa hızla gerilerken, döviz yükseldi. Yurtiçinde dolar-TL 1.6120 liradan, euro-TL ise 2.2280 liradan kapandı.

Dışarıda ise Bernanke´nin açıklamalarının ardından borsa endekslerinde kayıplar öne çıktı. Yükselen petrol kayıpların artmasına neden oldu.

Bernanke, Senato’nun Bankacılık Komitesi’ne yaptığı sunumda, petrol fiyatlarındaki yükselişin ABD ekonomisi üzerinde şimdilik bir olumsuz etki yaratmasını beklemediğini ancak mevcut yüksek seviyelerin korunması halinde büyümenin duraksayabileceğini, enflasyonun artabileceğini kaydetti.

Bernanke, ABD ekonomisinde güçlenme işaretleri görmesine rağmen, istihdam artışı konusunda endişeli duruşunu korudu.

Avrupa borsalarında ise gün boyu etkili olan sakin seyrin ardından satışlar öne çıktı. İngiltere ve Paris borsalarında düşüşler % 1´i buldu.

Euroda dolara karşı bir süredir devam eden güçlü seyir yerini hafif düşüşe bıraktı, parite 1.3778´e indi.

Petrol fiyatlarında % 3 civarı değer artışları var. ABD ham petrolü 99.6 dolar, brent petrolü 115.3 dolarda.

Altında da yükseliş var. Altın fiyatları, hızla yükselerek 1431 dolar seviyesine çıktı.

ABD 10 yıl vadeli hazine tahvilinin faizi % 3.41 seviyesine geriledi.


kaynak: finanstrend

karakan06
02-03-2011, 02:02
Rekabet Kurulu'nda 8 bankanın sözlü savunması alınıyor


Rekabet Kurulu tarafından bankacılık sektöründe 8 banka hakkında sürdürülen soruşturmanın sözlü savunma toplantısı başladı.

Rekabet Kurulu Başkanı Nurettin Kaldırımcı, toplantının başında, kurulun 19 Ağustos 2009 tarihli kararı uyarınca, ''Akbank T.A.Ş., Denizbank A.Ş., Finans Bank A.Ş., Türkiye Garanti Bankası A.Ş., Türkiye Halk Bankası A.Ş., Türkiye İş Bankası A.Ş., Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O. ve Yapı Kredi Bankası A.Ş.'' hakkında 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun ihlal edilip edilmediğinin belirlenmesi amacıyla, aynı kanunun 41'inci maddesi uyarınca soruşturma açıldığını söyledi.

Hakkında soruşturma yürütülen teşebbüslerin, bu teşebbüsler adına toplantıya katılacaklarını bildiren katılımcıların alfabetik sıraya göre dinlenmesine karar verildiğini belirten Kaldırımcı, sözlü savunma toplantısına katılan temsilcilerin salonda bulunup bulunmadığının tespitinin ardından toplantıyı açtı.

Rekabet Kurulunun toplantı salonundaki toplantıya Akbank adına Genel Müdür Ziya Akkurt, Denizbank adına Genel Sekreter Aysun Mercan, Finansbank adına Genel Müdür Temel Güzeloğlu, Türkiye Garanti Bankası adına Genel Müdür Ergun Özen, Türkiye Halk Bankası adına Avukat Hakan Vural, Türkiye İş Bankası adına Ersin Özince, Türkiye Vakıflar Bankası adına Genel Müdür Süleyman Kalkan, Yapı ve Kredi Bankası adına Genel Müdür Hüseyin Faik Açıkalın başkanlığındaki heyetler katılıyor.

-SORUŞTURMA HEYETİNİN İDDİASI-

Soruşturma Heyeti, Akbank, Garanti Bankası, İş Bankası, Koçbank, Pamukbank, Yapı ve Kredi Bankası ve Vakıfbankın 2001 yılından itibaren, Finansbankın 2004 yılından itibaren, Denizbankın ise 2005 yılından itibaren, 2009 yılına kadar özel firmalara promosyon verilmemesi, protokolü devam eden kurum ve özel firmalara diğer bankalar tarafından teklif verilmemesi konularında anlaşma yapmak suretiyle, 4054 sayılı Kanunun 4. maddesi kapsamında rekabeti ihlal ettikleri, söz konusu ihlalin 4054 sayılı Kanunun 5. maddesinde sayılan muafiyet koşullarını taşımadığını belirtti.

Soruşturma Heyeti ayrıca, 2001 ve 2002 yıllarında anlaşmaya dahil olduğu tespit edilen Koçbank ve Pamukbankın, ihlalin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan 4054 sayılı Kanunun mülga 19. maddesinde öngörülen 5 yıllık zaman aşımı süresinin dolması nedeniyle söz konusu bankaların eylemlerinden dolayı Halkbank ve Yapı ve Kredi Bankasına ceza verilemeyeceğini kaydetti.

Erdemir'in 2005 yılı maaş ödemesi ihalesi öncesinde Akbank, Denizbank, Finansbank, Garanti Bankası, İş Bankası ve Yapı Kredi Bankasının ihalede teklif edecekleri promosyon miktarını belirledikleri, dolayısıyla ihale öncesi danışıklı davranışta bulunarak 4054 sayılı Kanunun 4. maddesi kapsamında rekabeti ihlal ettiklerini ifade eden Soruşturma Heyeti, ''4054 sayılı Kanunun 4. maddesi kapsamındaki söz konusu her ihlal için aynı kanunun 16. maddesinin üçüncü fıkrası ve ceza yönetmeliği hükümleri uyarınca ihlallere katılan bankalara para cezası verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır'' iddialarını ortaya koydu.


Kaynak: zaman

perplex
04-03-2011, 11:59
Libya petrol sevkiyatını kesti İtalya kıvranıyor

Libya'nın deniz petrol terminallerinden petrol sevkıyatını durdurduğu bildirildi. İtalyan hükümetinden adını vermeyen bir kaynak, Libya'daki enerji arzı durumunun kaygı verici olduğunu belirtti.

İtalyan hükümetinden adını vermeyen bir kaynak, Libya'daki enerji arzı durumunun kaygı verici olduğunu belirterek, ''Durum endişe yaratıyor. Libya'daki petrol terminalleri bu sabah kapalıydı'' dedi.

İtalya Sanayi Bakanlığı Müsteşarı Stefano Saglia da, ''Libya'nın doğalgaz arzını kesmesi durumunda stratejik doğalgaz stoklarını kullanmaya hazır olduklarını'' söyledi.

Doğalgaz arzının kesilmediğini, ancak durumun çok karmaşık olduğunu belirten Saglia, ''Doğalgaz arzının kesilmesi durumunda doğalgaz arzı için güvenlik komitesi zaten alarm vaziyetinde, doğalgazın kesilmesi halinde olağan ve stratejik stoklar kullanılacak. Bunun için bir sorun olmamalı'' dedi.

İtalyan petrol ve doğalgaz şirketi Eni, Libya doğalgazını İtalya'ya kendi kontrolündeki 510 kilometre uzunluğunda Yeşilakım doğalgaz boru hattıyla taşıyor.

Öte yandan İtalyan enerji şirketi Edison'a yakın kaynaklardan edinilen bilgiye göre, Libya'nın Eni'ye olan doğalgaz sevkıyatı yavaşladı.

Enerji dergisi Staffetta Quotidiana da Libya'dan İtalya'ya doğalgaz akışının dün geç saatlerden itibaren yavaşlamaya başladığını ve durumun kötüye gittiğini yazdı.

İtalyan doğalgaz şebekesi Snam Rete Gas'ın verilerine göre, Yaşilakım doğalgaz kompleksine bağlı Sicilya'daki Gela terminaline doğalgaz akışı 20 Şubat itibariyle 25,8 milyon küpte kaldı.

Libya'nın İtalya'ya doğalgaz sevkıyatının azaldığı yönündeki haberler üzerine İtalyan hükümetinden bir kaynak, ''90 günlük petrol ve 30 günlük doğalgaz rezervlerine sahip olduklarını'' açıkladı.

Libya, İtalya'nın ham petrol ihtiyacının yüzde 25'ini ve doğalgaz ihtiyacının yüzde 10'unu karşılıyor.

Kaynak: Vatan Gazetesi

perplex
05-03-2011, 14:34
Şimşek: Sakin olun Arabistan karışmaz05 Mart 2011 Cumartesi

Suudi Arabistan’da 8-8.5 milyon yabancı işçi çalıştığını hatırlatan Maliye Bakanı Şimşek, “Dolayısıyla Körfez’de benzer bir hareketlenme ihtimali zayıf” dedi.



> ANKARA - Cenk ESEN

İŞ YAPANA KOLAYLIK
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve Devlet Bakanı Çağlayan, müteahhitlere Libya’daki olaylar sebebiyle getirilen kolaylıkları bir basın toplantısıyla açıkladı.


Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Kuzey Afrika’daki halk hareketlerinin S. Arabistan’a sıçrama ihtimalinin düşük olduğunu belirterek, yaşanan dış şokun piyasalara etkisinin kısa süreceğini söyledi. Körfez’in yapısıyla Kuzey Afrika ve Orta Doğu’nun bazı kısımlarının yapısının çok farklı olduğunu vurgulayan Şimşek, “Körfez’de benzer hareketlenmelerin çıkma ihtimalini düşük görüyorum. Katar nüfusuna, küçük gelirleri dağıtıyorlar. Mısır, Tunus ve Libya’da insanlar iş bulamazken, Suudi Arabistan’da 8-8.5 milyon yabancının çalıştığını unutmamak lazım” dedi. Bakan Şimşek, Türkiye’nin petrol fiyatları ve müteahhitlik sektörüne yansımaları olan önemli bir şok yaşadığını dile getirerek, “Büyüme tabii ki tahmin edilenin bir miktar altında kalabilir. Cari açık ve enflasyon bir miktar yüksek seviyeye çıkabilir. Ancak bunların hepsi geçiçi olur. Türkiye bunun üstesinde gelir” dedi.

HER ŞEY OLUMLUYA DÖNECEK
Şimşek, gerek Kuzey Afrika’da gerek se Orta Doğu’da yer alan ülkelerin daha demokratik ve istikrarlı olmasının Türkiye’nin yararına olduğuna dikkat çekti. Uzun vadede bütün bu gelişmelerin Türkiye ekonomisi üzerindeki etkisinin olumlu olacağı tahminini dile getiren Şimşek, “Ama kısa vadede bu şok. Türkiye de şoklara dayanıklı” diye konuştu.



Türkiye gazetesi

perplex
06-03-2011, 00:41
Libya’da katliam ve kaçış '

Kaddafi güçleri Zaviye'de önüne geleni vuruyor'
Trablus’un batısında Kaddafi güçleri ile isyancılar arasındaki çatışmalardan muhalifler zaferle ayrıldı. 30’dan fazla sivil hayatını kaybetti. 140 bin kişinin terk ettiği ülkede insanlık dramı yaşanıyor

Libya lideri Muammer Kaddafi, ülkenin doğusunu kaybetmesinin ardından en azından batıyı elinde tutabilmek için başkent Trablus’un hemen batısındaki Zaviye kentine dün tüm gücüyle saldırdı. Tanklar, toplar ve uçaklarla desteklenen Kaddafi güçleri 200 bin kişinin yaşadığı Zaviye kentinde isyancıların üzerine bomba yağdırdı. Ancak Kaddafi’nin günde 2000 dolar ödediği paralı askerlerine karşı ordu depolarından yağmaladıkları silahlarla direnen isyancılar, iki tankı ele geçirerek Libya liderinin paralı askerlerini safdışı bırakmayı başardı. Zaviye'de göğüs göğüse


Yaralılara sokak ortasında infaz

İsyan liderleri, dünya ajanslarına zafer pozu vererek, “Hepsi kaçtılar! Zafer bizim” açıklamasını yaptı. Zaviye’nin merkezindeki bir kliniğin yöneticisi ise, Reuters ajansına yaptığı açıklamada, bugün kentte muhaliflerle Libya lideri Muammer Kaddafi’ye bağlı güçler arasında çıkan çatışmada çoğu sivil en az 30 kişinin öldüğünü söyledi. Yetkili, ölü sayının artmasından endişe edildiğini kaydetti. El Cezire televizyonuna konuşan Zaviye halkı da, “Burada soykırıma kalkıştılar. Yaralıları infaz ettiler, onları tedavi etmek isteyen doktorlar bile öldürüldü” dedi. Akşam saatlerinde çatışmalar yine hız kazandı.

BM sınıra çadırkent kurdu

Kaddafi’ye karşı eylemlerin başladığı 17 Şubat’tan bu yana 140 bin kişinin terk ettiği Libya’da artık bir insanlık dramı yaşanmaya başladı. Birçok kentte dükkanların açık olmaması nedeniyle gıda ve ilaç sıkıntısı başgösterirken, Tunus sınırında ise tam bir kâbus yaşanıyor. Birleşmiş Milletler’in 500 çadır kurduğu bölgede Bangladeş, Vietnam, Hindistan, Tayland gibi bölgelerden Libya’ya çalışmaya gelen işçiler büyük bir dram yaşıyor. Binlerce işçi ile çatışmanın ortasında kalmaktan korkan Libyalı da komşu ülkelere ve sakin kentlere kaçmak için yollara dökülmüş durumda.


Gazete Vatan

perplex
06-03-2011, 22:14
İsyan ateşi, petrol zenginlerine yaradı
06 Mart 2011 Pazar


Orta Doğu’da isyanların başladığı, 17 Aralıktan bu yana petrol fiyatları yüzde 25 arttı, petrol tüketen ülkelerin cebinden 117 milyar 992 milyon dolar çıktı.



ÖZEL HABER
OSMAN SAĞIRLI

Dünyaca ünlü İngiliz siyaset adamı W. Churchill, “bir damla petrol, kandan daha kıymetlidir” demişti. Churchill’in sözünün üzerinden yıllar geçti. Ancak kapitalist anlayış hiç değişmedi. Onlar için petrol hâlâ her şeyden daha değerli. Bu durum Kuzey Afrika ve Orta Doğu’daki halk hareketlerinde bir defa daha ispatlanmış oldu. Türkiye başta olmak üzere birçok ülke, Tunus, Mısır ve Libya’daki insan kayıplarına üzülürken, Batılılar ise sadece petrol üretimini düşündüklerini ortaya koyan demeç veriyor, tavırlar sergiliyorlar. Amerika ve batı ülkeleri, savaş gemilerini Akdeniz’e sevk edip bölgeyi ısındırmalarının tek amacının petrolün akışını garanti altına almak olduğu artık aşikâr. Bunun birçok işareti veriliyor.

FİYATLAR YÜZDE 25 ARTTI
Tunus’ta halk isyanının başladığı 17 Aralıktan bu yana petrol fiyatları sürekli arttı, artmaya da devam ediyor. Artan akaryakıt fiyatlarından dolayı petrol şirketleri muazzam bir kâr elde ediyorlar. Dünyada “The Seven Sisters” yani “Yedi Kız Kardeş” bilinen Amerikan ve İngiliz petrol devleri; BP, Shell, Mobil, Chevron, Exxon, Gulf ve Texaco ile spekülâtörlerin kasaları sürekli olarak dolarken, petrol tüketen ülkelerin uğradığı zararlar ise her geçen gün yükseliyor. Sadece kaba bir hesap yapıldığında bile söz konusu petrol devletlerinin kazançlarının dudak uçuklatacak cinsten olduğu net bir şekilde ortaya çıkıyor. Bilindiği gibi Kuzey Afrika’daki halk hareketleri 17 Aralık 2010 tarihinde başladı. O zaman petrolün varil fiyatı 88 dolar idi. Ancak halk isyanlarıyla birlikte petrol üretimi düştü ve buna paralel olarak fiyatları da arttı. Petrol İhraç Eden Ülkeler Teşkilatı (OPEC) verilerine göre tüm dünyada günde 86 milyon varil petrol tüketiliyor. Bu rakam baz alınıp 88 dolardan çarpıldığında dünyanın bir günde tükettiği petrolü için harcanan paranın 7 milyar 568 milyon dolar olduğu görülüyor. Bugün gelinen nokta da petrolün varil fiyatı 116 doları buldu. Yine dünyanın bir günde tükettiği petrol miktarı olan 86 milyon varil 116 dolar ile çarptığımızda ortaya çıkan rakam 9 milyar 976 milyon dolar. İkisinin arasındaki fark ise 2 milyar 408 milyon dolar.

Tunus’taki isyan ateşinin yakıldığı 17 Aralık tarihinden 49 gün geride kaldı. Bu süre içinde petrol fiyatları tamı tamına yüzde 25 arttı. Bu artış sebebiyle dünyanın bir günlük zararı 2 milyar 408 milyon dolar. Bu rakamı 49 günle çarptığımızda 117 milyar 992 milyon dolar gibi bir rakam karşımıza çıkıyor.

DEVLERİN ELİNDE
Malum olduğu üzere dünya petrol üretim ve ihracatında söz sahibi uluslararası örgüt OPEC. Buraya 12 ülke üye. Üretimin yüzde 35’i, ihracatın da yüzde 44’ü onlara ait. Angola, Nijerya, Ekvador, Venezuela, İran, Suudi Arabistan, Cezayir, Irak, Kuveyt, Libya, Katar ve BAE üretici oldukları için kârlı gözükseler de asıl kaymağı petrol devlerinin yediği tartışma götürmez bir gerçek. “Petrol Oyunu” isimli kitabın yazarı Anthony Sampson’a göre; Dünyanın yedi kıt’asında bulunan, doğurduğu siyasal sonuçlarla taçları, tahtları, cumhuriyetleri, diktatörlükleri silip süpüren petrol yedi şirketin dünya ticaretinin yüzde ellisini denetim altında bulundurmasını sağlamış; daha önemlisi, bir çok ülkeyi diledikleri biçimde yönetme imkânı kavuşmuş durumdalar.


TÜRKİYE’NİN KAYBI
Her 10 dolarlık artış 4 milyar $ yük getiriyor
Petrol fiyatlarındaki sıra dışı artışlar, Türkiye gibi petrol üretimi olmayan sadece ithalata dayalı tüketim yapan ülkeler için büyük bir risk anlamına geliyor. Türkiye’nin elindeki döviz rezervlerinin anormal bir şekilde yurtdışına çıkması demek. Bu konudaki endişeleri seslendiren Devlet Bakanı Ali Babacan, petrol fiyatlarındaki her 10 dolarlık yükselişin cari açığa yaklaşık 4 milyar dolarlık bir artı getirdiğini söylüyor. Petrol fiyatlarının bu seviyede kalması halinde ise Türkiye’nin uğradığı zararın daha büyüyeceğine kesin gözle bakılıyor. Petrol fiyatlarındaki artışın dışında bir de Libya, Mısır ve Tunus ile sürdürülen ticaretinde kaybının büyüyeceği belirtiliyor. Türkiye’nin uğradığı kayba ilişkin son bir not: Türkiye ocak ayının başında Akdeniz ülkelerinde aldığı ham petrolün tonu için 841 dolar, şimdilerde ise bir ton için 950 dolar ödüyor. Aradaki fark 109 dolar. Bunun böyle devam etmesi durumunda zararın boyutlarını varın siz hesaplayın. Türkiye’deki pompa fiyatları ise zamlardan nasibini aldı. 17 Aralık itibariyle İstanbul Avrupa yakasında 95 oktan kurşunsuz benzinin fiyatı 3.68 TL iken dün itibariyle bu rakam 4.08 TL oldu. Motorinde ise 3.09 olan satış fiyatları dün 3.62 TL’ye yükseldi.


Türkiye Gazetesi

mporter
08-03-2011, 00:35
Hürriyet gazetesi yazarı Erkan Çelebi bugünkü köşesinde, bankaların, işlem sayısı yılda 1 milyar adede ulaşan ATM'lerdeki bilgilendirme fişleri için de makbuz bedeli almaya başladığını yazdı. İşte Çelebi'nin yazısından bir bölüm:

"Her 100 nakit para çekim işleminden 90'ının, her 100 para yatırma işleminden de 60'ının ATM cihazları üzerinden gerçekleştiği Türkiye'de, bu cihazlardan gerçekleştirilen işlemlerin belgelenmesinde kullanılan makbuzlar, bankalar için yeni bir gelir kapısı oldu.

İşlem sayısının yılda 1 milyara ulaştığı ATM cihazlarından alınan makbuz fişleri için artık bankalara makbuz bedeli olarak 25 kuruş ile 1 lira arasında ücret ödeniyor.

Sayıları 28 bine yaklaşan ATM'lerde para çekme, bakiye sorgulama, hesap hareketlerini izleme, kredi kartı ekstre bilgilerine ulaşma, kredi borcu ödeme planlarını görüntüleme, havale, EFT gibi para transferinde bulunma, yatırım fonu alım/satımı yapma gibi işlemlerin bilgi fişi için ücret talep eden bankalar arasında Akbank, Vakıfbank, Garanti, TEB-Fortis ve HSBC bulunuyor.

ATM makbuzlarına 1 TL ile en fazla ücret talep eden Vakıfbank olurken, bunu 70 kuruş ile Garanti Bankası ve HSBC takip ediyor.

TEB ve Fortis'in hesaplara yansıttığı makbuz bedeli ise 50 kuruş düzeyinde bulunuyor. Bu bankalar arasında en az kesintiyi ise 25 kuruş ile Akbank gerçekleştiriyor. Kuveyt Türk, Halkbank, İş Bankası, Yapı Kredi, Denizbank, Finansbank, Albaraka Türk, Şekerbank gibi bir çok banka ise ATM bilgilendirme fişleri için henüz makbuz bedeli istemiyor.

ATM makbuz bedellerini müşteri hesaplarına yansıtan bankalar, buna gerekçe olarak da gereksiz yere kâğıt tüketimini önlemek istemelerini gösteriyor.

Oysa, bankalarla ilgili yapılan şikâyetlerin önemli bölümünü ATM'lerden gerçekleştirilen işlemler oluşturuyor. Bu nedenle yaptığı işlemlerde sorun yaşamak istemeyen tüketiciler de ATM işlemlerini belgelemek için makbuz alma yoluna gidiyor."

(Vatan)

perplex
10-03-2011, 20:28
İşte iyi bir haber!

Diyarbakır'ın Çınar ilçesinde 1500 metrede 22 graviteli petrol bulundu
10 Mart 2011 Perşembe, 13:48:51


Yaklaşık 2 ay önce Çınar ilçesine 5 kilometre uzaklıktaki Altunakar sahasında açtığı kuyuda, sondaj çalışması başlatan Güney Yıldızı Petrol Üretim Sondaj Müteahhitlik ve Ticaret Anonim Şirketi ekipleri, 1500 metrede petrole ulaştı. Şirket yetkilileri, bulunan petrolün yapılan testler sonucunda 22 graviteli olduğunu belirlediklerini ifade ederek, ''Altunakar sahası petrol arama açısından bir yeni bir sahadır. Bu nedenle burada petrolün bulunması önemli. Rezerv konusunda şu an için açıklama yapamıyoruz. Çalışmaların ardından üretim ve rezerv konusunda açıklamada bulunabiliriz'' bilgisini verdi.

AA



Habertürk internet sayfasında geçiyor haber, ne diyelim aslı varsa eğer hayırlısı olur inşallah...

perplex
11-03-2011, 01:00
http://i55.tinypic.com/1zvqzpj.jpg

Bugünkü Bugün gazetesi marşeti...

Teknikanalizim
11-03-2011, 12:43
Tokyo'nun kuzeyini tsunami vurdu - VİDEO
Japonya 8.9 büyüklüğündeki depremle sarsıldı. Çok şiddetli depremin ardından oluşan tsunami, önüne çıkan araç ve evleri sürükledi. Deprem ve tsunami sonrası ölü sayısının artmasından endişe ediliyor
11 Mart 2011 Cuma, 08:10:24


İlgili Haberler
Çin'de 5,8 büyüklüğünde deprem
Japonya'da 7,2 büyüklüğünde deprem - VİDEO
Filipinler'de deprem
Girit açıklarında 5,2 büyüklüğünde deprem
Tüm ilgili haberler
ABD Jeolojik Araştırma Kurumu USGS, Japonya'nın kuzeydoğu kıyıları açıklarında meydana gelen depremin 8,9 olduğunu bildirdi. Ülkenin 130 kilometre açığında meydana gelen depremin büyüklüğü önce 7.9, ardından da 8.8 olarak açıklanmıştı.

NHK televizyonu, 8.9 büyüklüğündeki depremin, başkent Tokyo'daki binaları salladığını ve ''çok sayıda yaralı'' olduğunu duyurdu.

Depremden Tokyo ve çevresindeki 4 milyon ev etkilendi. Tokyo'nun merkezinde büyük binalar şiddetli sarsılırken, çalışanlar sokaklara çıktı.

Deprem nedeniyle havalimanları zarar gördü, yolcular tahliye ediliyor. Tokyo metrosunda deprem sonrasında herhangi bir kaza meydana gelmediği belirtildi.

Japon Hava Kuvvetleri depremin zararlarını ortaya çıkarmak için 8 uçağı havalandırdı.

Öte yandan depremde ölü sayısı en az 3 olarak açıklanırken, yüzlerce kişinin de kayıp olduğu bildirildi.

Deprem: Video için tıklayınız...

''DEPREM BÜYÜK HASARA NEDEN OLDU''

Japonya'da 8,9 büyüklüğünde meydana gelen depremin ardından Başbakan Naoto Kan, depremin ülkenin kuzeydoğusunda büyük hasara neden olduğunu söyledi. Başbakan, depremin vurduğu bölgedeki nükleer santrallerin zarar görmediğini ve radyasyon sızıntısı olmadığını belirtti. Hükümet sözcüsü Yukio Edano da yardım faaliyetlerine katılmaları için deprem bölgesinde askerlerin gönderildiğini kaydetti.

YANGINLARA SEBEP OLDU

Depremin ardından bölgedeki petrol rafinerisinde yangın çıktı. NHK televizyonunda yayınlanan görüntülerde tesisin alev alev yandığı görülüyor.



Tsunami: Video için tıklayınız...
Tsunami: Video için tıklayınız...
Tsunami: Video için tıklayınız...

TSUNAMİDE 1 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ
YENİ DEV DALGALAR BEKLENİYOR

Japonya'nın doğu kıyısını vuran 8,9 büyüklüğündeki deprem sonrasında meydana gelen tsunaminin yıkıcı etkileri oldu. Kyodo haber ajansı, Japonya'nın kuzeyindeki Sendai limanında tsunaminin yol açtığı 10 metre yüksekliğindeki dev dalga nedeniyle bir kişinin öldüğünü duyurdu.

Meteoroloji kurumundan yapılar açıklamada, Miyagi kıyılarını 7 metre yüksekliğindeki dev dalgaların vurduğu belirtildi. Denizin 1,5 km içeriye girdiği bölge halkına yüksek yerlere çıkılması için uyarıda bulunulduğu ifade edildi. Güneydoğu sahilleri için de tsunami uyarısı yapıldı.

Dev deprem dalgası, depremin merkez üssü yakınındaki sahilde bulunan araçların sularla sürüklenmesine, binaların yıkılmasına ve yangınlara neden oldu. Tsunami sonucu evler pirinç tarlalarına sürüklendi. NHK kanalı, Fukushima bölgesindeki Onahama kentinde araçların, evlerin ve binaların tsunamiyle sürüklenip götürüldüğü görüntüleri yayınladı.

"Kıyılardaki yerleşimleri boşaltın tsunami uzun sürebilir" uyarısı yapan Japonya içişleri Bakanlığı, "6-10 metre arasında tsunami dalgalarının sürmesi bekleniyor" dedi.



DÜNYA TSUNAMİ ALARMINDA

ABD'nin Hawaii eyaletinde bulunan Pasifik Tsunami Uyarı Merkezi, Japonya açıklarında meydana gelen 8.9 büyüklüğündeki depremin ardından verdiği tsunami alarmının sahasını, Büyük Okyanus bölgesinin büyük bir kısmını içine alacak şekilde genişletti.

Merkez tarafından TSİ 09.30'da yayımlanan açıklamada, daha önce Japonya, Rusya, Marcus Adası ve Kuzey Marianas için geçerli olduğu duyurulan tsunami alarmı bölgesinin, Filipinler, Papua Yeni Gine, ABD'nin Hawaii eyaleti, Avustralya, Yeni Zelanda ve Güney Amerika'nın Büyük Okyanus kıyısını içine alacak şekilde genişletildiği bildirildi.

Japonya'da meydana gelen depremin ardından Tayvan'daki meteoroloji bürosundan tsunami alarmı verildi. Meteoroloji bürosundan yapılan açıklamada, TSİ 11.30 sularında tsunami dalgasının beklendiği belirtilerek sahil bölgelerinde yaşayanların deniz şartlarındaki değişiklikler konusunda hazırlıklı olmaları istendi.

Japonya'da meydana gelen 8,9 büyüklüğündeki depremin ardından Endonezya'da da tsunami uyarısı yapıldı. Meteoroloji kurumu, ülkenin doğu kesimlerindeki Kuzey Sulavesi, Papua ve Molük Adaları için tsunami uyarısında bulundu. Tsunaminin bu bölgeleri TSİ 13.00'de vurabileceği belirtildi. Öte yandan Hawaii'deki Pasifik Tsunami Uyarı Merkezi, tsunami uyarısını Pasifik bölgesinin çoğunun kapsayacak şekilde genişletti.



4 ARTÇI DEPREM MEYDANA GELDİ

Japonya'nın kuzeydoğusunda, 8.9 büyüklüğündeki depremin ardından 4 artçı deprem meydana geldi. ABD Jeolojik Araştırma Kurumu, 7.1 büyüklüğe kadar 4 artçı depremin daha olduğunu bildirdi.

DEPREMİN BÜYÜKLÜĞÜ DEĞİŞTİRİLDİ

Japonya'da meydana gelen depremin büyüklüğü 8,9 olarak açıklandı. ABD Jeolojik Araştırma Kurumu USGS, Japonya'nın kuzeydoğu kıyıları açıklarında meydana gelen depremin 8,9 olduğunu bildirdi. Japonya Meteoroloji kurumundan yapılan ilk açıklamada depremin büyüklüğü 7,9 olarak kaydedilmişti.

Japonya'da çarşamba günü 7.3 büyüklüğünde bir deprem daha meydana gelmişti.

YÜZYILIN EN ŞİDDETLİ DEPREMLERİ

Yüzyılın başından beri dünyada meydana gelen en şiddetli depremler, büyüklüklerine göre şöyle sıralanıyor:

1960: Şili - Şili'de 9,5 büyüklüğündeki depremde 5 bin 700 kişi hayatını kaybetti. Depremin ardından oluşan tsunami, Pasifik kıyısındaki ülkeleri tehdit etti ve Hawaii'de 61, Japonya'da 130 kişinin ölümüne yol açtı.

1964: Alaska - Prens William Boğazı yakınlarındaki 9,2 büyüklüğündeki deprem ve ardından gelen tsunami, yüzden fazla kişinin ölümüne yol açtı.

2004: Asya - Endonezya'ya bağlı Sumatra adası açıklarında 9,1 büyüklüğündeki deprem ve ardından gelen tsunami, 10 kadar komşu ülkeyi etkiledi, 270 bin kişi öldü ya da kayboldu.

1952: SSCB- Kamçatka Yarımadasında 9 büyüklüğünde meydana gelen deprem ve sonrasındaki tsunami, Şili ve Peru'yu da etkiledi. Deprem 2 bin 300 kişinin ölümüne yol açtı.

1906: Ekvador - Kolombiya ve Ekvador kıyıları açıklarında 8,8 büyüklüğündeki depremin ardından oluşan tsunami bin kadar kişinin ölümüne yol açtı.

1965: Alaska - 8,7 büyüklüğündeki depremin neden olduğu tsunami Aleoutiennes Adalarını etkiledi.

2005: Endonezya - Sumatra açıklarındaki Nias adası yakınlarında 8,6 büyüklüğündeki depremde 900 kişi öldü, 6 bin kişi yaralandı.

1957: Alaska - Andreanof adalarını vuran 8,6 büyüklüğündeki deprem önemli bir tsunami faciasına yol açtı

AJANSLAR

Teknikanalizim
11-03-2011, 12:46
Bodrum'da 'tuhaf skandal!'
‘Hamburgerimden prezervatif çıktı’ dedi, servet istedi
11 Mart 2011 Cuma, 09:37:38


Kadir TAMER / MUĞLA (AHT)

Uluslararası bir fast-food lokantalar zincirinin Muğla Bodrum’daki şubesinde yediği hamburgerden prezervatif çıktığını öne süren 48 yaşındaki Nilgün Yılmaz Özkaynak, mahkemeye başvurdu.

AĞZINDA PREZERVATİF ÇİĞNEDİĞİNİ FARK ETTİ
Bodrum’da pansiyon işleten Nilgün Yılmaz Özkaynak, eşi Koray Özkaynak ile birlikte 13 Ekim 2008’de bir fast-food lokantasına gitti. Bir hamburger ve bir tavukburger siparişi veren çift, yemeklerini yerken iddiaya göre Nilgün Yılmaz Özkaynak, hamburgerini çiğnerken ağzında plastik bir karışım olduğunu fark etti. Lokmasını ağzından çıkarınca prezervatif olduğunu fark ettiğini ve kusmaya başladığını söyleyen kadın, çalışanların kendilerini lokantadan kovduğunu öne sürdü. Bunun üzerine polisi arayan çift, tutanak tutulmasını istedi. Polis tutunak tuttu, ancak zabıtaya başvurulması gerektiğini bildirdi. Zabıta tarafından da iddiaların yer aldığı tutanak tutuldu.

BİLİRKİŞİ TESPİT EDEMEDİ
Bu olaydan 3 gün sonra lokantanın sorumlusu A.U.,müşterileri rahatsız ettiği ve asılsız bir iddia ile kendilerini suçlayarak ürünlerinin marka imajını zedelemeye çalıştığı iddiasıyla Özkaynak çifti hakkında şikâyetçi oldu. BodrumCumhuriyet Savcılığı yaptığı incelemede, her iki tarafın birbirinden şikâyetçi olmasına karşın iddia edilen “hamburgerden prezervatif çıktı” suçlamalarına ilişkin net bir delil bulunmadığı gerekçesi ile soruşturma açmaya gerek görmedi. Bilirkişi raporunda ise “Prezervatifin köfte içinden veya ekmek arasından çıktığına dair bulguya rastlanmadığı” kanaatine varıldığı belirtildi. Nilgün Yılmaz Özkaynak, uluslararası firmanın Türkiye distribütörü,mamullerin ticaretini yapan kişiler hakkında da yaklaşık 1milyon TL’lik tazminat davası açmak için ikinci hukuk mücadelesine hazırlanmaya başladı.


Yok daha neler :)

Teknikanalizim
11-03-2011, 13:51
zmanlar deprem felaketini değerlendirdi


Paylaş





11 Mart 2011





Japonya’daki 8.9 büyüklüğündeki deprem ve sonrasında yaşanan tsunami felaketi bir anda dünyanın bir numaralı gündemi oldu. Uzmanlar yaptıkları değerlendirmelerde, depremin büyük bir felaket olduğunu söylediler.

İşte uzmanların deprem felaketi sonrası söyledikleri:

Prof. Ahmet Ercan

Japonya’daki deprem Marmara depreminden 35 kat daha büyük. Depremde 400-500 atom bombasına eşit bir enerji çıktı.

Bütün dünyayı zangır zangır titretti. 6370 km ye kadar indi deprem dalgaları.

Bu dalgalar yerin her yanına sarsıntı yolluyor. Uzak etki yaratıyor.

Türkiye’yi etkileme ihtimali yüzde 3 oranına sahiptir. Bu oran içinde yüzde 52 kuzey Anadolu fayı etkilenebilir.

Olabilir de olmayabilirde. Bütün yeryüzü etkisi altında. Yer yuvarlağının diğer kesiminde yayılmış kırıklar varsa depremi tetikler.

Böyle büyük bir deprem 10 yılda bir görünür.

Pasifik kuşağında tetikleyeceği depremler göreceğiz. Artçı depremler artacak. Japonya’daki konutların sağlam olması deprem etkisini azaltmıştır. Karada olsaydı çok daha felaket yaşanırdı.

Süprüntü dalgaların yıkım gücü 12'dir.

Olağanüstü bir deprem

İTÜ Jeoloji bölümünden deniz jeolojisi uzmanı Prof. Namık Çağatay:

Bu tür depremler deniz yüzeyinde büyük değişiklikler yaratıp tsunamiye yol açıyor. Bu tür depremler büyük tsunamiler üretiyorlar.

Pasifik’in doğu ve batı kıyılarını etkileyecek tsunami riski taşıyor. Bu deprem Japonya’nın güneyinde bazı depremleri tetikleyebilir.

Türkiye deprem bölgesine çok uzakta. Levha hareketleri olarak Türkiye’deki fayları tetiklemesi mümkün değil.

İstanbul’daki deprem Kuzey Anadolu fay hattında oluşuyor. Bu fay yanal atımlı bir fay olduğu için tsunami oluşturması düşük ihtimal.

Marmara Denizi’nde Yamaç kaymaları olursa tsunami oluşabilir.

Japonya’daki dalgalar ilk oluştuğunda hızla kıyıya hareket ediyorlar. Kıyıda deniz tabanının hissettiğinde yükseliyor ve önündeki binaları yıkarak büyük bir tahribat yaratıyorlar.

Tsunamiye tedbir almak depremden çok daha zor. Pek de mümkün değil.

Yrd. Doç. Oğuz Gündoğdu:

Marmara depremi ile bu deprem arasında çok enerji farkı var. Enerji ve oluşum açısından çok büyük farklar var.

Bu kadar enerji biriktirecek yerimiz yok bizim. Türkiye'yi etkileyecek bir durum yok

Japonya bu kadar harcama yaptığı halde hiçbir işe yaramadı.Yapılan bütün hazırlıklar bir yere kadar.

Görüntüler uzak kıyılardan, yakın yerleşim bölgelerini görmedik, orada durumum daha kötü olduğunu düşünüyorum.

Çok büyük bir deprem. Felaketin boyutları ilerleyen saatlerde daha net şekilde ortaya çıkacak.

Kandilli Rasathanesi Müdür Yardımcısı Doç Dr. Nurcan Meral Özel:

Depremin olduğu yer dünyada depremlerin en fazla olduğu yer. Bu da oldukça büyük bir deprem.

Burada oluşan depremler genelde düşey atımlı ve sığ depremler oluyor ve bunlar da tsunami meydana getiriyor. Bu deprem denizde meydana geldi eğer karada olsaydı ölü sayısı daha fazla olabilirdi.

Depremden hemen sonra tsunami alarmı veriliyor ama kaçamayanlar olabiliyor. Tsunamiye bağlı olarak ölümler olabilir

Bir enerji boşalımı var ve bu, fayın durumuna göre hasarı etkiliyor.

Dünya bir bütün. Dünyadaki plaka hareketleri birbirini etkileyebiliyor ama Japonya bize 9 bin km uzakta bir ülke ve aynı plaka üzerinde değiliz ben etkileyeceğini düşünmüyorum.

Kocaeli depreminde dalgalar yükseldi ve toprak kayması oldu. Son 3 bin yılda sahillerimizde 90 tane tsunami yaşanmış. Marmara’da tsunami olması depremin merkezinin nerede olduğuna göre değişir. Marmara’da tsunami olma ihtimali var.

Teknikanalizim
11-03-2011, 13:52
Rahmi'nin gözyaşları

Paylaş
11 Mart 2011


Başrollerini Engin Akyürek, Beren Saat ve Sumru Yavrucuk'un paylaştığı Kanal D'nin başarılı dizisi Fatmagül'ün Suçu Ne dün akşam heyecan dolu bir bölümle ekranlara geldi.

Dizinin geçtiğimiz hafta yayınlanan bölümünde;

Mukaddes yıllar sonra gençlik aşkı Salih ile bir araya gelmiş, Mukaddes'i takip eden Ebe Nine öğrendiği gerçekle şoke olmuştu.

Yengesinin telefon konuşmalarını duyan Fatmagül ise, yeğeni Murat'ın gerçek babasının Rahmi olmadığını öğrenmişti.

Dizinin dün akşam ekranlara gelen yeni bölümünde;

Abisine yapılan haksızlığa daha fazla göz yummayan Fatmagül, Mukkaddes ile yüzleşti ve gerçeklerden haberdar olduğunu söyledi.

Murat'ı okula göndermek için evden çıkan Rahmi, unuttuğu çantayı almak için geri döndüğü sırada konuşanlara şahit oldu. Murat'ın öz çocuğu olmadığını öğrenen Rahmi'yi sakinleştirmek ise Fatmagül'e düştü.

Tüm gerçekleri itiraf edeceğini söyleyen Mukaddes,

"Ben seni kandırmadım, sana sığındım" diyerek içinde bulunduğu umutsuzluğu dile getirdi.

Bir kez daha Murat'ı okula götürmek için evden çıkan Rahmi, yaşadıklarına daha fazla dayanamadı ve gözyaşlarına boğuldu.




Bu kadının gerçek versiyonu insanı katil eder ..

Teknikanalizim
11-03-2011, 17:42
Kandilli'den açıklama!
Marmara'da böyle bir deprem olabilir mi?
11 Mart 2011 Cuma, 14:21:36


İlgili Haberler
Tokyo'nun kuzeyini tsunami vurdu - VİDEO
Dünya ayakta
Dünya tsunami alarmında
"Amerika'yı da vuracak!"
Tüm ilgili haberler
Kandilli Rasathanesi'nden yapılan açıklamada, meydana gelen 8.8 şiddetindeki depremin, Japonya tarihinde kaydedilmiş en büyük deprem olduğu belirtilerek, "Marmara'da böyle bir deprem olma olasılığı riski sıfır" dendi.

Japonya'da yaşanan depreme ilişkin Kandilli Rasathanesi'nde basın toplantısı düzenlendi. 8.8'lik sarsıntının, Japonya tarihinde kaydedilmiş en büyük deprem olduğunu belirten Kandilli Rasathanesi Deprem Araştırma Enstitüsü Müdür Yardımcısı Doç.Dr. Nurcan Özel, "Depremin büyüklüğü 8.8. Şu ana kadar aldığımız bilgilerle tsunami yüksekliği 3-4 metreye kadar varmış. Bazı bölgelerde yangınlar meydana gelmiş. Tokyo'dan fazla haber alınamıyor. Resmi bilgi gelmedi. Depremin Tokyo'ya uzaklığı yaklaşık 370 kilometre. Depremden sonra artçılar meydana geldi. Bir tanesi 7.1 büyüklüğünde. 6 tanesi 6.3 ile 6.8 arasında. Enerji boşalımı sürüyor. 7.1'lik artçı ise Pasifik'e doğru meydana gelmiş" dedi.

Özel, uluslararası sismoyoji cemiyetinde Japonya skalası ile bütün dünyanın skalasının ayrı olduğunu söyledi. Bunun sebebinin, Japonya'da sık sık meydana gelen depremler olduğunu belirten Nurcan Özel, "Bu nedenle skalası ayrı tutuluyor. Japonya'da deprem bekleniyordu. En büyük korkuları Tokyo'yu sallayacak bir depremdi. Depremin merkezinin karanın altında olmasından korkuyorlardı. Bu, denizde olmuş bir deprem" diye konuştu.

10 olarak açıklanan ölü sayısının yükselebileceğini belirten Özel, "Japonya'daki deprem oluş mekanizmaları Türkiye'den farklı. Depremler birbirlerini etkiliyor olabilirler ancak bizim üzerinde bulunduğumuz deprem kuşağı farklı. Depremin kaynaktaki fiziksel özelliklerini öğreneceğiz. Etkileyici, büyük bir enerji boşalımı oldu. Denizde olması iyi oldu. Karayı bir nebze de olsa rahatlattı. Türkiye kıyılarında meydana gelmiş 90 yıkıcı tsunami var. Kocaeli depreminde de toprak kayması sonucu deniz dalgalarının 5-6 metreye kadar yükseldiği biliyor. Marmara'nın iç deniz olması itibariyle ve küçük bir deniz olduğu için alarm zamanımızın az olmasından dolayı hasar miktarı oldukça büyük olabilir" ifadelerini kullandı.

Nurcan Özel, Kandilli Rasathanesi'nin, tsunaminin erken uyarısını vermek için görevlendirildiğine dikkat çekerek, "Bu konuda da çalışmalarımız var. Japonya'da meydana gelmiş mega depremin Türkiye'de meydana gelebilecek bir depremle mukayese edilmesi doğru değil. Biz, Japonya ile hiçbir bakımdan benzerlik göstermiyoruz. Tsunami dalgalarının hızı uçak hızının üçte biridir. Boyları 30 metreyi aşan tsunamiler mevcuttur. Japonlar, 'biz her şeye hazırız. Çok büyük hasar beklemiyoruz' gibi bilgiler verdiler" açıklamasında bulundu.

Kandilli Rasathanesi Ulusal Deprem İzleme Merkezi Müdürü Doğan Kalafat ise, bu tür depremlerin, çok sık olan depremler olmadığını söyledi. Pasifik levhasında olan depremlerin, Türkiye'deki depremlere göre çok daha büyük olduğuna dikkat çeken Kalafat, "Bizde bu büyüklükte bir depremin riski yok denecek kadar az ama 8'e varan depremler bizim ülkemizde de oluyor. Bizim için en önemli şey, bu depremin büyüklüğünden ziyade skala olarak depremin çok büyük, çok şiddetli deprem olduğu, yıkıma ve can kaybına neden olacak nitelikte olması. Can kaybı en az seviyede. Her depremde, dünyanın en büyük teknolojisini de kullansanız hasar olur. Önemli olan can kayıplarını en aza indirebilmek. Japon toplumunda bu konuda güzel bir başarı örneğini gördük" dedi. Kalafat, Marmara'da böyle bir deprem olma olasılığı riskinin sıfır olduğuna dikkat çekerek, "Büyük tsunamiler, deniz tabanındaki büyük kırılmalar sonucunda oluşuyor. Fizik olarak böyle bir şeyin Marmara veya Türkiye'nin herhangi bir yerinde olması mümkün değil. Büyük tsunami oluşabilmesi için çok büyük su dalgası ve derinlik gerekiyor" diye konuştu.

İHA

Teknikanalizim
12-03-2011, 12:54
Erzurum`un dusman ısgalınden kurtulusunun 92. Yıl donumu
-tbmm baskanı sahın:
``anadolu`nun dort bır kosesınde oldugu gıbı erzurum ılımızde
verılen mucadele de mılletımızın bagımsızlıgından ve vatanından
vazgecmeyecegının destansı bır ıfadesıdır``

ankara (a.a) - 12.03.2011 - tbmm baskanı mehmet alı sahın, ``anadolu`nun
dort bır kosesınde oldugu gıbı erzurum ılımızde verılen mucadele de mılletımızın
bagımsızlıgından ve vatanından vazgecmeyecegının destansı bır ıfadesıdır``
dedı.
Sahın, erzurum`un dusman ısgalınden kurtulusunun 93. Yıl donumu nedenıyle
bır mesaj yayımladı.
``azız mılletımız, bırıncı dunya savası ıle bırlıkte yasanan zorlu
kosullarda, varlıgını ve bagımsızlıgını korumak ıcın buyuk bır mucadele
vermıstır`` dıyen sahın, kurtulus savası`nda gosterılen cetın mucadelelerın ve
kazanılan zaferlerın, tarıh boyunca onur kaynagı oldugunu kaydettı.
Sahın, mesajında su ıfadelere yer verdı:
``anadolu`nun dort bır kosesınde oldugu gıbı erzurum ılımızde verılen
mucadele de mılletımızın bagımsızlıgından ve vatanından vazgecmeyecegının
destansı bır ıfadesıdır.
Mılletımızın ozgur yasama kararlılıgının ortaya konuldugu erzurum
kongresı mıllı mucadelemızın onemlı halkalarından bırı olmus, meclısımızın
acılısına gıden yolu aydınlatmıstır.
Mılletımızı tek vucut halıne getıren boylesıne tarıhı bır kongreye ev
sahıplıgı yapmıs olan erzurum, dusmana karsı vermıs oldugu kurtulus mucadelesıyle
de bagımsızlık yuruyusumuze guc katmıstır.
Bu anlamlı gunde basta gazı mustafa kemal ataturk olmak uzere vatan
topraklarının dusman ısgalınden kurtarılması ugruna canlarını feda eden
sehıtlerımızı rahmet ve mınnetle, gazılerımızı saygıyla anıyor, tum erzurumlulara
sevgı ve selamlarımı ıletıyorum.``
(ata-erd)
09:38 12/03/11

--aa--|

Teknikanalizim
12-03-2011, 12:55
Borsafan oalrak tum erzurumlulara
sevgı ve selamlarımızı ıletıyorum. :)

perplex
12-03-2011, 17:10
Yabancı sermaye çıkışı yok, aksine...
Cari işlemler açığı Ocak ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 91 artarak 5 milyar 860 milyon dolara çıktı. 12 aylık cari açık 51.3 milyar dolara ulaşırken uzmanlar, “Son önlemlerle 10 milyar dolarlık yabancı çıkışı olduğu açıklandı. Ancak cari açık rakamları, çıkıştan ziyade girişe işaret ediyor” yorumunu yaptı.

Ekonomi yönetiminin büyümesini önlemek için peşpeşe önlemler aldığı cari açık, Ocak ayında 5.86 milyar dolarla rekor kırdı. 12 aylık cari açık 51 milyar 359 milyon dolara çıktı. Dış ticaret açığındaki artışın devam etmesine paralel cari açığın Ocak ayında 6.1 milyar dolar olması bekleniyordu. Ocak ayında gerçekleşen 5.86 milyar dolarlık cari açığın yüzde 62.3’ü yani 3 milyar 651 milyon dolarlık kısmı kaynağı belli olmayan giriş ve çıkışların yazıldığı net hata ve noksan kaleminden finanse edildi.

Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz’ın geçtiğimiz haftalarda, alınan kararların ardından 10 milyar dolara yakın paranın Türkiye’yi terk ettiğine yönelik yaptığı açıklamadan sonra bütün gözlerin cari açık verisine çevrildiğini belirten ekonomistler, verinin bir çıkıştan ziyade girişe işaret ettiğine dikkat çekti. Önümüzdeki dönemde petrol fiyatlarındaki artışın sürmesi halinde cari açığın genişlemeye devam etmesi bekleniyor.

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, geçen hafta yaptığı açıklamada petrol fiyatlarının, Türkiye’nin hem cari açığını artırdığını hem de enflasyonun önümüzdeki aylarda yükselmesine sebep olabileceğini belirterek, ayrıca Türkiye’nin büyüme oranını muhtemelen aşağı çekme potansiyeline sahip olduğunu söyledi.


Gazete vatan

Teknikanalizim
12-03-2011, 17:34
Kılıçdaroğlu'ndan çarpıcı açıklama!
"İktidarımızda askerlik..."
12 Mart 2011 Cumartesi, 15:00:41


CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, askerlik süresine kademeli olarak 6 aya indireceklerini vaat ederken orduyu da terörle mücadelenin içinden çıkaracaklarını ifade etti.

CHP lideri Kılıçdaroğlu, partisinin Ankara Ahmet Taner Kışlalı Spor Salonu'nda düzenlenen genişletilmiş il ve ilçe başkanları toplantısında partililere hitap etti. İl ve ilçe başkanlarına 12 Haziran'da yapılacak genel seçimler öncesinde taktikler veren Kılıçdaroğlu, iktidara gelmeleri halinde ise yapacaklarını sıraları. Kılıçdaroğlu, seçimlere en hazırlıklı partinin CHP olduğunu iddia etti. "Türkiye çok iyi yönetiliyor diye bağırıyorlar, bunlara inanmayın." diyen CHP lideri, "Sizin inanacağınız dışarıdaki esnaf, yanınızdaki komşu. Hayatınızdan memnun musunuz? Herkes bir arayış içerisinde, kimse hayatından memnun değil. Üç Y ile iktidara geldiler. Yoksulluk, yolsuzluk, yasaklar bitecekti. Bitti mi? Yolsuzlukların adresi neresi AKP. Yurttaş telefonla bile konuşamıyor. Unutmayın korkunun ecele faydası yok. O güneşi bir gün doğuracağız biz." diye konuştu.

Kılıçdarolu, CHP'nin bedelli askerlik talebini yenilerken yeni vaatlerde de bulundu. Kılıçdaroğlu askerlikle ilgili taleplerini şöyle sıraladı: "Bir defaya mahsus olarak bedelli askeri kanun tasarısını vereceğiz. Askerlik süresini 9 aya indireceğiz, aşamalı olarak 6 aya indireceğiz. Daha profesyonel ordu olacak. Askerlik yaşını 18'e indireceğiz. Çocuklarımız, okurken askerlik yapabilecek. Mezun olduklarında işleri hazır olacak. Arzu edenlere 18 yaşında askerliğini yaptıracağız. Gitsin, askere gelsin." Kılıçdaroğlu, orduyu terörle mücadelenin içinden çıkaracaklarını söyledi.



Kılıçtar bu yapar ama nasıl olacagını bilmez :)

Teknikanalizim
12-03-2011, 17:41
Başbakan'ın çılgın projesi bu mu?
Kayseri'ye deniz gelecek!
12 Mart 2011 Cumartesi, 10:40:02

Dün bazı gazetecilere mail olarak gelen haberi Reha Muhtar bugünkü köşe yazısında yayınladı.

İşte Reha Muhtar'ın "İyisi mi siz en azından hayallerinizi genişletmek için, gönderilen maile bir bakın... Sonra bekleyelim kim ne ses verecek diye?.." sözleriyle paylaştığı projeyi anlatan makalesinin tam metni:

Yoksa Çılgın Proje, Anadolu'nun ortasından kanal açıp, Kayseri'ye deniz getirmek mi?..

Teknikanalizim
12-03-2011, 17:41
Devamı..

http://ekonomi.haberturk.com/makro-ekonomi/haber/609704-basbakanin-cilgin-projesi-bu-mu


YOK ARTIK :)

perplex
12-03-2011, 22:46
Cari Açık Nedir?

Son günlerde herkesin dilinde cari açık rakamı dolaşmaya başladı. Uluslararası Kredi kuruluşları, petrol yükseliyor, cari açığınız büyüyecek, bu yüzden benden not artışı beklemeyin diyor. Merkez Bankası Beklenti anketinde yıl sonu için öngörülen cari açık rakamı 50 milyar dolara ulaştı. Cari açık nedir? Ülke ithalatının, ihracatından fazla olması. Yani bir başka deyişle bir ülkenin yurt dışına sattığı mallardan elde ettiği gelirin, yurt dışından aldığı mallara ödediği paradan daha az olması. Cari açığı büyüyen bir ülke, sermaye hesaplarını da büyütmek zorundadır. Sermaye hesabı büyüyünce, ekonominin dışa bağımlılığı artar. Ekonomimiz küçülürken başımızın belası cari açık da küçülmüştü. İki yıldan beri ortada tam tersi bir resim var. Yani hem milli gelir artıyor, hem de cari açığımız büyüyor..

Diyelim bir aile reisi ayda 2000 lira maaş alıyor. Eğer hiç tasarruf etmez, hiç hazırdan yemez ve hiç borç almazsa bu ailenin aylık harcaması 2000 lira olur. Yani ne kadar gelir, o kadar harcama. Eğer bu aile 300 lira tüketici kredisi alır ve bunu harcarsa, aylık geliri 2000 lira olmasına rağmen aylık harcamaları 2300 lira olur. Daha bol para harcarlar. İkinci ay ailenin geliri 2000 lira olarak kalırsa, aldığı kredinin yarısını öderse, aylık harcama miktarı 1850 liraya düşer. Bir önceki ay 2300 lira harcayan aile 450 lira daha az para harcayacağı için, refah seviyesi düşer.

Kısaca cari açık...

Türkiye Gazetesi

perplex
12-03-2011, 22:47
Devamı..

http://ekonomi.haberturk.com/makro-ekonomi/haber/609704-basbakanin-cilgin-projesi-bu-mu


YOK ARTIK :)



Biraz fazla uçmuşlar... sanırım... :)

Teknikanalizim
12-03-2011, 23:08
Biraz fazla uçmuşlar... sanırım... :)



İmkansız yoktur ama iyi hesap kitap yapmak lazım..


Böyle bir proje bize neler katar neler götürür :)

Ve kaç yılda tamamlanır

Teknikanalizim
12-03-2011, 23:21
"Biz Japonlar'dan daha iyisini yaparız"
Bakan Demir, 8.9'luk depremde yıkılmayan binalara dikkat çekti
12 Mart 2011 Cumartesi, 19:03:44
"Biz Japonlar'dan daha iyisini yaparız"

Bayındırlık ve İskan Bakanı Mustafa Demir, Japonya'daki depremde hemen hemen ruhsatlı yapılmış binalarda bir yıkım olmadığının görüldüğünü belirterek, ''Japonlar yapıyorsa biz daha iyisini yaparız. Buna herkesin inansın'' dedi.

Devlet Bakanı Mustafa Demir, 25. GAP Yüksek Kurulu toplantısına katılmak üzere geldiği Şanlıurfa'da, toplantı öncesinde Tapu ve Kadastro Bölge Müdürlüğünü ziyaret etti. Çalışanlarla sohbet eden Demir, Tapu ve Kadastro Bölge Müdürü Cengiz Yıldırım'dan, çalışmaları hakkında bilgi aldı. Bakan Demir daha sonra, yeni valilik binası kompleksi içinde yer alacak Tapu ve Kadastro Bölge Müdürlüğünün taşınacağı hizmet binasına da giderek incelemelerde bulundu.

Bakan Demir, Bayındırlık ve İskan Müdürlüğüne giderken de, yol üstündeki pazar esnafıyla sohbet etti. Daha sonra müdürlükte, Bayındırlık ve İskan Müdürü Mehmet Can Halaç'dan kentteki çalışmalar hakkında sinevizyon eşliğinde brifing aldı.

Mustafa Demir, Şanlıurfa'ya ilk defa gelmesine rağmen kenti beklediğinden daha güzel bulduğunu ifade ederek, kentin, AK Parti Hükümeti döneminde en çok yatırım yapılan iller arasında bulunduğunu kaydetti.

Kentte bir yılda çok sayıda okul yapıldığını anlatan Demir, yetkililere, kentin mimarisine uygun olarak, okulların dış cephelerinin taşla kaplanması talimatını verdi.

JAPONYA DEPREMİ
Bayındırlık ve İskan Bakanı Mustafa Demir daha sonra, Mimarlar Odası il temsilciliğinin davetlisi olarak burada düzenlenen toplantıya katıldı. Mimarlar Odası İl Temsilcisi Abdülkadir Güllüoğlu, taleplerini iletti. Toplantıda, mühendislerin ve mimarların görüşlerini de dinleyen Bakan Demir, Şanlıurfa'nın büyük şehir olma talebi ve sürecini de değerlendirerek, kentin bu potansiyelinin bulunduğunu dile getirdi.

Konuşmasında Japonya'da meydana gelen 8,9'luk depreme de değinen Bakan Demir, orada depremin büyüklüğünden ziyade tsunaminin etkisinin ağır olduğuna dikkati çekerek, ''Ama hemen hemen ruhsatlı yapılmış binalarda bir yıkım olmadığını gördük orada. Japonlar yapıyorsa biz daha iyisini yaparız, buna herkes inansın. Zaten biz de burada bunun için uğraşıyoruz'' dedi.

Türkiye'nin de deprem riski altında bulunan bir ülke olduğunu hatırlatan Bakan Demir, ''Bizim uyguladığımız sistemlerin ana hedeflerinden bir tanesi de depreme ve afete dayanıklı, güvenli yapı yapmak'' diye konuştu.

Beraberindekilerle son olarak dünyanın en eski tapınak merkezi olduğu kabul edilen Göbeklitepe'deki kazı alanını gezen Bakan Demir, ardından GAP Yüksek Kurulu toplantısına katıldı.

Teknikanalizim
12-03-2011, 23:22
Boş konuşmayalım icraat görelim..


Mdem öyle bu işi biliyorsunuz ivedi bir şekilde kentsel dönüşüm projelerine başlayında görelim..

Teknikanalizim
14-03-2011, 10:41
İbrahim Tatlıses vuruldu!
Başından vurulan Tatlıses'in hayati tehlikesi devam ediyor...
14 Mart 2011 Pazartesi, 01:05:20


İlgili Foto Galeri

İbrahim Tatlıses vuruldu!
Galeriye gitmek için tıklayınız
Serhat ALAATTİNOĞLU - Eray EROLLU / AHT

Ünlü sanatçı İbrahim Tatlıses'in Beyaz TV'deki İbo Show programının çekiminin ardından Şişli Sanayi Mahallesi'nde bulunan Nurol Plaza'dan aracıyla çıkış yaptığı sırada, 3 otomobil tarafından önü kesildi. Otomobilden inen saldırganlar, Tatlıses'in bulunduğu aracı uzun namlulu silahlarla taradı. Saldırı sonucu İbrahim Tatlıses başına isabet eden bir kurşunla yaralanırken, yanında bulunan menejeri Damla Çakıcı'nın ablası Buket Çakıcı ise omzundan yaralandı.

Video için tıklayınız...

Tatlıses, ilk olarak Özel Levent Hastanesi'ne kaldırıldı. Daha sonra Maslak Acıbadem Hastanesi'ne sevk edidi.

Maslak Acıbadem Hastanesi Başhekimi Çağlar Çuhadaroğlu, silahlı saldırı sonucu ağır yaralanan İbrahim Tatlıses'in hayati tehlikesinin devam ettiğini ancak sanatçının, hastaneye ilk geldiği noktadan daha iyi durumda olduğunu bildirdi.

İbrahim Tatlıses'in doktorları açıklama yapıyor...

Ameliyatı geçekleştiren İlhan Elmacı ve ekibi hastane girişinde basın mensuplarına açıklamada bulundu. İlhan Elmacı'nın, yapılan operasyonlar ve Tatlıses'in şu anki durumu hakkında yaptığı açıklama şu şekilde:

" Öncelikle geçmiş olsun.

Gece saat 01:00 sularında ilk tetkikleri yapıldı. Ateşli silah yaralanmasına bağlı olarak beynin ön ve yan kesiminde parçalı kırıklar, beyin zarında hasar ve beyin içinde kanama vardı. Sağ beynini içeri alan ileri derecede travma söz konusu idi.Bu sorunlar ameliyatla ortadan kaldırıldı. Böyle bir yaralanmada hayati risk yüksektir. Zamana ihtiyaç var. Kafa içi basıncını düşürmeye yönelik çalışmalar yapılmaktadır. Herhangi bir ödem oluşmaması için basınç takip edilecek. İlk planımız ilk 24 saat kendisini uyutmaktır. Hayati risk devam ediyor ama azaldığını düşünüyorum. Kaanatime göre 1 kurşun girişi ve önden de çıkışı var. Ameliyata alındığında vücudunun solunda hissiyat sorunu vardı. Şu anda uyutuluyor. Saat 01:0'da ameliyata başladık. Bu beyin hasarı birden çok operasyonu beraberinde gerektiriyor. Sadece tek bir operasyon gerçekleştirildi. Operasyon saat 6'da bitti. Sol tarafının felç olma riski var. "

Tatlıses ile aynı araçta saldırıya uğrayan Buket Çakıcı'nın ise hayati tehlikeyi atlattığı öğrenildi.Tatlıses, şu anda yoğun bakım servisinde tedavi altında.

Galeri için tıklayınız...

Polis ekipleri saldırganları yakalamak için soruşturma başlatırken, Tatlıses'in hastaneye sevki sırasında korumaları basın mensuplarına saldırdı.

HASTANEYE ZİYARETÇİ AKINI

Sevenlerinin yanısıra sanat dünyasından çok sayıda ünlü haberi alır almaz hastaneye koştu. Ajda Pekkan, Mehmet Ali Erbil, Hakan Altun, Hüsnü Şenlendirici, Ebru Gündeş ve Ferhat Güzel hastaneye gelenler arasında. İbrahim Tatlıses'in eski eşi Derya Tuna hastane önünde sinir krizleri geçirdi, oğlu İdo Tatlıses de şu anda hastanede.

DAHA ÖNCE DE SİLAHLI SALDIRIYA UĞRAMIŞTI

Öte yandan, İbrahim Tatlıses 1990 yılının ocak ayında Maksim Gazinosu'nda sahnedeyken bacağından vurulmuştu.

İşte Tatlıses'in saldırıya uğradığı araç...

Yine 18 Mayıs 1998 tarihinde Beşiktaş Barbaros Bulvarı üzerinde otomobilinin içerisindeyken pompalı tüfekli saldırıya uğrayan Tatlıses, bu saldırıdan yara almadan kurtulmuştu

Teknikanalizim
14-03-2011, 10:41
Durum hala krıtıkmıs..

perplex
14-03-2011, 23:16
Çok vahim araştırma

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, halkın yüzde 46,2'si ihtiyacını karşılayamıyor!
Çok vahim araştırma Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, halkın yüzde 46,2'si geliriyle ihtiyacını karşılamakta zorlanıyor.

A.A muhabirinin TÜİK'in Yaşam Memnuniyeti Araştırmasının 2010 yılı sonuçlarından yaptığı hesaplamaya göre, ülke genelinde hanehalklarının yüzde 13,1'i geliriyle hanehalkı ihtiyaçlarını “çok zor”, yüzde 33,1'i de “zor” karşıladığını belirtti.Geçim zorluğu yaşamadığını belirtenlerin oranı yüzde 39,6, geçimini kolay sağladığını belirtenlerin oranı yüzde 12,3, “çok kolay” geçindiğini belirtenlerin oranı da yüzde 1,9 oldu.

Gelir grupları itibariyle hanehalklarının ihtiyaçlarını karşılama düzeyine bakıldığındaysa, asgari ücretlilerin durumu dikkati çekti. Geliri 630 liraya kadar olan bu grubun yüzde 30,7'si çok zor, yüzde 42,4'ü de zor geçindiğini bildirdi. Bu gruptakilerden yüzde 22,4'ü geçimini “orta” düzeyde sağladığını ifade ederken, yüzde 4,3'ü “kolay”, yüzde 0,3'ü de “çok kolay” geçinebildiğini söyledi. Bu oranlar aylık geliri 3 bin 851 lira ve üzeri olan grupta ise tam tersi yönde sıralandı.

Bu kesim içinde geçinmekte “çok zorlanan” bulunmazken, zorlandığını belirtenlerin oranı yüzde 4,6'da kaldı. Söz konusu grubun yüzde 29,7'si orta, yüzde 47,2'si kolay, yüzde 18,5'i de çok kolay ay sonunu getirebildiğini kaydetti.

Gazete Vatan

Teknikanalizim
14-03-2011, 23:17
Bir araştırmada diyorki benzin 4 lirayı geçti ama insnalar tuvalete bile arabayla gidiyor :)

Teknikanalizim
15-03-2011, 10:26
Radyasyon yayılıyor!
Fukuşima Santrali'nde 4 Nolu reaktörde çıkan yangın nedeniyle güvenlik çemberi 30 km'ye çıkarıldı.
15 Mart 2011 Salı, 04:14:31


İlgili Haberler
Korkulan oldu mu?
Tüm ilgili haberler
Deprem ve tsunamiden zarar gören Japonya'nın kuzeydoğusundaki Fukuşima 1 nükleer santralinin 4 numaralı reaktöründe yangın çıktı.

Japonya Başbakanı Naoto Kan, televizyondan halka hitaben yaptığı konuşmada, 4 numaralı reaktörde yangın çıktığını ve radyasyon oranının tehlikeli bir şekilde arttığını duyurdu.

Naoto Kan, "Santrale 20-30 kilometre yakın mesafede bulanan vatandaşlarımızdan bulundukları ev veya işyerinden dışarıya çıkmamalarını rica ediyorum" diye konuştu.

Hükümet sözcüsü Yukio Edano ise santralden atmosfere yayılan hidrojenin radyoaktif madde taşıdığını ve insan sağlığı için tehlike teşkil ettiğini belirtti. Edano, "Nükleer yakıtın kendisi yanmıyor, yangını kontrol altına almak için elimizden geleni yapacağız" dedi. Edano, artan radyasyon oranının insan sağlığı için zararlı olduğunu da sözlerine ekledi.

YANGIN 2,5 SAATTE SÖNDÜRÜLDÜ

Deprem ve tsunamiden zarar gören Japonya'nın kuzeydoğusundaki Fukuşima 1 nükleer santralinin 4 numaralı reaktöründe çıkan yangın, söndürüldü. Japon Jiji haber ajansı, yangının Japonya'da konuşlandırılmış ABD birliğinin askerleri tarafından söndürüldüğünü duyurdu.

Yetkililer, Cumartesi günü meydana gelen reaktör patlamasının ardından, santrale 20 kilometre mesafede oturan 200 binden fazla kişinin bölgeyi terk etmesini istemişti.

TÜRKİYE'NİN TOKYO BÜYÜKELÇİLİĞİ, TÜRK VATANDAŞLARINA KANTO BÖLGESİ DIŞINA ÇIKMALARI ÇAĞRISI YAPTI

Türkiye'nin Tokyo Büyükelçiliği, Japonya'da yaşayan Türk vatandaşlarına, Kanto bölgesi dışına çıkmaları çağrısı yaptı.

Tokyo Büyükelçiliği, Japonya'da yaşayan Türk vatandaşlarına yönelik ''acil ve önemli'' duyuru yayımladı.

Deprem ve tsunamiden zarar gören ülkenin kuzeydoğusundaki Fukuşima 1 Nükleer Santralinin 1, 2 ve 3 Nolu reaktörlerinde soğutma ile ilgili sorunun devam ettiği belirtilen duyuruda, Japon makamlarının, soğutma çalışmalarının sürdüğünü, bununla birlikte bir miktar radyasyonun havaya sızmış olduğunu ve sızıntı miktarının artabileceğini söyledikleri ifade edildi.

Bu bilgiler ışığında, Büyükelçilik duyurusunda, Türk vatandaşlarına, ''Kanto bölgesi sınırları içerisinde kalmalarını gerektiren önemli bir sebep bulunmayanların bölge dışına çıkmaları, deprem ve nükleer santral ile ilgili gelişmeler hakkında Japon makamlarının yaptığı açıklamaları takip etmeleri ve Japon makamlarının tavsiye ve talimatlarına titizlikle uymaları, Büyükelçilik tarafından yapılacak duyuruları izlemeleri'' uyarısında bulun

FRANSIZ BÜYÜKELÇİLİĞİ
Başkent Tokyo'daki Fransız Büyükelçiliği yetkilileri, radyoaktif bir bulutun başkente doğru yol aldığı yönündeki haberleri yalanladı.

Büyükelçilik tarafından yayımlanan yazılı açıklama, meteorolojinin verdiği son habere göre, rüzgarın döndüğü ve radyoaktif bulutun Tokyo'ya doğru yönelmedği belirtildi.

Deprem ve tsunamiden zarar gören ülkenin kuzeydoğusundaki Fukuşima 1 nükleer santralinin 2 numaralı reaktöründe bugün meydana gelen patlamanın ardından, atmosferde oluşan radyoaktif bir bulutun Tokyo'ya doğru yöneldiği bildirilmişti.

Teknikanalizim
15-03-2011, 15:17
Chp`lıler, yargıtay ve danıstay`da yenı
daıreler kurulması, uye sayısının artırılması ve bazı kurulların yenıden
olusturulmasını ongoren yasanın bazı hukumlerının ıptalı ve yururlugunun
durdurulması ıstemıyle anayasa mahkemesıne gıdecek.
Basvuruda, ``yasa ıle ılgılı degerlendırmelerde bulundugu`` gerekcesıyle
anayasa mahkemesı baskanı hasım kılıc hakkında ``reddı hakım`` talebınde de
bulunulacak.
Chp grup toplantısının basına kapalı bolumunde basvuru ıcın
mılletvekıllerınden ımza toplandı.
Alınan bılgıye gore, ``danıstay ve yargıtay`da daıre ve uye sayısının
artırılması, her daırede bırden fazla heyet olusturulabılmesı, daıreler arasında
ıs bolumunun yenıden belırlenmesı ve bazı ust kurulların yenıden
olusturulması``na yonelık hukumlerın ıptalı ve yururlugunun durdurulması
ıstenecek.
``adlı tıp kurumu baskanlıgının bırım ve mudurluklerının yonetmelıkle
belırlenmesı, hakım ve savcıların degıl, devlet aleyhıne tazmınat davası
acılabılmesı ve yasanın bakanlar kurulunca yurutulmesı`` de ıtıraz konusu
edılecek.


-aa-
|

Teknikanalizim
15-03-2011, 15:18
CHP arka bahçesine gidiyor :)

Teknikanalizim
21-03-2011, 11:14
Lıbya`ya yonelık askerı operasyon.
Basbakan recep tayyıp erdogan baskanlıgında, lıbya`dakı
gelısmelerın degerlendırılecegı bır toplantı yapılacak. (ankara)
uluslararası koalısyon guclerının, lıbya`ya yonelık hava
ve denızden baslattıgı askerı operasyonla ılgılı gelısmeler
ızlenıyor.

Basbakan erdogan`ın suudı arabıstan temasları.
Erdogan`a, mekke ummu`l-kurra unıversıtesınce fahrı doktora
unvanı verılecek.
Suudı arabıstan`dakı temaslarını tamamlayarak turkıye`ye donecek
olan basbakan erdogan, rıxos otel`de, ımedya tv 10. Yıl ve
2010 ekonomının yıldızları odul torenı`ne katılacak.
Torene, devlet bakanı zafer caglayan da ıstırak edecek.

Devlet bakanı zafer caglayan, ``pazar arastırması ve pazara gırıs
destegı hakkında teblıg`` ıle ıhracatcılara getırılen yenı desteklerı
konu alan basın toplantısı yapacak.
Caglayan, ato baskanı salıh bezcı ve yonetım kurulu uyelerını,
dıs tıcaret mustesarlıgı`nda kabul edecek.
Bakan caglayan, luksemburg buyuk dukalıgı velıaht prensı guıllaume
ıle gorusecek.

Devlet bakanı ve basmuzakerecı egemen bagıs, turk-amerıkan
ıs konseyı yurutme kurulu uyelerı ıle ıran`ın ankara buyukelcısı
bahman huseyınpur`u, abgs`de ayrı ayrı kabul edecek.

Mıllı savunma bakanı vecdı gonul, resmı zıyaret kapsamında
turkıye`de bulunan makedonya savunma bakanı zoran konjanovskı ve
beraberındekı heyetle makamında bır araya gelecek.

Sanayı ve tıcaret bakanı nıhat ergun, hılton otelı`nde, 14.
Geleneksel tuketıcı odullerı torenı`ne katılacak.

Enerjı ve tabıı kaynaklar bakanı taner yıldız, luksemburg buyuk
dukalıgı velıaht prensı guıllaume ıle bakanlıktakı makamında gorusecek.

Yunanıstan`ın sakız adası`ndan ıs adamları, ızmır tıcaret
odasını zıyaret edecek.

Ege ıhracatcı bırlıklerınde, ``torba kanun``un sagladıgı
avantajlara ılıskın bılgılendırme toplantısı yapılacak.

Cumhurıyet`ın 100. Yılında tum yurdu otoyollar saracak.
Karayolları genel mudurlugunun projelerıyle turkıye,
otoyol agını 2023`te 7 bın 516 kılometreye ulastıracak.
Boylece 1000 kılometrekareye dusen 2,5 kılometrelık
otoyol uzunlugu, ab uyesı ulkelerdekı gıbı 8,8 kılometreye
cıkarılmıs olacak.

Perakendecılerın hedefı, ``kar topu mısalı`` buyumek.
Tpf yonetım kurulu baskanı aygun:
``turkıye`de perakendecılık sektorunun 80 mılyarı gıdada olmak uzere
toplam cırosu 130 mılyar tl`yı buldu.``
``egıtımlı elemanların da katkılarıyla buyumemız kartopu mısalı
katlanarak devam edecek.``

dunya otomotıv uretımı yuzde 25 arttı.
Oncekı yıl arac uretımınde abd ve japonya`yı gerıde bırakarak
ılk kez bırıncı sıraya yerlesen cın, 2010`da ıse en yakın takıpcısınden
2 kat fazla arac urettı.
Cın`de gecen yıl 18 mılyon 264 bın arac uretıldı.
Bu ulkeyı 9 mılyon 625 bın aracla japonya, 7 mılyon 761 bın
aracla abd ızledı.

Kulup baskanları, artık kuluplerı kendılerıne borclandıramayacak.
``torba kanun`` ıle kamu kurum ve kurulusları dısında hıc kımse
alacaklarından dolayı kuluplerın gelırlerıne temlık koyduramayacak,
hacız getıremeyecek.

Teknikanalizim
21-03-2011, 14:48
01.04.2011 tarıhlı degısıklıkler 01.04.2011-30.06.2011 donemı
yedek hısse senetlerı

ımkb 100 endeksıne alınacak ımkb 100 endeksınden ımkb 100 endeksı
hısse senetlerı cıkarılacak hısse senetlerı yedek hısse senetlerı
---------------------------- ---------------------------- ------------------------
1.torunlar gmyo 1.yapı kredı sıgorta 1.bosch fren sıstemlerı
2.do-co restaurants 2.reysas lojıstık 2.menderes tekstıl
3.good-year 3.pera gmyo 3.martı gmyo
4.ıhlas yayın holdıng 4.albaraka turk 4.celebı
5.ayen enerjı

ımkb 50 endeksıne alınacak ımkb 50 endeksınden ımkb 50 endeksı
hısse senetlerı cıkarılacak hısse senetlerı yedek hısse senetlerı
---------------------------- ---------------------------- -----------------------
1.netas telekom. 1.gsd holdıng 1.park elek.madencılık
2.konya cımento 2.petrol ofısı 2.ıs fın.kır.
3.metro holdıng 3.t.s.k.b. 3.karsan otomotıv
4.global yat. Holdıng 4.anadolu efes
5.kartonsan 5.vestel
6.ford otosan 6.aksa



ımkb 30 endeksıne alınacak ımkb 30 endeksınden ımkb 30 endeksı
hısse senetlerı cıkarılacak hısse senetlerı yedek hısse senetlerı
---------------------------- ---------------------------- -----------------------
1. Fenerbahce sportıf 1.tav havalımanları 1.netas telekom.
2. Sınpas gmyo 2.ak enerjı 2.bagfas


ımkb 10 banka endeksıne ımkb 10 banka endeksınden ımkb 10 banka endeksı
alınacak hısse senetlerı cıkarılacak hısse senetlerı yedek hısse senetlerı
----------------------- -------------------------- -----------------------
--- --- 1.albaraka turk
2.tekstılbank


-matrıks-
|

Teknikanalizim
21-03-2011, 15:54
"NATO yeraltı zenginlikleri için Libya'ya girmemeli"
Mekke'de konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Operasyon işgale dönüşmemeli" dedi
21 Mart 2011 Pazartesi, 11:31:01



Mekke Ummul Qura Üniversitesi tarafından fahri doktora unvanı verilen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "3 kez Kaddafi'nin kendisiyle görüştüm ve gerekli uyarıları yaptım. Muhalif kesimle de görüşmelerimiz devam etti. Ne yazık ki bize verilen sözler tutulmadı ve önce kardeş katliamamı, ardından da uluslararası operasyon geldi" dedi.

"Şu an arzumuz bu operasyonun en kısa sürede sonuçlanıp, neticelenmesidir" diyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, NATO, Libya konusunda devreye girecekse Türkiye'nin bazı şartları olduğunu belirterek, ''NATO, Libya'nın Libya'lılara ait olduğunu tespit ve tescil için oraya girmelidir. Yer altı kaynaklarının, zenginliklerinin birilerine dağıtımı için değil. Libyalı kardeşlerimiz, güçlü, istikrarlı, huzurlu bir geleceği inşa etmek için her türlü imkana sahipler. Libya halkına bu fırsat tanınmalı, operasyon işgale dönüşmeden, Libyalıların kendi kararlarını vermeleri için fırsat tesis edilmelidir'' dedi.

Erdoğan sözlerine söyle devam etti:

"Operasyon işgale dönüşmeden Libya halkının kararını vermesi için fırsat verilmelidir. Değişimin iki yönü var. İyi yönde de olabilir, kötü yönde de. Değişim gücünü bilgiden alıp, olumlu yönde seyretmelidir. Bu noktada üniversitelerimiz en önemli sorumluluğu yüklenmiştir. Gücünü geçmişten alan bir geleceği tasarlamak zorundayız. İhtişamlı geçmişimizle sadece övünmemeli, geleceği bugünden inşa etmeliyiz. Bunu da yapacak olan hiç şüphesiz bu üniversitwelerdeki bilim adamları olacaktır. Müslümana küçük düşünmek asla yakışmaz"

karakan06
21-03-2011, 23:20
"Deprem, Japon şirketlerinin hisseleri için alım fırsatı yaratıyor"

ABD’li milyarder yatırımcı Warren Buffett "Japonya’daki yıkıcı depremin olağanüstü bir vaka olduğunu ve bu durumun Japon şirketleri hisseleri için alım fırsatı yarattığını" söyledi.

Buffett, Güney Kore’de kendine ait bir fonun sahip olduğu şirketin işlettiği fabrikayı ziyaretinde yaptığı konuşmada, "Yeniden inşa zaman alacak, ancak bu Japonya’nın ekonomik geleceğini değiştirmeyecek. Japon hisselerim olsaydı onları kesinlikle satmazdım" dedi.

Forbes dergisine göre, dünyanın en zengin üçüncü kişisi olan Buffett, "Çoğu kez bunun gibi aniden meydana gelen olağanüstü vakalar gerçekten bir alım fırsatı yaratıyor. Bunun ABD’de olduğunu gördüm, dünyanın çeşitli yerlerinde olduğunu gördüm. Japonya’nın istisna olacağını düşünmüyorum" diye konuştu.

Japonya’da Tokyo Borsasının temel göstergesi Nikkei 225 Endeksi geçen haftayı yüzde 10 kadar kayıpla kapatmıştı. Hisselerin değerinin 350 milyar dolar eridiği borsa 2008 yılındaki küresel finansal krizden bu yana en büyük haftalık kaybı vermişti.

Japonya’yı bu hafta ziyaret etmesi beklenen Buffett’ın ziyareti, deprem nedeniyle iptal edildi. Buffett’in sahibi olduğu Berkshire Hathaway’in yıllık raporuna göre, Buffett’in Japonya’da önemli yatırımı bulunmuyor.

Buffett, geçen yılı 38 milyar dolar nakitle kapatan ve geçen hafta ilaç şirketi Lubrizol’u 9 milyar dolara satın alan Berkshire Hathaway’in, dünyanın herhangi bir yerinde büyük ölçekli satın alma faaliyeti içinde olacağını da belirtti.

Güney Kore’de çelik üreticisi POSCO’nun ana hissedarı olan Berkshire Hathaway’in bu ülkede büyük çapta hisse ya da şirket alma arayışında da olduğunu ifade eden Buffett, Kuzey Kore ile ilgili jeopolitik risklerin Asya’nın dördüncü büyük ekonomisi Güney Kore’deki çıkarlarını engellemeyeceğini ifade etti.

Berkshire Hathaway’in Çinli otomobil ve akü üreticisi BYD’de de hissesi bulunuyor.

Kaynak: milliyet

Teknikanalizim
22-03-2011, 11:30
"Deprem, Japon şirketlerinin hisseleri için alım fırsatı yaratıyor"

ABD’li milyarder yatırımcı Warren Buffett "Japonya’daki yıkıcı depremin olağanüstü bir vaka olduğunu ve bu durumun Japon şirketleri hisseleri için alım fırsatı yarattığını" söyledi.

Buffett, Güney Kore’de kendine ait bir fonun sahip olduğu şirketin işlettiği fabrikayı ziyaretinde yaptığı konuşmada, "Yeniden inşa zaman alacak, ancak bu Japonya’nın ekonomik geleceğini değiştirmeyecek. Japon hisselerim olsaydı onları kesinlikle satmazdım" dedi.

Forbes dergisine göre, dünyanın en zengin üçüncü kişisi olan Buffett, "Çoğu kez bunun gibi aniden meydana gelen olağanüstü vakalar gerçekten bir alım fırsatı yaratıyor. Bunun ABD’de olduğunu gördüm, dünyanın çeşitli yerlerinde olduğunu gördüm. Japonya’nın istisna olacağını düşünmüyorum" diye konuştu.

Japonya’da Tokyo Borsasının temel göstergesi Nikkei 225 Endeksi geçen haftayı yüzde 10 kadar kayıpla kapatmıştı. Hisselerin değerinin 350 milyar dolar eridiği borsa 2008 yılındaki küresel finansal krizden bu yana en büyük haftalık kaybı vermişti.

Japonya’yı bu hafta ziyaret etmesi beklenen Buffett’ın ziyareti, deprem nedeniyle iptal edildi. Buffett’in sahibi olduğu Berkshire Hathaway’in yıllık raporuna göre, Buffett’in Japonya’da önemli yatırımı bulunmuyor.

Buffett, geçen yılı 38 milyar dolar nakitle kapatan ve geçen hafta ilaç şirketi Lubrizol’u 9 milyar dolara satın alan Berkshire Hathaway’in, dünyanın herhangi bir yerinde büyük ölçekli satın alma faaliyeti içinde olacağını da belirtti.

Güney Kore’de çelik üreticisi POSCO’nun ana hissedarı olan Berkshire Hathaway’in bu ülkede büyük çapta hisse ya da şirket alma arayışında da olduğunu ifade eden Buffett, Kuzey Kore ile ilgili jeopolitik risklerin Asya’nın dördüncü büyük ekonomisi Güney Kore’deki çıkarlarını engellemeyeceğini ifade etti.

Berkshire Hathaway’in Çinli otomobil ve akü üreticisi BYD’de de hissesi bulunuyor.

Kaynak: milliyet



O daha yenimi söylüyor..

ben ve benim gibi düşünen binlerce insan japon endeksi 2 günde %20 ye yakın düştüğünde imkanım olsa japan borsasına saldırırdım demiştim :)

Teknikanalizim
22-03-2011, 11:30
Aslıdna o çoktan pozisyon almıştırda şimdi onları satmak için piyasayı speküle ediyor çakal :)

Teknikanalizim
22-03-2011, 14:15
TÜSİAD'dan çok tartışılacak Anayasa Taslağı!
"Tek madde dışında tüm maddeler değişebilir! İlk üç madde de dahil!"
22 Mart 2011 Salı, 10:35:09


TÜSİAD, 19 yıl önce ilk kez tartışmaya açtığı “Anayasanın ilk 3 maddesi değiştirilebilir” önerisini yeni anayasa çalışmasında bir kez daha gündeme getirdi.

TÜSİAD’ın 12 Eylül Referandumu’nun ardından başlattığı ve bugün açıklanacak olan 30 akademisyenin 6 aydır üzerinde çalıştığı yeni anayasa için öneri paketinin ayrıntılarına Radikal ulaştı. Çalışmada “yerel yönetimlerin yetki alanı genişletilmesi”, “Her türlü kimliksel örgütlenmeye izin verilmesi” ve “seçim barajının düşürülmesi” gibi dikkat çekici öneriler yer alıyor. Anayasa referandumu döneminde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Taraf olmayan bertaraf olur” sözleri ile adeta tavrını belli etmeye zorladığı TÜSİAD, uzun süredir beklenen yeni anayasa ile ilgili çalışmalarını tamamladı. Bugün TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi (YİK) toplantısının ardından kamuoyuna açıklanacak raporda yine gündem oluşturacak başlıklar bulunuyor.

‘Anayasayı kurucu meclis hazırlasın’
Radikal'in haberine göre, Prof. Dr. Ergun Özbudun ve Prof. Dr Turgut Tarhanlı eşkoordinatörlüğünde ekim ayından beri gerçekleştirilen yuvarlak masa toplantıları sonucunda hazırlanan ‘Yeni Anayasa Sürecinin 5 Temel Boyutu’ adlı çalışmada, mevcut 82 Anayasası’nın Türkiye’nin demokratikleşmesinde engel teşkil ettiği vurgulanarak, bugüne kadar yapılan anayasa değişikliklerinin de ihtiyacı karşılamaktan uzak olduğu belirtiliyor.

Çözüm önerilerinin anayasayı madde madde analiz etmek yerine ‘kavramsal-ilkesel ve kurumsal’ bir vizyon oluşturmak için hazırlandığına vurgu yapılan çalışmada, ‘Anayasanın tümüyle yenilenmesi’ fikri ön plana çıkıyor. Anayasa ile birlikte kapsamlı bir seçim sistemi, siyasi partiler rejimi ve yargı reformuna da ihtiyaç olduğunun vurgulandığı çalışmada, yeni anayasanın ‘kurucu meclis’ tarafından hazırlanmasının önemine dikkat çekiliyor.

‘Demokratik özerklik’ vurgusu
Çalışmadaki en dikkat çekici konu ise anayasada değiştirilmesi bile teklif edilemeyecek ilk 3 maddeye ilişkin. Raporda, Türkiye Cumhuriyeti’nin dili, bayrağı, başkenti ve Atatürk milliyetçiliğine bağlılığını garanti altına alan ilk 3 maddenin evrensel hukuk standartlarına uygun olarak değiştirilebileceği belirtiliyor. Ancak ‘tarihsel gelenek’ itibariyle “Türkiye Devleti bir cumhuriyettir” ifadesinin korunması gerektiği kaydediliyor.

Abdullah Öcalan tarafından dillendirilen ‘demokratik özerklik’ konusunda TÜSİAD’ın görüşlerine de yer verilen raporda ‘demokratik özerklik’ sözcüğü kullanılmadan, “yerel yönetimler güçlendirilmeli, yetkileri arttırılmalı” deniyor.

Bu arada Türkiye’nin temsil adaletini sağlaması için mutlaka seçim barajının makul seviyelere indirilmesi ve ön seçim uygulamasına geçilmesi öneriliyor.

İşte o 3 madde

Madde 1 Türkiye devleti bir cumhuriyettir.

Madde 2 Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.

Madde 3 Türkiye devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir. Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır. Millî marşı İstiklal Marşı’dır. Başkenti Ankara’dır.

19 yıl önce de söylendi
TÜSİAD, bundan tam 19 yıl önce 1992’de Prof. Dr. Erdoğan Teziç’e hazırlattığı anayasa taslağında da ‘ilk 3 madde’ konusuna yer vermişti. Söz konusu taslağa ilişkin çalışma grubu raporunda, “Çalışma grubumuz değişmez anayasa kuralı olarak 1924 ve 1961 düzenlemelerine dönmeyi ve sadece hükümet şekli olarak cumhuriyet ilkesinin değişmezliğinin kabulünü tercih etmiştir” ifadesi yer almıştı.

Dikkat çeken öneriler
Yeni anayasayı seçimler sonrasında oluşacak Kurucu Meclis hazırlamalı.
kAnayasanın ilk 3 maddesi de dahil olmak üzere hiçbir madde ‘değiştirilemez’ hükmünde olmamalı. Yalnızca yönetim biçiminin ‘cumhuriyet’ olarak kalması benimsenmeli. Yerel yönetimlerin yetkileri genişletilmeli, yerinde yönetim sistemi geliştirilmeli. Etnik, dini ya da mezhepsel kimliklerin serbest ifadesi ve örgütlenmesi önündeki engeller kaldırılmalı. Seçim barajı temsil adaletine uygun bir seviyeye çekilmeli.

Teknikanalizim
22-03-2011, 14:15
Bunlar sanırım ülkeyi artık halkın seçtiklerinin yönettiğini medyanın yada birkaç para babasının yönetmediğini anlayamadı...

Teknikanalizim
22-03-2011, 14:18
Açıklamada aykırı bir durum yok değerlendirilebilir tartışılabilir tesbitler....

Teknikanalizim
23-03-2011, 00:21
http://www.haberturk.com/yazarlar/612796-turk-rus-imparatorlugu-hacli-seferine-ortak-tepki-veriyor

Teknikanalizim
23-03-2011, 14:44
Maaşlar en hızlı Türkiye'de arttı
Büyüme ve işsizlikteki olumlu rakamlar çalışanların ücretlerine de yansıdı
23 Mart 2011 Çarşamba, 08:52:05

Saat başı nominal ücret artışında Türkiye yüzde 10.3 ile Avrupa ülkelerine fark attı. Ekonomik krizdeki Yunanistan'da ise maaşlar geçen yıla göre yüzde 7.6 azaldı

Azalan işsizlik rakamları ve artan istihdam talebi maaşlara da yansımaya başladı. Türkiye, Avrupa'da saat başına nominal ücret artışında ilk sıraya oturdu. Bu dönemde Türkiye'de saat başına nominal işgücü maliyet artışı yüzde 10.3 olurken, aynı oran Avrupa Birliği ülkelerinde yüzde 2, Euro Bölgesi'nde ise yüzde 1.6 oldu. Sabah'taki habere göre, Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu'nun (TİSK) yaptığı araştırmada geçen yılın son çeyreğinde sanayide en yüksek işgücü maliyeti artışının Türkiye'de olduğu bildirildi. TİSK'in, AB ülkelerinde 2010'un 4'üncü çeyreği için yaptığı araştırmada AB'de çalışılan saat başına nominal işgücü maliyeti, 2010 yılının 4'üncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 2 oranında arttı. Euro Bölgesi'nde ise işgücü maliyet artışı yüzde 1.6 olarak gerçekleşti.

İKİNCİ BULGARİSTAN
Avrupa Birliği içinde en yüksek işgücü maliyet artışı yüzde 7.6 ile Bulgaristan'da kaydedilirken, bu oran Çek Cumhuriyeti'nde yüzde 4.2, Danimarka'da yüzde 3.2, Almanya'da ise yüzde 1.5 şeklinde belirlendi. Aynı dönemde AB üyesi ülkelerden İrlanda'da saat başına nominal işgücü maliyetinde yüzde 1.2, Macaristan'da yüzde 2.3, Yunanistan'da ise yüzde 6.5 oranında düşüş meydana geldi. Aynı dönemde Türkiye'de ise çalışılan saat başına nominal işgücü maliyet artışı ise yüzde 10.3 oldu.

İnşaatta yüzde 11'le rekor yükseliş
Türkiye'de ücretlerde en hızlı artış yaşayan sektör inşaat oldu. İnşaat sektöründe Türkiye'de artış oranı yüzde 11 olurken, Slovakya yüzde 10.3 ile ikinci oldu. Komşu Yunanistan'da ise maaşlarda yüzde 7.6 gibi büyük bir oranda düşüş yaşandı. Türkiye'de hizmetler sektöründe artış oranı yüzde 10.2 olarak gerçekleşti. Hizmetler sektöründeki artışta yüzde 8 ile ikinci ülke Bulgaristan oldu.

Sanayi sektöründe artış yüzde 10.1
Sanayi sektöründe ise saat başına nominal işgücü maliyet artışı AB'de yüzde 1.9, Euro Bölgesi'nde de yüzde 1.7 olarak belirlendi. Sanayi sektöründe de en yüksek artış yüzde 7.9 ile Bulgaristan'da yaşandı. Türkiye'de ise sanayideki işgücü maliyet artışı yüzde 10.1'i buldu. Bu rakamlara göre, Türkiye, AB ülkeleri ile kıyaslandığında hem sanayi sektöründe, hem de diğer sektörlerde işgücü maliyetinin en yüksek oranda arttığı ülke oldu.


Bana pek yansımadı 7,5 oldu ancak :)

Teknikanalizim
24-03-2011, 11:20
Uluslararası koalısyon guclerının lıbya`ya yonelık hava
ve denızden baslattıgı askerı operasyon suruyor.
Dısıslerı bakanı ahmet davutoglu`nun, tbmm genel kuruluna, lıbya`da
yasananlar ve surece ılıskın bılgı vermesı beklenıyor.
Bakan davutoglu, lıbya ıle ılgılı degerlendırmelerde bulunmak uzere,
dsp genel baskanı masum turker, saadet partısı genel baskanı mustafa
kamalak ve demokrat partı genel baskanı namık kemal zeybek`ı partı
genel merkezlerınde ayrı ayrı zıyaret edecek.

Cumhurbaskanı abdullah gul, baskent accra`da, turk ve ganalı
ıs adamlarıyla kahvaltıda bır araya gelecek.
Gul, daha sonra gana parlamentosu`na hıtap edecek.
Gul, gana cumhurbaskanı john evans atta mılls ıle gorusecek, ardından
ıkı cumhurbaskanı ortak basın toplantısı duzenleyecek.
Cumhurbaskanı gul, turkıye-gana ıs forumu`na hıtap edecek,
gul, gana`dakı temaslarını tamamladıktan sonra gabon`a hareket
edecek.

Erdogan, dolmabahce ofısı`nde, ``2023 yılında 500 mılyar ıhracat
hedefı`` toplantısına katılacak.
Basbakan erdogan`ın ıstanbul programının bazı bolumlerıne devlet
bakanları zafer caglayan ve selma alıye kavaf da ıstırak edecek.

Chp genel baskanı kemal kılıcdaroglu, turk sanayıcılerı ve
ısadamları dernegının (tusıad) 2011 genel secımı oncesı duzenledıgı
`sıyası partı genel baskanları toplantı dızısı``nın konugu olacak.

Japon urunlerı her kapıdan gıremeyecek.
Japonya cıkıslı urunlerın turkıye gumruk bolgesıne
gırısı, radyasyon guvenlıgı altyapısı bulunan 12 denız
ve hava sınır kapısı ıle sınırlandırıldı.
Bu kapılar; ataturk ve esenboga havalımanları ıle
ambarlı, haydarpasa, ızmır, gebze, ızmıt, derınce,
dılovası, gemlık, mersın ve kocaelı gumruk mudurlugunun
bulundugu denız sınır kapıları olarak tespıt edıldı.
Devlet bakanı yazıcı:
``japonya`dan gelecek urunlerın ınsan saglıgı ve cevreye
zarar verme ıhtımalıne karsı turkıye gumruk bolgesıne
gırısınde ılave tedbırler aldık.``
``su ana kadar yapılan ıncelemelerde gumruklerde herhangı
bır radyoaktıf bulguya rastlanmadı.``

fransa`nın dıs tıcaretten sorumlu devlet sekreterı lellouche
ankara`da...
Devlet bakanı ve basmuzakerecı egemen bagıs, pıerre lellouche onuruna
ogle yemegı verecek.
Devlet bakanı zafer caglayan ıle enerjı ve tabıı kaynaklar bakanı taner
yıldız lellouche ıle gorusecek.

Devlet bakanı ve basmuzakerecı egemen bagıs, ``ankara sanayı
odası gundem toplantısı``nda konusacak.

Sanayı ve tıcaret bakanı nıhat ergun, wabco turkıye satın alma
ofısı`nın acılısını gerceklestırecek ve nestle`nın yenı fabrıkasının
ınsaatıyla ılgılı basın toplantısına katılacak.

Genel kurulda, anayasa mahkemesını yenıden yapılandıran
tasarı uzerındekı gorusmelere devam edılecek.

Adalet komısyonunda, tck`dakı haberlesme ve ozel hayatın
gızlılıgını ıhlal suclarına verılen cezaları yenıden
duzenleyen tasarı ele alınacak.

Plan ve butce komısyonunda, saglık hızmetlerının
hızlandırılmasını amaclayan yasa teklıfı gorusulecek.

Turk patent enstıtusu (tpe) ve alman uluslararası hukukı ısbırlıgı
vakfı ısbırlıgı ıle duzenlenen ``uluslararası platformda patent
koruması`` konulu uluslararası konferans, tpe`de yapılacak.

Asmacatı alısverıs noktası, koc holdıng seref baskanı rahmı koc,
holdıng yonetım kurulu baskanı mustafa koc, yonetım kurulu uyelerı
semahat arsel ve alı koc`un katılımıyla acılacak.

Ab devlet ve hukumet baskanları, avro bolgesındekı borc
krızıyle mucadele gundemıyle toplanacak.

Dısıslerı bakanı ahmet davutoglu, kamu dıplomasısı
koordınatorlugunce ankara palas`ta duzenlenecek ``21. Yuzyılda kuresel duzenı yenıden
dusunmek`` konulu konferansta konusacak.
Konferansa, eskı ıngıltere dısıslerı bakanı jack straw ve eskı
almanya dısıslerı bakanı joschka fıscher de katılacak. (ankara/18.00)

kuzey afrıka ve ortadogu ulkelerındekı gelısmeler ızlenıyor.

Japonya`dakı deprem ve tsunamı felaketınden sonra, nukleer
tehlıkeyle ılgılı gelısmeler gundemdekı yerını koruyor.

Vatandasa deger artıs kazancı uyarısı...
Gelır ıdaresı baskanlıgı: ``1 ocak 2007 ve sonrasında edınılen
ve 5 yıl ıcınde elden cıkarılan mal ve haklardan elde edılen
kazanclar, deger artıs kazancı olarak degerlendırılecek.``
``gayrımenkullerın elden cıkarılmasından dogan deger artıs
kazancının 2010 yılı ıcın 7.700 lırası vergıden ıstısna tutulacak.``




-matrıks-
|

Teknikanalizim
24-03-2011, 11:20
Uluslararası koalısyon guclerının lıbya`ya yonelık hava
ve denızden baslattıgı askerı operasyon suruyor.
Dısıslerı bakanı ahmet davutoglu`nun, tbmm genel kuruluna, lıbya`da
yasananlar ve surece ılıskın bılgı vermesı beklenıyor.
Bakan davutoglu, lıbya ıle ılgılı degerlendırmelerde bulunmak uzere,
dsp genel baskanı masum turker, saadet partısı genel baskanı mustafa
kamalak ve demokrat partı genel baskanı namık kemal zeybek`ı partı
genel merkezlerınde ayrı ayrı zıyaret edecek.

Cumhurbaskanı abdullah gul, baskent accra`da, turk ve ganalı
ıs adamlarıyla kahvaltıda bır araya gelecek.
Gul, daha sonra gana parlamentosu`na hıtap edecek.
Gul, gana cumhurbaskanı john evans atta mılls ıle gorusecek, ardından
ıkı cumhurbaskanı ortak basın toplantısı duzenleyecek.
Cumhurbaskanı gul, turkıye-gana ıs forumu`na hıtap edecek,
gul, gana`dakı temaslarını tamamladıktan sonra gabon`a hareket
edecek.

Erdogan, dolmabahce ofısı`nde, ``2023 yılında 500 mılyar ıhracat
hedefı`` toplantısına katılacak.
Basbakan erdogan`ın ıstanbul programının bazı bolumlerıne devlet
bakanları zafer caglayan ve selma alıye kavaf da ıstırak edecek.

Chp genel baskanı kemal kılıcdaroglu, turk sanayıcılerı ve
ısadamları dernegının (tusıad) 2011 genel secımı oncesı duzenledıgı
`sıyası partı genel baskanları toplantı dızısı``nın konugu olacak.

Japon urunlerı her kapıdan gıremeyecek.
Japonya cıkıslı urunlerın turkıye gumruk bolgesıne
gırısı, radyasyon guvenlıgı altyapısı bulunan 12 denız
ve hava sınır kapısı ıle sınırlandırıldı.
Bu kapılar; ataturk ve esenboga havalımanları ıle
ambarlı, haydarpasa, ızmır, gebze, ızmıt, derınce,
dılovası, gemlık, mersın ve kocaelı gumruk mudurlugunun
bulundugu denız sınır kapıları olarak tespıt edıldı.
Devlet bakanı yazıcı:
``japonya`dan gelecek urunlerın ınsan saglıgı ve cevreye
zarar verme ıhtımalıne karsı turkıye gumruk bolgesıne
gırısınde ılave tedbırler aldık.``
``su ana kadar yapılan ıncelemelerde gumruklerde herhangı
bır radyoaktıf bulguya rastlanmadı.``

fransa`nın dıs tıcaretten sorumlu devlet sekreterı lellouche
ankara`da...
Devlet bakanı ve basmuzakerecı egemen bagıs, pıerre lellouche onuruna
ogle yemegı verecek.
Devlet bakanı zafer caglayan ıle enerjı ve tabıı kaynaklar bakanı taner
yıldız lellouche ıle gorusecek.

Devlet bakanı ve basmuzakerecı egemen bagıs, ``ankara sanayı
odası gundem toplantısı``nda konusacak.

Sanayı ve tıcaret bakanı nıhat ergun, wabco turkıye satın alma
ofısı`nın acılısını gerceklestırecek ve nestle`nın yenı fabrıkasının
ınsaatıyla ılgılı basın toplantısına katılacak.

Genel kurulda, anayasa mahkemesını yenıden yapılandıran
tasarı uzerındekı gorusmelere devam edılecek.

Adalet komısyonunda, tck`dakı haberlesme ve ozel hayatın
gızlılıgını ıhlal suclarına verılen cezaları yenıden
duzenleyen tasarı ele alınacak.

Plan ve butce komısyonunda, saglık hızmetlerının
hızlandırılmasını amaclayan yasa teklıfı gorusulecek.

Turk patent enstıtusu (tpe) ve alman uluslararası hukukı ısbırlıgı
vakfı ısbırlıgı ıle duzenlenen ``uluslararası platformda patent
koruması`` konulu uluslararası konferans, tpe`de yapılacak.

Asmacatı alısverıs noktası, koc holdıng seref baskanı rahmı koc,
holdıng yonetım kurulu baskanı mustafa koc, yonetım kurulu uyelerı
semahat arsel ve alı koc`un katılımıyla acılacak.

Ab devlet ve hukumet baskanları, avro bolgesındekı borc
krızıyle mucadele gundemıyle toplanacak.

Dısıslerı bakanı ahmet davutoglu, kamu dıplomasısı
koordınatorlugunce ankara palas`ta duzenlenecek ``21. Yuzyılda kuresel duzenı yenıden
dusunmek`` konulu konferansta konusacak.
Konferansa, eskı ıngıltere dısıslerı bakanı jack straw ve eskı
almanya dısıslerı bakanı joschka fıscher de katılacak. (ankara/18.00)

kuzey afrıka ve ortadogu ulkelerındekı gelısmeler ızlenıyor.

Japonya`dakı deprem ve tsunamı felaketınden sonra, nukleer
tehlıkeyle ılgılı gelısmeler gundemdekı yerını koruyor.

Vatandasa deger artıs kazancı uyarısı...
Gelır ıdaresı baskanlıgı: ``1 ocak 2007 ve sonrasında edınılen
ve 5 yıl ıcınde elden cıkarılan mal ve haklardan elde edılen
kazanclar, deger artıs kazancı olarak degerlendırılecek.``
``gayrımenkullerın elden cıkarılmasından dogan deger artıs
kazancının 2010 yılı ıcın 7.700 lırası vergıden ıstısna tutulacak.``




-matrıks-
|

Teknikanalizim
25-03-2011, 12:13
Saatı uygulaması sona
erıyor. 28 mart pazartesı gunu saat 03.00`te saatler 1 saat ılerı alınacak.
Kıs saatı uygulamasına 31 ekım 2010 tarıhınde gecılırken, saat 04.00`te
saatler bır saat gerı alınmıstı. Gun ısıgından daha fazla yararlanmak amacıyla
yapılan uygulamaya ılıskın bakanlar kurulu kararı da 10 mart tarıhlı resmı
gazete`de yayımlanmıstı.
Buna gore, enerjı tasarrufu yapılması, avrupa ulkelerıyle saat bırlıgının
saglanması, aksam saatlerınde en yuksek degerıne ulasan enerjı talebının
azaltılması amacıyla, 28 mart pazartesı gunu tum yurtta saatler, saat 03.00`ten
(pazar gununu pazartesı gunune baglayan gece) ıtıbaren saatler bır saat ılerıye
alınacak.
Yaz saatı uygulaması, 30 ekım 2011 tarıhınde pazar gunu saat 04.00`te
saatlerın bır saat gerı alınması ıle sona erecek.
Enerjı ve tabıı kaynaklar bakanlıgı verılerıne gore, yaz saatı uygulaması
programı cercevesınde her yıl orta olceklı bır santralın urettıgı enerjı kadar
tasarruf elde edılıyor. ılerı saat uygulaması ıse erken baslamak ve cıkmak,
aydınlatma, ısıtma, sogutma acısından onem tasıyor.

-unıversıte sınavı nedenıyle bır gun ılerıye alındı-

bu arada, enerjı ve tabıı kaynaklar bakanlıgının bakanlar kuruluna
yaptıgı onerı ıle ılerı veya gerı saat uygulamasına her yıl mart ve ekım
aylarının son pazar gunu (cumartesı gununu pazar gunune baglayan gece)
baslanıyordu.
Bu yıl mart ayının son pazar gunu aynı zamanda yuksek ogretıme gırıs
sınavı (ygs) yapılması nedenıyle ogrencılerın bu durumdan etkılenebılecegı
gundeme geldı. Bakanlar kurulunun konuyu degerlendırmesı uzerıne ygs sınavı
nedenıyle bu yıl ılerı saat uygulaması bır gun sonraya alındı.


-aa-
|

Teknikanalizim
26-03-2011, 11:25
Metropoll, 31 ilde 1532 kişi ile telefon üzerinden görüşerek yaptığı Mart ayı seçim anketi sonuçlarını açıkladı.

AK Parti'nin oy oranı %48.3, CHP'nin oy oranı %27.5, MHP'nin oy oranı %11.7 ve BDP'nin oy oranı ise %6.6 olarak hesaplanmıştır. Bu değerlerden anlaşılacağı üzere CHP ve MHP'de ciddi oy kayıpları söz konusudur. Özellikle MHP'nin tekrar baraj riski taşıyabileceği düşünülmelidir.

Kararsız, cevap vermeyen ve protesto oylarının oransal olarak dağıtılması ana kitle (siyasal tavrını açıklayan seçmenlerin tümü) ile bu kitlenin (kararsız, cevap vermeyen ve protestocu seçmenler) benzer siyasal davranışları göstereceği varsayımından hareketle yapılmaktadır. Bu kabulün her zaman doğruyu yansıtacağı düşünülmemelidir.

Teknikanalizim
26-03-2011, 11:26
http://hizliresimyukle.com/thumb-43846.jpg (http://hizliresimyukle.com/showpic-43846/oy_grafigi.jpg)

Teknikanalizim
26-03-2011, 11:47
VAY ANASINI YAAAA

Korgeneral'den TÜSİAD başkanına küfür
Uzun zamandır internete ses kaydı düşmüyordu. Son kayıtta bir korgeneral dönemin TÜSİAD başkanına ağır küfürler ediyor..
25.03.2011 - 15:25


Video paylaşım sitesi dailymotion.com'a yeni bir ses kaydı düştü. Sözkonusu ses kaydında Korgeneral Y.C olduğu iddia edilen kişi Arzuhan Doğan Yalçındağ'a ağır küfürler ediyor. Habervaktim.com'un haberine göre video bir paylaşım sitesinde yayınlandı.

http://www.ensonhaber.com/korgeneralden-tusiad-baskanina-kufur-2011-03-25.html


Şu yazıyı bi okuyun Allah aşkına..

perplex
29-03-2011, 11:17
Buna ekonomistler bile güldü!
Avrupalı ekonomistlerin üçte ikisi, Yunanistan'ın borcunu ödeyemeyeceğini düşünüyor


BBC, Avrupa Merkez Bankası'nın da görüşüne başvurduğu 38 ekonomistin görüşlerinin yer aldığı anket düzenledi.

Ankete katılan 38 ekonomistin 25'i Avrupa'da bir ülkenin borcunu ödeyememe durumuyla karşı karşıya kalabileceğini tahmin ediyor. Bunların tamamı da Yunanistan'ın borcunu ödemekte başarısız olacağını ifade ediyor. Ancak ekonomistlerin çoğunluğu Euro Bölgesinin tek parça kalmayı sürdüreceğini belirtiyor.

Euro Bölgesi'nde kriz, Yunanistan'ın ülke borçlarını ödemekte güçlük çekmesinin anlaşılması ve Avrupa Birliği ile IMF'nin geçen yıl kredi yardımında bulunmasıyla başladı. Yunanistan'a yapılan yardımın ardından İrlanda'ya da benzer bir yardımda bulunuldu.

Ankette katılanların 14'üne göre, İrlanda da benzer bir borç ödeyememe durumu yaşayacak, 7 kişi Portekiz'in de borcunu ödeyemeyeceğini tahmin ediyor.

Buna karşılık, Avrupa Üniversitesi Enstitüsü Ekonomi Bölümü Başkanı Massimuliano Marcellino, borcunu ödeyememe durumunun söz konusu olmayacağını belirterek, ''Kötü koşullardaki ülkeler kurtarılabilecek kadar küçük ve bunlar için etkili bir politik destek söz konusu'' dedi.

Ankete katılanlara yöneltilen ''Euro bozulmadan devam edecek mi'' sorusuna 38 kişiden 33'ü, ''olabilir'' yanıtını verdi.

ABN Amro bankasının yatırım şefi Didier Duret, Euro Bölgesi'nin dağılmayacağını belirtirken, Helsinki'deki Ekonomik Araştırmalar Çalışma Entitüsünden Heikki Taimio, kuzey ile güney arasında artan bir ayrışma olduğu görüşünü savunuyor.

Ankete katılanların 23'ü Avrupa Merkez Bankası ve Avrupa Komisyonunun krizle başa çıkma biçimini ''tatmin edici'' veya ''iyi'' bulduğunu belirtiyor.


Alıntıdır.
Habertürk Ekonomi

mporter
31-03-2011, 03:52
30.03.2011
Tüm kişisel bilgileriniz gidebilir!

Her geçen gün artan akıllı cep telefonları, içerdiği onlarca yeni özellik sayesinde gündelik yaşamda daha çok yer alırken kullanıcıya ait daha çok bilgiyi taşıyarak bir anlamda güvenlik riski yaratıyor. Mini el bilgisayarı gibi çalışan yeni nesil cep telefonları, dikkat edilmezse kişisel tüm verilerin paylaşılmasına neden olabiliyor.

AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, kredi kartı bilgisi, hesap numaraları, şifreler, kontak adresleri, konum bilgileri gibi ile dijital dükkanlardan indirilen uygulamalar, telefonun çalınmasından ayrı olarak, sürekli mobil şebeke bağlantısı ile kişisel bilgilerin bir anda başkalarının eline geçmesine sebep olabiliyor.

Avrupa Şebeke ve Bilgi Güvenliği Ajansı’na (ENISA) göre, önümüzdeki yıl 100 milyon civarında cep telefonu yeniden dönüştürülmek üzere muhtemelen içerisindeki önemli kullanıcı bilgileri ile çöpe atılacak. eBay gibi ikinci el ürün satılan sitelerde satılan cep telefonlarında silinmemiş kişisel bilgiler yer alabiliyor ve bu önemli bir güvenlik sorunu teşkil ediyor.

Öte yandan bir süredir dikkatlerini smartphone sektörüne çevirdiği bilinen siber korsanlar, alışveriş merkezleri gibi kalabalık yerlerde sahte internet erişim noktaları yaratarak kullanıcıların bağlanmasını bekliyor olabilir. Aynı şekilde bilinmeyen cihazlardan gelen bluetooth bağlantıları da sıkıntı yaratabiliyor. Bazı yazılımlar ise kullanıcıdan gizli belirlenen yönde SMS gönderip arama yaparak para kaybettirebiliyor.

Akıllı cep telefonları, mikrofon, kamera, hız ve GPS gibi sensörler taşıdığı için, üçüncü parti yazılımlar ile cep telefonu sahibinin nerede ne yaptığını takip etmek de mümkün olabiliyor.

İnternet analistleri, akıllı cep telefonu kullanıcılarına, ihtiyaç duymadıkları yazılımları yüklememelerini ve yüklemeden önce o uygulama ile ilgili internette araştırma yapmalarını öneriyor.

Gemini, Zitmo ve DroidDream

Geçtiğimiz yıl sonunda Çin’de, Gemini isimli format özelliği olan truva atı fark edilmiş ve bu truva atının kaynağının da resmi olmayan uygulama dükkanından indirilen bir yazılım olduğu belirlenmişti.

Zitmo (Zeus in the Mobile) isimli bir başka truva atı ise SMS doğrulaması isteyen online bankacılık sistemini hedef almıştı. Zitmo’nun yeni versiyonlarının da siber ortamda dolaştığı ifade ediliyor.

Yeni yıl ile birlikte Google’ın mobil işletim sistemi uygulaması Andorid için bir virüs tespit edildi. İlginç olan ise DroidDream isimli bu virüsün, resmi Android Markette kendisini gizlemiş olmasıydı. Yapılan araştırmaya göre, bu yazılım 200 bin kere indirildi.

perplex
12-04-2011, 00:38
Yeni SPK kanun taslağı mayısta görüşe açılacak

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Vedat Akgiray, Mayıs ayında yeni Sermaye Piyasası Kanunu taslağını görüşe açabileceklerini bildirdi.

Akgiray, Ak Portföy Yönetimi AŞ'nin katkılarıyla gerçekleşen ''İstanbul Finans Merkezi Olurken Varlık Yönetimi Sektörünü Yeniden Yapılandırmak'' konulu panelde yaptığı konuşmada, geçmişte faizlerin yüksek olduğunu, ancak şu andaki düşük faiz ortamında sabah 9-10 arasında 3 bankayı birbirine çarpıştırarak repoyla para kazanma döneminin kalmadığını ifade etti.

Sermaye piyasalarının gelişmesi gerektiğinin altını çizen Akgiray, ''Büyüme potansiyeli çok net. Dolayısıyla varlık yönetim sektörünün çok hızlı büyümesi lazım. 50 milyar lirayı 5-6 yılda 10 misline çıkartabiliriz. Bu da marifet olmayacaktır'' diye konuştu.

Halka arz seferberliği ve ardından yapılan yatırımcı seferberliğine değinen Akgiray, ''Gidiyoruz sağa sola, konuşmalar yapıyoruz. Biraz şovmenlik, biraz tiyatroculuk, biraz pazarlamacılık yapıyoruz. Çok enteresan şekilde dönüş olmaya başladı. İMKB'nin içindeki hem firma sayısı hem değerleri artacak'' dedi.

Soruları da yanıtlayan Akgiray, portföy yönetim şirketlerinin sayısının artmasının ne gibi riskler getireceği yönündeki soruyu, ''Portföy yönetim şirketlerinin sayısının çok olması aslında toplam riski azaltan bir sonuç. SPK olarak şu görüşe hiçbir zaman katılmayız; (az olsun ki denetlenmesi kolay olsun.) Şirket sayısında belirli bir terbiye içinde sınırsız olmasında bizim için hiçbir sakınca yok'' diye yanıtladı.

Bireysel portföy yönetim şirketi konusunu bile tartıştıklarını ifade eden Akgiray, ''Bireysel portföy yönetim şirketi deyince, 10 kişiden 9'u (aman çok tehlikeli, sakın o işe girmeyin. Adam toplar paraları kaçar) diyor. Kaçmayacak formülü koyarsan kaçmaz. Korkup da yapmamanın hiçbir anlamı yok. Dolayısıyla sınırları iyi çizdikten sonra niye olmasın?'' yorumunu yaptı.

BloombergHT

perplex
27-04-2011, 23:47
Çin 2016'da ABD'yi geçecek

ABD, beş yıl içinde dünyanın en büyük ekonomisi ünvanını kaybedebilir. Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) tahminine göre Çin, 2016 yılında ABD'yi geçecek.

IMF'ye göre Çin ekonomisinin büyüklüğü 2011'deki 11.2 trilyon dolardan 2016'da 19 trilyon dolara ulaşacak. Buna karşılık ABD ise aynı dönemde 15.2 trilyon dolarlık bir büyüklükten 18.8 trilyon dolara yükselecek. Uzmanlar Çin ekonomisinin ABD ekonomisini geçeceği yönünde daha önce de tahminler yapmıştı ama bu tahminler genellikle 2020 ve sonrasını kapsıyordu.

Çin ekonomisi ABD'nin ardından belirgin bir hızla yükselişini sürdürüyor. 10 yıl öncesine kadar ABD ekonomisi Çin ekonomisinin üç katı seviyesindeydi.


Akşam gazetesi

mporter
30-04-2011, 02:34
Aracı Kurum Seçerken ve Hesap Açarken Nelere Dikkat Edilmeli?

-İşlem yapmayı düşündüğünüz aracı kurumun SPK tarafından yetkilendirilmiş olduğundan emin olun.

-Aracı kurumdan talep ettiğiniz hizmetlerin ne olduğunu belirleyin.

-Birden fazla kurumla görüşerek, ihtiyaçlarınıza olan duyarlılığını ayrı ayrı değerlendirin.

-Hesap açmadan önce talep edilen ücretleri ve komisyonları öğrenin.

-Hesabınıza ilişkin tüm bilgileri dikkatlice gözden geçirin ve herhangi bir belge imzalamadan önce anladığınızdan emin olun.

-Finansal hedeflerinizi düşünerek, ne kadar yatırım yapacağınıza ve ne kadar getiriye ihtiyaç duyduğunuza karar verin.

-Hedeflerinize ulaşmak için alabileceğiniz risk düzeyini gerçekçi bir şekilde belirleyin. Yatırım yapmak istediğiniz tutarı kaybetmeyi göze alıp alamayacağınızı kendinize sorun.

-Her bir yatırım aracının özelliklerini, yatırım stratejinize uyup uymadığını tereddüte yer vermeyecek şekilde anlamaya çalışın.

Aracı kurumunuzu seçtikten sonra bu kurum ile bir sözleşme imzalamanız gerekir. Bu sözleşmenin konusu, aracı kurumdan alacağınız hizmetlere göre değişecektir.

Eğer menkul kıymet alım satımı yapacaksanız, "alım satıma aracılık
çerçeve sözleşmesi",
Eğer portföyünüzü aracı kuruma yönettirecekseniz, "portföy yönetim
sözleşmesi",
Eğer portföyünüzü yönettirmeyip sadece yatırımlarla ilgili tavsiyeler
alacaksanız, "yatırım danışmanlığı" sözleşmesi,
Eğer repo/ters repo yaptıracaksanız, "repo ve ters repo sözleşmesi",
Eğer kredili menkul kıymet alım satımı yapacaksanız, "kredili menkul
kıymetler sözleşmesi",
Eğer açığa satış yapacaksanız, "açığa satış çerçeve sözleşmesi",
Eğer menkul kıymetleri ödünç alıp verecekseniz, "menkul kıymetlerin
ödünç işlemi çerçeve sözleşmesi",
Eğer İMKB endeksleri, döviz, altın, emtia ve faize dayalı vadeli işlem yapacaksanız, "vadeli işlem sözleşmesi"

yapmanız gerekir.

Bu sözleşmelerde bulunması gereken asgari koşullar sözleşme türüne göre değişmekle beraber, hepsinde sözleşme tarafları yatırımcı olarak siz ve hizmeti veren kurum olarak aracı kurum yer almaktadır.

Sözleşmelerdeki kimlik bilgilerinizin, vergi kimlik numaranızın ve yazışma adresinizin doğru olmasına özen göstermeyi unutmayın.

Çok dikkatli olarak sözleşmelerde yazanları okumalısınız çünkü bu sizin hesabınızla ilgili kanuni haklarınızı etkileyebilir. Yeni bir hesap anlaşmasını şartlarını tamamen anlamadan imzalamayın. Yatırım uzmanının size sözlü olarak söylediği, fakat sözleşmede yer almayan şeylere inanmayın.

Aracı kurumla sözleşme yaptıktan sonra bir örneğini almayı unutmayın ve bu örneği kolayca bulabileceğiniz bir yerde saklayın.

mporter
30-04-2011, 02:37
Sermaye Artırımı Yeni Fiyat Hesaplama

Şirketler genelde yılda bir defa olmak üzere sermayelerini artırma yoluna gitmektedirler.Başlıca sermaye artırım nedenleri yüksek enflasyon şartlarında erimiş olan sermayelerini güçlendirmek ve yeni yatırımlar için veya şirketin faaliyetlerinin reel büyümesi sonucu gereken fon ihtiyacının gidermek içindir.Şirketler iki şekilde sermaye artırımına gitmektedirler; ilki, içkaynaklardan yapılan Bedelsiz Sermaye artırımı,ikinci ise, şirket ortaklarından ek fon temin ederek yapılan Bedelli Sermaye artırımıdır.

Şirketler sermaye artırımı yaptıklarında; sermaye artırımı sonrası yeni hisse senetlerinin fiyatı temel olarak aşağıdaki formül kullanılarak hesaplanabilmektedir.

Sermaye Art r m

R: Rüçhan Hakkı Kullanım Fiyatı,

n1: Bedelli Sermaye Artırım Oranı,

n2: Bedelsiz Sermaye Artırım Oranı,

TEM: Hisse Başına Nakit Temettü Tutarı,

mporter
09-05-2011, 02:18
google da yapılan görsel aramalarda virüs tehdidi ortaya çıktı. SANS Internet Storm Center'dan yapılan açıklamaya göre Google'da görsel arama yapan kullanıcılar hacker'ların yeni hedefi oldu.

Hacker'lar, web sitelerinin Google'a yansıyan fotoğraflarını kullanıyor. Bu fotoğraflarda herhangi bir anormallik görülmediğinden ve bilinen bir web sayfasına ait olmasından dolayı kimse şüphelenmiyor. Ancak Google'da görsel aramada çıkan bu fotoğrafa kullanıcı tıkladığında kullanıcılar hacker'ların hazırladığı "sahte" web sayfasına yönlendiriliyor. Ardından kullanıcılara "bu virüs yazılımını kurun" benzeri bir uyarı mesajı geliyor.

Kullanıcılar bu programı bilgisayara indirmek istediğinde ise hacker'lar son kullanıcının bilgisayarına ve bilgilerine ulaşmış oluyor.

SANS'a göre 5 binden fazla web sitesi hacker'ların kontrolünde bulunuyor ve Google'dan her gün yaklaşık 500 bin kişi bu sahte sitelere yönlendiriliyor.

Google Sözcüsü Jay Nancarrow, konuyla ilgili yaptığı açıklamada arama sonuçlarının üzerinde çalıştıklarını ve kullanıcılara en uygun ve riski az sonuçların sağlanmaya çalışıldığı belirtildi.e kolay

perplex
15-05-2011, 20:34
Borçluyum, borçlusun, borçlu...
Türk vatandaşı 186 milyar TL ile tarihin en borçlu dönemini yaşıyor
Borçluyum, borçlusun, borçlu... BANKALARIN kullandırdığı, taşıt konut ve bireysel kredilerden oluşan tüketici kredisi tutarı 141.3 milyar TL’ye ulaştı. Vatandaşın 45.2 milyar liralık da kredi kartı borcu bulunuyor. Toplam borç ilk kez gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde 16.88’ine çıktı. 18 yaşın üzerinde yaklaşık 51 milyon kişi olduğu düşünülürse kişi başı 3 bin 660 TL borcumuz var. Tüketiciler Birliği Başkan Yardımcısı Ali Çetin, “Borç tarihi rekor kırdı aman dikkat” uyarısı yaptı

Kredi kartına 12 ayı geçen vade... ‘Bugün al, 3 ay sonra ödemeye başla’ gibi çok cazip kampanyalar, Türkler’e cebinde olmayan parayı harcatmakta başarılı oldu. Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF) Genel Başkan Yardımcısı Ali Çetin, tüketicilerin borcunun milli gelire oranının yüzde 16.88’e tırmanarak tarihi bir rekor kırdığına dikkat çekti.

Çetin, Merkez Bankası haftalık verilerine göre, 6 Mayıs 2011 tarihi itibarıyla tüketici kredileri borcunun 141 milyar 336 milyona, kredi kartı borçlarının ise 45 milyar 251 milyona çıktığını, tüketici borcunun 186 milyar 642 milyona dayandığını belirtti. Çetin, “TÜİK’in yayımladığı 2010 yılı milli geliri 1 trilyon 105 milyar olduğunu göre tüketicilerin borcunun milli gelire oranının yüzde 16.88’e tırmanarak tarihi bir rekor kırdı. Vatandaş cebinde olmayan parayı harcıyor aman dikkat” dedi.

Cazip ödeme kolaylıkları vatandaşın henüz kazanmadığı parayı harcamasını kolaylaştırıyor. Son dönemde otorite kredilerde bir yavaşlama isteğini ortaya koysa da vatandaşların özellikle maliyet artışlarını dikkate alarak krediye yöneldiği dikkati çekiyor. Bir bankacı durumu, “Cari açıkla ilgili endişeler var. Herkes maliyetlerin 1-2 puan daha artacağını söylüyor. Bu da vatandaşın, ‘Henüz paranın maliyeti artmamışken kredi çekeyim’ demesine neden oluyor. Son haftalardaki şişmenin altında yatan neden bu” diye özetledi. Devlet Bakanı Başbakan Yardımcısı Ali Babacan da, vatandaşın henüz kazanmadığı parayı harcadığına dikkat çekmişti.

Gelir dağılımı bozuk

Öte yandan Tüketiciler Birliği Başkan Yardımcısı Çetin, borçluluk artarken ve Türk vatandaşları büyük bir coşkuyla tüketim çılgınlığı yaşarken, yoksulluğun artmasının da tezat oluşturduğunu öne sürdü. Çetin, TUİK verilerine göre, AK Parti’nin iktidar olduğu 2002 yılında, Harcama Esaslı Göreli Yoksulluk Sınırının yüzde 19.86 iken yıllar itibarıyla artarak krizin patladığı 2009 yılında yüzde 34.20 olduğunu belirtti. AK Parti döneminin aynı zamanda gelir dağılımının bozulduğu ve bozukluğun gittikçe arttığı yıllar olduğunu ifade eden Çetin, TUİK’in yayımladığı “Gelire sıralı yüzde 20’lik grupların harcama türleri içindeki payı”nın bu

gerçeğin altını çizdiğini bildirdi.

Türkiye ortalamasına bakıldığında,

en az geliri olan ilk yüzde 20’lik

grubun gelirinin yüzde 23’ünü

gıdaya, yüzde 28’ini kiraya, yüzde

14’ünü otobüs-dolmuşa, yüzde 5’ini giyime, yüzde 4’ünü ise içki ve sigaraya yatırdığını belirten Çetin, yoksul kesimin gelirinin yüzde 75’i ile ölmemek için yediğini, çıplak gezmemek için örtündüğünü, en az parayı yüzde 3.8 ile sağlığa ve eğitime ayırdığını kaydetti.



Gazete vatan

mporter
18-05-2011, 03:03
Soros, hedge fonunun elinde tuttuğu altın yatırımlarını boşalttığı gibi, altın ve gümüş çıkartan madencilik şirketi hisselerinin çoğunu da sattı

George Soros bu yılın ilk çeyreğinde hedge fonunun elinde tuttuğu altın yatırımlarını boşalttığı gibi, altın ve gümüş çıkartan madencilik şirketi hisselerinin çoğunu da sattı.

ABD sermaye piyasası kurallarına göre kamuya açıklama yapan Soros Fund Management’in Aralık 2010 sonunda 774 milyon dolarlık borsaya kote altın fonu hissesi bulunurken, Mart ayı sonunda biten ilk çeyrekte bu tutar 7 milyon dolara indi.

ALTIN FİYATLARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN...

Pittsburgh merkezli Janney Montgomery Scott’un yatırım stratejisti Mark Luschini ye göre Soros, altın yatırımına deflasyon kaygısıyla başlamıştı ve bu olasılık ortadan kalınca altın stokunu sattı.

Luschini, “Şu anda deflasyon beklemek için bir neden yok ve eğer bu nedenle altın alıyorsanız, Soros’un sinyaline bakabilirsiniz” dedi. Luschini ancak şu anda ABD’de enflasyonun hala bir kaygı nedeni olduğunu ve yatırımcıların varlıklarının yüzde 3 ile 5 i arasındaki bir tutarını enflasyon ve dünya mali sistemindeki diğer sorunlara karşı altın olarak tutabileceklerini kaydetti.

Bu arada Soros’un hedge fonunun ilk çeyrek açıklamasında, altın madenciliği yapan Kinross Gold şirketinin, 2010 son çeyrekte elinde tuttuğu 4 milyon hissesini 1.4 milyon adede indirdiği, Novagold Resources’un 12.9 milyon hissesini de 3.5 milyon adede düşürdüğü ortaya çıktı.

Fon, Pan American Silver’daki 19,900 hissesinin tümünü de sattı.

Soros Fund Management, altın konusundaki yatırım değişikliği konusunda bir açıklama yapmadı.

Teknikanalizim
01-06-2011, 00:21
Türk subayına açık mektubumdur...


AŞAĞIDAKİ satırları daha önce bu köşede paylaştım, TSK mensuplarından birçok olumlu dönüş ve çok önemli katkılar da aldım.
Sevgili dostlar, bu sabah, son 48 saat içinde yaşanan çok önemli iki gelişme sonrası daha açık ifadesiyle "12 Eylül generallerinin ifadeye çağrılması ve ilk defa bir orgeneral rütbeli askerin tutuklanmasından" sonra durumun ne kadar hassas olabileceğini de dikkate alarak ve yeni eklentiler yaparak mektubu yeniden paylaşmak istiyorum...
Sevgili Türk Subayı,
Türkiye çok ama çok zor bir döneme girdi. 1997 yılında başlayan operasyonlar zinciri ile kaba sığdırılmak istenen ülkemiz, 2001 finansal kriziyle prangaya vurulup tam istenen kıvama getirildi. Bu süreç 2001 -2007 arasında devam ederken, Türkiye Kandil operasyonuna kadar her anlamda köşeye sıkıştırıldı.
2007-2011 arasında bu sıkışık düzenden kurtulan Türkiye, son dönemde "cihan devleti" olma yoluna girdi ve Batı cephesinden borçlanmak yerine periferisiyle iş geliştirme yolunda kendi ekonomisini bina etti. IMF'den kopuşla gelen finansal bağımsızlık her alana yansıdı ve savunmadan ekonomiye birçok dinamik gelişti.
Bunları neden yazıyorum?
Sevgili Türk subayı, füze kalkanıyla başlayan ve Libya operasyonuyla devam eden, Suriye'ye sıçrayıp, Türkiye'de sivil itaatsizlik kılıfında tezahür eden süreç Türkiye'nin yeniden kaba doldurulma denemesine kadar gidecek ve ilk ipuçları gelmeye başladı.
Bu noktada TSK'nın daha açıkçası bir NATO ordusu olarak TSK'nın, Türkiye Cumhuriyeti adına çok sağlam durması gerekli ve zorunlu. Söylemek istediğim çok net; amaç ukala bir tavırla uyarmak değil, yazdıklarım sade bir vatandaş isteği ve görüşü.
Bu noktada "bizden birileri olan subaylarımıza" tarihi bazı verileri de hatırlatmak istiyor ve diyorum ki; aktörler değişse de senaryolar hep aynı.
Ekim 1875. Sadrazam Mahmud Nedim Paşa, Osmanlı'nın kurtuluş yolunda en önemli adımı olan faizde tenzilat kararını açıkladı. Yabancıların tuzağına düşmüş Osmanlı'nın o yıl bütçe toplamı 25 milyon, iç ve dış faiz ödemesi 30 milyon liraydı.
Mart 1876. Osmanlı Devleti, borç ödemelerinin tamamını durdurduğunu açıkladı. Yok edilme süreci Osmanlı sanayi yapısını tamamen çökerten 1838 Baltalimanı Anlaşması'yla başlamıştı. Osmanlı, devletçi ekonomiyi rafa kaldırarak gümrük vergilerini İngiltere ile saptamayı kabul etmişti. 1814 yılında bir sterlin 23 kuruş iken, 1839'da 104 kuruş oldu. Avrupa devletleri, Osmanlı'ya "Hemen dış borçlanmaya gitmelisiniz" diyerek baskı yapmaya başladı.
Mayıs 1876. Borç ödememe kararı ilk sonucunu verdi: Başkaldıran boyunduruk altındaki Osmanlı'ya ilk isyan kışkırtmalar sonucu Balkanlar'da başladı. Bulgarlar ve Sırplar isyan etti. Aynı günlerde İstanbul'da medrese öğrencileri ayaklandı ve borç ödememe kararını alan Sadrazam Nedim Paşa azledildi. Ayaklanma Harbiye öğrencileri arasında da yayıldı, Dolmabahçe Sarayı sarılarak Sultan Abdülaziz tahttan indirildi. Osmanlı Hazinesi Düyun-u Umumiye'ye teslim oldu.
1950-1970: Emperyal güçler Türk ekonomisini hatta Kore Savaşı-NATO üyeliği çizgisinde Türkiye'yi esir etme planını harekete geçirdi. 1960 öncesi Rusya kartıyla bu oyuna karşı hamle yapan siyasi otorite, Sadrazam Nedim Paşa'nın kaderinden kurtulamadı! İrtica diye ayağa fırladık, emparyal güçlerin kucağına düştük!
1978-1980: Türkiye'de halen de süren hâkim politikaların temeli, 1978'in Temmuz ayında, Dünya Bankası'nca hazırlanan raporla atıldı. 1980 darbesiyle uygulamaya konulan bu raporla, Türkiye'nin 1978'e kadar başarıyla süren kalkınmacı, bireysel ve küçük ölçekli sermaye birikimlerine dayalı yapısı, büyük ölçekli çok uluslu sermaye ilişkilerinin kontrolünde serbestleşmeyi savunan bir dinamiğe dönüştü. 1977 yılında düşünülen kalkınma hamlesi böylece engellenmiş ve "Cumhuriyet ile yırtılan borç gömleği" yeniden Türkiye'ye giydirilmiş oldu.
1980-2007: Türkiye, 70 milyonu ile çalışıp 35 bin gerçek-tüzel (iç-dış) kişiye gelirinin yüzde 50'sini aktarır hale geldi. 2001 finansal darbesi ile Türkiye IMF tarafından atanan 1978 raporu yazarına teslim edildi ve dünya üzerinde görülmemiş bir dolar faizini tefecilere aktarmaya başlarken, IMF'ye en borçlu üç ülkeden biri oldu.
Sevgili Türk subayı, işte tablo bu kadar açık... Şimdi sakin olma ve neyin ne olduğunu anlayarak içimize sızmış bütün odakları ele ele vererek etkisizleştirme, içimizden arındırma zamanı! Türkiye bu zor süreci de atlattığı zaman iç-dış yerleşik odakların at koşturamadığı bir ülke, gerçek bir demokrasi olacak...

y.bulut...

perplex
15-06-2011, 01:23
IMF`den müthiş Türkiye raporu

IMF öngörülerine göre, Türkiye’nin 2016 yılında toplam milli geliri 1 trilyon 159 milyar dolara ulaşacak. Sınır komşularının ise aynı dönemde toplam milli geliri 1 trilyon 407 milyar doları ancak bulacak. Önümüzdeki 5 yılda en temposuz Yunanistan olacak ve milli geliri 2016’da ancak 347 milyar doları bulacak.

Türkiye’nin, 2011-2016 döneminde dolar bazında yüzde 45.3 büyümesi öngörülüyor. Söz konusu dönemde, Türkiye’nin komşularının ortalama yüzde 33.3 büyümesi bekleniyor. 2016’da Türkiye’nin GSYH’sinin cari fiyatlarla 1 trilyon 159.2 milyar dolara, sınır komşularının toplam GSYH’sinin ise 1 trilyon 407.9 milyar dolara ulaşacağı hesaplanıyor.

Alıntıdır.
Bigpara

perplex
26-06-2011, 12:01
İMKB düşük hacimle alçalan trendin üzerini denedi, geri döndü
İMKB, 5 Mayıs 2011 tarihinden beri süregelen “alçalan trendin” üzerini cuma günü ilk defa denedi. Amerika ve Avrupa başta olmak üzere dış borsalardaki satışların, içeride ise cari açık sebebiyle piyasadan uzak durmaya çalışan yabancı yatırımcıların etkisiyle, düşen işlem hacmine rağmen alçalan trend yukarı yönlü kırılmak isteniyor. Ekonomisinin beklenenden yavaş büyüdüğünü söyleyen ABD Merkez Bankası (FED) bu ayki toplantısında da politika değişikliğine gitmedi. FED’in beklentilerimiz doğrultusunda sıfır faiz ve düşük kur politikasına devam kararı almasına rağmen Euro Bölgesindeki çözümsüzlük dolara yeniden değer kazandırmaya başladı. FED toplantısı öncesi 1.4442 seviyesine kadar yükselen euro-dolar paritesi haftayı 1.4168’den kapadı. Dışarıdaki olumsuz gelişmelerin yanı sıra aylardır munzam karşılıkları yükselterek bankaları bono satmaya zorlayan Merkez Bankası bu ayki Para Politikası Kurulu toplantısında beklemeyi tercih edince, İMKB yükselişe geçti. Cari açığı azaltmak için alınan tedbirleri gözlemek için yerli ve yabancı yatırımcının piyasadan uzak durduğu şu günlerde piyasa, düşen hacmine rağmen alçalan tirendin üzerine yeni bir yükseliş denedi. Hafta sonu muhtemel yaşanabilecek gelişme ve açıklamaları göze alamayan yatırımcılar bir miktar da olsa satışa geçince piyasa az farkla önemli trendin içinde haftayı kapadı.
Aylardır munzam karşılıkları artırarak piyasadan para çeken ve likiditeyi azaltmayı başaran Merkez Bankası, bankaları ellerindeki bonoları satmaya zorladı. Bankaların ellerindeki bonoları satmasının yanı sıra yıllardır görmeye alıştığımız yabancı alımlar da gelmeyince piyasadaki faiz oranı önce 9 bileşiğin üzerine yükseldi. Haftalardır 9 bileşiğin üzerinde alım, 8.7 civarında da satımla karşılaşan piyasada geçen hafta faiz 9.29 bileşiğe kadar yükseldi. 9.06 ile 9.29 bileşikler arasında dalgalanan piyasa, cuma günü tam haftalık ortalama seviyesi olan 9.12 bileşikten haftayı kapadı.

DOLAR 1.63 TL’Yİ GEÇTİ
Cari açığı kontrol altına almak ve ısınan ekonomiyi soğutmak adına alınan tedbirler faizi yükseltmekle kalmadı. Yabancılar piyasalardan bir miktar sıcak parayı kaçırdığı için TL de değer kaybetti. Aylardır TL’nin değer kaybetmesini arzulayan ancak her yükselişin ardından “yükselen kur, risk’i azalttığı için” yeni bir sıcak para girişine bağlı olarak hayal kırıklığı yaşayan Merkez Bankasının “bu sefer kuru nasıl yukarda tutabilecek” sorusu akla geliyor. Ama bildiğimiz bir şey var dolar 2009 Nisan ayından beri 1.63 TL ve üzerinde işlem görmemişti. 26 ay sonra ilk defa perşembe günü 1.6366 TL’den işlem gören doların 1.63 TL destek ve 1.66 TL direnç bandına girdiği görünüyor.


Petrol ve altın düşüşe geçti
Doların yeniden değer kazanmaya başlaması ve Uluslararası Enerji Ajansının 60 milyon varil petrolü piyasaya süreceği haberleri aylardır zirvelere yakın seyreden altın ve petrol fiyatlarını baş aşağı çevirdi. Nisan ayında 126.91, 14 Haziranda da 120 dolar fiyatla işlem gören İngiliz Brent petrol fiyatı uluslararası piyasada cuma günü 103.68 dolara kadar gevşedi. Petrol fiyatlarındaki düşüş, bizim gibi petrolü ithal eden ve cari açık veren ülkeleri olumlu etkileyecektir. Uluslararası piyasalarda 1577 dolar altının ons fiyatı ise haftalardır 1510 dolar ile 1550 dolar arasında gezindikten sonra doların değer kazanması sonrası cuma günü 1498.5 dolara kadar gevşedi. TL’nin değer kaybı uluslararası piyasada yüksek seyreden altın ile birleştiği için hafta içinde 540 TL’ye kadar yükselen Cumhuriyet altını dışarıdaki düşüş sebebiyle 530 TL’den haftayı tamamladı.


BEKLENTİLERİMİZ
Avrupa’da bankalar arası güven bunalımına dönüşen krize rağmen İMKB hafta boyunca önce 60.000 ve üzerinde tutunmayı başardı. Düşüşte endeksle birlikte geri gelen işlem hacmi piyasadaki satışların azaldığının ilk sinyallerini verirken diğer taraftan yükselen dolar yabancı yatırımcısı adına hisse fiyatlarını daha da düşürüyor. Elinde hisse senedi bulunduran yabancı yatırımcının satmamasının ötesinde piyasada iyice ucuzlayan fiyat her an yeni bir yabancı alımına neden olabilir. Haftayı 62.072 puandan kapayan İMKB’nin 61.660 (5 günlük, günlük yükselen ortalaması) - 60.000 (psikolojik) destek ve 42.300 (alçalan trend üst sınırı) - 62.540 ( 22 günlük, günlük düşen ortalaması) - 64.000 direnç seviyeleri var. İMKB’nin yükselen trendin üzerinde tutunabilmesi ve aylık ortalama seviyesini kırabilmesi için doların 1.63 TL desteğine, spot piyasada da faizin 9 bileşiğin altına geri dönmesi gerekiyor. Aksi halde tek başına yükseliş veya düşüşler kalıcı olmaz.


Alıntıdır.
Adnan Yıldız
Türkiye gazetesi

perplex
26-06-2011, 12:13
Toprağı bol olsun!
1 yılı aşkın süredir gündemde kalan Yunan dramında yeni bir sayfa açıldı. Papandreu parlamentodan güvenoyu aldı. Yunan parlamentosu şimdi, sert ekonomik önlemleri içeren yasa tasarısını oylamak için 30 Haziran’da toplanacak. Kesinti programında, kamu sektörünün özelleştirilmesi, maaş ve ikramiyelerin kısılması, devlet memuru sayısının azaltılması ve devlet arazilerinin satışlarının ve vergi toplama işlemlerinin hızlandırılması var.. AB ve IMF, tasarıyı şart koşuyor. Tasarının geçmesi karşılığında Yunanistan’a ayrılan 12 milyar euroluk mali yardımın 5. dilimi 3 Temmuz’da serbest bırakılacak. Ve hemen ardından 120 milyar euro’ya ulaşan 2. mali yardım paketinin müzakereleri başlayacak. Muhalefet partilerinin karşı çıktığı yasa tasarısı onaylanmazsa, Yunanistan’ın iflası resmileşecek. Ülkedeki yaklaşık 11 milyonluk nüfus içinde sadece 4.2 milyon çalışan bulunuyor. Bunların da önemli bir kısmı kamu çalışanı.. İşte bu yüzden ülkede bütçe kesintisine gitmek şart olduğu için, halk isyanları oynuyor

Yunanistan’ın 2015’e kadar yoğun bakımda kalması gerekeceği için bu tarihe kadar borçlarını döndürebilmesi için, 60 milyar euroluk ek bir kaynağa ihtiyacı var. Şimdi bakın Avrupa’nın Yunanistan’a vereceği her kredi aslında başta Almanlar olmak üzere tüm Avrupalı vergi mükelleflerinin sırtına ek yük getiriyor. Almanlar fazla risk almak istemiyor. Merkel köşeye sıkıştı. Bir yardıma olur veriyor, sonra, Yunanistan daha fazla özelleştirme yapmalı daha fazla vergi toplamalı, diyor. Yunanistan devlet tahvili satın alarak Atina’ya kredi açan çoğunluğu Alman, Fransız ve İngiliz bankaları, bu tahvilleri daha uzun vadelilerle takas edecek, yani Yunanistan’ın borç geri ödemeleri ileri atılacaktı. Bu sayede oluşturulacak kurtarma paketinin de 100 milyar euroyu aşması planlanıyordu. Ancak kredi kuruluşu Fitch bankaların katılımını gönüllü olarak nitelemenin yanlış olacağını, bankaların hükümetlerden katılmaları yönünde baskı göreceklerinin açık olduğunu düşünüyor. Yani yatırımcılara, “Yunan devlet tahvili alırsanız, faiz geliri elde edemez, sadece ana paranızı geri alabilirsiniz“ mesajı veriliyor.. Üretemeyen Yunanlılar aldıkları borcu nasıl ödeyecek, belli değil. Ekonomide devleti küçülterek, büyüme sağlanamaz. Ülke iflas etti. Bu gerçeği AB de IMF de biliyor. Ama kısa vadede başka çare bulamadıkları için, zaman kazanmaya çalışıyorlar. Ayrıca halkın, bu kemer sıkma operasyonuna ne kadar dayanacağı da meçhul. Mezar taşı yazıldı bile: Yorgo öldü, toprağı bol olsun.

Necmettin Batırel
Türkiye Gazetesi